Elif
Özdemir
1
kerede 22 otel yapmış gibi!

Fotoğraflar:
Aramis KALAY
“Girdiğiniz
yerin sesini dinlersiniz” diyor, Mimar Elif Özdemir. Kendisi duyduğu sesleri
öyle güzel algılamış ki Lush’ta birbirinden özel 22 oda tasarlamış. Bütün çalışmalarında
gözettiği enteresan bir noktayı da röportaj sırasında Hülya Akyurt’a açıklıyor!
Detayları konuda ama özetle asıl sır; yaratıcılıktan başka sanatın, Özdemir’in
yarattığı mekanlarda her yerde hissediliyor olması…
Lush Hip
Hotel’i, özellikle odalarını gezdikten sonra ‘Bu projeyi yapan iç mimar ile
mutlaka tanışmalıyım’ dedim kendi kendime. Çekim için ikinci gidişimizde, aynı
zamanda röportaj için Mimar Elif Özdemir ile de randevumuz vardı. Kendisine
soru hazırlamadım, içimden geldiği gibi sorular yönelttim bu kez… Şu an bu satırları
okuyor olduğunuza göre belli ki siz de Lush’tan etkilendiniz. O halde öncelikle
ilk otel projesi ile ilgiyi fazlasıyla hak eden kadın mimarımıza, Elif
Özdemir’e yöneltelim dikkatimizi…
1985
Manisa Mimar Sinan Üniversitesi mezunu, Elif Özdemir.. Farklı ofislerde irili,
ufaklı, proje mimarı, proje müdüür, atölye şefi olarak çalışmış. En son yaptıklarındanbilinen
projeleri arasında Bilgi Üniversitesi Kuştepe Kampüsü, Dolapdere Kampüsü,
Tophane’deki Kemer Kolej gibi binalar var. Son iki yıldır da Plan A Mimarlık
adlı kendi kurduğu kendisi aynı zamanda ödüllü de bir mimar… Dolapdere Birinci
Binası ile Ulusal Mimarlık Sergisi Yaşam Jürisi Ödülü almış. İkinci bir ödülü
de Dolapdere’deki İkinci Bina ile Avrupa ??? Mimarlık Tasarım Ödülü olmuş. O
bina ile ilgili çok ilginç bir gelişme olduğunu kaydetmesine rağmen sadece
sonuçlarını herkesle beraber bir gün öğrenmeyi umut ettiğini belirtiyor Elif
Özdemir. Onun dışında şu sıralarda yine Galata bölgesinde farklı ölçeklerde
restorasyon çalışmaları yapıyormuş. Belediye binası, konut gibi projelerin
mimarlık kimliğine zaten uygun olduğunu belirten Özdemir, kendisini sadece bu
ölçekte sınırlıyor değil! Yapmaya çalıştığının bütün projelerinde, o projenin
hakkını vermek ve farklı şeyler yapmak olduğunu söylüyor bu yüzden. Diğer
söyledikleri, sorularıma aldığım cevaplara sıra ise şimdi geliyor…

“Lush
Hip Hotel’in konsepti, eski bir İstanbul apartmanının son 100 yıldır İstanbul’da
benzeri konutlarda yaşanmış mimari ve kültürel üsluplar dikkate alınarak bugün
yeniden yorumlanmasıdır.
Bunu da
yorumlarken her bir odayı bu üsluplara göre değerlendirmek, bu değerlendirmeyi
de çok abartmadan yapmaktı amacımız.”
Eski
bir İstanbul apartmanını düşünerek yaptığınız projeniz nasıl ortaya çıktı?
Şöyle
diyelim; bu otelin konsepti, eski bir İstanbul apartmanının son 100 yıldır İstanbul’da
benzeri konutlarda yaşanmış mimari ve kültürel üsluplar dikkate alınarak bugün
yeniden yorumlanmasıdır. Bunu da yorumlarken her bir odayı bu üsluplara göre değerlendirmek,
bu değerlendirmeyi de çok abartmadan yapmaktı amacımız. Adeta orta yaş ya da
genç yaş grubundan bir insanın İstanbul Beyoğlu’nda, şehir merkezinde bir
stüdyosu olduğunu düşünüp bu stüdyoyu da kendi beğenisini düşünerek nasıl
çözer, nasıl bir yaşam alanı haline getirir, bunun kaygısıyla bir düzen alanı
yarattık. Ana konsept bu... Neden bu böyle derseniz, eski bir binadan, bir
koruma projesinden, yeniden yapılan bir yapıdan daha farklı bir konaklama şekline
girişten söz ediyoruz. Dolayısıyla o koruma anlayışını sadece bina ölçeğinde değil,
mevcut yaşanmışlıklar anlamında da yeniden gözden geçirilmesi olarak düşünebiliriz.
