26 Mayıs 2012 Cumartesi
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

At sırtında olmak…

                           

 

Yazı/Text: TANSEL TÜZEL

Fotoğraflar/Photos: SERVET DİLBER

 

11-15 Temmuz’da İstanbul’da ikinci kez düzenlenen FEI Avrupa Yıldızlar Engel Atlama Şampiyonası çerçevesinde gerçekleştirilen Ibis Otel Uluslararası Gençler Yarışması’nda Hollandalı Robin Ront’un ardından ikincilik ve üçüncülüğü paylaşan Melis Eda Ekmekçi ve Güneş Sarmat at sırtında büyümeyi anlatıyor.  

 

 

İstemediğini, sevmediğini üstünden hemen atar” diyor Güneş Sarmat sekiz yıldır birlikte koştukça yakından tanıdığı atlar için… At binmenin yanında yarışmayı da çok seviyor. Güneş, Uluslararası Binicilik Federasyonu FEI’nin Ibis Otel Uluslararası Gençler Yarışması’nda güzel bir yarış çıkararak üçüncü oldu. Yarışmanın ikincisi on yedi yaşındaki Melis Eda Ekmekçi de onu onaylıyor. İkisi de fazla akıllı atlardan şikayetçi… Çünkü zeki atlara, onlar istemedikçe hiçbir şeyi yaptıramıyorlar. Böylesi atlar genellikle şaha kalkıp binicisini sırtından atma yoluna giderek özgürleşiyor. Oysa ‘özgürlük’ kelimesi her ikisinin de at sırtında hissettiklerini özetleyiveriyor; “İnsan kendini özgür hissediyor at binerken, çok rahat ve mutlu oluyorsunuz. Unutmanız gereken ne varsa unutuyorsunuz. Öyle işte…”

Melis hayata erken atılanlardan, küçük yaşına karşın üniversite öğrencisi, “Nedeni; atlar” diyor. Ve atlarla tanışmasınınsa aslında geç olduğunu düşünüyor,  “Ben sekiz senedir yapıyorum bu sporu, beşinci sınıftayken başladım ama daha erken başlayabilirdim, mesela bir arkadaşım var üç yaşından beri biniyor. 100 Yıl Işıl’da okuyordum ve okulda çeşitli kulüpler vardı. Kulüp sayesinde tanıştım atlarla. Haftada bir gidiyordum o zamanlar, sonra çok sevince böyle oldu.” 

“İnsanın hayatına bir kez at girdi mi artık hep at olur hayat…” diyen babası Yavuz Sarmat ve kendisinden iki yaş küçük kız kardeşi ile birlikte binicilik sporuna gönül veren Güneş, iddiasız iddialılardan… Yarışmayı yaşattığı heyecan nedeniyle çok sevmesine rağmen olimpiyatları hedeflemiyor, çünkü “İddia ispat gerektirir. O yüzden iddialarım yok ama hayallerim var.” Melis ise arkadaşının tersine iddialarında açık ve önde olmayı çok seviyor, “Ben olimpiyat falan da koşmak istiyorum. Yaptığım şeyde en iyisi olmak istiyorum. Amerika’da araba tasarımı okuyorum. Arabalara karşı da büyük bir ilgim var.” Atları ile hafif çekişmeli ilişkileri çok dillendiremeseler de sevgiyle yüklü, “Beni görünce tanır ve hemen kişnemeye başlar, sevinir, sürekli ilgi ister” diye anlatıyor Melis atını. Güneş’in bakışı ise daha uzak ve mesafeli, sevgisini açığa vurmuyor, “Aranızdaki bağı sürekli hissedersiniz. Ve üzerindeyken ruh durumunun nasıl olduğunu bilirsiniz. Ruh hallerini baş hareketleri ile gösterir, siz de anlarsınız. Beni görünce seviniyor ama bence havuç ve elma yiyeceğini bildiği için böyle yapıyor.” 

Güneş’in at sırtında, huysuz atlar dışında en kızdığı şey birlikte at bindiği babasının ona karışması, “Babam normalde iyidir ama at üstünde bana çok karışıyor. Ona buradan da sesleniyorum, ‘Baba bana at üstündeyken karışma’ çünkü karışmazsan ben daha başarılı olurum, bu kesin,” diyor. Güneş’in gelecek hayalleri iyi bir işletme eğitimi alıp iyi bir işadamı olmak üzerine kurulu. Aslında hem Melis, hem de Güneş’in gönlü at yetiştirmekten yana ancak aileleri Türkiye’de at yetiştirmenin zorlukları nedeniyle bu hayallerine geçit vermiyor.

“Ticaretini yapmak isterim ama babam Türkiye’de bu işten para kazanılamayacağını söyleyerek karşı çıkıyor. Çok zor… Yetiştirilmesi imkansıza yakın. Arazi çok pahalı, çok para ve çiftlik lazım. Türkiye’de binicilik gelişmiş bir spor değil” diyen Güneş Türkiye’de ayda ortalama iki kez gerçekleştirilen yarışları yetersiz buluyor. Melis de tıpkı Güneş gibi bu spora ilginin artmasını diliyor. Eğitimini Amerika’da alan Melis çalışmalarını nerede olursa olsun aksatmaksızın sürdürüyor, “Ben çok çalışıyorum. Yedi gün at biniyorum, sabah erken Kemer Country’ye geliyorum, saat 14.00’e kadar beş ata filan biniyorum. Derslerle çok zor oluyor ama hiçbir zaman ara vermedim, ne derslere, ne de atlara. Bir senedir yurtdışındayım. Kışın üç hafta buradayım, yazları buradayım, burada olduğum sürece böyle çalışıyorum. Amerika’da da çiftlik gibi yerlerde çalışmalarıma devam ediyorum.” Ailede kendisinden önce ilk at binenin annesinin kuzeni olduğunu söyleyen Melis’in babası da aynı spora gönül vermiş ve hobi düzeyinde at biniyor.  TED Lisesi’nde okuyan Güneş de tıpkı Melis gibi günün birkaç saatini atlarla geçiriyor. Atların formda kalabilmesi için sürekli çalışma şart. Kategorileri yaşları ile birlikte ilerliyor. Atlarla ilişkileri belli ki bir ömür boyu sürecek ve başarıları ile kendilerinden çok bahsettirecekler. Ve en önemlisi hem Güneş, hem de Melis çok sevdikleri yarışmalarda kaybetmeyi de öğrenmişler, üzülmüyor ve bir sonrakine hazırlanıyorlar hevesle.

 

Ibis Otel kazanan gençlere çeşitli hediyeler sundu.

 

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


68260 - unknown - 38.107.179.238