26 Mayıs 2012 Cumartesi
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

Papermoon 6 milyon dolarlık restoran

 

 

2006 yılında yüzde 40’a ulaşan büyüme hızıyla Türkiye ekonomisini geride bırakan ünlü restoran Papermoon, bu yıl 6 milyon doları gördü. İtalyan yemekleriyle ve işadamlarının uğrak yeri olmasıyla meşhur bu ünlü restoranın başarısının ardında yatanları araştırdık. İşte İstanbul’un ve belki de Türkiye’nin en karlı makarnasının başarı hikayesi...

 

0n yıl, nesnelerin de insanların da hayatında keskin değişiklikler yaratabilecek kadar uzun bir süre. On yılda bir ağaç metrelerce büyür, en dayanıklı eşya bile yıpranır, değişir… Konu mekanlar ve İstanbul olunca yıllar, iki kat süratli geçer. Hele, trendleri, hayalleri, sevdikleri ve sevmedikleri, hazmettikleri, dışarı attıklarıyla metamorfozların kenti olan İstanbul’da bir gittiğiniz restoranı birkaç ay kadar sonra yerinde görememe ihtimali, dünyanın hiçbir yerinde İstanbul’daki kadar yüksek değildir.

 

Papermoon’un ortaklarından Paolo Lattanzi, çoğu Papermoon’un açıldığı günden beri çalışan personelle birlikte...

En eskisi 10 yıl önce işe başlayan İşletme Müdürü Erol Usta ve en yeni eleman ise iki yıllık Halkla İlişkiler Müdürü Mine Aydan. 

 

Papermoon, on yaşında

 

Ahşap bar tezgahına yılların yaşam haritası çizilmiş. Ufak tefek elden geçmelere rağmen, içerideki her şey ilk açıldığı günden kalma; hatta çalışanların büyük bir çoğunluğu da… Papermoon’daki tek değişiklik bar tezgahının eskimesi, yıpranan döşemeler, kır düşen saçlar yani zamanın bıraktığı parmak izi sadece… İçeride 1970’lerin nostaljik nameleri kulağa çalınıyor; Papermoon’un iç yaşamında hayat daha eski tarihlere endeksli. Barın ardındaki duvarı eski filmlerden çekilmiş siyah beyaz fotoğraflar süslüyor. Tabii aralarında en dikkat çekeni, restoranın ismi için esin kaynağı olan Ryan O’Neil ve kızı Tatum O’Neil’in birlikte oynadıkları Papermoon adlı filmin karesi. Her zaman İstanbul’un en çok konuşulan mekanlarından olan Papermoon, açılışının üzerinden bunca yıl geçmesine rağmen, hala İstanbul’un en gözde restoranı. İstanbul gibi değişken bir kentte değişimlere ve trendlere kapılmadan durmanın zorluğu bir yana, aradan geçen zaman bir şeylerden bıkmak ve yenilik aramak için de epeyce uygun bir süre. Papermoon, varlığıyla bu tezi boşa çıkarıyor; aksine köklenmenin, zamanı taşımanın bir işletme için ne kadar önemli olduğunun canlı kanıtı olarak ortada duruyor. 6 milyon dolarlık göz dolduran bir ciro ile restoranlar hakkındaki pek çok fikri değiştiriyor. Çünkü bir restoranın sanayi yatırımlarının kârını geçmesi pek görünür, rastlanır bir durum değil. Papermoon, bugün 6 milyon dolarlık bir restoran olarak tüm bakışları üzerine çekiyor. Oysa bugüne kadar ünlülerin, politikacıların, işadamlarının mekanı olarak, bir ‘aidiyetler krallığı’ olarak öne çıkmıştı.

 

Giuseppe Pressani

Excutive Chef

 

Mutfakta her gün özel bir gündür

 

Restoranda çağrıldığı ismiyle Pino, “Restoranda doğdum” diye anlatıyor mutfakla ilişkisini. Annesinin ve babasının işlettiği restoranda mesleğe başlayan Pino, bir süre sonra Fransa’ya gönderilmiş ve ustalığa giden yolda tecrübe kazanmış. İstanbul’da çalışmaktan çok mutlu olan Pino, birlikte çalıştığı insanlardan da son derece memnun ve “Ne de olsa kültürümüz aynı, Akdeniz kültürü” diyor. Mutfağın ritmini caz ya da blues müziğin ritmine benzeten Pino, “Mutfakta her gün özel bir gündür” diye anlatıyor ve alışveriş araştırmasını her gün kendi yaptığını, taze olduğuna inanmadan hiçbir şey satın almadığını anlatıyor.

 

 

Papermoon nasıl bir yerdir?

