O bir marka Halide D.

Tasarımları ve iç mimari
projeleriyle dikkat çeken Halide Didem, son olarak Ceylan Intercontinental
Oteli VIP süit ve ona bağlı iki odayı dekore ederek turizm endüstrisinin en
prestijli ödülü World Travel Awards 2007’yi kazandı. 15 yıldır ev, ofis, yalı
ve köşk gibi mekânları dekore eden tasarımcı, bu arada Halide D. markasını da
yarattı.

Görüşeceğiniz kişi, dekorasyonda söz sahibi bir tasarımcıysa, onun
günlük yaşamını sürdürdüğü mekânlar ister istemez merak uyandırıyor. Biz de Halide
D.’nin evinden girerken merak içindeydik. Beyaz rengin hâkim olduğu salonda,
Osmanlı ve Fransız detaylarını birarada görmek mümkün. Renkli kristallerle
çevrili avize, kocaman mermer bir masayı aydınlatırken diğer tarafta ortadaki
cam sehpada eski ve yeninin ahengini görüyorsunuz. Şöminenin üzerinde,
çerçeveleri da aynadan olan ayna ışıltı saçıyor. Duvarın küçük bir bölüm ise
turuncu… Etrafı izlediğimiz sırada, salonun bir kenarında bulunan
merdivenlerden Halide D. çıkıyor. Ona baktığınızda gözünüze ilk çarpan neşeyle
kıvrılan saçları oluyor. Ardından sıkıca el sıkıp, enerjisi yüksek bir
tebessümle bizi karşılıyor.
Boğaziçi Üniversitesi İş İdaresi bölümünü tamamlayan Halide D., 15 yıldır
iç mimari projeler gerçekleştiriyor. Nişantaşı ve Çukurcuma’da mağaza açan
Halide D., daha sonra bu yerleri kapatıp sadece ofisinde, projeleri değerlendirmeye
başlamış. Müstakil ev, ofis, birinci dereceden tarihi eser olan yalı ve köşklerin
iç mimari çalışmalarını gerçekleştiren Halide D., otel olarak da Mövenpick Otel
VIP süitler genel mekan, standart odaların dekorasyonunu da yapmış. Otel yapmayı
çok sevdiğini anlatan, “Hayalim, yurtdışında iddialı, butik aynı zamanda
sanatsal çizgilere de sahip bir otelin tasarımını yapmak…” diyor.

Halide D.’ye ödül kazandıran suit.
Ödül getiren tasarım
Tasarımcının son olarak gerçekleştirdiği proje, turizm endüstrisinde
uluslararası ödülüne layık görüldü. Her şey Ceylan Intercontinental Oteli’nin
VIP süitinde yapılması planlanan tadilatla başladı. Pek çok kişiyle görüşen
otel, sonunda Halide D.’de karar kıldı. Çalışmalar başlarken tasarımcı, sade
bir tadilat yerine tamamen farklı bir dekorasyon yapma fikrini sundu. Otel
yetkilileri bu fikri kabul edince kolları sıvayan, iki aylık bir çalışma sonucu
işlerini tamamladı. “Farklı bir hava vererek otele bir zenginlik katmak
istedim. Otelin kullanmak istediği eşyalar vardı. Onları da kendimce değerlendirerek
yeni bir konsept oluşturdum.” Proje tamamladıktan sonra otel, bu süiti ‘World
Travel Awards’ yarışmasında aday gösterdi. Türkiye’den birkaç otelin daha katıldığı
yarışmanın galibi Halide D. oldu.

Birikimleri değerlendirmek
Tasarım yapmadan önce, binanın yeri, yapısı ve fonksiyonelliğini düşünmenin
önemli olduğunu, bunları gözardı ederek yapılan dekorasyonun yanlış olacağını
söyleyen Halide D., Bodrum’daki bir evin, şehirdeymiş gibi dekore edilmesinin
yanlış olacağına da dikkat çekiyor. Gördüğü her şeyden etkilenen tasarımcı,
“Dergilerin yanısıra insanın ufkunu seyahatler çok açıyor. Özellikle Güney
Fransa, İtalya ve bir de dönem filmleri beni çok etkiliyor” diyor.
Dekorasyon ve tasarımlarında farklı tarzları biraraya getiren Halide
D., “Tasarım yaparken kendi çizgimi dayatmak istemem. Her tarzı
uygulayabilirim. Sanat tarihi ve mobilya tarihi konularında kendimi çok geliştirdim.
Ama mesela minimalist, tarzıma uygun değildir ama uygularım. Modern, avangart,
çağdaş, antika, klasik eserleri çok severim. Bunları doğru bir ahenkle biraraya
gelmesi önemli. Tek tarzın varlığını sevmiyorum. Ahşap kullanıyorsam bunu devam
ettirmem. Farklı malzemeleri de katarım. Birikimler varsa değerlendirmek
önemli. Mesela evler yaşayan yerlerdir. Zamanla zenginleşir. Ufak değişiklikler
yapılır ama genel olarak tarzı aynıdır” diye anlatıyor.
Kültürün tüketilmesi
İstanbul’daki otellerin dekorasyonlarında az da olsa gelişmeler olduğunu
belirten Halide D., bu konuyu şöyle değerlendiriyor; “10 yıl öncesini farklı değerlendirmek
gerekir. O yıllarda tasarım bilinci yoktu. Ancak son yıllarda dekorasyon,
Türkiye’de popüler hale geldi. Bu da bilinçlenmeyi getirdi. Şu an daha iyi işler
yapılıyor. Zincir oteller birtakım noktaları dikkate almak zorundalar. Hem
kendilerine ait tarzı, hem de yerelliği göstermeliler. Bu denge doğru kurulduğunda
şık şeyler çıkabiliyor. Ama İstanbul’un daha iddialı otellere ihtiyacı olduğunu
düşünüyorum.”
Tasarımcı, son yıllarda özellikle İstanbul’daki otellerde devamlı
Osmanlı kültürünün tema olarak kullanılmasını ise bur kültürün tüketilmesi
olarak değerlendiriyor. “Alem, çintemani, hilal koyarak olmaz” diyen Halide D.,
“Mekana iyi yedirmek gerekiyor. Mesela Ceylan’da İsmail Acar’ın Hürrem Sultan
portresini duvara gömdüm. Üzerine de demir bir kafes oturttum. Hürrem Sultan’ın
bu kafesler ardından ülke sorunlarını izlemesine bir gönderme yaptım” diyor.