CENNETE
YOLCULUK ANTALYA
Antalya,
antik kentleri, altın kumsalları, Akdeniz mavisi koyları, denizle kucaklaşan
ormanları, tropik bitkileri, akarsuları ve şelaleleri ile dünya çapında bir
turizm merkezi...
Antalya İstanbul’a 750 kilometre, Ankara’ya 514 kilometre ve İzmir’e 619 kilometre uzaklıkta. Otobüs şirketlerinin bir çoğunun Antalya’ya direkt seferleri bulunuyor. Antalya’ya en kolay ulaşım
havayoluyla yapılıyor. Antalya Havalimanı, şehir merkezinden 10 kilometre mesafede yer alıyor. Antalya Türkiye’nin her yöresi ile karayolu bağlantısına sahip.
İstanbul ve Ankara gibi büyük merkezlerden karayoluyla bölgeye geliş için en
uygun yol, Afyon-Burdur-Antalya yolu. Özel araçla İstanbul’dan yola çıkanlar
Adapazarı, Bilecik, Kütahya veya Bursa, Orhaneli, Harmancık, Tavşanlı ve
Kütahya üzerinden Afyon-Burdur yoluyla Antalya’ya ulaşabilirler. Bursa-Kütahya
yolunu tercih edenler nispeten daha az trafikli, ormanlık, manzarası güzel,
virajlı ama serin ve bol çeşmeli bir güzergahtan geçecek. Antalya çevresindeki
gezilecek yerlerin hemen hepsi asfalt. Kaleiçi ve Kemer-Tekirova arasındaki
tatil merkezleri arasında safari gezileri için otomobil, jeep veya motorsiklet
kiralayan; tur organizasyonu yapan birçok acente bulunuyor.
Türkiye’nin en önemli turizm
merkezi Antalya, batıda dağlara doğru uzanan Konyaaltı ve doğudaki Lara plajlarıyla
Akdeniz’in de gözalıcı şehirlerinden biri.
Palmiyelerle
çevrili caddeleri, bakımlı parkları, restoranları, eğlence yerleri ve sempatik
marinasıyla sıra dışı güzellikte bir tatil yöresi. M. Ö. 2. yüzyılda kurulan şehrin
sembolü, Selçuklulardan kalma Yivli Minare.
Antalya
sahip olduğu arkeolojik ve doğal güzellikler sayesinde “Türk rivierası” olarak
da anılıyor. Deniz, güneş, tarih ve doğanın sihirli bir uyum içinde bütünleştiği
Antalya, Akdeniz’in en güzel ve temiz kıyılarına sahip. 630 kilometre uzunluğundaki şehrin kıyıları boyunca, antik kentler, antik limanlar, anıt mezarlar,
dantel gibi koylar, kumsallar, yemyeşil ormanlar ve akarsular yer alıyor.
Palmiyelerle
sıralanmış bulvarları, uluslararası ödül sahibi marinası, geleneksel mimarisi
ile şirin bir köşe oluşturan Kaleiçi ve modern mekanları ile Türkiye’nin en
önemli turizm merkezi Antalya.
Aspendos
Opera ve Bale Festivali, Altın Portakal Yarışması, Uluslararası Plaj Voleybolu,
Triathlon, Golf Müsabakaları, Okçuluk, Tenis, Kayak yarışmaları vb.
etkinliklere, 1995 yılında açılan Antalya Kültür Merkezi ile de plastik
sanatlar, müzik, tiyatro, sergi gibi birçok kültürel ve sanatsal etkinliğe ev
sahipliği yapıyor.

