26 Mayıs 2012 Cumartesi
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

CENNETE YOLCULUK ANTALYA

 

Antalya, antik kentleri, altın kumsalları, Akdeniz mavisi koyları, denizle kucaklaşan ormanları, tropik bitkileri, akarsuları ve şelaleleri ile dünya çapında bir turizm merkezi...

 
Antalya İstanbul’a 750 kilometre, Ankara’ya 514 kilometre ve İzmir’e 619 kilometre uzaklıkta. Otobüs şirketlerinin bir çoğunun Antalya’ya direkt seferleri bulunuyor. Antalya’ya en kolay ulaşım havayoluyla yapılıyor. Antalya Havalimanı, şehir merkezinden 10 kilometre mesafede yer alıyor. Antalya Türkiye’nin her yöresi ile karayolu bağlantısına sahip. İstanbul ve Ankara gibi büyük merkezlerden karayoluyla bölgeye geliş için en uygun yol, Afyon-Burdur-Antalya yolu. Özel araçla İstanbul’dan yola çıkanlar Adapazarı, Bilecik, Kütahya veya Bursa, Orhaneli, Harmancık, Tavşanlı ve Kütahya üzerinden Afyon-Burdur yoluyla Antalya’ya ulaşabilirler. Bursa-Kütahya yolunu tercih edenler nispeten daha az trafikli, ormanlık, manzarası güzel, virajlı ama serin ve bol çeşmeli bir güzergahtan geçecek. Antalya çevresindeki gezilecek yerlerin hemen hepsi asfalt. Kaleiçi ve Kemer-Tekirova arasındaki tatil merkezleri arasında safari gezileri için otomobil, jeep veya motorsiklet kiralayan; tur organizasyonu yapan birçok acente bulunuyor.


Türkiye’nin en önemli turizm merkezi Antalya, batıda dağlara doğru uzanan Konyaaltı ve doğudaki Lara plajlarıyla Akdeniz’in de gözalıcı şehirlerinden biri.

Palmiyelerle çevrili caddeleri, bakımlı parkları, restoranları, eğlence yerleri ve sempatik marinasıyla sıra dışı güzellikte bir tatil yöresi. M. Ö. 2. yüzyılda kurulan şehrin sembolü, Selçuklulardan kalma Yivli Minare.

Antalya sahip olduğu arkeolojik ve doğal güzellikler sayesinde “Türk rivierası” olarak da anılıyor. Deniz, güneş, tarih ve doğanın sihirli bir uyum içinde bütünleştiği Antalya, Akdeniz’in en güzel ve temiz kıyılarına sahip. 630 kilometre uzunluğundaki şehrin kıyıları boyunca, antik kentler, antik limanlar, anıt mezarlar, dantel gibi koylar, kumsallar, yemyeşil ormanlar ve akarsular yer alıyor.

Palmiyelerle sıralanmış bulvarları, uluslararası ödül sahibi marinası, geleneksel mimarisi ile şirin bir köşe oluşturan Kaleiçi ve modern mekanları ile Türkiye’nin en önemli turizm merkezi Antalya.

Aspendos Opera ve Bale Festivali, Altın Portakal Yarışması, Uluslararası Plaj Voleybolu, Triathlon, Golf Müsabakaları, Okçuluk, Tenis, Kayak yarışmaları vb. etkinliklere, 1995 yılında açılan Antalya Kültür Merkezi ile de plastik sanatlar, müzik, tiyatro, sergi gibi birçok kültürel ve sanatsal etkinliğe ev sahipliği yapıyor.

