26 Mayıs 2012 Cumartesi
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

Kutsal Topraklar

 

Doğu Akdeniz kıyıları, Akdeniz’in en az bilinen kumsallarından, keşfedilmemiş koylarından oluşuyor.


Doğu Akdeniz’in en etkileyici ören yerlerinden biri olan Uzuncaburç, bir Hitit yerleşimi.

İnsan topluluklarının yüzyıllar boyu devam eden inanç serüveninin tanığı bu bölge, yeni yerler keşfetmek isteyenleri cezbedecek çok sayıda özellik taşıyor.

Son derece zengin doğasına adeta tarih tanıklık ediyor. Öyle ki Mark Antuan’ın Mısır’ın egzotik kraliçesi Kleopatra’ya evlenme hediyesi olarak bu sahilleri verdiğini yazıyor tarih kitapları. Ayrıca İsa’nın ilk havarilerinin bu topraklarda yaşadığını ve Hristiyanlığın ilk tohumlarının bu topraklarda atıldığını, Akdeniz’in sevimli sayfiyesi İskenderun’un adını Büyük İskender’den aldığını, Hatay Müzesi’nin dünyanın en önemli Roma mozaiklerine sahip olduğunu da...

Bölgede yer alan Cennet-Cehennem ve Narlıkuyu mağaraları, Anamur, İskenderun, Yumurtalık gibi sahil şeritleri ve sayısız tarihi kalıntıları ve her çeşit su ve doğa sporuna olanak tanıyan yapısı ile Doğu Akdeniz kıyıları, bütün doğal zenginliklerinin ve renkli kültürünün yanı sıra çok geniş konaklama olanaklarına da sahip. 

KİLİKYA TARİHİ

Ünlü coğrafya yazarı Strabon (I. yüzyıl)  bugünkü Mersin ve çevresini Kilikya olarak tanıtmakta ve bölgeyi coğrafi açıdan Ovalık ve Dağlık Kilikya olmak üzere ikiye ayırmaktadır. Her iki Kilikya’nın da başkenti Tarsus idi. Dağlık Kilikya’nın sınırları Manavgat Çayı’ndan Limonlu’ya (Lamus Deresi) kadar uzanan bölgeyi, Ovalık Kilikya ise Limonlu’dan Amanos Dağlarına kadar olan alanı kapsıyordu. Bu sınırlar kesin olmayıp, Roma imparatorları tarafından yeni düzenlemelerle yeniden belirleniyordu. Bu bölgeler, bugün Taşeli ve Çukurova adını taşıyor.

Bölgeyi bir taraftan deniz, diğer taraftan ise sadece birkaç noktadan geçit veren Toros Dağları çevirmekte. En önemli geçitlerden biri de “Kilikya Kapısı” diye adlandırılan ve Pozantı Yolu üzerinde bulunan dar bir geçit. Hitit mitolojisinde bu geçidi Hititlerin denize doğru ilerlemesini sağlamak için bir boğanın boynuzlarıyla açtığı anlatılır. Romalı Septimus Severus’un, Pescenio Nigro’yu 194 yılında Issos’ta yenmesinden sonra Kilikya Kapısı’na bir zafer takı inşa edilmiş. Zafer takısının üzerinde de bir quadriga (dört atlı araba) anıtı konmuş. Bundan dolayı Kilikya’da her beş yılda bir “Severa Olympia Epineikia” adı altında oyunlar düzenlenmeye başlanmış.

Bu bölgenin en eski yazılı tarihi, Luvi, Kizzuwatna, Hitit, Asur ve Babil krallıklarının tarihleri ile içiçe. Yerel krallık Kizzuwatna M.Ö. 17. yüzyılda Hitit işgaline uğramış, daha sonraları da sırasıyla, bölge Urartular, Asurlular, Babiller, Lidyalılar, Persler, Seleukoslar ve Romalılar tarafından işgal edilmiş. Bu arada da Aiol ve İyonlar bölgenin çeşitli noktalarında ticaret iskeleleri ile yerleşim birimleri kurmuşlar. Büyük imparatorluklarının yıkılmasıyla Kilikyalılar, Syennesis hanedanlığı adı altında bir krallık kurmuş. Perslerle beraber Yunan savaşlarına katılan bu askerlerin yünden yapılmış yöreye ait giysileri, başlarında miğferler, kollarında ham deriden yapılmış kalkanlar ve ellerinde ikişer mızrakla bellerinde bir kılıç bulunmaktaymış. O devre ait yazarlar Kilikya’nın uçsuz bucaksız bir yer olduğunu, bol suya sahip ve verimli topraklarının, ağaçlar, bağlar ve ekinlerle örtülü olduğundan bahsetmektedirler.