KAYAK VE
YÜZME BİRARADA
Yılda üç
yüz gün güneş alan bölge, güneş banyosu yapan, yüzen, rüzgar sörfü, su kayağı,
yelken, dağcılık ve avcılık yapan herkesin cenneti.
Antalya’ya 50 kilometre uzaklıkta, 1750-1900 metre yüksekte yer alan Saklıkent, ideal bir kış sporları merkezi. Mart ve nisan aylarında bile
sabah kayak yapabilir, öğle yemeğinde Antalya’da taze balık yiyebilir ve öğleden
sonra da güneşlenebilir, yüzebilir hatta su kayağı yapabilirsiniz. Antalya halkının
yoğun olarak rağbet ettiği Saklıkent yaylasının çevresindeki Karçukuru, Fesikan
yaylası, Yazır yaylası, Moryer, Eren dağı, Fesleğen yaylası, Yazır sırtları ve
Bereket dağı; gezmeye kamp kurmaya ve piknik yapmaya gayet elverişli. Pansiyon
olarak kiralanabilen evlerde konaklama imkanı da bulabilirsiniz.

Akdeniz’in en lezzetli, en özel balıkları Antalya sularında...
Bölgeye özgü balıklar akay, avcı, çipura, fangri, iskarmaç, kılıç, kırlangıç,
gubbez, kolyoz, köpek balığı, lagos, mercan, mezgit, mırmır,orkinos, karpa,
tekir, torik, turna, zargana ve kocabaş...
Ayrıca Antalya’da yöreye özgü grida balığının mutlaka tadına bakmanızı
öneririz.

Bölgedeki en eski insanlık tarihi izleri, Antalya şehir merkezinin 30 km. kuzeyindeki Karain Mağarası bulguları ile M.Ö 50.000 yıla kadar uzanmakta.
KRAL ATTALOS’UN CENNETİ
Yaygın bir
inanışa göre bundan 2 bin yıl kadar önce Bergama Kralı II. Attalos en gözde
akıncılarını; “Gidin, bana bu yeryüzü üzerinde öyle bir yer bulun ki, bütün
kralların, bütün hükümdarların gözü kalsın. Öyle bir yer bulun ki, hiç kimse
gözünü oradan ayıramasın. Gidin bana yeryüzünün cennetini bulun.” diye
göndermiş. Akıncılar, bu emirle işin zorluğunu, bir anlamda olmazlığını bile
bile yola koyulmuşlar, diyar diyar dolaşmışlar. Haftalarca ve aylarca
gezdikleri halde, krallarının istediği gibi bir yere bir türlü
rastlayamamışlar.
Ta ki, bir
gün Çubuk Beli diye anılan yolu aşıp da, yeryüzü cennetinin kapıları, çamların
arasından Akdeniz’in büyülü bir akşamına açılıncaya dek!
Tepeleri
karla kaplı Beydağları, el değmemiş ormanlarının yeşilliği, batan güneşin tutuşturduğu
gümüş kıyılar ve denizin o çividi mavisi, soluklarını kesmiş Bergamalı
akıncıların. Toroslardan aşağılara indikçe, dünya cenneti bir ovanın rengarenk
bereketiyle sarmalanmışlar. En sonunda bugünkü Antalya kentinin bulunduğu yere
geldiklerinde karşılarına çıkan eşsiz doğal güzellik karşısında cenneti nihayet
bulduklarını düşünmüşler. Dörtnala kalkıp Bergama’ya dönen akıncılar kralın
huzuruna varıp “Emriniz üzere cenneti bulduk!” demişler. Kral Attalos
akıncılarının “Cennet” dedikleri yeri bir de kendi gözleriyle görmek istemiş.
Akıncılar yine öne düşmüşler, Kral Attalos arkalarından onları izlemiş. Bugünkü
Antalya’nın bulunduğu yere vardıklarında Kral Attalos da cennete geldiğini
kabul etmiş ve burada derhal büyük bir kent kurulmasını emretmiş.
Bu doğal
güzellikler içinde Bergamalılar kısa zamanda görkemli bir kent kurmuşlar ve bu
kente, Kral Attalos’un adına atfen“Attaleia” adını vermişler. Sonraları bu ad
sırası ile “Stelai”, “Satalya”, “Adalya” ve “Antalya” olarak değişmiş.

