ADANA
Çukurova yaylasının
ortasında yer alan ve Seyhan nehrinin bereketli sularıyla beslenerek tüm
ülkenin tarım ihtiyacının çok önemli bir bölümünü karşılayan Adana Türkiye’nin
4. büyük şehri. Şehir Seyhan Nehri, Akdeniz ve Toros Dağlarının arasına kurulu.
Adını Anadolu mitolojisindeki Hava tanrısı Kronos’un oğlu Adanus’tan alan şehir
Hititlerden bu yana birçok medeniyeti topraklarında ağırlamış. M.Ö. 6000’li yıllarda
yerleşimin başladığı sanılıyor. Aynı zamanda Hitit İmparatorluğu’nun ilk başkenti.
Şehrin yakınlarında bulunan birçok ilçe de dahil olmak üzere Adana’da çok sayıda
tarih eser kalıntısıyla karşılaşmak mümkün. Çukurova’da Erken Roma dönemine ait
birçok mozaik karşımıza çıkıyor. Çukurova’nın en eski yerleşme yerlerinden
biri, Adana’da ilk çağlardan kalma Tepebağ höyüğü. Höyükte rastlanan surlarla
çevrili kent çekirdeği, burada neolitik çağda yaşanan kent dönemi sürecine ışık
tutmakta. Kalıntılar, daha sonra Hititler’in de yaşadığı anlaşılan bu kentin,
ticari ve askeri ilişkilerde önemli olduğunu kanıtlıyor. Tepebağ, Karataş’tan
ya da Suriye’den gelen ticaret kervanlarının konaklama yeriymiş.
Adana, Roma
ve Bizans İmparatorlarının zaman zaman ilgi duydukları bir yöre olmuş.
Justinianus burada kamu binaları yaptırmış. Seyhan üzerindeki Taşköprü de o
zamandan kalma bir yapıt. Adana, Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferinde Osmanlılara
bağlanmış.
ADANA ETNOGRAFYA MÜZESİ
Adana
Etnografya Müzesi şehir merkezinde yer alıyor. Kuruköprü mevkiinde 1845 yılında
yapılmış ve terkedilmiş kilise binası 1924 yılından sonra müze olarak
düzenlenmiş. 1972 yılında eserlerin yeni müze binasına taşınmasının ardından,
kilise restore edilmiş, 1983 yılında ise Etnografya Müzesi’ne dönüştürülmüş.
YUMURTALIK
Adana’nın
sayfiye kenti Yumurtalık ilçesinde, Aegea antik kenti kalıntıları bulunuyor.
Ortaçağ’dan kalan Ayas Kalesi, Kanuni’nin 1536’da yaptırdığı Süleyman kulesi ve
Marko Paşa İskelesi görülmeye değer. Yumurtalık Plajı denize girmek için de
oldukça elverişli.
TAŞKÖPRÜ
Seyhan ırmağı
üzerideki Taşköprü, Adana ve çevresindeki ilkçağ kalıntılarının en önemlisi.
Roma imparatoru Hadrianus (117-138) zamanında yapıldığı sanılan köprü, Bizans
Imparatoru Justinianus tarafından yenilenmiş (6. yüzyıl). Daha sonra da birkaç
kez onarılan yapı 317 m uzunluğunda ve 21 gözlü. Halen 14 gözü sağlam.
BÜYÜK SAAT KULESİ
Vali Abidin
Paşa tarafından 1881 yılında yaptırılmış. Tamamı kesme taştan olan kule 32 metre yüksekliğinde.
YILANLIKALE
Görülmeye
değer bir başka yer de Ceyhan nehrine hakim bir tepeye kurulmuş olan Yılanlıkale’nin
etkileyici kalıntıları. Ceyhan Nehri kıyısında yer alan Sirkeli’de de Hitit İmparatoru
Muvattaliş’in Mısır yolunda burada konakladığını gösteren Hitit rölyefleri
bulunuyor.
