GÖLLER BÖLGESİ
Farklı
özellikler taşıyan, eşsiz güzellikteki pek çok göl, Anadolu toprakları üzerine
serpiştirilmiş mavi noktacıklar gibi... Ülkemizin en büyük tatlı su gölleriyle,
irili ufaklı tuzlu ve sodalı pek çok gölün yer aldığı Göller Bölgesi ise doğaseverlere,
kuş gözlemcilerine her mevsim eşsiz güzellikler sunuyor. Bölge, göllerin hemen
yanı başında yükselen zirveleri karlarla kaplı dağları, sık sazlıkları ve konup
göçen kuşlarıyla doğa fotoğrafçılarının da vazgeçilmez mekânları arasında. Ege,
Akdeniz ve İç Anadolu Bölgeleri’nin kesiştiği noktada yer alan Isparta’da Eğirdir,
Kovada ve Gölcük gölleri birer doğa cenneti. Dünyaca ünlü antik kentleri
bünyesinde toplayan Göller Bölgesi, Kovada ve Kızıldağı Milli Parkları ile hem
görsel hem de bitki örtüsü açısından çok değerli. Kış sporlarına uygun Davras
Dağı, doğa yürüyüşü ve nehir sporlarına elverişli kanyonlar, mağaralar ve dağları
ile Isparta alternatif turizmciler için ideal bir kent. Camileri, türbeleri ve
medreseleri de tarihsel açıdan değerli olan kentin mağaraları da dünyaca ünlü.
Isparta’nın Binevler ilçesi sınırları içinde bulunan Pınargözü Mağarası dünya
mağaralar literatürüne girmiş. 15 km. mesafesiyle Türkiye’nin en uzun mağarası...
Ayrıca bölgeye tren seferleri de var. Bir alternatif ulaşım aracı olarak Göller
Expresi nostaljik ve keyifli bir yolculuk vaat ediyor Göller Bölgesi’ne...
EĞİRDİR
GÖLÜ- DAVRAS KAYAK MERKEZİ

Her tür doğa
sporlarına olanak tanıyan doğası, eşsiz ormanları ile Isparta’ya 25 km uzaklıktaki Eğirdir Gölü bir turizm harikası.Türkiye’nin dördüncü büyük gölü olan Eğirdir’de,
kayak (Alp disiplini), tur kayakçılığı, trekking, cross bisiklet, yamaç paraşütü,
mağaracılık (speleoloji araştırma), arama kurtarma, deprem araştırma, enkaz çalışması,
avcılık-binicilik, kuş gözlemciliği, foto safari, kanyoning ve daha bir çok
aktivite gerçekleştiriliyor.
Eğirdir
Gölü yakınlarındaki Kovada Gölü, çevresindeki Kovada Milli Parkı ile yabani
hayatın en çarpıcı merkezlerinden biri. Eğirdir halkı, gelen turistlerin
ihtiyaçlarını gidermek için bölgede bir dağcılık kulübü oluşturmuş. Ayrıca
isteyenler rehberlik hizmetinden de yararlanabiliyorlar. Su ürünlerinde ayrı
bir yeri olan Eğirdir’de tatlı su levreğinin tadına bakmanızı öneririz. Alabalık
ve diğer tatlı su balıkları doyumsuz lezzetlerden. Bölgede konaklama ihtiyacını
karşılamak için çeşitli nitelikte oteller de mevcut.
Eğirdir
Gölü sahiline vuran dalga sesleri ile uyumak ve uyanmak, dinlendirici olduğu
kadar hoş bir duygu. Bu yüzden konaklama tesisleri kıyı ve göl içine uzanan yarımadada
toplanmış.
DEDEGÜL DAĞLARI
Anadolu'nun
en güzel ama en az ziyaret edilen dağlarından biri.
Kayalık yapısı
oldukça sağlam. Dağcılar, kaya tırmanıcıları ve doğa severlerin kaçırmaması
gereken yerlerden biri. Batı yamaçlarındaki Kuzu Kulağı Yaylası ideal bir kamp
yeri. Ulu çam ağaçlarının altında, dik duvarların yanı başında kamp yapmanın
keyfine doyulmuyor. Dağın güney yamaçlarında birkaç ufak dağ gölü var. Dağların
en yüksek noktası olan Dedegül zirvesine ise en kolay kuzey yamaçlardaki
Melikler yaylasından çıkılıyor. 4-5 saatlik dik sayılacak bir tırmanışla bütün
çevre, özellikle Beyşehir Gölü ayaklarınızın altında uzanıp gidiyor. Dağlarda
konaklamak için hiçbir tesis yok. Ama günübirlik geziler için Eğirdir üzerinden
veya Beyşehir üzerinden ulaşmak mümkün.

