26 Mayıs 2012 Cumartesi
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey



Elif Özdemir

 

1 kerede 22 otel yapmış gibi!

 

Fotoğraflar: Aramis KALAY

 

“Girdiğiniz yerin sesini dinlersiniz” diyor, Mimar Elif Özdemir. Kendisi duyduğu sesleri öyle güzel algılamış ki Lush’ta birbirinden özel 22 oda tasarlamış. Bütün çalışmalarında gözettiği enteresan bir noktayı da röportaj sırasında Hülya Akyurt’a açıklıyor! Detayları konuda ama özetle asıl sır; yaratıcılıktan başka sanatın, Özdemir’in yarattığı mekanlarda her yerde hissediliyor olması…

 

Lush Hip Hotel’i, özellikle odalarını gezdikten sonra ‘Bu projeyi yapan iç mimar ile mutlaka tanışmalıyım’ dedim kendi kendime. Çekim için ikinci gidişimizde, aynı zamanda röportaj için Mimar Elif Özdemir ile de randevumuz vardı. Kendisine soru hazırlamadım, içimden geldiği gibi sorular yönelttim bu kez… Şu an bu satırları okuyor olduğunuza göre belli ki siz de Lush’tan etkilendiniz. O halde öncelikle ilk otel projesi ile ilgiyi fazlasıyla hak eden kadın mimarımıza, Elif Özdemir’e yöneltelim dikkatimizi…

 

1985 Manisa  Mimar Sinan Üniversitesi mezunu, Elif Özdemir.. Farklı ofislerde irili, ufaklı, proje mimarı, proje müdüür, atölye şefi olarak çalışmış. En son yaptıklarındanbilinen projeleri arasında Bilgi Üniversitesi Kuştepe Kampüsü, Dolapdere Kampüsü, Tophane’deki Kemer Kolej gibi binalar var. Son iki yıldır da Plan A Mimarlık adlı kendi kurduğu kendisi aynı zamanda ödüllü de bir mimar… Dolapdere Birinci Binası ile Ulusal Mimarlık Sergisi Yaşam Jürisi Ödülü almış. İkinci bir ödülü de Dolapdere’deki İkinci Bina ile Avrupa ??? Mimarlık Tasarım Ödülü olmuş. O bina ile ilgili çok ilginç bir gelişme olduğunu kaydetmesine rağmen sadece sonuçlarını herkesle beraber bir gün öğrenmeyi umut ettiğini belirtiyor Elif Özdemir. Onun dışında şu sıralarda yine Galata bölgesinde farklı ölçeklerde restorasyon çalışmaları yapıyormuş. Belediye binası, konut gibi projelerin mimarlık kimliğine zaten uygun olduğunu belirten Özdemir, kendisini sadece bu ölçekte sınırlıyor değil! Yapmaya çalıştığının bütün projelerinde, o projenin hakkını vermek ve farklı şeyler yapmak olduğunu söylüyor bu yüzden. Diğer söyledikleri, sorularıma aldığım cevaplara sıra ise şimdi geliyor…

 

“Lush Hip Hotel’in konsepti, eski bir İstanbul apartmanının son 100 yıldır İstanbul’da benzeri konutlarda yaşanmış mimari ve kültürel üsluplar dikkate alınarak bugün yeniden yorumlanmasıdır.

Bunu da yorumlarken her bir odayı bu üsluplara göre değerlendirmek, bu değerlendirmeyi de çok abartmadan yapmaktı amacımız.”

 

Eski bir İstanbul apartmanını düşünerek yaptığınız projeniz nasıl ortaya çıktı?

 

Şöyle diyelim; bu otelin konsepti, eski bir İstanbul apartmanının son 100 yıldır İstanbul’da benzeri konutlarda yaşanmış mimari ve kültürel üsluplar dikkate alınarak bugün yeniden yorumlanmasıdır. Bunu da yorumlarken her bir odayı bu üsluplara göre değerlendirmek, bu değerlendirmeyi de çok abartmadan yapmaktı amacımız. Adeta orta yaş ya da genç yaş grubundan bir insanın İstanbul Beyoğlu’nda, şehir merkezinde bir stüdyosu olduğunu düşünüp bu stüdyoyu da kendi beğenisini düşünerek nasıl çözer, nasıl bir yaşam alanı haline getirir, bunun kaygısıyla bir düzen alanı yarattık. Ana konsept bu... Neden bu böyle derseniz, eski bir binadan, bir koruma projesinden, yeniden yapılan bir yapıdan daha farklı bir konaklama şekline girişten söz ediyoruz. Dolayısıyla o koruma anlayışını sadece bina ölçeğinde değil, mevcut yaşanmışlıklar anlamında da yeniden gözden geçirilmesi olarak düşünebiliriz. Böyle yaklaşınca da binanın detaylarda çok eksikleri var. Biz farklı üslupların, farklı mimari çizgilerin yerleştirilmesini de binanın ön cephesindeki detayları; bahçeyi, ağacı ışığı veya kat yüksekliklerini dikkate alarak o anlamda yerleştirdik.