MİSİS
Adana-İskenderun
yolunda, Yakapınar yakınlarında İpek yolu üzerinde olmasından ötürü zenginliğe
kavuşmuş bir antik şehir olan Misis bulunuyor. Misis, Roma, Bizans, Memluk,
Ramazanoğulları, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde gerek ulaşım, gerekse zengin
tarım alanlarından ötürü önemli bir kent olmuş. Misis’de, zemininde Nuh’un
Gemisi ile hayvanları da resmeden bir dördüncü yüzyıl hamam mozaiğinin de
bulunuduğu çeşitli Roma Devri kalıntıları yer alıyor. Antik kentin yakınındaki
Misis Mozaik Müzesi’nde de çeşitli hayvan tasvirleri yer alıyor. Müze, ören
yerlerinden ve Adana Arkeoloji Bölge Müzesi’nden getirilen diğer mozaiklerle
zenginleştirilmiş.
ULU CAMİ VE KÜLLİYESİ (RAMAZANOĞLU CAMİİ)
Ramazanoğlu
Beyliği döneminin ünlü beylerinden Halil Bey tarafından 1507 yılında yaptırılmış.
Külliye; cami, medrese, türbe (Halil Bey Türbesi), vakıf sarayı olarak adlandırılan
harem dairesi ve Tuz Hanı da denilen selamlıktan oluşmakta olup, karemsi plan
üzerine kurulu. Klasik Osmanlı camilerinden farklı olarak kitle etkisi çok
fazla dikey olmayan Ulu Cami, Memluk ve Selçuklu üsluplarını yansıtıyor.
Cami, mimarisi
ile olduğu kadar, taş işçiliği, renkli taş ve İznik çini süslemeleri ile de
ünlü. Kare ve altıgen plakalar halinde, sıraltı tekniği ile yapılmış olan ve
izleyenlerde hayranlık uyandıran çini süslemelerde, dönemin özgün renklerine
uygun olarak, beyaz zemin üzerine turkuvaz, lacivert ve kırmızı hakim.
KOZAN KALESİ VE HOŞKADEM CAMİİ
Kozan
Kalesi (Sis) tarihi yol üzerinde stratejik yönden önemli bir konumda yer alıyor.
9.yüzyılda Abbasilerin, 11 yüzyılda Selçukluların, sonra Haçlıların ve 1187’de
Ermeni Prensliği’nin eline geçmiş. Her üç yılda bir yapılan vaftiz yağı çıkarma
törenleri nedeniyle Hristiyan dünyasının önemli merkezlerinden olmuş. 1448 yılında
Mısır Hükümdarı tarafından yaptırılmış olan Hoşkadem Camii oldukça görkemli yapı.
Tek şerefeli minaresi, iki dilimli, çift renkli taştan yapılmış portaliyle
tipik bir Memluk yapısıdır.
ANAVARZA
Kuruluş
tarihi belli olmayan antik kent M.S. 408 yılında Klikya’nın başkenti olmuş.
8.yüzyıldan itibaren pek çok devlet arasında el değiştiren Anavarza, bir süre
Ermeni Prensliği’nin merkezi olmuş. Antik kentin kenarında birden yükselen bir
tepe üzerindeki Anavarza Kalesi ovadaki diğer kalelerin merkezini teşkil eder.
Ören yerinde ayakta kalan kalıntılardan surlar, zafer takı, kale, sütunlar, yol
ve bekçi evi önündeki mozaikli iki havuz ziyaretçilerin ilgisini çeken eserler.
ŞAR ÖREN YERİ
Tufanbeyli
ilçemizin 20 km. kuzeydoğusunda Hititlerin dini merkezi konumundaki antik bir
kent. Romalılar döneminde Comana adı verilen bu bölgeye Türkler Şar adını vermişler.
Hitit Ana Tanrıçası Magda-Mater adına düzenlenen dini törenlerin Şar’da yapıldığı
biliniyor. Romalılardan kalma açık hava tiyatrosu, Bizans kilise kalıntısı, ana
tanrıça tapınağının kapısı olan Alakapı, antik şehrin ayakta kalan eserleri.
YAĞ CAMİİ (ESKİ CAMİİ)
Saint
Jacques Kilisesi’ne ekler yapılarak 1501 yılında Ramazanoğlu Halil Bey tarafından
camiye çevrilmiş. Halil Bey’in oğlu Piri Mehmet Paşa, 1525’de minaresini,
1558’de de medresesini yaptırmış. Selçuklu Ulu Cami mimarisi tarzında.