KAYAK VE YÜZME BİRARADA

Yılda üç yüz gün güneş alan bölge, güneş banyosu yapan, yüzen, rüzgar sörfü, su kayağı, yelken, dağcılık ve avcılık yapan herkesin cenneti.
Antalya’ya 50 kilometre uzaklıkta, 1750-1900 metre yüksekte yer alan Saklıkent, ideal bir kış sporları merkezi. Mart ve nisan aylarında bile sabah kayak yapabilir, öğle yemeğinde Antalya’da taze balık yiyebilir ve öğleden sonra da güneşlenebilir, yüzebilir hatta su kayağı yapabilirsiniz. Antalya halkının yoğun olarak rağbet ettiği Saklıkent yaylasının çevresindeki Karçukuru, Fesikan yaylası, Yazır yaylası, Moryer, Eren dağı, Fesleğen yaylası, Yazır sırtları ve Bereket dağı; gezmeye kamp kurmaya ve piknik yapmaya gayet elverişli. Pansiyon olarak kiralanabilen evlerde konaklama imkanı da bulabilirsiniz.


Akdeniz’in en lezzetli, en özel balıkları Antalya sularında...
Bölgeye özgü balıklar akay, avcı, çipura, fangri, iskarmaç, kılıç, kırlangıç, gubbez, kolyoz, köpek balığı, lagos, mercan, mezgit, mırmır,orkinos, karpa, tekir, torik, turna, zargana ve kocabaş...
Ayrıca Antalya’da yöreye özgü grida balığının mutlaka tadına bakmanızı öneririz.


Bölgedeki en eski insanlık tarihi izleri, Antalya şehir merkezinin 30 km. kuzeyindeki Karain Mağarası bulguları ile M.Ö 50.000 yıla kadar uzanmakta.

KRAL ATTALOS’UN CENNETİ

Yaygın bir inanışa göre bundan 2 bin yıl kadar önce Bergama Kralı II. Attalos en gözde akıncılarını; “Gidin, bana bu yeryüzü üzerinde öyle bir yer bulun ki, bütün kralların, bütün hükümdarların gözü kalsın. Öyle bir yer bulun ki, hiç kimse gözünü oradan ayıramasın. Gidin bana yeryüzünün cennetini bulun.” diye göndermiş. Akıncılar, bu emirle işin zorluğunu, bir anlamda olmazlığını bile bile yola koyulmuşlar, diyar diyar dolaşmışlar. Haftalarca ve aylarca gezdikleri halde, krallarının istediği gibi bir yere bir türlü rastlayamamışlar.

Ta ki, bir gün Çubuk Beli diye anılan yolu aşıp da, yeryüzü cennetinin kapıları, çamların arasından Akdeniz’in büyülü bir akşamına açılıncaya dek!

Tepeleri karla kaplı Beydağları, el değmemiş ormanlarının yeşilliği, batan güneşin tutuşturduğu gümüş kıyılar ve denizin o çividi mavisi, soluklarını kesmiş Bergamalı akıncıların. Toroslardan aşağılara indikçe, dünya cenneti bir ovanın rengarenk bereketiyle sarmalanmışlar. En sonunda bugünkü Antalya kentinin bulunduğu yere geldiklerinde karşılarına çıkan eşsiz doğal güzellik karşısında cenneti nihayet bulduklarını düşünmüşler. Dörtnala kalkıp Bergama’ya dönen akıncılar kralın  huzuruna varıp “Emriniz üzere cenneti bulduk!” demişler. Kral Attalos akıncılarının “Cennet” dedikleri yeri bir de  kendi gözleriyle görmek istemiş. Akıncılar yine öne düşmüşler, Kral Attalos arkalarından onları izlemiş. Bugünkü Antalya’nın bulunduğu yere vardıklarında Kral Attalos da cennete geldiğini kabul etmiş ve burada derhal büyük bir kent kurulmasını emretmiş.

Bu doğal güzellikler içinde Bergamalılar kısa zamanda görkemli bir kent kurmuşlar ve bu kente, Kral Attalos’un adına atfen“Attaleia” adını vermişler. Sonraları bu ad sırası ile “Stelai”, “Satalya”, “Adalya” ve “Antalya” olarak değişmiş.




