Bir Ege Klasiği
BODRUM
Bembeyaz
evler, daracık sokaklar, mavinin her tonunda çarşaf gibi bir deniz ve Ege’nin sıcak
insanları, Bodrum’un tadına doyulmaz manzaralarından.
Bodrum'a ülkemizin tüm
şehirlerinden düzenli otobüs seferleri ile ulaşabilirsiniz. Otobüs terminali
şehir merkezinde. Bodrum’dan Yunan Adaları İstanköy'e (Kos) ve Rodos'a düzenli
feribot seferleri yapılmakta. Ayrıca Datça (Knidos), Didim ve Dalyan'a da deniz
bağlantıları bulunuyor. Feribot ve deniz otobüslerinin hareket noktaları Ana liman’da
yer alıyor. Bodrum-Milas Havaalanı ilçe merkezine 30 km. uzaklıkta. Ulaşım; THY servisleri, taksi ve dolmuşlarla yapılıyor.
Homeros’un "Ebedi
mavilikler ülkesi" diye adlandırdığı, bir diğer Bodrumlu Cevat Şakir'in de
"Başka yerde olup, nur içinde yatılacağına burada nur içinde yaşanır"
demesi boşuna değil. Tarih boyunca, önceki adıyla Halikarnassos, sonra da
Bodrum, paylaşılamayan ve uğrunda hep mücadele edilen bir cennet olmuş.
Bodrum, doğu
ve batı limanlarının birleşmesinden meydana gelen yarımada üzerinde yükselen
kalesi, iki limanın kıyılarına dizilmiş bembeyaz evleri, gümbetleri ve denize
inen daracık sokakları, şöhreti dünyaya yayılmış yatları, tersaneleri ile ünlü
bir tatil yöresi.
Bodrum, bir
tatil yöresinden beklenen tüm unsurları hatta daha fazlasını bünyesinde taşır.
Dünyanın dört bir yanından gelen zengin yatçılardan, kısıtlı bütçesiyle bir
pansiyonda uzun yaz tatili geçirebilen gelir gruplarına kadar tüm kesimlerin
beklentisini karşılayacak donanıma sahip.
Bodrum,
insanın belleğinde öyle bir tat bırakır ki, o çok bilindik tatlara bile
doyamaz, o anları bir daha, bir daha yaşamak ister insan. Bodrum’a hangi amaçla
ve kaçıncı kez giderseniz gidin, size keyif verecek eğlenceleri de keşfedeceksiniz.
İster dalış, sörf, yelken, paraşüt, su kayağı yapın, ister zıpkınla ya da kıyıdan
oltayla balık tutmanın keyfini yaşayın, ister bir açık hava müzesi niteliğindeki
Halikarnassos antik kentini, antik tiyatroyu, Bodrum Kalesi’ni gezerek insanoğlunun
inanılmaz tarih serüveninin peşine düşün, ister atlayın tekneye Bodrum’u bir de
denizden keşfedin, tek tek koyları gezin ya da adrenalin ihtiyacı içinde sıkışmış
bedeninizi Bodrum’un güzelim doğası ile baş başa bırakın, trekking yapın,
tepelere tırmanın, küçük gizli koyları keşfedin, jeep safarilere çıkın, doğanın
bir parçası olun, yaşadığınızı hissedin...
Doğanın ve
tarihin iç içe olduğu bu muhteşem yöre, tarihi zenginlikleriyle de göze çarpıyor.
Dünyanın yedi harikasından biri olan Maouselum da Bodrum kaynaklı, su altında
gömülü, yüzlerce yıl önceki batık gemilerin mirası amforalar da...