AKYATAN - AĞYATAN GÖLLERİ
Akyatan ve
Ağyatan göllerindeki kuş cennetleri, değişik kuş türleriyle görülmeye değer.
Akyatan gölü Lagün mevkiinde Caretta Caretta ve Yeşil kaplumbağa türleri
bulunuyor. Ayrıca Tuzla, Karataş dalyanı ve Yelkoma dalyanında çeşitli balık
türlerini bulmak mümkün.
HARUNİYE TERMAL TURİZM MERKEZİ
Bahçe
ilçesine bağlı Haruniye’nin kuzeyinde Ceyhan ırmağının kenarında yer alan
merkez, Haruniye ilçesi merkezine 22 km uzaklıkta. Bikarbonatlı, Kalsiyumlu,
Magnezyumlu, Hidrojen- Sülfürlü, Karbondioksitli bir bileşime sahip olan suyu
içme ve banyo kürleri için kullanılıyor. Romatizma, kadın, deri, sinirsel
hastalıklar, beslenme bozukluğu, karaciğer ve safra kesesi, mide ve bağırsak
hastalıklarında iyileştirici etkisi olduğuna inanılıyor.
ANTİK KENT ADANUS
Birçok Anadolu kenti gibi o da adını mitolojiden alıyor. Söylentiye göre Gök
Tanrısı Uranus’un oğlu Adanus şehrin ilk temellerini atmış. Birçok uygarlığın
yaşadığı Adana bu uygarlıkların bıraktığı eserler açısından oldukça zengin. Sarıyakup,
Alidede,Tepebağ, Kayalıbağ ve Türkocağı mahallelerindeki eski Adana evleri
görülmeye değer. Seyhan Caddesi üzerindeki Arkeoloji Müzesi ve Kuruköprü civarındaki
Etnografya Müzesi’nde bölgeden çıkan arkeolojik eserler ve Türk el sanatları
sergileniyor.
PAMUK

Pamuk, Adana’nın ve bereketli Çukurova toprağının simgesi. Yörede bir yaşam
biçimi yaratan pamuk tarlaları, çok sayıda sıra dışı öyküye de kaynaklık
ediyor. Bölge ekonomisinin lokomotifi olan pamuk, mevsimlik işçilerin de ekmek
kapısı...
BODRUMKALE-KASTABALA ŞEHRİ
Osmaniye’ye 15 kilometre uzaklıktaki Kesmeburim köyü ve Bahçe köyü sınırları
içinde. Kastabala’nın oldukça iyi durumda günümüze ulaşan antik yapı kalıntıları
arasında en önemlisi sütunlu caddesi ve beş bin seyirci kapasiteli tiyatrosu.
Bunun yanı sıra iki kilise, kale, Roma hamamı, stadyumu, kentin dört bir yanını
çevreleyen nekropolleri (Kaya oyma ve anıt mezarları) kentin yaklaşık 5 km kuzey - doğusunda Ceyhan nehri üzerindeki su kemeri kalıntısıyla Kastabala, Osmaniye’nin ve
yörenin en önemli ören yerlerinden.
