26 Mayıs 2012 Cumartesi
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

Hamamları nasıl bilirsiniz?

                           

Ingres, Türk Hamamı adlı bu tablosunda, dönem dönem yaşamına giren kadınların çoğunu resmetmiş.

 

Yazı/Text: LÜTFÜ TINÇ

 

Osmanlı’da hamam, her cins erotik çağrışıma açık olduğu gibi, kahvehaneler misali, otoriter toplumun da ‘emniyet supabı’ idi. Burada eğlenilir, sohbet koyulaştırılır, bol dedikodu yapılırdı.      

 

Topkapı Sarayı hamamlarında kullanılmış bir hamam tası.

 

Çeyiz sandıklarında, mutlaka kaliteli sabunlar ve lifli hamam keseleri de bulunurdu.

 

Türk Hamamı, yıkanma tekniğinin özelliğiyle dünya çapında isim yapmıştır. İşte bu nedenle, temmuz ve ağustos aylarında, ‘turizm mevsimi’ paralelinde, özellikle İstanbul hamamları, bir ‘rağbet patlaması’ yaşarlar. Ama geleneksel Türk hamamının, hem mimarisi, hem de kültürüyle, kent yaşamında, yine özellikle İstanbul’da, apayrı bir yere sahip olması, bambaşka bir olgudur... Bu da, her cins erotik çağrışıma açık olan Osmanlı Hamamı’nın bir başka özelliğini, tıpkı kahvehaneler gibi, despotik toplum yapısı içinde yer alan bir ‘emniyet supabı’ olma yönünü ortaya koyar. Evet; cami avluları ve kahvehaneler gibi, hamamlar da, sıcak sohbetlerin yanısıra, siyasî dedikodunun ve halkın devlet ricaline yönelik eleştirel tartışmalarının mekânı da olmuştur. Şimdi bu işleri uzmanlık yazılarına bırakalım ve ben sizleri, bildik hamamlarda gezdireyim…

Benim tanıdığım ilk hamam, mermer kurnası, Antep işi bakır hamam tası, yeşil boyalı ve kısa boylu tahta taburesi, içinde güldür güldür odunlar yanan sobası ile, dedemin Kadıköy’deki taş evinin hamamı idi.

Anneannem beni bacaklarının arasına sıkıştırıp hamam tasını mermer kurnaya daldırarak tepemden aşağı bol bol sıcak sular dökerdi. Kirler kabardıktan sonra, sıra ‘hart, hart’ keselemeye gelirdi. Sonra başa ‘üç sabun’, ardından vücut sabunlanır ve ben, ‘pir-u pak’, sıcaktan alı al, moru mor hamamdan çıkar, dedemin odasındaki ‘ayı tırnağı’ kerevete kurulur, şerbetimi beklerdim…

Dedemin evindeki hamamda ‘soğukluk’ yoktu. Civardaki başka evlerin hamamlarına da girip çıkmışlığım vardı; gece yatısına misafir kaldığımızda... Onların bir bölümünde, hamamdan çıkışta, küçük bir ‘soğukluk’ olurdu. Hamamın bulunduğu kattaki sofaya çıkmadan önce, minik bir ara bölümdü burası ve orada bir süre dinlenir, şerbet içer, hamamın sıcaklığından sonra bedeninizi normal oda sıcaklığına geçişe hazırlardınız. Bir ‘çarşı hamamı’na ilk kez askerde iken gittim. Gerçek bir ‘Türk Hamamı’nın ne olduğunu da, Ayasofya Hamamı’nı (Haseki Hürrem Hamamı) gezdiğimde öğrendim…

Osmanlı hamamları, Bizans hamamlarının planına uygun bir biçimde inşa edilmişlerdir; ancak ‘çifte hamam’ tarzı ile mimariye yeni bir zenginlik kazandırılmıştır: Yalnız kadınlara ya da yalnız erkeklere özgü hamamların dışında, birçok hamam, hem erkek hem de kadın müşteriler için yapılmıştır. ‘Çifte hamam’ diye anılan bu türde, İslâm geleneklerine uyularak, erkeklerle kadınların birbirlerine hemen hiç rastlamadan binaya girecekleri maharetli bir plan uygulanmıştır.

