26 Mayıs 2012 Cumartesi
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

ÇEVREYİ KEŞFEDİN

 

Antalya ve çevresi doğa severlerin keşfetmekle doyamayacakları zenginliklere sahip. Şelaleler, parklar, kanyonlar derken yeşillikler arasından çıkan bir gizli koy ya da yamaçların arasında saklı kalmış bir antik kent kalıntısı hayranlık uyandırıcı...

 

ŞELALELER

KURŞUNLU ŞELALESİ

Kurşunlu Şelalesi, Antalya bölgesinin sahip olduğu irili-ufaklı pek çok piknik alanı ve şelale arasında, bitki zenginliği yönünden en dikkati çeken doğaya sahip. 

Kurşunlu Şelalesi size Antalya bölgesindeki, diğer şelaleler kadar büyük ve şaşırtıcı gelmeyebilir. Ancak bu küçük şelale etrafındaki piknik alanı ve şelaleden inen suyun akıp gittiği küçük bir derenin kenarında yer alan yaya gezinti yolu, bitki zenginliği yönünden önem taşıyor. Bu güzel ve ilginç şelaleye, hemen yanındaki piknik alanının kuzeybatısında yer alan merdivenlerden inilerek ulaşılıyor. On metre kadar yükseklikten düşen su, aşağıda küçük bir gölcük oluşturuyor. Bu küçük gölün batı yönünde çevre düzeni çalışmaları sırasında restore edilmiş bir su değirmeni mevcut. Mevsimine göre, etrafı sık yeşilliklerle sarılmış bu küçük gölde, tatlı su kaplumbağaları, yengeçler ve balıklar yaşıyor. Gölden güneye akan suyun oluşturduğu küçük derenin kıyısını izleyen gezinti yolu, sizi bitkiler dünyasına götürüyor. Patika yol üzerindeki binlerce çeşit bitki etrafınızda adeta bir duvar oluşturyor. Su üzerindeki başlarını sudan zarifçe çıkarmış nilüfer çiçekleri ise adeta insanı büyülüyor.

 

 

ALTINBEŞİK DÜDENİ

Dünyanın en ilginç mağaralarından biri olan Altınbeşik Düdeni, Ürünlü Köyü sınırları içerisinde yer alıyor. Altınbeşik Düdeni’ne ulaşmak için Antalya-Alanya yolunda Manavgat’tan sonra kuzeydeki Akseki yönüne dönmek gerekiyor. Bu yolun 70 kilometresinden sonra İbradı’ya yöneliyorsunuz. İbradı ve Ürünlü Köyü arası 8 kilometre kadar. Ürünlü’den sonra yaklaşık 5 kilometrelik patika bir yolu yürüyüp Düden’e ulaşıyorsunuz. İlk kez gelenlerin köyden bir rehber almaları ve mutlaka araziye uygun ayakkabı giymeleri tavsiye ediliyor.

Toros Dağları’nın altındaki bu ilginç yeraltı dünyasını gezmek için yanınıza özel malzemeler almanız gerekiyor. Yer altında bulunan çok sayıdaki mağara ve gölden, göllerin su seviyeleri farklı olduğu için aralarında çağlayanlar oluşturuyor. Mağaralarda dev boyutlarda sarkıt ve dikitler var. Bu mağara ve göller milyonlarca yıllık bir sürecin sonucu oluşmuş. Altınbeşik Düdeni mağaracılık meraklıları ve cesur tırmanıcılar için eşi bulunmaz bir doğa harikası.

 


İskender Şelalesi de denilen Düden Şelalesi 20 metre yüksekten dökülen bir doğa cenneti.

 

DÜDEN ŞELALESİ

Antalya bir sular şehri. Özellikle tarlaların suya en çok ihtiyacı olduğu yaz ayları hariç, falezlerden sular fışkırıyor.

Bunlardan en ünlüsü de Düden Şelalesi. Düden şelalesi iki kez harikalar yaratıyor. Birincisi Lara Plajı yolunda, Antalya’dan 8 kilometre uzaklıkta yer alıyor. Burada Düden Suyu büyük bir gürültü ile 50 metre yükseklikteki falezlerden denize dökülüyor. Düden suyunun Antalya’nın 15 kilometre kadar kuzeyinde “Düdenbaşı Şelalesi” denilen diğer bir çağlayanı bulunuyor. Çağlayanın arkasına doğru uzanan bir de mağara mevcut. Mağaranın oyuklarından, Düden Çağlayanı’nı bambaşka algılıyor, günün yorgunluğunu atıyorsunuz.

PARKLAR

KÖPRÜLÜ KANYON



Selge antik kenti ve Bozburun Dağı da Milli Park sınırları içinde kalıyor. Oluk Köprü ve Beşkonak ilçesi Köprüçay’da rafting yapanların nehre giriş yaptığı yer.


