|
Health & Beauty
Güneşin
zararlı etkilerindenkorunmak için…

Uzman Dr.
Sinan İBİŞ
sinanibis@flavius.com.tr
Tatil
yapanların çok büyük bir bölümü yaz tatilinde güneş ve kumu seçerken, az sayıda
insan da doğa, kültür, tarih, dalgıçlık, dağcılık, doğa yürüyüşleri gibi
aktiviteleri tercih ediyor. Her yıl yaz mevsiminin eşsiz avantajlarını yaşamış
olarak tatilimizi tamamlarken, yorgunlukları bırakıp içimizde yenilenmiş bir
enerji ile yaşamımıza geri döneriz. Her şey hoş, güzel ancak cildimizde gördüğümüz
hoşumuza gitmeyen şeyleri de tatil sonrası yaşamımıza kattığımızı görürüz. Güneş
ışınlarının hasarından en fazla etkilenenler saç rengi koyu olanlardır. Güneşe
maruz kaldıkça saçların protein yapısı bozulmaya başlar ve saçlar kurur. Ardından
matlaşma ve dökülme gelir. Işığın tahrip edici etkisine karşı derin dokuları
korumaya çalışan cildimiz güneşin yıpratıcı gücüne, karşı koyamaz hale gelir. İçerisindeki
kollajen, elastin ve benzeri proteinler ile nemini yavaş yavaş yitirmeye başlayarak
kurur, elastikiyetini kaybederek sarkmaya başlar. Işıktan korunmaya çalışan
cilt kendini savunmaya çalışırken rengi koyulaşır, çillenir, lekeler oluşturur
ve ölü hücre tabakası kalınlaşır. Cilt kanserlerinin en önemli nedenlerinden
biri de güneştir. Güneşe maruz kalacaksak mutlaka önceden bazı önlemler alarak
güneşin cildimizdeki ve eklerindeki yıpratıcı etkilerini asgariye indirmek
mümkün olabilir. Cildin protein ve nem kapasitesini artırıcı terapilerin güneşe
çıkmadan uygulanmasında büyük yarar var. Özellikle meyve asitleriyle yapılacak
hafif peelingler, cildin ışığa karşı duyarlılığını artırmayan yumuşak lazer
uygulamaları, cildin yaşamsal fonksiyonlarını gençleşme lehine geliştiren ses
dalgalarının oluşturduğu ultrasonoterapiler, cilde çeşitli vitamin, mineral,
aminoasit, protein, enzimler ve benzeri maddelerin kazandırılmasını sağlayan
yöntemlerden faydalanmak mümkün. Özellikle cildin protein yapısını geliştiren
en önemli terapi soft lazerterapiler olmakla birlikte 12 ay boyunca güvenle
uygulanabilen Nlite V lazer sistemi sayesinde cildin protein içeriğinin bir
seansta yüzde 85 oranında artırılabildiği bilimsel olarak kanıtlanmış durumda.
Cildin bakım programının diş fırçalamak gibi bir disiplin içerisinde yapılması
gerekiyor. Özellikle parfümsüz, alkolsüz, boya içermeyen ve kimyasal içeriği düşük
kozmetiklerin tercih edilmesi son derece önemli. Özellikle protein, mineral ve
organik elemanlar, antioksidan vitaminler (A, C, E vitaminleri) içeren
kozmetiklerin bir disiplin çerçevesinde cilde uygulanması gerekiyor. Öte yandan
güneş koruyucunuz ne kadar iyi veya yeterli olursa olsun, güneşten korunmaya
azami dikkat göstermemiz gerekiyor. Güneş koruyucuların içeriğindeki
filtrelerin çeşitliliği, filtrelerin miktarları ve uygulama sonrasında ne kadar
süre ile etkin koruma sağlayabildikleri son derece önemli. Gerek koruyucu
kozmetikler, gerekse de bakım kozmetiklerinde önemli olan unsur cildin dokusu
ile ürünün kıvamının uyuşması ve kozmetiklerin cilt tarafından emilebilecek
karakterde olması. Amerikan ilaç ve kozmetik dairesince de güneş ışınlarından
korunmada etkinliği onaylanmış parsol maddesi artık kozmetik koruyucularda da
kullanılmaya başlandı. Bununla beraber ultraviyole ışınlarına karşı yeterli çeşitlilikte
güneş koruma filtresi içeren bir kozmetik koruyucudaki koruma faktörlerinin
yüzdesi 15 olduğunda cilt ışıktan yüzde 96 oranında korunabilirken, güneş
koruma filtrelerinin oranı yüzde 60’a çıkarıldığında ise cilt ışıktan yüzde 98
oranında korunabiliyor. Yeni jenerasyon koruyucuların artık 2.5 saatte bir
yenilenmesi gerekmiyor. Artık yeni koruma faktörleri günde bir defa sürmekle
cildi tüm gün koruyabiliyor, 8 – 10 defa su ile temas ettiğinde bile etkin
koruma seviyesini sürdürüyor.

|
|