M.Ö. 333’de İssos’ta Perslerin yenilgiye uğratılmasıyla Kilikya, Büyük İskender’in egemenliğine girmiş. İskender’in ölümü ardından bölge, komutanlarından Seleukos Nicator’un eline geçmiş ve kurmuş olduğu Seleukoslar krallığının bir parçası halini almış. Yazılı kaynaklar Seleukos kralı III. Antiochos döneminde Kilikya, sanat ve kentleşmede yüksek bir seviyeye ulaştığını bildiriyor. MÖ 190 yılında Manisa yakınlarında Romalılara karşı yapılan savaşta yenilen III. Antiochos’un toprakları yavaş yavaş Romalıların eline geçmiş.

Romalıların yönetiminde, ünlü hatip Cicero, Prokonsül sıfatıyla Kilikya’ya vali olarak atanmış. Julius Caesar Tarsus’a gelmiş ve M.Ö. 58 yılında Kıbrıs adasını da Kilikya bölgesine bağlamış. Caesar’dan sonra, doğu bölgesinin yönetimini üstlenen Marcus Antonius, Tarsus’ta Mısır Kraliçesi Kleopatra ile buluşmuş. Kleopatra’nın gemisiyle Tarsus limanına girişi, daha sonra Antonius’la yaşadığı beraberliği, Antik Çağ tarihinin en çok ilgi çeken olaylarından biri.

Birinci yüzyılda doğan Hristiyanlık inancı, Kilikya’da hızlı bir şekilde yayılmış. Roma İmparatorluğu’nun 4. yüzyılda bölünmesinden sonra buraya hakim olan Bizanslılar devrinde manastırlar ve kiliseler inşa edilmiş. Havarilerden çadır dokumacısı olan Aziz Paulus’un Tarsuslu oluşu bölgenin önemini arttırmış.

Fakat ticaretin yeni başkent İstanbul’a kaymasından ötürü, sermayenin büyük bir bölümü ve tüccarlar oraya doğru yönelmişler, haliyle limanlar ve bu yöre yavaş yavaş eski canlılığını kaybetmeye başlamış.  7. yüzyıldan Osmanlılar’ın fethine kadar bu bölge, Araplar’ın, Abbasiler’in, Mısırlı Tulunoğulları’nın, Selçuklular’ın, Moğollar’ın, Haçlılar’ın, Ermeniler’in, Memluklar’ın, Ramzanoğulları ve Karamanoğulları’nın eline geçmiş. 16. yüzyıldan itibaren bölge Osmanlı topraklarına katılmış.

MİTOLOJİDE KİLİKYA

Tarih yazarı Herodot ve mitolojik kaynaklar, bölgenin Fenike Kralı Agenor’un oğullarından Kilix’in, boğa kılığına girmiş Zeus tarafından kaçırılan kızkardeşleri Europe’yi aramaya çıktığını ve bir süre sonra aramaktan vazgeçip buraya yerleştiğini bildiriyor. Mitolojik kaynaklara göre bölge bu nedenle Kilikya adıyla anılıyor.

CILICIUM DOKUMASI

Kilikya’da, adını bölgeden alan ve bütün dünyaya ticareti yapılan Cilicium denilen keçi kılından kaba dokumalar da üretiliyormuş. Bugün hâlâ bölgede üretilen bu kaba dokumalar sıcağı, soğuğu ve suyu geçirmediğinden dolayı Türkmen ve Yörükler tarafından çadır olarak kullanılıyor.

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


68312 - unknown - 38.107.179.238