Köprülü Kanyon Milli Parkı, doğal güzellikler ortasında zengin bitki örtüsüne sahip bir vadide yer alıyor. Kanyon, Köprü Irmağı boyunca 14 kilometre boyunca uzanıyor ve bazı yerlerde 400 metre derinliğe ulaşıyor. Roma devrinden kalma Köprü Irmağı üzerindeki kanyonda yer alan Oluk Köprüsü ve Kocadere Deresi üzerindeki Büğrüm Köprüsü antik dönemlerin mühendislik harikaları.

Kanyonu 27 metre yüksekten aşan ve kesme taştan bindirme tekniğiyle yapılan köprü, M.S. 2. yüzyıla tarihlendiriliyor. Park, aynı zamanda kızılcam, karaçam, sedir, köknar, meşe çeşitleri ve yabani zeytinlikler ile yaban hayatı açısından zengin bir bitki örtüsüne sahip. Ön Asya’daki en büyük Akdeniz servi ormanı, Köprülü Kanyon Milli Park sınırları içinde yer alıyor. Bu zengin doğal ortam, yaban hayatının  gelişmesine de olanak tanımış ve park, çok sayıda yabani hayvanın da barınağı olmuş. Parkın sınırları içinde yaban keçisi, yaban domuzu, ayı, kurt, tavşan ve çeşitli kuş türleri mevcut. Köprüçay’ın üst kısımlarında kırmızı benekli alabalık, diğer bölümlerinde ise kefal türleri yaşıyor. 


Köprülü Kanyon, doğal güzellikleri kadar zengin kültürel kaynaklara da sahip.

M.Ö 5. yüzyılda kurulmuş antik Selge şehrinin tiyatrosu ve Artemis tapınakları, su sarnıçları, su kemeri, Köprü ırmağı ve Kocaçay üzerindeki Oluk ve Büğrüm Köprüleri görülmesi gereken tarihi kalıntılar arasında yer alıyor.

KÖPRÜÇAY’DA RAFTİNG

Toros Dağları’ndan doğarak doğa harikası kanyonlardan geçen Köprüçay, Serik’in güneyinden Akdeniz’e dökülüyor.

İki tarafı dik, çıkılması hemen hemen imkansız olan kanyonlardaki yeraltı suları ile beslenen Köprüçay, Türkiye’nin en güzel doğal alanlarından birisini oluşturuyor. Rafting yapanlar Oluk Köprü’nün yaklaşık 100 metre alt tarafında, suyun durgun olduğu ve nehrin cep yaptığı alandan başlayarak; özellikle amatörlerin kürek çekme tekniğine uyum sağlamaları için akıntıya karşı yol alarak Oluk Köprü’ye varıyor. Amatörler genellikle Oluk Köprü’den, profesyoneller ise dilerlerse, başlangıç noktası yakınındaki çağlayandan veya Oluk Köprü’den kanyona girip daha ileriden dönerek, parkura başlayabilir. Başlangıç noktasının hemen altında yer alan çağlayandan sonra devam eden parkur 2-3 zorluk derecesinde. Parkur boyunca sık sık karşılaşılan çağlayanların oluşturduğu güzel peyzaj, parkura heyecan katıyor.

Yaklaşık 10 kilometre süren yolculuk sonrası Beşkonak’ın ilerisindeki beton köprüye ulaşılıyor.

Amatör sporcular için parkurun beton köprüden hemen önce sonuçlandırılması öneriliyor. Ancak profesyonel sporcular beton köprüden sonraki ilk kanyona girebiliyorlar. İkinci kanyona kesinlikle girilmemeli. Bu kanyondan akarsu bazı kısımlarda kayaların altında kayboluyor ve biraz ileride tekrar çıkıyor. Yaklaşık 3 kilometre süren birinci kanyonun bitiminde sol taraftan yürüyerek asfalt yola ulaşılabiliyor.




GÜLLÜK DAĞI

Antalya’nın kuzeyinde, Toroslar yamaçlarında yer alan Güllük Dağı Milli Park alanı, Termessos antik kentini de içinde barındırıyor. Park, Antalya’ya 34 kilometre uzaklıkta. Güllük Dağı’nın sarp kayalıkları, duvarları 600 metreye kadar yükselen Mecine Kanyonu gibi jeomorfolojik güzelliklerinin yanında, Akdeniz iklim tipinin bitki topluluklarını sergileyen orman ve maki örtüsü  ile dikkat çekiyor. Dağ keçisi, alageyik ve şah kartal gibi nadir yaban hayvanı türlerini görebileceğiniz parkta, halka açık piknik ve kamp alanları da bulunuyor. Nisan ve aralık ayları, parkı ziyaret etmek için en uygun zamanlar.

