26 Mayıs 2012 Cumartesi
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

Mavinin hükümranlığında hüzünlü bir ada masalı…

 

 

Gökçeada-İmroz masalı mutluluğun yanında acıyı, ayrılık ve kavuşmaları içerir. Ege'nin binlerce yıllık söylenceli sularında destanlarıyla adından söz ettiren İzmirli ozan Homeros, İlyada adlı destanında deniz tanrısı Poseidon'un ahırlarının Gökçeada ile Bozcaada arasında olduğunu söyler.

 

 

Masmavi bir denizin ortasında yalnız, hüzünlü ve bir o kadar da küskün bir hikaye gibidir Gökçeada-İmroz… Gökçeada... Popüler eğlence anlayışlarından çok uzakta bir masal ülkesi gibi… Burada insan ne Bodrum'un dillere destan eğlencelerini, ne de Çeşme'nin hareketli yaşamını bulabilir. Zaten Gökçeada'yı tercih edenler de, bu özellikler yerine başka değerler için bu ada masalına ortak olur. Masal mutluluğun yanında acıyı, ayrılık ve kavuşmaları içerir. Ege'nin binlerce yıllık söylenceli sularında destanlarıyla adından söz ettiren İzmirli ozan Homeros, İlyada adlı destanında deniz tanrısı Poseidon'un ahırlarının Gökçeada ile Bozcaada arasında olduğunu söyler. Homeros İmbros'tan (İmroz) bahsederken de çoğunlukla ‘kayalık’ sıfatını kullanır. Çanakkale - Kabatepe'den kalkan feribot Gökçeada'ya yaklaşırken, masmavi bir dünyanın ortasındaki çorak ada topraklarının yarattığı düşkırıklığına aldanmayın. Feribotun yaklaştığı Kuzu Limanı, Ada'nın pek yerleşilmemiş bir kesiminde yer alır.  Feribottan çıkışta yol, iz, tabela aramaya gerek yok. Tüm araçlar tek yöne akın eder. Siz de aracınızla bu kervana katılarak Ada'nın içlerine doğru yol alırsınız ister istemez. İlk tepeyi aştıktan sonra meyve bahçelerinin yeşilliği ile süslenmiş kıvrımlı yollar sizi denizden görünen çorak görünümden uzaklaştırır ve bembeyaz badanalı evleriyle, mavi kapılarıyla masalsı bir Ege toprağına ulaştırır. Gökçeada'da köy yaşamı hala süregelmektedir. Bahçelerin beyaz badanalı duvarlarının ardında yetiştirilen doğal meyvelerin yanısıra, çeşitli sebzeleri Ada sakinleri kendileri için üretir. Yolu takip ederek Gökçeada Merkez'e ulaşılır. Bankaların, belediyenin ve eczanelerin bulunduğu bu küçük merkezden kuzeye doğru ilerlendiğinde Eski ve Yeni Bademli Köyleri (Gliki) ve Kaleköy'e (Kastro) gelinir. Küçük ve şirin bir sahil kasabası görünümdeki Kaleköy’de lokantalar, pansiyonlar ve küçük evlerin tam bir uyum içinde olduğunu görürsünüz. Gökçeada'nın tüm köyleri ziyaret edilmeyi hak eder.  Hepsinin bir hikayesi vardır anlatacak, paylaşacak. Her yıl ağustos ayının 15’inde kutlanan Meryem Ana Bayramı için Gökçeada'ya dünyanın dört bir yanından ziyaretçiler gelir. Avustralya'ya, Yunanistan'a, Amerika'ya, Yeni Zelanda'ya göç etmiş yüzlerce Rum vatandaşımız doğdukları topraklarda toplanır. Dağ yamacındaki Zeytinliköy’ün (Aya Theodori) ova manzaralı evleri, Rum okulu, kilisesi ve elbette dibek kahvesi ünlüdür. Gökçeada'daki baraj gölünü seyrederek yola devam edildiğinde Tepeköy'e ulaşılır. Tepeköy (Agridia) yolu sanki usta bir ressamın elinden çıkma kusursuz bir pastoral tablo gibi. Bu tabloda neler yok ki; gümüş rengine çalan yapraklarıyla zeytin ağaçları, çamlar, keçiboynuzu ağaçları, mersinler, kıvrılan yolda size eşlik eden dağ keçileri… Kuşkusuz bu tablonun en hoş ayrıntısı da görebildiğiniz her yeri kaplayan öbek öbek kekiklerdir. Buram buram kekik kokusu eşliğindeki Tepeköy yolundaki bir başka sürpriz de, kekiklerin arasındaki patikalardan ulaşılan küçük, mütevazı ve ada karakterine uygun olarak mavi-beyaz olarak boyanmış kiliselerdir. Bir zamanlar Türkiye'nin en büyük köyü unvanına sahip Dereköy (Shinudi) bugün tam anlamıyla terkedilmişliğin verdiği hüznü yaşıyor. Kiliseleri, zeytinyağı fabrikaları ve evleri ile sonsuz yalnızlığını paylaşan köyün en ilginç yapısı ise çamaşırhanesi. Gökçeada’ya giden herkesin uğramadan geçemediği Aydıncık (Kefalos) sahili ise sörfçülerin gözdesi. Kefalos kumsalının biraz ilerisindeki Tuz Gölü'nde yazları pelikan, flamingo, yaban ördeği ve yaban kazı gibi kuşları seyretmek de mümkün. Ayrıca yazları Tuz Gölü'ndeki buharlaşmanın ardından ortaya çıkan birikintilerde de şifalı çamur banyosu yapılıyor.

Gökçeada yolculuğu Ege'nin sularında başlar ve aynı yerde bitmelidir derseniz Kaleköy'den, köpüklü beyaz dalgalarını yaşlı bir kadının anılarını sakladığı gibi özenle saklayan Ege'ye bir bakın. Binlerce yıllık efsanelerini, acılarını, sevinçlerini saklayan bu denizin koynundaki hüzünlü Ada'nın hikayesini bir kez daha anımsayın. Kadehiniz, yanı başınızdaki Semadirek'e dostça uzanacak ve Dimitri’lerin Mehmet'lerle, Ayşe'lerin Eleni'lerle kardeşçe yaşadığı o çok da uzak olmayan geçmişe selam gönderecektir. Güneşin son ışıkları da Ege'nin lacivert sularına teslim olduğunda artık Gökçeada, sizin için de bir anavatan olacaktır...

 

 

Gökçeada’ya giden herkesin uğramadan geçemediği Aydıncık sahili sörfçülerin gözdesi...

 

 

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


68276 - unknown - 38.107.179.238