At sırtında olmak…

Yazı/Text: TANSEL TÜZEL
Fotoğraflar/Photos: SERVET DİLBER
11-15 Temmuz’da İstanbul’da ikinci kez düzenlenen FEI
Avrupa Yıldızlar Engel Atlama Şampiyonası çerçevesinde gerçekleştirilen Ibis
Otel Uluslararası Gençler Yarışması’nda Hollandalı Robin Ront’un ardından
ikincilik ve üçüncülüğü paylaşan Melis Eda Ekmekçi ve Güneş Sarmat at sırtında
büyümeyi anlatıyor.

İstemediğini, sevmediğini üstünden hemen atar” diyor Güneş
Sarmat sekiz yıldır birlikte koştukça yakından tanıdığı atlar için… At binmenin
yanında yarışmayı da çok seviyor. Güneş, Uluslararası Binicilik Federasyonu
FEI’nin Ibis Otel Uluslararası Gençler Yarışması’nda güzel bir yarış çıkararak
üçüncü oldu. Yarışmanın ikincisi on yedi yaşındaki Melis Eda Ekmekçi de onu onaylıyor.
İkisi de fazla akıllı atlardan şikayetçi… Çünkü zeki atlara, onlar istemedikçe
hiçbir şeyi yaptıramıyorlar. Böylesi atlar genellikle şaha kalkıp binicisini
sırtından atma yoluna giderek özgürleşiyor. Oysa ‘özgürlük’ kelimesi her
ikisinin de at sırtında hissettiklerini özetleyiveriyor; “İnsan kendini özgür
hissediyor at binerken, çok rahat ve mutlu oluyorsunuz. Unutmanız gereken ne
varsa unutuyorsunuz. Öyle işte…”
Melis hayata erken atılanlardan, küçük yaşına karşın
üniversite öğrencisi, “Nedeni; atlar” diyor. Ve atlarla tanışmasınınsa aslında
geç olduğunu düşünüyor, “Ben sekiz senedir yapıyorum bu sporu, beşinci
sınıftayken başladım ama daha erken başlayabilirdim, mesela bir arkadaşım var
üç yaşından beri biniyor. 100 Yıl Işıl’da okuyordum ve okulda çeşitli kulüpler
vardı. Kulüp sayesinde tanıştım atlarla. Haftada bir gidiyordum o zamanlar,
sonra çok sevince böyle oldu.”
“İnsanın hayatına bir kez at girdi mi artık hep at olur
hayat…” diyen babası Yavuz Sarmat ve kendisinden iki yaş küçük kız kardeşi ile
birlikte binicilik sporuna gönül veren Güneş, iddiasız iddialılardan… Yarışmayı
yaşattığı heyecan nedeniyle çok sevmesine rağmen olimpiyatları hedeflemiyor,
çünkü “İddia ispat gerektirir. O yüzden iddialarım yok ama hayallerim var.”
Melis ise arkadaşının tersine iddialarında açık ve önde olmayı çok seviyor,
“Ben olimpiyat falan da koşmak istiyorum. Yaptığım şeyde en iyisi olmak
istiyorum. Amerika’da araba tasarımı okuyorum. Arabalara karşı da büyük bir
ilgim var.” Atları ile hafif çekişmeli ilişkileri çok dillendiremeseler de
sevgiyle yüklü, “Beni görünce tanır ve hemen kişnemeye başlar, sevinir, sürekli
ilgi ister” diye anlatıyor Melis atını. Güneş’in bakışı ise daha uzak ve
mesafeli, sevgisini açığa vurmuyor, “Aranızdaki bağı sürekli hissedersiniz. Ve
üzerindeyken ruh durumunun nasıl olduğunu bilirsiniz. Ruh hallerini baş
hareketleri ile gösterir, siz de anlarsınız. Beni görünce seviniyor ama bence
havuç ve elma yiyeceğini bildiği için böyle yapıyor.”
Güneş’in at sırtında, huysuz atlar dışında en kızdığı şey
birlikte at bindiği babasının ona karışması, “Babam normalde iyidir ama at
üstünde bana çok karışıyor. Ona buradan da sesleniyorum, ‘Baba bana at
üstündeyken karışma’ çünkü karışmazsan ben daha başarılı olurum, bu kesin,”
diyor. Güneş’in gelecek hayalleri iyi bir işletme eğitimi alıp iyi bir işadamı
olmak üzerine kurulu. Aslında hem Melis, hem de Güneş’in gönlü at
yetiştirmekten yana ancak aileleri Türkiye’de at yetiştirmenin zorlukları
nedeniyle bu hayallerine geçit vermiyor.
“Ticaretini yapmak isterim ama babam Türkiye’de bu işten
para kazanılamayacağını söyleyerek karşı çıkıyor. Çok zor… Yetiştirilmesi
imkansıza yakın. Arazi çok pahalı, çok para ve çiftlik lazım. Türkiye’de
binicilik gelişmiş bir spor değil” diyen Güneş Türkiye’de ayda ortalama iki kez
gerçekleştirilen yarışları yetersiz buluyor. Melis de tıpkı Güneş gibi bu spora
ilginin artmasını diliyor. Eğitimini Amerika’da alan Melis çalışmalarını nerede
olursa olsun aksatmaksızın sürdürüyor, “Ben çok çalışıyorum. Yedi gün at
biniyorum, sabah erken Kemer Country’ye geliyorum, saat 14.00’e kadar beş ata
filan biniyorum. Derslerle çok zor oluyor ama hiçbir zaman ara vermedim, ne
derslere, ne de atlara. Bir senedir yurtdışındayım. Kışın üç hafta buradayım,
yazları buradayım, burada olduğum sürece böyle çalışıyorum. Amerika’da da
çiftlik gibi yerlerde çalışmalarıma devam ediyorum.” Ailede kendisinden önce
ilk at binenin annesinin kuzeni olduğunu söyleyen Melis’in babası da aynı spora
gönül vermiş ve hobi düzeyinde at biniyor. TED Lisesi’nde okuyan Güneş de
tıpkı Melis gibi günün birkaç saatini atlarla geçiriyor. Atların formda
kalabilmesi için sürekli çalışma şart. Kategorileri yaşları ile birlikte
ilerliyor. Atlarla ilişkileri belli ki bir ömür boyu sürecek ve başarıları ile
kendilerinden çok bahsettirecekler. Ve en önemlisi hem Güneş, hem de Melis çok
sevdikleri yarışmalarda kaybetmeyi de öğrenmişler, üzülmüyor ve bir sonrakine
hazırlanıyorlar hevesle.

Ibis Otel kazanan gençlere çeşitli hediyeler sundu.