 

İstanbul’un ve Türkiye’nin ikinci büyük alışveriş merkezi olan Akmerkez’in zemin katında, yanıbaşındaki caddeden akan Etiler trafiğine karşı konuşlanır. 750 metrekare bir alana kurulmuş, salon, mutfak, hazırlık mutfağı, bar gibi bölümleri olan bir restorandır. İçinde 85 kişi çalışır; valesi ve komisi dahil. 150 kişilik masa hacmi vardır ve çift devir çalışır; yani öğlen ve akşam yemeklerinde… En çok pasta yani İtalyan makarnası, pizza satılır ama bir balık restoranı kadar çok balık ve deniz ürünü satışı yapılır. Rezervasyonsuz müşteri kabul etmez. Ayrıca, içerideki hayatı gizleyen koyu renk camlar, içerideki hayatı gözlerden uzak tutar. Kapısında bekleyen görevliler, her zaman ciddi ve iyi giyimlidir; hatta biraz ‘Blues Brothers’ı hatırlatır… Yanlışlıkla girilemeyecek kadar Akmerkez’den ayrı durur, merak edilerek girilemeyecek kadar da snob görünür ama insanın kendini ait hissetmeyeceği abartılardan uzak ve rahattır. Mekanın tasarımı ünlü Tony&Chi Associates tarafından yapılmıştır. Papermoon için bütün bu özellikleriyle orta yaşlı, seçkinci, içine kapalı, mesafeli, sade ama şık sıfatları kullanılabilir. 6 milyon dolarlık ciroyu da işin içine katarsak, elbette zengin bir Papermoon çıkar ortaya... Akmerkez’in temellerinde emeği bulunan, Papermoon’un Genel Müdürü Köksal Akoğlu’na göre, Papermoon’un başarısı planlı bir başarı. Akoğlu, Ali Raif Dinçkök’ün dostlarını, iş yaptığı insanları güven duyarak götürebileceği bir işletme kurmak fikriyle yola çıkarak Papermoon’un temellerini attığını anlatıyor. Akoğlu’na göre Papermoon’un başarısı üç unsura dayanıyor; yemeğin, hizmetin kalitesi ve bu her iki unsurun devamlılığı… Akoğlu, Papermoon’un kuruluşundan bugüne kalitesinin değişmediğini, hizmet kalitesinin ise her geçen gün iyileştirildiğini, bu iyileşmenin ise devamlılık gösterdiğini anlatıyor. Akoğlu’na göre, başarısızlık en küçük bir detayda başlayan ve domino etkisi gösteren bir durum. Bu nedenle detaylara gösterilen titizlik süreğen ve ısrarcı…

 

 

Uyumlu ortaklık

 

Papermoon’un ortaklarından Paolo Lattanzi’nin her üç – dört ayda bir yaptığı İstanbul ziyaretleri de bu sürekli titizliğin bir parçası. Yeni yemek ve şarap mönüsü hazırlığı ve kontrol için İstanbul’a gelen Lattanzi, bu ziyaretlerin Papermoon açıldığından beri sürdüğünü söylüyor. İstanbul’da gösterilen başarının sebeplerini sorduğumuzda ise şöyle anlatıyor: “Bu başarıyı bekliyorduk çünkü Türkiye’den güçlü bir grupla iş yaptığımızı biliyorduk.  Kendi grubumuza zaten güveniyorduk ve Akkök Grubu’nda da maddi manevi hiçbir sıkıntı olmadığını görünce birleştik.”  Köksal Akoğlu, Papermoon’da bütün detaylara büyük hassasiyet gösterildiğini anlatırken açılmadan önce yaşanan süreci anlatıyor. “Mutfağın, restoran açılmadan önce iki buçuk ay boyunca çalışması gerektiğini söylediler. Dekorasyon yapılırken, bir yandan da yemek pişiyordu. Bu süre boyunca mutfak sanki restoran açılmış gibi çalıştı ve Akmerkez çalışanları, eş dost, herkes yemek yedi. Paolo Lattanzi işin başındaydı ve Pino executive chef’ti. Ben Papermoon’a kadar böyle bir duruma tanık olmamıştım. Böylece kadro ve mutfak trafiği oturdu. Ankara Papermoon açılırken de benzer bir çalışma yapıldı.” Mutfak açıldığı zaman yedi İtalyan aşçı varmış, şimdi mutfakta herkesin Pino diye hitap ettiği Giuseppe Pressani executive chef olarak Türk ekibiyle birlikte çalışıyor.

 

Sistem ve personel

 

Papermoon’un oturmuş ve birbiriyle ilişkileri işyerinin ötesine geçmiş bir kadrosu var. Bu durum sadece mutfakta değil, gelen konuklarla birebir ilgilenen personel içinde de aynı. Kendilerine “Biz Papermoon ailesiyiz” diyebiliyor, özel kutlamalara gönderdikleri çiçeklerin üzerine bile bunu yazıyorlar. Servisin tıkır tıkır işlemesi, işlerin düzenli ve yolunda gidebilmesi için, kurallar hiçbir zaman esnetilmiyor. Papermoon’da ‘runner’ sistemi ile çalışılıyor. Mutfakta aşçı ile koordinasyonu sağlayan ve servisi yapan kişiler ayrı. İçerideki bütün işleyiş saat yönünde. Siparişler saat yönünde alınıp, servis saat yönünde yapılıyor. Herhangi bir karışıklığa neden olmaması için personelin uyumlu çalışması bu nedenle çok önemli. Restoran inşaat halindeyken işe başlayan İşletme Müdürü Erol Usta, Doktor lakaplı servis şefi Turan Çetinkaya, Volkan Şan, Sezgin Yüce restoranın belkemikleri… Komisinden bulaşıkçısına, tüm personel önemli ama onlar işin maestroları. Akoğlu, “Personelimizin yüzde 95’i on sene öncesiyle aynı. Burada bir tek bulaşıkçılar değişir. Bulaşıkçı da aşçı yamağı olur; aşçı yamaklığından aşçılığa yükselir. Aşçı istasyon şefi olur… Bu sistemi Paola kurdu. Papermoon’larda sistem böyle yürür” diye anlatıyor içerideki personel politikasını.