Bodrum, adeta düşler ülkesi... Bir gezginin arzulayabileceği herşey mevcut.
Masmavi denizden, ıssız koylara, tarihi zenginliklerden çılgın eğlencelere
kadar her türden sıradışı eğlence ve keyfin ünlü adresi.
AMFORA
Eski
Yunanca'da "amphi" (iki taraflı) ve "phoros" (taşınabilir)
kelimelerinden oluşan amforaların ilk örneklerine M.Ö. 3000'de Troya'da
rastlanmış. Yaygın olarak kullanılmalarına ise M.Ö. 2000'li yıllarda Doğu
Akdeniz'de rastlanıyor. Asıl işlevi ürün taşıma ve depolamak olan amphoralar,
aynı zamanda süs eşyası olarak da işe yaramış. İçleri reçine ile kaplananlar şarap;
mum ya da sakız ile kaplananlar da zeytinyağı taşımada kullanılmış. Alt uçları
sivri olan amforalar, dik tutulmaları gerektiğinde tahta bir ayakla desteklenmiş.
Ağızları kil veya mantar tıpalar ile kapatılan amforalar ise su taşımacılığında
da kullanılmış. Bugün Bodrum’un simgelerinden biri olan amforalar pişmiş
topraktan yapılıyor ve özel atölyelerde binlerce yıldan beri değişmeyen
tekniklerle üretiliyor.
BEGONVİLLER ŞEHRİ

Rodos’ta başlayan
rotasını Bodrum’a çeviren begonviller, şehrin simgelerinden biri.
Bodrum'un doğal
görünümünün vazgeçilmez parçası olan begonvillerin anavatanı Brezilya. 1700'lü
yıllarda Güney Amerika'ya giden Fransız botanikçi Baron Louis de Bouginville
tarafından Avrupa'ya getirilmiş ve onun adını almış. Bodrum'da on bir ay çiçeği
olarak tanınan begonvil, Rodos’tan aldığı birkaç dal begonvili evine götürmek
isterken, Bodrum’a uğrayan ve kente bu güzelim çiçeği armağan eden meraklı bir
turistin hediyesi. Bembeyaz Bodrum evlerini çarpıcı renkleriyle kuşatan
begonvilsiz bir Bodrum’u düşlemek bile olanaksız.
TARİHÇE
Tarih boyu
birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış olan Bodrum'un tarihi, arkeolojik
bulgulardan da anlaşılacağı gibi beş bin yıl öncesine kadar dayanıyor.
Bodrum
yöresinde izler bırakan ilk yerleşim yeri; St. Peter Kalesi’nin bulunduğu şimdiki
küçük kayalık adaydı. O zamanlar kale tamamen suyla çevriliydi. St. John Şövalyeleri
kendi kalelerini inşa etmeye geldiklerinde, M.Ö. 1100'lerde Dor’lar tarafından
yapılmış daha eski bir kalenin kalıntılarıyla karşılaşmışlardı.
Çağlar
boyunca Ege Adaları’ndan gelenlerin sayısız istilasına uğrayan Bodrum,
Akdeniz'de hakimiyet kurmak isteyenler için de önemli bir merkez olmuş. Bölge,
antik çağda Karya adını almış. Eski kaynaklara göre Karya bugünkü Muğla ilinin
tamamı ve Aydın ilinin bir kısmını kapsıyor. Yerli halkının Karlar ve Lelegler
olduğu biliniyor. Tarihin ilk kadın amirali olan I. Artemisia tarafından
yönetilen Halikarnassos ise (Bodrum) Karya'nın önemli şehirlerinden birisiydi.
Ardından gelen yıllar Bodrum’un Perslerin, Makedonların, Roma İmparatorluğu’nun
ve Bizans'ın egemenliği altına girmesiyle devam etti. Bizans, 1071 yılında
Selçuklu Sultanı Alparslan'dan büyük bir darbe yiyerek Anadolu üzerindeki tüm
hakimiyetini kaybetti. Kayı boylarından Menteşe Bey, hakimiyetini resmileştirdikten
hemen sonra bölgenin merkezini daha güvenli olması bakımından Milas ve Beçin'e
taşıdı. Osmanlı Devleti’nde 1402'den sonra taht kavgaları başlayınca Anadolu
beylikleri yeniden bağımsızlıklarını ilan etmişlerdi. On yıl kadar süren bu
çalkantılı dönem I. Mehmed'in Osmanlı'yı yeniden tek bir idare altında toplamasıyla
son buldu. Menteşe Beyliği de bir Osmanlı sancağı konumuna getirildi. Ancak
Halikarnassos hala Rodos Şövalyeleri’nin elindeydi. Akdeniz'i bir Türk gölü
haline getiren Kanuni Sultan Süleyman 1522 yılında düzenlediği bir seferle
Rodos ve Halikarnassos'u Osmanlı topraklarına kattı. Böylece Halikarnassos beş
bin yıllık çalkantılı bir serüvenin son durağına gelerek Ege'nin incisi, tatil
cenneti Bodrum halini aldı.
HALİKARNASSOS’LU HERODOT
Tarihin
babası kabul edilen ve gezi notlarını “Historia” adlı kitabında toplayıp ilk
tarih kitabının yazarı olan Herodot Bodrumlu. Pers hakimiyetinin sürdüğü yıllarda
Halikarnassos’ta doğan Herodot (M.Ö 480-420) yakın bir akrabasının idamı
üzerine Halikarnassos’u terkedip, Anadolu’yu gezmeye başlamış. Döneminin bilge
kişilerinden biri olarak kabul edilen Herodot sonunda Roma’ya yerleşerek, ona
büyük ün sağlayacak gezi notlarından oluşan tarih kitaplarını kaleme almıştı.