TARİHÇE
Antalya
tarihi boyunca yerleşim bölgesi olma özelliğini korumuş. Osmanlı hakimiyetinden
önce şehir sırası ile Roma, Bizans ve Selçuk egemenliğinde kalmış.
Tam olarak
13. yüzyılda Selçuklu sultanı Alaeddin Keykubat tarafından inşa ettirilen Yivli
Minareli Camii, bugün Antalya’nın sembolü olarak öne çıkıyor. Kaleiçi’nde yer
alan aynı döneme ait Karatay Medresesi, Selçuk taş işçiliğinin kentteki en iyi
örneği. Şehrin en önemli iki camisi 16. yüzyıldan kalma Murat Paşa Camii ve 18.
yüzyıla ait Tekeli Mehmet Paşa Camii. Marinanın yanında ise 19. yüzyılda, kesme
taştan, doğal bir pınar yakınında ve dört sütun üzerinde inşa edilen İskele
Camii yer alıyor. Hıdırlık Kulesi, M.S. 2. yüzyılda muhtemelen deniz feneri
olarak inşa edilmiş. Kesik Minareli Camii Roma, Bizans, Selçuk ve Osmanlı
dönemlerini yaşadığı için, şehrin tarihini özetleyen bir yapı.
PLAJLAR
KONYAALTI PLAJI
Antalya
kentinin hemen batısında, karlı dağların eteklerinde uzanan Konyaaltı Plajı
sakin fakat ani derinliklere sahip. Plajdaki boydan boya kumsal ve yemek
yenebilecek lokantalar her zevke hitap ediyor.

KARPUZKALDIRAN PLAJI
Lara Plajı yakınında Karpuzkaldıran koyunda yer alan plaj üzerinde askeri
dinlenme tesisleri kurulu.
TOPÇAM PLAJI
Antalya’nın en çok ilgi gören ve Antalya kent merkezine 15 kilometre batıdaki çam ormanları içinde yer alan plaj, amatör dalgıçlar için ideal bir yer.
Karşısında Sıçan Adası uzanıyor. Topçam Plajını geçtikten sonra her yerde
denize girebileceğiniz, Küçük Çaltıcak, Büyük Çaltıcak, Beldibi, Kızıltepe
Mocamp Tesisleri, Kemer koyu, Phaselis ve Çıralı Plajları bulunuyor.
LARA PLAJI

Antalya’nın
11 kilometre güneydoğusunda yer alıyor. Denizi Konyaaltı Plajına göre daha sığ
ve ince kumlu. Lara’da kabinler ve plaj evleri bulunuyor.
ANTALYA’DA
GEZİLECEK YERLER
Kaleiçi’nden
kalkan kiralık teknelere binerseniz, Antalya falezleri ile Düden şelalesinin
denize dökülüşünü doya doya seyredebilirsiniz.
Kaleiçi
evleri gezilerek hediyelik eşya dükkanları arasında bir foto safariye çıkılabilir.
Hadrian Kapısı ve Kesik Minare gezinize renk katarken; Karaalioğlu Parkı,
gözünüz kadar ruhunuzu da dinlendirecek. Kent Müzesi’ni gezmek bir başka
alternatif olabilir. Ödüllü müzelerden olan Antalya Müzesi, eserleri sergileme
konusunda da gayet başarılı. Yivli Minare ve çevresi çarşı dükkanları, dönerciler
çarşısı, reçel dükkanları ve şiş köfte satıcıları ile renkli ortamlardan sayılıyor.
Gezinti için Korkuteli yolunu seçiyorsanız Su parkına uğrayabilir veya
Termessos Antik Kenti’ni gezebilirsiniz. Merdiven tırmanmayı göze alanlar, bir
hayli yukarı çıkarak Karain mağarasını görebilirler. Antalya’dan Burdur’a doğru
yol alırken kent çıkışından hemen sonra karşınızda beliren Ariassos
Harabeleri’ni gezebilirsiniz.
KALİTENİN SİMGESİ “MAVİ BAYRAK”

