26 Mayıs 2012 Cumartesi
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

Su için küçük bir masal...

                           

 

Hikaye/Story: MURAT UYURKULAK

 

 

 

Küçük Yağmur İstanbul’da, suları çekilmiş Boğaz’ın Haliç’e yakın kısmındaki yüksek güvenlikli ‘Beşinci Vaha’ sitesinde, anne-babasıyla birlikte yaşıyordu. Babası geçirdiği felç sebebiyle uçan sandalyeye mahkûm olduğundan evi annesi geçindiriyordu. Serap Anne, komşulara su falı bakarak, ayrıca güneş çarpması, dudak çatlaması, ağız kuruması gibi rahatsızlıklara kum ilaçları hazırlayarak para kazanıyordu. Babası Kutup, Yağmur doğduktan kısa süre sonra, son yağmur damlasının İstanbul’a düştüğü sene, Yedi Kurak Tepe’de yaşayan susamış yoksulların siteye düzenlediği bir saldırıda yaralanmış ve o esnada felç olmuştu. Yoksulların amacı sitenin, Boğaz’ın dibine kuyu açmak suretiyle çıkarılan suyunu ele geçirmekti. Başaramamışlar, lakin siteye ve insanlarına çok zarar vermişlerdi…

Yağmur’un en sevdiği oyun, banyoculuktu. Arkadaşlarıyla boş bir odaya girerler ve mahsustan, uzun uzun yıkanır gibi yaparlardı. Büyükler eskiden bu oyunun ‘ev’le ilgili farklı bir adı olduğunu anlatırdı…

Yağmur annesinden kalma resimli kitaplara bakmaya da bayılırdı. Şehrin dört bir köşesine yayılmış uzun yeşil şeylerin ağaç, binaların bahçelerini kaplayan rengârenk şeylerin çiçek, Boğaz çukurunu kaplayan masmavi şeyin de deniz olduğunu bilirdi. Annesinin ‘ağaçlar hışırdar, çiçekler kokar, sular çağlardı’ derken ne ifade etmek istediğini düşünür, hışırtıları, kokuları, çağıltıları duymaya çalışır, fakat her defasında tuhaf bir boşluk hissiyle baş başa kalırdı…

Yağmur’un en sevdiği arkadaşı Bulut’tu. Bulut yemyeşil gözlü, sapsarı saçlı bir oğlandı. Anne-babasını kuş gribi salgınında kaybettiği için sitenin yetimhanesinde kalıyordu. Bulut’un yüzünde kocaman bir kum çıbanı olduğu için kimse onunla arkadaşlık etmek istemezdi. Zaten sitedeki büyükler de çocuklarının yetimlerle yakınlaşmalarından hoşlanmazdı. Çünkü bu çocukların anne-babaları genellikle salgın hastalıklardan ölmüştü ve onların da aynı hastalığı taşıyor olmasından korkulurdu.

 

Ama Yağmur kimseye aldırmaz, her fırsatta Bulut’u görmeye giderdi. Onun yeşil gözlerine, sarı saçlarına hayranlık duyar, yüzündeki çıbanı da gayet güzel bulurdu. Hepsinden önemlisi Bulut iyi yürekli bir çocuk, sadık bir arkadaştı…

Gel zaman git zaman, Serap ve Kutup yaşlanırken, Beşinci Vaha Sitesi’nin kuyuları bir bir kururken, Yedi Kurak Tepe ahalisinden sağ kalabilenlerin saldırmaya mecali kalmazken, Yağmur ve Bulut da büyüdü. Çocuksu dostlukları, hararetli bir gençlik aşkına dönüştü. Günün birinde, ilk nemsiz öpüşmelerinden sonra, Bulut Yağmur’a evlenme teklif etti. Yağmur da ne zamandır bunu duymak istiyordu, elbette kabul etti. O akşam, İstanbul şehri şiddetli bir kum fırtınasıyla sarsılırken, anne-babasına durumu açıkladı. Evde küçük çaplı bir kıyamet koptu. Serap kızının Bulut’la evleneceğini duyunca yemek masasına taşıdığı su dolu bardağı elinden düşürdü ve ağlamaya başladı. Bir yandan ağlıyor, bir yandan da boşa gitmesin diye gözyaşlarını damlatacağı boş bir bardak arıyordu. Kutup ise uçan sandalyesi ile salonda dört dönüyor, bir yandan da öfkeyle söyleniyordu. Yağmur’un, soyunda kuş gribi taşıyan bir yetimle evlenmesi mümkün olamazdı. Yıllar boyu bunun için mi çalışıp çabalamışlar, onca sular içirmişlerdi?

Yağmur gözyaşları için yanına boş bir sürahi almayı da ihmal etmeden, ağlayarak odasına koştu. Üç gün odasından çıkmadı. Çıktığında elinde ağzına kadar tuzlu suyla dolu bir sürahi vardı. Gözyaşlarını suyu tuzdan arıtma makinesine dökerken, anne-babasına kararını kesin bir dille açıkladı. Evlenecekti Bulut’la. ‘O zaman defol git’ dedi babası. ‘Senin bu evde yerin yok artık’ dedi annesi. Yağmur odasına girdi, çantasını hazırladı ve evden çıkmadan önce kendi gözyaşlarından mamul suyu da yanına alacaktı ki, ‘Bırak onu’ dedi babası. ‘Susuzluk neymiş öğren, nankör’ dedi annesi…

Yağmur ve Bulut, kurumayan son kuyunun yakınlarında buluştular. Kuyuyu koruyan silahlı muhafızlara görünmemeye çalışarak konuştular. ‘Kaçalım siteden’ dedi Bulut. ‘Kaçalım, ama…’ dedi Yağmur. Bulut çantasından bir şişe su çıkarıp gösterince Yağmur’un yüzü güldü, cümlesini tamamlamadı. Küçükken sitenin etrafını saran elektrikli tellerde keşfettikleri küçük bir delikten çıkıp gittiler… Üç gün boyu, kupkuru kalmış, iskelete dönmüş, yüzleri öfke ve acıyla çarpılmış Yeditepeliler’in şaşkın bakışları altında, toz toprak içinde yürüdüler. Kubbesi çökmüş, minareleri yıkılmış, devasa bir camiinin olduğu tepede boş, küçük bir ev buldular ve oraya yerleştiler. O gece Yağmur ve Bulut, kirli vücutlarından yükselen kokuyu aşkla kamaşmış burunlarında bir kez olsun duymadan birbirlerinin oldular… Terli vücutları, son bir haz sarsılmasının ardından ayrılırken gök muazzam bir sesle gürledi, akıl almaz bir sağanak başladı, dışarıdan Yeditepeliler’in vahşi sevinç çığlıkları yükseldi…

Sağanak hiç dinmedi…

Yağmur tepedeki evlerinin kapısında durmuş, tekrar suyla dolan Boğaz’a bakıyor, gözyaşları yağmur damlalarına karışıyordu…

Bulut arkasından yaklaşıp beline sarıldı Yağmur’un, kulağına eğilip fısıldadı:

“Artık ikimiz de yetimiz, değil mi?”

Yağmur buruk bir gülüşle döndü sevgilisine, boynuna küçük bir öpücük kondurup cevap verdi:

“Evet, ama…”

Bir an durdu ve bu kez cümlesini tamamladı:

“… ıslağız.”

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


68275 - unknown - 38.107.179.237