PETRUM’DAN
BODRUM’A
Bodrum, adını,
Saint Jean Şövalyeleri’nin yaptırdığı Bodrum Kalesi’nden almış. Bodrum Kalesi
Saint Jean Şövalyeleri tarafından, Saint Petros adına yaptırılmış ve kale
çevresindeki yerleşim yerleri Petronium olarak adlandırılmış. Bodrum Kalesi’nin
adı Saint Petrum, Halikarnassos'un bir diğer adı da Petrum olmuş. Petrum sözcüğü,
halk arasında Bodrum'a dönüşmüş ve şehir bu adla anılmaya başlamış.

SU PERİSİ SALAMAKİS’İN ÖYKÜSÜ

Hermaphroditos,
tanrıların mesajlarını ulaştırma yetkisine sahip olan Hermes ile aşk tanrıçası
Aphrodite'in oğludur. Adını anne ve babasından alan Hermaphroditos, yakışıklılığı
ve mükemmel fiziği ile ün salmış genç bir adam. Çıktığı bir seyahat sırasında
yolu şimdiki Bodrum'un Bardakçı Koyu’na düşer.
Berrak küçük
bir akarsuyun kıyısında dinlenirken, o sularda yaşayan su perisi Salmakis tarafından
fark edilir. Hermaphroditos'a görür görmez vurulan Salmakis yakışıklı gence aşkını
sunar, ancak reddedilir. Bunu gururuna yediremeyen güzel Salmakis, ikisinin
bedeninin bir daha birbirlerinden hiç ayrılmamaları için bütün tanrılara yalvarışta
bulunur. Tanrılar da Salmakis'in bu dileğini kabul ederler. Hermaphroditos ile
güzel Salmakis'in vücutlarını birleştirirler. Böylece ortaya, Hermaphroditos'un
kusursuz erkek güzelliğine, Salmakis'in kadınsı ruhunun eklendiği çift
cinsiyetli bir beden çıkar. Bu mitolojik efsane giderek unutulmaya yüz tutsa
da, "Hermaphroditos" sözcüğü çift cinsiyetlilik anlamını kazanmış ve
17. yüzyılda sözlüklere girmiştir. Sık sık çeşme taşı olarak kullanıldığı
görülen bu heykellerden biri bronz ve diğeri de mermer olan iki örneği halen
Efes Müzesi'nde bulunuyor. Bu efsaneyi konu alan ve başrolünü Sophia Loren'in
oynadığı bir de film yapılmıştı.