 

Odalarda çok fazla detay, belli ki çok emek var. Proje nasıl ve ne kadar zamanda gelişti?

 

Odaların her biri olması gerektiği gibi. Projenin sonuçlanması ise yaklaşık 10 ay gibi dolu dolu… Üslupları belirledikten sonra her odada o stillere uygun, ürünler olmak durumunda. Yatağı, koltuğu, sandalyesi, aydınlatma ürünleri, her türlü aksesuarı, banyosu… Dolayısı ile 22 oda var burada, bu 22 ayrı durum yaratmak, ayrı yatırım yapmak anlamına geliyor.

 

Çıkardığı işlerde hem fikir hem emek yoğun çalıştığını ifade eden Elif Özdemir, bu nedenle kendini hip otelle sınırlamak istemiyor.

 

22 otel yapmak gibi…

 

Aynen öyle olduk. Bütün ekip -ben ve arkadaşlarım- hep birlikte 22 ayrı otel yaptık. Çünkü düşünün tesisat ustası veya elektrikçi bir odaya giriyor; bir diğer oda da benzeri bir armatür yok, dolayısıyla her birinde farklı bir konsept düşünmek zorunda. Bunun çok keyifli yanları olduğunu söyleyebilirim. Son 10 yıldır ben hem proje hem uygulama yapıyorum, ama 10 yıldır tanıdığım taşeron ve usta kadar taşeron, usta ve malzeme alım-satımında bulunduğum dükkan tanıdım. Bu keyifli bir şey… En azından o heyecanı ekibin paylaşması. Yoksa herkese çok eziyetli gelebilirdi.

 

Projeler bir hayalle ortaya çıkıyor, sonra şekilleniyor ve sonuçlanıyor… Şimdi hem duygu anlamında hem gerçekleşene bakış açınız hakkında neler söylemek istersiniz?

 

Bütün projelerimde ciddi yoğunluk yaşıyorum. Bazen benzeri bir soruyla karşılaşıyorum. Evet boşluğa bakıp veya binanın içine girip bir şey hayal ediyorsunuz. Bu girdiğiniz yerin sesini dinlemek gibi ya da sonuçta neler oluşacak onu hayal etmek gibi; bütün bunları yaşadım… Açıkçası işin sonuna kadar benim dışımda hiç kimse sonuçtan haberdar değildi. O yüzden herkes için bilinmez ve soyut bir şeydi anlattıklarım. Çizilebilir bir şey değildi çünkü. Son iki ayında benim kafamda her şey tasarlanmış, toparlanmış ve bitmişti. Ama asıl bilinmezlik o süreçteydi. İş bittiğinde benim beklentimin ötesinde; bütün ekip, başka türlü olamazdı dedi.

 

İnsanlardan aldığınız geri dönüşümler de oluyordur mutlaka…

 

Geri dönüşümler çok hoş. Şimdi şöyle bir şey var, bu bir sonuç. Burası bir konaklama yeri, bir otel. Herkesin kısa ya da uzun süreli girip çıktığı bir yer. Burada, bir otel odasında ne istemiyorsam onu yapmadım. Otel konforu olarak her şey var ama bir otele girdiğiniz zaman banyo sağdadır, karşısında bir dolabı vardır; içeri girersiniz, etajer, yatak, bir koltuk vardır gibi. Bu hissi vermemek için elimden geleni yaptım. İkincisi, bu hissi vermemek adına uçuk, kaldırılamaz, ilk anda çarpan ama daha sonra sizi rahatsız eden şeyler de yapmadım! Bunun karşılığı nedir derseniz, aldığım tepkilerden en önemlisi -ki benim asıl hissettirmek istediğim şeyde buydu- çok farklı üsluplar olmasına rağmen Türkiye’nin veya dünyanın herhangi bir şehrinde yaşamış hiç kimse, burada gördüklerinin kendisine yabancı olduğunu, ekstrem veya rahatsız edici olduğunu söyleyemez ve söylemiyor... Herkese içine girdikleri oda çok tanıdık geliyor. Yani huzursuz edici hiçbir şey yok. Gayet dingin ve huzurlu bir ortam... Rahatsız eden değil tam tersine iki gününüzü geçireceğiniz bir ev ortamı; zevkinize göre bir daire olduğunu söyleyebiliriz.