Geleneksel Türk Hamamı, mimarisi ve kültürüyle, apayrı bir olaydır. Semavi Eyice, Türk Hamamları’nın, “Değişik plan tipleri, içlerini renklendiren mermerler, kemer ve tonozlarını süsleyen bezemeleriyle” sanat değeri yüksek mimarî yapıtlar olduklarını belirtir.

Murat Belge de, İstanbul Gezi Rehberi’nde hamam kültürünü, bu mekânların kentin gündelik yaşamındaki yerini vurgulayarak açıklar:

“Eskiden İstanbullu aileler normal olarak haftada bir kere hamama giderlerdi. Bu, aile hayatında geleneksel ve özel bir gündü. Temiz çamaşırlar, havlular hazırlanıp paketlenir, hizmetkârlara yüklenir, hamama gidilir ve gene alay halinde eve dönülürdü.”

Evet; İslamiyet’te beden temizliği, ibadetin ilk şartıdır ve bu yüzden Osmanlı, hamama büyük bir önem vermiştir. Ama `Türk Hamamı’nın, tıpkı bir Fin Hamamı ya da Japon Hamamı gibi, tüm dünyaya yayılabilmiş olmasının başka nedenleri de vardır. Bunların en önemlisi, Türk Hamamı’ndaki ‘Yıkanma Tekniği’nin özellikleridir.

Peki, tipik bir Türk hamamında nasıl yıkanılır ya da nasıl yıkanılırdı?.. Elbette bunun da bir merasimi vardı ve hamamda yıkanmak, öyle her gün tekrarlanacak bir temizlik biçimi de değildi!

Önce sıcak su dökünülüp terlenir. Derideki gözenekler iyice açılana kadar beklenir. Bunun için de alttan ısıtılan göbek taşına uzanılır. Ardından kese faslı gelir. Tellak vücudunuzu ovalamaya başlar; ölü derileri soyar. Eskilerin deyimiyle, ‘kabarmış kirler, şahrem şahrem dökülür.’

Bu işlemin ardından, tellak müşterisini bir güzel sabunlar; sonra da başından aşağı tas tas su döküp ‘durular’. Sonunda müşteri, ‘soğukluk’ denilen yere geçerek serinler. Burada isteyen masaj da yaptırır, şerbet içer, dinlenir, ter atar.

Türk Hamamı, getirdiği ‘yıkanma tekniği’ açısından tipiktir; ama Osmanlı toplum yapısı hamama başka özellikler de yüklemiştir:

Kaç-göç ve kadın-erkek ayrımının yaşandığı bir toplumda hamam, her cins erotik çağrışıma açık olduğu gibi, otoriter Osmanlı toplumunun da, eğlenip rahatlama ve dedikodu yapma mekânıdır.

İşte belki de bu yüzden, Osmanlı’da, toplumun her katmanı için farklı hamamlar vardır. Herkes ‘kendi’ hamamına gider. Zaten Evliya Çelebi de, yarı şaka, yarı ciddi, hamamları sınıflandırmıştır:

“Eyüp Hamamı hastalara, Ayasofya Hamamı şeyhlere, Cumapazarı Hamamı pazarcılara, Haydarpaşa Hamamı dervişlere, Fındıklı Hamamı lazlara, Tarabya Hamamı ehli işrete, Büyükdere Hamamı balıkçılara...”

 

Le Barbier’den ‘Türk Hamamı’-bakır baskı.

 

 Ercüment Ekrem Talu’dan ‘İstanbul’da Kadın Hamamları.

 

Edouard Debat Ponsan’dan ‘Masaj, Hamam Sahnesi, 1883.

 

Vanmour’dan Melling, Bartlett ve Allom’a, İstanbul’u ziyaret etmiş bütün oryantalist sanatçılar, ‘hamam sahneleri’ resmetmişler.

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


68265 - unknown - 38.107.179.238