Böyle yaklaşınca da binanın detaylarda çok eksikleri var. Biz farklı üslupların,
farklı mimari çizgilerin yerleştirilmesini de binanın ön cephesindeki detayları;
bahçeyi, ağacı ışığı veya kat yüksekliklerini dikkate alarak o anlamda yerleştirdik.
Odalarda
çok fazla detay, belli ki çok emek var. Proje nasıl ve ne kadar zamanda
gelişti?
Odaların
her biri olması gerektiği gibi. Projenin sonuçlanması ise yaklaşık 10 ay gibi
dolu dolu… Üslupları belirledikten sonra her odada o stillere uygun, ürünler
olmak durumunda. Yatağı, koltuğu, sandalyesi, aydınlatma ürünleri, her türlü
aksesuarı, banyosu… Dolayısı ile 22 oda var burada, bu 22 ayrı durum yaratmak, ayrı
yatırım yapmak anlamına geliyor.

Çıkardığı
işlerde hem fikir hem emek yoğun çalıştığını ifade eden Elif Özdemir, bu
nedenle kendini hip otelle sınırlamak istemiyor.
22 otel
yapmak gibi…
Aynen öyle
olduk. Bütün ekip -ben ve arkadaşlarım- hep birlikte 22 ayrı otel yaptık. Çünkü
düşünün tesisat ustası veya elektrikçi bir odaya giriyor; bir diğer oda da
benzeri bir armatür yok, dolayısıyla her birinde farklı bir konsept düşünmek
zorunda. Bunun çok keyifli yanları olduğunu söyleyebilirim. Son 10 yıldır ben
hem proje hem uygulama yapıyorum, ama 10 yıldır tanıdığım taşeron ve usta kadar
taşeron, usta ve malzeme alım-satımında bulunduğum dükkan tanıdım. Bu keyifli
bir şey… En azından o heyecanı ekibin paylaşması. Yoksa herkese çok eziyetli
gelebilirdi.
Projeler
bir hayalle ortaya çıkıyor, sonra şekilleniyor ve sonuçlanıyor… Şimdi hem duygu
anlamında hem gerçekleşene bakış açınız hakkında neler söylemek istersiniz?
Bütün
projelerimde ciddi yoğunluk yaşıyorum. Bazen benzeri bir soruyla karşılaşıyorum.
Evet boşluğa bakıp veya binanın içine girip bir şey hayal ediyorsunuz. Bu girdiğiniz
yerin sesini dinlemek gibi ya da sonuçta neler oluşacak onu hayal etmek gibi;
bütün bunları yaşadım… Açıkçası işin sonuna kadar benim dışımda hiç kimse
sonuçtan haberdar değildi. O yüzden herkes için bilinmez ve soyut bir şeydi
anlattıklarım. Çizilebilir bir şey değildi çünkü. Son iki ayında benim kafamda
her şey tasarlanmış, toparlanmış ve bitmişti. Ama asıl bilinmezlik o
süreçteydi. İş bittiğinde benim beklentimin ötesinde; bütün ekip, başka türlü
olamazdı dedi.
İnsanlardan
aldığınız geri dönüşümler de oluyordur mutlaka…
Geri dönüşümler
çok hoş. Şimdi şöyle bir şey var, bu bir sonuç. Burası bir konaklama yeri, bir
otel. Herkesin kısa ya da uzun süreli girip çıktığı bir yer. Burada, bir otel
odasında ne istemiyorsam onu yapmadım. Otel konforu olarak her şey var ama bir
otele girdiğiniz zaman banyo sağdadır, karşısında bir dolabı vardır; içeri
girersiniz, etajer, yatak, bir koltuk vardır gibi. Bu hissi vermemek için
elimden geleni yaptım. İkincisi, bu hissi vermemek adına uçuk, kaldırılamaz,
ilk anda çarpan ama daha sonra sizi rahatsız eden şeyler de yapmadım! Bunun karşılığı
nedir derseniz, aldığım tepkilerden en önemlisi -ki benim asıl hissettirmek
istediğim şeyde buydu- çok farklı üsluplar olmasına rağmen Türkiye’nin veya
dünyanın herhangi bir şehrinde yaşamış hiç kimse, burada gördüklerinin
kendisine yabancı olduğunu, ekstrem veya rahatsız edici olduğunu söyleyemez ve
söylemiyor... Herkese içine girdikleri oda çok tanıdık geliyor. Yani huzursuz
edici hiçbir şey yok. Gayet dingin ve huzurlu bir ortam... Rahatsız eden değil
tam tersine iki gününüzü geçireceğiniz bir ev ortamı; zevkinize göre bir daire
olduğunu söyleyebiliriz.