 

Daha önce otel projesi gerçekleştirmiş miydiniz?

 

Uygulama anlamında gerçekleştirmedim, çok sayıda tatil köyü projelerinde çalıştım. Son zamanlarda da çoğunlukla Bodrum’da restorasyon çalışmaları içerisindeyim. Bunun dışında yeni projelerim de var. Ama son 10 yıldır Bilgi Üniversitesi kampüslerini yapıyordum, o çalışmalardan sonra ilk projem bu oldu.

 

 

“Benim bütün çalışmalarımda gözettiğim bir şey vardır, ben yaparım ama sanki bir şey ‘eksik kaldı’ hissine kapılırım.

Benim dışımda da insanlar, özellikle sanatçılar gelsin buraya dokunsun, bunun içinde bir iş üretsin isterim. İsterim ki bir içinde grafik olsun ama buna olanak veren boşluklar da yaratabileyim.”

 

Lush, size yeni otel projeleri kazandırabilir…

 

Eminim ki buradaki 22 otel odası tasarlamış olmak; başka yerlerde kendisini çizgiler, yerler ve mekanlarda bulabilecektir. Buradaki deneyselliği oralarda yapabilirim. Umarım olur...

 

Timur Bey’in söz ettiği Küçükçekmece’deki eski fabrika binasının hip otele dönüştürülme projesine başladınız mı?

 

Henüz konuşma, değerlendirme aşamasındayız. Fikirler var, bölge biliyorsunuz aynı zamanda uluslararası yarışmaya da açılmıştı. O projenin akibeti belli değil henüz, belki onun da etkileştiği noktada gelişebilir. Ama şu an sadece düşünce ve tartışma düzeyinde.

 

Oraya özgü bir proje olacağı muhakkak, herhalde yine bu tarzda karakteristik bir otel olacak değil mi?

 

Orası çok özgün bir yer; sadece binanın kendisi açısından değil, onun dışında bulunduğu nokta da çok güzel; bir tarafı göl, bir tarafı deniz… Gerçekten çok hoş bir yer, özel bir bina; dolayısıyla çevresi ile değerlendirmek gerekir.

 

Nasıl bir şeyler var aklınızda? Yine farklı farklı konseptler mi?

 

Öncelikle işlev konusunda karar vermemiz gerekiyor. İşlevi üzerinden şekillenecek ama en önemlisi o binanın gerçekten özgün halini korumak. Kendi verdiği ipuçlarıyla o binayı ayağa kaldırmak ve içine girilebilir hale getirmek...

 

Bir numara Lush, ikinci yolda. Yine böyle büyük bir heyecan mı var yoksa bir parça rahatlamışlık hissi mi?

 

Her projenin heyecanı var, sadece şu an üzerimde buradaki yoğunluğun ortadan kalkmasının getirdiği bir rahatlık var. Yeni işlere ise yeni yeni konsantre olacağım!..

 

Son olarak Lush Hip Hotel ile ilgili eklemek istediğiniz bir şey var mı?

 

Şimdi bir restorasyon, bir otel yapılır evet ama bütün bunların nihayetinde yeni bir yaşam biçimi ortaya çıkarmaya çalışmak ve bunu da evinizdeki olanakları maksimumum değerlendirerek yapmak birinci meseleydi burada. Ben onu başardığımızı sanıyorum ve bunu bugünden yarına geçici bir durum olarak değil gerçekten kalıcı bir durum olarak gerçekleştirdiğimizi düşünüyorum. Hem genel konsept ile yaklaşım anlamında hem detayları hem malzemeleri ve sonrasında bütün çalışmanın bir kavrama ulaşması anlamında gerçekten bu çok önemli. Benim bütün çalışmalarımda gözettiğim bir şey vardır, ben yaparım ama sanki bir şey ‘eksik kaldı’ hissine kapılırım. Benim dışımda da insanlar özellikle sanatçılar gelsin buraya dokunsun, bunun içinde bir iş üretsin isterim. İsterim ki bir doğru oluşturayım veya içinde grafik olsun ama buna olanak veren boşluklar da yaratabileyim. Burada da şu anda hedeflenen, otelin konseptiyle de, bütün bir bakışla da çok çok uyuşan; sanatın her yerde ve her zaman olduğu fikri bu otel için geçerli. Ve bu da beni çok sevindiriyor.

 



© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


68125 - unknown - 38.107.179.236