BEYDAĞLARI



Antalya ile Fethiye arasında bulunan “Likya Bölgesi”, tarihi ve turistik birçok değerlerinin yanı sıra yöreyi tümüyle kaplayan ve kendi aralarında 4 bölüme ayrılan “Beydağları” ile ünlü. En yüksek noktası 3070 metre ile “Kızlarsivrisi” olan Beydağları, “Tahtalıdağlar”, “Bakırdağları”, “Merkezi Beydağları” ve “Güneybatı Bölümü Beydağları” gibi alt katagorilere ayrılıyor. Bakırdağları adını, yaz ve bahar aylarında güneş doğarken dağların yüzeyine vuran bakır kırmızısı güneş ışınlarından alıyor. Antalya’nın kayak merkezi “Saklıkent”in de içinde bulunduğu Bakırdağları’nın meşhur renklerini görmek isteyenler, özellikle Eylül ayında Saklıkent yolu üzerindeki Trebenna antik kentinin mezarlıklarının olduğu “Manzara durağı” na gelerek güneşin doğuşunu beklemeli. Kışın tur düzenleyen acenteler de burada mola vererek, müşterilerine Bakırdağları’nı seyretme olanağı tanıyorlar.

Bakırdağları’na ulaşabilmek için önce Saklıkent’e gitmek gerekiyor. Antalya’ya 55 kilometre mesafede olan Saklıkent’e ulaşabilmek içinse kışın özel araç kiralamak veya yaz aylarında yöre köylülerinin yaylalara sefer düzenleyen minibüslerine binmek yeterli olabilir.

KIZLAR SİVRİSİ



Antalya Beydağları’nın en yüksek noktası.

En kolay ulaşım Finike-Elmalı karayolu üzerinden bir toprak yolla sağa ayrılan Çamkuyusu Orman İşletmesinin kulübelerinin bulunduğu alana ulaşarak sağlanıyor. Yöre, dağcılar ve doğaseverlere sonsuz olanaklar sağlıyor. Dağın her tarafında yaylalar var. Kimi zaman yörüklere de rastlayabilirsiniz. Özellikle dağın kuzeydoğusunda kalan Kırkpınar yaylası görülmeye değer güzellikte. Yöreyi gezmeye giden doğaseverlerin unutmaması gereken konu, özellikle yaz aylarında bölgenin su kaynaklarının çok kısıtlı olduğu. Bu yüzden kamplar ancak su kaynaklarının olduğu yerlerde kurulabiliyor.

ALAKIR VADİSİ



Antalya Bakırdağı eteklerinden başlayıp Kumluca'ya kadar uzanan dev bir vadi sistemi.

En eski Antalya-Kumluca karayolu bu vadiden geçiyor. Vadinin en üst noktası olan Beydağı yaylası, özellikle ilkbaharda gerçek bir çiçek bahçesi görünümünde...

Vadiye hayat veren de yine bu yayladan doğan Alakır çayı. Vadideki en büyük yerleşimler ise Cumapazarı ve Gödene (Altınyaka) köyleri. Üst tarafları sonsuz çayırlar ve sayısız yayla ile kaplı, alt tarafı ise sık ormanlarla örülü bu vadi Antalya'nın diğer bir yüzü. Cumapazarı köyü, ağaç oymacılığı ve keçi boynuzu saplı bıçaklarıyla ünlü. Bunları üreten hala birkaç usta var... Vadi, aynı zamanda turizm acentalarının en fazla 4x4 turları düzenlediği yer.



BELEK-AKSU

Yüzmeyi, güneşlenmeyi ve golf sporunu sevenler için Antalya’nın 40 kilometre uzağındaki modern tatil merkezi Belek, kusursuz olanaklar sunuyor. Planlı yerleşim gösteren turizm yatırımları Belek’in modern bir tatil merkezi haline gelmesini sağlamış. Ekim ayı başı ve mayıs sonuna dek yüksek sezon yaşayan golf tesisleri Belek’te çok popüler. Sadece bir sahada günde 250-300 kişinin golf yaptığına tanık olunan Belek’te golfcülerin yüzde 98’ini başta İskandinav ülkeleri ve Almanya’dan gelen turistler oluşturuyor.

Belek yakınlarında yer alan Aksu, yeşillikler içinde eşsiz kumsalları ile çok özel bir kıyı şeridi. Aksu sahil şeridinde yer alan uluslararası standarttaki otel ve tatil köyleri ile yeni turizm cennetlerimizden biri.



SERİK

Serik kenti M.S. 2. yüzyılda Bergama Krallığı’na bağlı olarak bugünkü Yanköy yakınlarında bulunan “Sillion” da (Koçhisar Tepesi) ve Belkıs Köyünde (Aspendos) olmak üzere iki yerde kurulmuş. Yerleşim bölgelerinin çok aralıklı olması yüzünden önceleri “Seyrek” adı ile anılsa da, 1950 yıllarına doğru “Serik” adını almış.

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


68295 - unknown - 38.107.179.240