 

Mutlu personel, mutlu müşteri

 

Konuştuğumuz tüm çalışanlar, Papermoon’un bir aile olduğu konusunda birleşiyor. Hatta öyle ki, izin günlerinde ayrı kalmak bile hoşlarına gitmiyor. Bu sözlerin, patronu mutlu etmek ya da bir yazıya konu olacaklarını bildikleri için söylendiğini düşünebilirsiniz. Ama hayır; bunun doğruluğundan kuşku duysanız bile öyle olduğunu anlıyorsunuz kısa sürede. İçerideki ilişkileri şöyle anlatıyor Erol Usta: “Biz, birbirimize destek verir, birbirimizi kollar, yardımcı oluruz. Burada iyi bir iş yaptığımızı bilir, bununla kıvanç duyarız. Garson arkadaş da komi de aynıdır.”  Turan Çetinkaya ise : “Burası çalışanlar için rahat bir ortamdır. Kurumsal bir çatı altında olmanın güvencesini yaşarız. Hayat standardımız garantidir. Tipimiz garantidir. Kendini kasan, huzursuz olan bir garson nasıl rahat çalışabilir? Bizim işimiz maratona benzer. Altı ay çalışıp, sonra oturan yerler vardır. Burada personel 12 ay boyunca ne kazanacağını bilir. Gelir çok yüksek olmasa bile, ne kazanacağını bilmek, yarını görmek insanı rahatlatır” diyor.

 

İşe en yeni başlayanlardan biri olan Halkla İlişkiler Müdürü Mine Aydan, geçici bir iş diye Papermoon’a geldiğini şimdi başka bir iş yapmayı bile düşünemediğini anlatarak, “Daha ilk haftada aile gibi hissettim. Korktuğum halde zorlanmadım çünkü burada çalışan herkes yanımda oldu ve ellerinden geleni yaptı. Her şekilde yardım ettiler” diyor. Köksal Akoğlu, işletmenin böyle bir personele sahip olmasının büyük bir avantaj olduğunu düşünüyor ve Papermoon’da çalışmayı bir avantaja dönüştürecek desteklerin verilmesini de sağlıyor. Restorandaki tüm personele düzenli olarak İngilizce dersi verildiğini, personelin üç – dört ayda bir civardaki bir restoranda birlikte yemek yediklerini öğreniyoruz bu arada. Akoğlu, personeli birarada tutmak, doğru insanları bir araya getirmenin zorluğunu anlatmak için, “Fenerbahçe Appiah’ı nasıl transfer ettiyse ben Pino’yu öyle transfer ettim. Bu işler göründüğü kadar kolay değil” diye anlatıyor.

 

Yeni açılan Ankara Papermoon’un dekorasyonu da Tony&Chi Associates tarafından yapılmış. Farklı bir havası olan yeni mekanın katılımıyla, bu yıl Papermoon’un şirket bazında cirosu daha da yükselecek.

 

Düzen ve disiplin için kontrol

 

Papermoon’un öğlen ve akşam yemekleri ile atan bir kalbi var. Tüm zamanlar bu iki özel öğünde yenecek yemeğin mükemmelliğine adanmış. Erken saatlerde başlayan çalışma, akşam 18.30’da Erol Usta’nın kontrolündeki ‘meeting’e yani bir nevi ‘içtima’ya kadar sürüyor. Müşteriler gelmiş bile olsa arka salonda bütün elemanlar toplanıyor ve günlük bakımları gözden geçiriliyor, giysi detaylarına bakılıyor, bir gün önceki olanlar, varsa kusurlar değerlendirilip, eleştiriliyor. Elbette tırnak kontrolü de yapılıyor. Her içtimada genel kurallar bir kere daha tekrarlanıyor. Erol Usta, “Bir garson, aşçı kadar yemeği bilmeli ve gelen konuğa yemeğin içinde bulunan her şeyi anlatmalıdır. Domuz eti varsa, yemekte içki kullanılmışsa bunu da söyler. Risotto krizi patlak verdiğinde tatildeydim ve hemen aklıma bu durumun bizim restoranda olmuş olabileceği düştü. Her zaman uyarılmak, aynı şeyleri dinlemek sıkıcı gelebilir ama bu olayla birlikte ne kadar önemli olduğunu da görmüş olduk” diye anlatıyor. Papermoon’un dışa dönük cool yüzüne karşın, görünmeyen iç dünyası işte böyle: Kendiyle barışık! Belki de bütün dünyanın problemi aslında bu değil mi?

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


69549 - unknown - 38.107.179.236