Daha
önce otel projesi gerçekleştirmiş miydiniz?
Uygulama
anlamında gerçekleştirmedim, çok sayıda tatil köyü projelerinde çalıştım. Son
zamanlarda da çoğunlukla Bodrum’da restorasyon çalışmaları içerisindeyim. Bunun
dışında yeni projelerim de var. Ama son 10 yıldır Bilgi Üniversitesi
kampüslerini yapıyordum, o çalışmalardan sonra ilk projem bu oldu.
“Benim
bütün çalışmalarımda gözettiğim bir şey vardır, ben yaparım ama sanki bir şey
‘eksik kaldı’ hissine kapılırım.
Benim dışımda
da insanlar, özellikle sanatçılar gelsin buraya dokunsun, bunun içinde bir iş
üretsin isterim. İsterim ki bir içinde grafik olsun ama buna olanak veren boşluklar
da yaratabileyim.”
Lush,
size yeni otel projeleri kazandırabilir…
Eminim ki
buradaki 22 otel odası tasarlamış olmak; başka yerlerde kendisini çizgiler,
yerler ve mekanlarda bulabilecektir. Buradaki deneyselliği oralarda
yapabilirim. Umarım olur...
Timur
Bey’in söz ettiği Küçükçekmece’deki eski fabrika binasının hip otele
dönüştürülme projesine başladınız mı?
Henüz konuşma,
değerlendirme aşamasındayız. Fikirler var, bölge biliyorsunuz aynı zamanda
uluslararası yarışmaya da açılmıştı. O projenin akibeti belli değil henüz,
belki onun da etkileştiği noktada gelişebilir. Ama şu an sadece düşünce ve tartışma
düzeyinde.
Oraya
özgü bir proje olacağı muhakkak, herhalde yine bu tarzda karakteristik bir otel
olacak değil mi?
Orası çok
özgün bir yer; sadece binanın kendisi açısından değil, onun dışında bulunduğu
nokta da çok güzel; bir tarafı göl, bir tarafı deniz… Gerçekten çok hoş bir
yer, özel bir bina; dolayısıyla çevresi ile değerlendirmek gerekir.
Nasıl
bir şeyler var aklınızda? Yine farklı farklı konseptler mi?
Öncelikle
işlev konusunda karar vermemiz gerekiyor. İşlevi üzerinden şekillenecek ama en
önemlisi o binanın gerçekten özgün halini korumak. Kendi verdiği ipuçlarıyla o
binayı ayağa kaldırmak ve içine girilebilir hale getirmek...
Bir
numara Lush, ikinci yolda. Yine böyle büyük bir heyecan mı var yoksa bir parça
rahatlamışlık hissi mi?
Her
projenin heyecanı var, sadece şu an üzerimde buradaki yoğunluğun ortadan
kalkmasının getirdiği bir rahatlık var. Yeni işlere ise yeni yeni konsantre
olacağım!..
Son
olarak Lush Hip Hotel ile ilgili eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Şimdi bir
restorasyon, bir otel yapılır evet ama bütün bunların nihayetinde yeni bir yaşam
biçimi ortaya çıkarmaya çalışmak ve bunu da evinizdeki olanakları maksimumum değerlendirerek
yapmak birinci meseleydi burada. Ben onu başardığımızı sanıyorum ve bunu
bugünden yarına geçici bir durum olarak değil gerçekten kalıcı bir durum olarak
gerçekleştirdiğimizi düşünüyorum. Hem genel konsept ile yaklaşım anlamında hem
detayları hem malzemeleri ve sonrasında bütün çalışmanın bir kavrama ulaşması
anlamında gerçekten bu çok önemli. Benim bütün çalışmalarımda gözettiğim bir şey
vardır, ben yaparım ama sanki bir şey ‘eksik kaldı’ hissine kapılırım. Benim dışımda
da insanlar özellikle sanatçılar gelsin buraya dokunsun, bunun içinde bir iş
üretsin isterim. İsterim ki bir doğru oluşturayım veya içinde grafik olsun ama
buna olanak veren boşluklar da yaratabileyim. Burada da şu anda hedeflenen,
otelin konseptiyle de, bütün bir bakışla da çok çok uyuşan; sanatın her yerde
ve her zaman olduğu fikri bu otel için geçerli. Ve bu da beni çok sevindiriyor.