Cumhuriyet
Caddesi’ndeki barların yanı sıra Banka Sokak ve iç limanda da pek çok eğlence
yeri bulunuyor. Taverna müziğinden caz müziğine kadar her türlü müziğin
dinlenebileceği barlarda, Bodrum geceleri çok çekici.
RENKLİ GECE
HAYATI
Bodrum, Ege
kıyıları içinde gece yaşamının renkliliği ile tanınmış en önemli tatil
kentimiz. Günün her saatinde değişen canlılığı ve renkliliğin yanı sıra, gece
yaşamının olanca çekiciliği Bodrum'un ana karakteri. İskele Meydanı’ndan
başlayıp Kumbahçe mahallesinin sonuna kadar devam eden Cumhuriyet Caddesi’nde
yaz geceleri adım başı rastlanan meyhaneler, diskotekler, tavernalar ve barlar
her yaştan insanın eğlenmesine olanak tanıyor. Bodrum gecelerinin gizemli
koyuluğu içinde, eski çağlardan kalmış bir tılsım gibi parıldayan kalenin
manzarası, Bodrum akşamlarına ayrı bir güzellik katıyor.

BODRUM’UN
ÜNLÜLERİ

Mavi Yolculuk, Türk aydınlarıyla özdeşleşmiş, Ege’ye özgü bir tatil biçimi.
Bodrum’la
simgeleşmiş Halikarnas Balıkçısı namıyla anılan Cevat Şakir Kabaağaçlı, Bodrum
sevdalılarının en ünlüsü.
Osmanlı
Dönemi’nde Bodrum’a sürgüne gönderilen, fakat bu sürgün kentini adeta bir
cennete dönüştüren Balıkçı, sürgün döneminden sonra da hayatını burada
sürdürerek Bodrum ile yöre insanlarının yaşamlarını anlatan çok sayıda kitap
kaleme aldı. Sonra Balıkçı ile birlikte Selahattin Eyüboğlu’nun, Bedri
Rahmi’nin, Azra Erhat’ın Bodrum çıkışlı mavi yolculuk dönemi başlıyor. Ardından
edebiyat ve sanat dünyasından çok sayıda isim Bodrum aşığı olarak anılıyor.
Selim İleri’den, Fethi Naci’ye, Hilmi Yavuz’a kadar... Sahne dünyasının da pek
çok ünlüsü Bodrum büyüsünden nasibini almış. En ünlüleri, hayatının bir
bölümünü burada geçiren Zeki Müren’di. Neredeyse bir dönem, Bardakçı Koyu Zeki
Müren’in adıyla anıldı.
BEACH MODASI
Son yıllarda
Bodrum’un en gözde mekanları beach’ler. Gündüzleri güneşlenip, denize girilen
ve her tür su sporunun yapıldığı bu mekanlar, geceleri birer eğlence merkezine
dönüşüyor. İstanbul’un hareketli gece ha-yatını Bodrum’a taşıyan bu mekanlar
lüks tarife plaj-gece kulübü hizmeti veriyor.

YELKENLER FORA!

Bodrum Kupası;
her ekim ayının üçüncü haftası düzenlenen ve 10 yılı aşkın bir süredir devam
eden eğlenceli bir buluşma. Yelkenli yatların katıldığı ve Bodrum Yacht Club
tarafından organize edilen Bodrum Kupası yılda bir kez düzenleniyor. İlki 1989
yılında gerçekleştirilen Bodrum Kupası’nın rotası Datça, Ekincik, Gökova
Körfezi ve Mandalya Körfezi şeklindeydi. Giderek Güllük Körfezi’nin önemli
liman ve koylarını da kapsayan yarışma önceleri sadece “Bodrum tipi” olarak
bilinen “Gulet” teknelerle sınırlıyken, katılım genişletilerek diğer teknelerin
misafir kategorisinde yarışması da sağlandı.
Türk ve
yabancı bandıralı her tür yata açık olan yarışlarda yatlara yolcu da kabul
edilmesi etkinliğin renkli ve sıradışı özelliklerinden.
Bodrum kupasının
başlıca amacı yat kiralama filosunun kaptanları ve mürettebatı arasındaki ilgi
ve becerinin gelişmesini sağlamak. Bodrum Kupası, aynı zamanda tekne gezisi
sezonunun bir kutlaması niteliğini taşıyor ve yat kiralayıcılarının da dostça
biraraya gelmelerini sağlıyor.
GELENEKSEL
BODRUM EVİNDEN GÜNÜMÜZE