KOVADA GÖLÜ
Eğirdir
ilçesinin 30 km. güneyinde yer alan Kovada Gölü’nün doğal görünümü çok güzel.
Çevresi çok zengin bitki örtüsüyle çevrili. Yabanî ördekleri ve diğer av
hayvanları yaşamakta. Bu özelikleri nedeniyle göl ve çevresi Milli Park ilân
edilmiş ve koruma altında.
SALDA GÖLÜ
Yeşilova
ilçe merkezine 4 km. uzaklıkta. Doğanbaba, Salda, Eşeler Dağları ve Kayadibi
Köyü önünde oluşmuş. Tektonik yapılı. 1193 metre yükseltisi olan göl, oldukça yuvarlak bir görünümde. İçinde balık yaşayan, suyu tatlı,
derin göllerden biri.
BEYŞEHİR GÖLÜ

Beysehir
Gölü, Türkiye’nin üçüncü büyük gölü olmasının yanı sıra ülkenin en büyük tatlısu
gölü. Dedegöl sıradağları, Beyşehir Gölü’nün batı sahilleri boyunca uzanıyor.
Ardıç ve karaçam ormanları çok çeşitli bir vahşi yaşama ev sahipliği yapıyor.
Ormanla kaplı dağ ve gölün sıra dışı donuk mavi suları özellikle doğu yakasında
adeta bir kartpostal manzarası yaratıyor. Bu alan, hem güzelliğinden dolayı hem
de zengin flora ve faunasını korumak için Milli Park ilan edilmiş. Gezinize
gölün milli park içindeki kuzeybatı ucundan başlayarak bir yanında göl diğer
yanında Dedegöl Dağları’yla sınırlandırılmış yol boyunca güneye doğru
yürüyebilirsiniz. Ötüşen kuşların çağrılarını dinleyerek ardıç ağaçları boyunca
gezinirken göl suları üzerinde benek gibi yayılmış adalara hayret edeceksiniz.
(Toplam
yirmi iki tane). Adadan adaya hoş bir keşif gezisi için Gedikli ve Gölyaka
köylerinden kayık kiralayabilirsiniz. Beyşehir’den ayrılmadan gölde tutulan
lezzetli balıkları tatmayı da unutmayın.
BURDUR
GÖLÜ
Kendi adını
taşıyan çöküntü alanının en çukur yerini kaplayan Burdur Gölü, oldukça geniş
bir havzanın içinde bulunuyor. Yapısı bakımından tektonik bir göl. Gölün
kuzeydoğusu ve kuzeyi ovalarla çevrili. Burdur Gölü şehre çok yakın.

GÖLLER
BÖLGESİNDE ANTİK İZLER
M.Ö 2000’lerde Luvi ve Arzava topluluklarının yerleşme alanı olan
Pisida bölgesindeki tarihi izler Paleolitik döneme kadar iniyor.

SAGALASSOS
Burdur’a 30 km. Ağlasun 7 km. uzaklıkta. Bugün kalıntıları hala ayakta olan ve Belçikalı bir ekip tarafından
kazısı yapılan antik şehir, M.S 2. yüzyılda en parlak dönemini yaşamış.

ANTIOCHEIA ANTİK KENTİ
Pisidia bölgesinin başkenti Antiocheia, Seleukos soyundan Antiocheia tarafından
(M.Ö. 281-261) yıllarında kurulmuş. Kente kurucunun adına izafeten “Antiocheia”
adı verilmiş. Bizans döneminde özellikle M.S. 1 yüzyıl başlarında St. Paul ve
St. Barnabas’ın Hristiyanlığı yaymak için Anadolu’ya yapmış oldukları üç önemli
misyoner seferinin ilkinde Antiocheia’yi merkez seçmeleri şehrin öneminin
göstergesi olarak kabul ediliyor.
ST. PAUL KİLİSESİ
Yalvaç ilçesinin 1 km kuzeyinde, Pisidia Antiocheia antik kenti içerisinde yer
almakta. İlk Hristiyan kiliselerinden olan bazilika planlı yapı, bir sinagog
üzerine inşa edilmiş. Kilise adını, kenti ziyaret eden St. Paul’dan almış. St.
Paul, Aziz Barnabas ile birlikte M.S. 46 yılında kente gelerek buradaki
sinagogda ilk resmi vaazını vermiş. Bu gelişten sonra da St. Paul’un kenti iki
defa daha ziyaret etmesi nedeniyle, gerek kilise, gerekse Antiocheia Hristiyanlık
dünyası için özel önem taşımakta.
LIMENIA ADASI- ARTEMİS TAPINAĞI
Yalvaç ilçesine 25 km. uzaklıkta Gaziri mevkiinde Hoyran Gölü içerisinde
Limenia adası yer alıyor. Adanın etrafı surlarla çevrili ve içerisinde Artemis
adına inşa edilmiş bir tapınak ile diğer yapı kalıntıları bulunmakta.
ADADA
Sütçüler ilçesine 12 km. Sığırlık Köyü’ne 2 km. uzaklıkta. Bugün antik kentte görülen kalıntılar şunlar: Kent alanının geometrik ekseninde yer almış, büyük taşlarla
döşeli ilk çağ ana caddesi, küçük tapınak kalıntıları ki bu tapınaklar
rektangonal (dikdörtgen prizma biçimi) çok düzgün kesilmiş, kimine süs çıkıntısı
bırakılmış taşlarla yapılmış Agora ve onu çevreleyen yapılar kompleksi
Bouleuterion (kent yöneticileri toplanma yeri), kentin su düzenine ait
parçalar, Nekropolis ve mausoleiom (ev görünüşünde anıtsal mezar) bulunmakta.
İNSUYU MAĞARASI
Toplam 597 m. uzunluğunda yatay ve kuru bir mağara. Kalker tortulanmalarından
türlü şekil ve yapıda meydana gelen sarkıt ve dikitlerin oluşum tarzları dikkate
alınarak mağaranın binlerce yıl evvel oluştuğu tahmin ediliyor. Mağara içinde
girintili-çıkıntılı muhtelif istikametlere açılan dehlizlerde yer alan irili
ufaklı 9 göl mevcut. Bir kısım mağara sularının şeker ve mide hastalıklarına şifalı
olduğuna inanılıyor.