KARATEPE-ASLANTAŞ-AÇIK HAVA MÜZESİ
Kadirli’nin güneydoğusundaki Karatepe-Aslantaş Açık Hava Müzesi, ilçeye 22 kilometre, Osmaniye’ye 30 kilometre, Adana’ya ise 130 kilometre uzaklıkta. Bir Neo-Hitit bölgesi olan Karatepe Milli Parkı’nda Kral Asitawada’nın yazlık sarayının kalıntıları,
Hitit ve Fenike yazıları içeren tabletler ve rölyeflerin sergilendiği açık hava
müzesi bulunuyor. Tepenin zirvesinde, saray olduğu tahmin edilen iki tane yanmış
bina harabesi ve zahire kuyuları mevcut. Kalenin biri güneybatısında, diğeri
kuzeydoğusunda olmak üzere iki kapısı var. Güneybatısındaki giriş kapısında kırık
parçalarla ekli iki aslan heykeli bulunuyor. Sağ ve sol yan odacıklarda esmer
ve açık sarı, sert taneli bazalt taş bloklar üzerinde duvar kaplaması niteliğinde,
o günün inanç ve yaşayışını sergileyen çeşitli figür rölyefleri (taş
kabartmalar)ve aynı metin olmak üzere, karşılıklı Finike (çivi) ve Hitit
hiyeroglif yazıları yer alıyor. Kapı içinde ise yaklaşık üç metre boyunda Fırtına
Tanrısının heykeli bulunuyor. Kuzeydoğu kapısında insan başlı, aslan gövdeli,
karşılıklı iki sfenks var. Buradaki Finike (çivi) yazıları sayesinde, önceleri
tam çözülememiş olan Hitit hiyerogliflerinin okunmasına imkan sağlayan bir
anahtar ele geçmiş. Dünya üzerindeki Hitit yazıları ilk defa burada okunmuş. Bu
yazılarının çözülmesiyle Anadolu’da M.Ö. 2000 yılına kadar giden hiyeroglif yazıların
tamamı okunabilmiş. Karatepe’nin 4 km kuzeyinde Haçlılar tarafından yaptırılan,
6 burcu ve bir gözetleme kulesi olan Kum Kalesi de bugün oldukça sağlam
durumda. Osmaniye, İskenderun yol kavşağındaki Toprakkale Haçlılar tarafından
yaptırılmış. Büyük İskender, Pers Kralı III. Darius’u İssos Ovası’nda yenmiş.
Bugün bu bölge Dörtyol Ovası olarak tanınıyor ve yurdumuzun önemli miktardaki
portakal, mandalina ve limonunu karşılayan narenciye üretim alanlarıyla kaplı.
Müze Tel :
(+90-328) 719 20 73 -719 20 03
Ziyaret açık
saatler : 08.00-16.30

TREKKING, AV ALANLARI, RAFTING
Toroslarda çok sayıda güzergah bulunmasına karşın en önemli trekking alanı,
Pozantı Hamidiye başlangıç, Eğni suyu bitiş noktası olan güzergahtır. Gerek dağ
sporları, gerekse av turizmi için çok uygun alanları kapsıyor. Feke’den geçen
Göksu Irmağı coşkulu akışı ve güçlü debisiyle rafting turizmi için ideal.

SEYHAN BARAJ GÖLÜ
Adana’nın kuzeyinde Seyhan baraj gölü bulunuyor. Oldukça geniş bir alana yayılan
baraj gölü, yüzmeye ve tekne turlarına elverişli.
ALIŞVERİŞ

KÖK BOYA GELENEĞİ
Adana ve çevresi, özellikle Osmaniye-Karataş’ın kök boyalı yünden dokunan halı
ve kilimleri ile ünlü. Ayrıca yöreye özgü lezzetlerden cezerye ve şalgam suyu,
ziyaretçilerin mutlaka denedikleri tatlardan. Adana’da bakır işçiliği de meşhur.
Merkezdeki bakırcılar çarşısında bakır işçiliğinin en güzel örneklerini
bulabilirsiniz.
YÖRESEL TATLAR
KEBAP DİYARI

Adana yöresinin zengin bir mutfağı var. Yemeklerin başlıca malzemeleri un,
bulgur, et, sebze, çeşitli baharatlar, süt, yoğurt, peynir ve çökelek. Yörenin
kendine has ünlü yemeği “Adana Kebabı”. Yanında bol yeşillik ve soğanla
yeniliyor ve şalgam suyu ve ayran içiliyor. Diğer ünlü yemekleri cratlak kebabı,
içli köfte, çiğ köfte, analı kızlı, humus, bartefit, sıkma, şırdan, mumbar,
etli köbe, dul avrat çorbası, yüksük çorbası.
Ayrıca tabii ki Adana’ya kadar gitmişken yörenin en ünlü içeceklerinden şalgam
suyunun tadına bakmayı unutmayın.


Daracık sokakları, bol pencereli evleri ve zengin tarihi dokusu ile Antakya tam
bir Akdeniz kenti.