Günümüzde
geleneksel Bodrum evlerinden söz etmek pek olası değil. Yine de tüm Bodrum Yarımadası’na
hakim olan yapı tipi begonvillerle süslü, beyaz badanalı, geniş balkonlu Ege’yi
çağrıştıran Bodrum evleri.
Geleneksel
Bodrum mimarisinin ortak özellikleri; penceresiz giriş katları, ikinci kata açılan
kapılar ve korsanlara karşı alınan bir önlem olarak evlere çekme merdiven ya da
köprüyle giriliyor olmasıydı. Günümüzde yasal koruma altına alınan bu evlere
daha çok Ortakent civarında rastlanıyor. Bodrum Yarımadası’nda denizden gelecek
saldırılara karşı bir önlem olarak köyler tepelere kurulurmuş. Saldırı zamanlarında
köylüler buralara sığınır, canlarını böylece kurtarırlarmış. Bu evlerden bir
kaçına Gümüşlük sırtlarında rastlanıyor. Bu tip yerleşimlerin en güzel örneği
bölgedeki Karakaya köyü.
Burada
tarihi bir değirmen ve tamamı taş evlerden oluşan küçük bir yerleşim yeri
mevcut. Evler kare, çatılar geren adı verilen, kilden toprakla karıştırılmış
sazla kaplı. Daha büyük yerleşim yerlerinde ise evlerin çatıları mutlaka
Marsilya kiremiti ile kaplanmış. Gerçek taş evlerde mermer ve iyi kesilmiş
kireçtaşı kullanılıyor. Ayrıca Bodrum’un Rum evlerindeki avluların zeminlerinde
çakıl taşından yapılan ve karlato denilen mozaiklere de rastlanıyor.

ÇÖKERTMEDEN
ÇIKTIM DA HALİLİM!
Çökertme,
Bodrum'un en ünlü türküsüne adını veren köy. Çökertme türküsü de bu köyden iki
gencin öyküsü.
Halil, bu
köyde yaşayan karayağız, yiğit bir delikanlı. Köyün sarı saçlı, çakır gözlü
güzeller güzeli kızı Gülsüm’e sevdalı. Tüm erkeklerin gözü Gülsüm'de, en çok da
Bodrum'un Çerkez Kaymakamı’nın. Halil, kaçakçı. Halil, kan kardeşi İbrahim Çavuş’la
beraber yüklediği kaçak mallarla geri dönerken, ihbarcıları yanıltmak için
Bitez Yalısı’na inecekleri haberini uçurur. Oysa Aspat’a ineceklerdir. Karanlık
gece yanıltır iki arkadaşı. Aspat yerine yanlışlıkla Bitez'e yanaşırlar. Kaçak
teknenin Bitez’e ineceği haberini alan Bodrum Kaymakamı kolcularını Bitez’e
yerleştirmiştir bile. Çerkez Kaymakamı için fırsattır bu haber, çakır gözlü
Gülsüm’ün kendisine kalması için. Gün ağarırken Halil ve İbrahim'in kaçak
tekneleri Bitez'de pusuya düşer. Bir anda dört bir yandan kurşun yağmaya başlar.
Boğuşma sırasında Halil, hain bir kolcu tarafından hançerlenerek öldürülür. Çakır
gözlü güzel Gülsüm'ün de, Bodrumluların da yürekleri yanar. Karayağız yiğit
Halil'in ardından bir ağıt söylene gelir o günden beri...
Çökertme'den
çıktım da Halilim aman başım selamet...
BODRUM
TİPİ TEKNE GELENEĞİ
Bodrum,
yapım, bakım, onarım ve işletmeciliği kapsayan yat turizminin merkezi. İçmeler
Tersanesi’nde adı artık neredeyse Bodrum'la özdeşleşmiş gulet tipi tekne yapımı
geleneği halen sürdürülüyor.
Bodrum
–Milas havaalanına 34 km uzaklıkta yer alan Karada Marina, 80’i karada, 450’si
denizde olmak üzere toplam 530 yat kapasitesine sahip, tam donanımlı modern bir
marina. Yüksek standarttaki hizmetleri ile batıdaki emsallerini aratmayan
Karada Marina’dan her tür hizmeti edinmek mümkün.