TARİHÇE

Antalya tarihi boyunca yerleşim bölgesi olma özelliğini korumuş. Osmanlı hakimiyetinden önce şehir sırası ile Roma, Bizans ve Selçuk egemenliğinde kalmış.

Tam olarak 13. yüzyılda Selçuklu sultanı Alaeddin Keykubat tarafından inşa ettirilen Yivli Minareli Camii, bugün Antalya’nın sembolü olarak öne çıkıyor. Kaleiçi’nde yer alan aynı döneme ait Karatay Medresesi, Selçuk taş işçiliğinin kentteki en iyi örneği. Şehrin en önemli iki camisi 16. yüzyıldan kalma Murat Paşa Camii ve 18. yüzyıla ait Tekeli Mehmet Paşa Camii. Marinanın yanında ise 19. yüzyılda, kesme taştan, doğal bir pınar yakınında ve dört sütun üzerinde inşa edilen İskele Camii yer alıyor. Hıdırlık Kulesi, M.S. 2. yüzyılda muhtemelen deniz feneri olarak inşa edilmiş. Kesik Minareli Camii Roma, Bizans, Selçuk ve Osmanlı dönemlerini yaşadığı için, şehrin tarihini özetleyen bir yapı.

PLAJLAR

KONYAALTI PLAJI
Antalya kentinin hemen batısında, karlı dağların eteklerinde uzanan Konyaaltı Plajı sakin fakat ani derinliklere sahip. Plajdaki boydan boya kumsal ve yemek yenebilecek lokantalar her zevke hitap ediyor.



KARPUZKALDIRAN PLAJI
Lara Plajı yakınında Karpuzkaldıran koyunda yer alan plaj üzerinde askeri dinlenme tesisleri kurulu.

TOPÇAM PLAJI
Antalya’nın en çok ilgi gören ve Antalya kent merkezine 15 kilometre batıdaki çam ormanları içinde yer alan plaj, amatör dalgıçlar için ideal bir yer. Karşısında Sıçan Adası uzanıyor. Topçam Plajını geçtikten sonra her yerde denize girebileceğiniz, Küçük Çaltıcak, Büyük Çaltıcak, Beldibi, Kızıltepe Mocamp Tesisleri, Kemer koyu, Phaselis ve Çıralı Plajları bulunuyor.

LARA PLAJI

Antalya’nın 11 kilometre güneydoğusunda yer alıyor. Denizi Konyaaltı Plajına göre daha sığ ve ince kumlu. Lara’da kabinler ve plaj evleri bulunuyor.

ANTALYA’DA GEZİLECEK YERLER
Kaleiçi’nden kalkan kiralık teknelere binerseniz, Antalya falezleri ile Düden şelalesinin denize dökülüşünü doya doya seyredebilirsiniz.

Kaleiçi evleri gezilerek hediyelik eşya dükkanları arasında bir foto safariye çıkılabilir. Hadrian Kapısı ve Kesik Minare gezinize renk katarken; Karaalioğlu Parkı, gözünüz kadar ruhunuzu da dinlendirecek. Kent Müzesi’ni gezmek bir başka alternatif olabilir. Ödüllü müzelerden olan Antalya Müzesi, eserleri sergileme konusunda da gayet başarılı. Yivli Minare ve çevresi çarşı dükkanları, dönerciler çarşısı, reçel dükkanları ve şiş köfte satıcıları ile renkli ortamlardan sayılıyor. Gezinti için Korkuteli yolunu seçiyorsanız Su parkına uğrayabilir veya Termessos Antik Kenti’ni gezebilirsiniz. Merdiven tırmanmayı göze alanlar, bir hayli yukarı çıkarak Karain mağarasını görebilirler. Antalya’dan Burdur’a doğru yol alırken kent çıkışından hemen sonra karşınızda beliren Ariassos Harabeleri’ni gezebilirsiniz.

