Dünyanın en güzel su caddesinde…

Yazı/Text: YELİZ ERKOÇ
Fotoğraflar/Photos: FATİH PINAR
“Bellekten yansıyan Boğaziçi mavi bir enginlik, aydınlık
oyunu; gündoğumu ve günbatımında bütün sular altın ve erguvan bir mozaiktir.”
Selim İleri

Efsanelerin Boğazı İstanbullunun da konukların da gözdesi
olmayı sürdürüyor.
Yeryüzünde hiçbir nehir bu kadar deniz; hiçbir deniz bu
kadar nehir değildir” der İsmail Hakkı Sevük İstanbul Boğazı için. İstanbul
günümüzde yaşaması zor bir şehir haline gelse de, yalnızca Boğaz’ın eşsiz
manzarası bile bu şehirde yaşamak için geçerli bir sebep.
Boğazın en derin noktasından geçiyoruz, Bebek ile Kandilli
arasından... Batmakta olan güneş giderayak deniz üzerinde ışık oyunları
yapıyor. Boğaz gezisi için bindiğimiz teknenin kaptanı Durmuş Erdoğan aynı
zamanda Tekneler Genel Şefi. Sabah 11.00 sularında başlayan turun rotasını
şöyle belirliyor kaptan; Dolmabahçe, Çırağan, Ortaköy, Birinci Köprü, İkinci
Köprü, Rumelihisarı. Daha sonra Asya kıtası toprakları gözüküyor. Beylerbeyi,
Kızkulesi, Üsküdar… Bu tarihi ve doğal güzelliklerin beş metre yanından geçen
teknemiz büyük övgü alıyor misafirlerinden. “Pazar günleri motor yetişmez bize”
diyor Kaptan Durmuş Bey. “Teknelerin biri gelir biri gider kıyıya” ve ekliyor,
“Zevkli bir iş yaptığımız. Boğaz’ın güzellikleri zihnini açıyor insanın.” Boğaz
turları sadece turistik değil elbette. Özel davetler, nişan düğün
organizasyonları, büyük firmaların motivasyon ve kutlama yemekleri de Boğaz
sularını renklendiren etkinlikler arasında.
İstanbul’un Asya ve Avrupa yakasını birbirinden ayıran
Boğaz, Karadeniz ve Marmara Denizi’ni birleştiriyor. Uzunluğu otuz kilometre
olan bu suyolu, girintileri ve çıkıntılarıyla hesaplandığında kıyılarının
uzunluğunu veriyor. Rumeli yakasında Rumeli Feneri'nden Haliç kıyılarını
dolaşarak Ahırkapı Feneri'ne kadar olan uzunluğu elli beş kilometre, Anadolu
yakasında Anadolu Feneri ile Kız Kulesi arasındaki uzunluğu yaklaşık otuz beş
kilometre, Selimiye önündeki Kayak Burnu'na kadar olan uzunluğu ise otuz altı
kilometre. İstanbul Boğazı’nın en geniş yeri Anadolu Feneri ile Rumeli Feneri
arasında üç bin altı yüz metreyi, en dar yeri Anadolu Hisarı ile Rumeli Hisarı
arasında ise 760 metreyi buluyor.
Köprünün altından geçerken Boğaz Turu misafirlerinden
Susanna Gottleb ve eşinin Boğazı hayranlıkla izlediklerini ve sürekli fotoğraf
çektiklerini görüyorum. Susanna, “İstanbul’u ve Boğaz’ı çok seviyorum. Eşsiz
bir güzellik, büyüleyici… Birçok kez Boğaz’da tekne turuna çıktım ama asla
bıkmıyorum.” Yüzünden memnuniyeti okunan Susanna eşine gülümseyen bir poz
hediye ediyor. Gottlen çiftinin tam karşısında oturan Hikmet Bey ve ailesi
turun tadını çıkaranlardan. Hikmet Bey, “İstanbul’da oturmanın zorluğu kadar da
nimetleri var. Biz de nimetlerini değerlendiriyoruz” diyor. “Bazen eşimle işten
sonra kaçıyoruz tura. Tüm yorgunluğumuzu alıyor bu güzellik” diye ekliyor.
Teknenin burnunda elinde fotoğraf makinesi ile Boğaz’ın en
güzel karesini yakalamaya çalışan David Amerika’nın Utah eyaletinden. David’e
göre Boğaz’ın birçok anlamı var Türkiye açısından. David, “Boğaz Türkiye’nin
tarihini, coğrafi, askeri ve jeopolitik gücünü yansıtıyor bence. Aynı zamanda
büyüleyici bir görselliği var. Ve Boğaz’da yol almak öyle güzel bir özgürlük
duygusu ki, ifade etmek zor, sadece yoğun olarak hissediyorum bunu” diyor.
İstanbul Boğazı hakkında söylenen birkaç efsane var.
Bunlardan en ünlü olanı şöyle, Aros kralı İnakhos'un kızı olan İo, aynı zamanda
Argos kentindeki Hera tapınağı'nın rahibesidir. Bir gün İo'yu gören Tanrı Zeus
ona aşık olur. Kocası Zeus'un bir başkasına aşık olduğunu öğrenen Hera,
kıskançlığa kapılarak kocası Zeus'u İo'dan ayırmanın yollarını arar. Zeus,
sevgilisini Hera'nın gazabından korumak için onu inek kılığına sokar. Ancak
Hera, ineğin kendisine verilmesini ister. İo'yu alır ve bin gözlü bir dev olan
Argos'u onun başına nöbetçi olarak diker. Bunun üzerine Tanrı Zeus, savaşcı
Hermes'i görevlendirerek İo'yu kurtarmasını ister. Hermes, devi büyüleyerek
öldürür ve İo'yu kurtarır. İo kurtulmuştur ama, Hera bu kez de bir at sineğini
İo'ya musallat eder. Sinek ısırdıkça inek kılığındaki İo'nun canı çok yanar. İo
kaçar ve Trakya'dan İstanbul boğazı'na gelir, boğazı geçerek Asya yakasında
kıyıya çıkar. Bu öyküden dolayı İstanbul Boğazı, İnek Geçidi anlamına gelen
Bosphoros adını alır. Dünyanın en güzel su caddesindeki yolculuğumuz limanda
son buluyor. Gökyüzü mor, mavi ve pembe renklerle bezenmiş, Boğaz tablosunun
eksik parçasını tamamlıyor. Boğaz için son sözleri üstat Selim İleri söylüyor.
“Bellekten yansıyan Boğaziçi mavi bir enginlik, aydınlık oyunu; gündoğumu ve
günbatımında bütün sular altın ve erguvan bir mozaiktir.”

Her yolculuk değişen hava koşullarına göre farklı
güzellikler sunuyor.