“Mavi
Bayrak”, temizliğini ve kalitesini kanıtlamış olan plaj ve marinalara verilen
bir onur sembolü. Dünyanın pek çok bölgesinde yapılan uygulama, Türkiye’de
turizm bakanlığının denetiminde gerçekleşiyor. Turizm merkezleri arasında
önemli bir rekabet unsuru olan ödül, çevre temizliği bilincinin gelişmesine de
katkıda bulunuyor. Geçtiğimiz yıllarda deniz temizliğine ve plaj bakımına
gösterdiği özen nedeniyle Antalya da “Mavi Bayrak”la onurlandırıldı.
KARAİN MAĞARASI
Paleolitik Çağ’dan Demir Çağı’na kadar kullanılan Karain Mağarası (M.Ö. 50000),
Türkiye’nin bilinen en eski yerleşim merkezi.
Mağara,
Katran Dağı’nın Akdeniz’e bakan yamacında, giriş ve geçitlerle birbirine bağlı
üç bloktan oluşuyor. Kademeli olarak derinleşen mağarada derinlik 50 metreyi
buluyor. İkinci ve üçüncü bloklarında sarkıt ve dikitlerin yer aldığı Karain Mağarası’nın
Helen ve Roma döneminde, dinsel bir merkez olduğu, duvarlardaki eski yazıtlar
ve kalıntılardan anlaşılıyor.

DALIŞ
NOKTALARI

FRANSIZ (SOSYETE) BATIĞI
Antalya Yat Limanı’nın 1 kilometre açığında, şamandıranın altında yatan batık,
1942 yılında savaş sırasında batırılan “San Didier” adlı Fransız savaş gemisine
ait. Geminin içindeki yükün bir bölümü 1946 ve 1974 yıllarında yapılan
çalışmalarla çıkartılmış. Hastane destek gemisi görünümünde olan gemi
içerisinde cephane ve çöl şartlarını uygun arabalar bulunmuş. Kamufle
edilebilmesi için personelin üniforma giymemesi ve balıkçıların yardımları
sırasında gemideki insanların şahsi malzemelerini de yanlarında taşımaya gayret
etmeleri halk arasında geminin adının “Sosyete batığı” olarak kalmasına neden
olmuş.
Bugün üzerinde pek bir şeyin kalmadığı batık yine de dalgıçlarının
ilgisini çekmeye devam ediyor. Dalış yapabilmek için Antalya Valiliği ve Deniz
Polisi Şube Müdürlüğü‘nden izin almak gerekiyor. Dikkat edilmesi gereken diğer
bir nokta ise yat limanı ağzına yakınlığı dolayısıyla tekne trafiğinin fazla
olması.
FALEZLER
Antalya’nın iki büyük plajı olan Lara ve Konyaaltı arasında kalan bölge,
karadan dalış için elverişli noktalara sahip. Falez oluşumları 14 metreden 25 metre derinliğe kadar iniyor. İlk 20 metre ilgi çekici. Giriş kolaylığı açısından tercih edilen
yerlerden biri Konyaaltı plajına inen varyantın altı. Bu bölgede kayalık kesim
25 metreye kadar iniyor ve suyun altında falezleri ve üzerindeki canlı yaşamını
görmeye olanak veriyor.
SIÇAN ADASI
Antalya limanına bir kaç kilometre uzaklıkta olan bu küçük ada dalgıçların
ilgisini çeken diğer bir bölge. Sahile bakan batı yakası sığ bir derinliğe
sahip olup (maksimum 8 metre) dip yapısı genelde kumlu. En ilgi çekici bölümü
kuzey doğu yakası ve kayalık dip yapısı 22 metreye kadar iniyor. Aynı zamanda
doğusunda ufak bir mağaranın olması, dalıcılara hoş bir sürpriz yapıyor. Sıçan
Adası günlük tekne gezilerinin uğrak yerlerinden.