KALİTENİN SİMGESİ “MAVİ BAYRAK”

“Mavi Bayrak”, temizliğini ve kalitesini kanıtlamış olan plaj ve marinalara verilen bir onur sembolü. Dünyanın pek çok bölgesinde yapılan uygulama, Türkiye’de turizm bakanlığının denetiminde gerçekleşiyor. Turizm merkezleri arasında önemli bir rekabet unsuru olan ödül, çevre temizliği bilincinin gelişmesine de katkıda bulunuyor. Geçtiğimiz yıllarda deniz temizliğine ve plaj bakımına gösterdiği özen nedeniyle Antalya da “Mavi Bayrak”la onurlandırıldı.

KARAİN MAĞARASI
Paleolitik Çağ’dan Demir Çağı’na kadar kullanılan Karain Mağarası (M.Ö. 50000), Türkiye’nin bilinen en eski yerleşim merkezi.

Mağara, Katran Dağı’nın Akdeniz’e bakan yamacında, giriş ve geçitlerle birbirine bağlı üç bloktan oluşuyor. Kademeli olarak derinleşen mağarada derinlik 50 metreyi buluyor. İkinci ve üçüncü bloklarında sarkıt ve dikitlerin yer aldığı Karain Mağarası’nın Helen ve Roma döneminde, dinsel bir merkez olduğu, duvarlardaki eski yazıtlar ve kalıntılardan anlaşılıyor.



DALIŞ NOKTALARI



FRANSIZ (SOSYETE) BATIĞI
Antalya Yat Limanı’nın 1 kilometre açığında, şamandıranın altında yatan batık, 1942 yılında savaş sırasında batırılan “San Didier” adlı Fransız savaş gemisine ait. Geminin içindeki yükün bir bölümü 1946 ve 1974 yıllarında yapılan çalışmalarla çıkartılmış. Hastane destek gemisi görünümünde olan gemi içerisinde cephane ve çöl şartlarını uygun arabalar bulunmuş. Kamufle edilebilmesi için personelin üniforma giymemesi ve balıkçıların yardımları sırasında gemideki insanların şahsi malzemelerini de yanlarında taşımaya gayret etmeleri halk arasında geminin adının “Sosyete batığı” olarak kalmasına neden olmuş.

Bugün üzerinde pek bir şeyin kalmadığı batık yine de dalgıçlarının ilgisini çekmeye devam ediyor. Dalış yapabilmek için Antalya Valiliği ve Deniz Polisi Şube Müdürlüğü‘nden izin almak gerekiyor. Dikkat edilmesi gereken diğer bir nokta ise yat limanı ağzına yakınlığı dolayısıyla tekne trafiğinin fazla olması.

FALEZLER
Antalya’nın iki büyük plajı olan Lara ve Konyaaltı arasında kalan bölge, karadan dalış için elverişli noktalara sahip. Falez oluşumları 14 metreden 25 metre derinliğe kadar iniyor. İlk 20 metre ilgi çekici. Giriş kolaylığı açısından tercih edilen yerlerden biri Konyaaltı plajına inen varyantın altı. Bu bölgede kayalık kesim 25 metreye kadar iniyor ve suyun altında falezleri ve üzerindeki canlı yaşamını görmeye olanak veriyor.

SIÇAN ADASI
Antalya limanına bir kaç kilometre uzaklıkta olan bu küçük ada dalgıçların ilgisini çeken diğer bir bölge. Sahile bakan batı yakası sığ bir derinliğe sahip olup (maksimum 8 metre) dip yapısı genelde kumlu. En ilgi çekici bölümü kuzey doğu yakası ve kayalık dip yapısı 22 metreye kadar iniyor. Aynı zamanda doğusunda ufak bir mağaranın olması, dalıcılara hoş bir sürpriz yapıyor. Sıçan Adası günlük tekne gezilerinin uğrak yerlerinden.

 

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


68294 - unknown - 38.107.179.239