|
Tanrıların
Dünyaya Bahşettiği Cennet
Fethiye-Ölüdeniz,
doğal güzellikleri ve kültürel mirası ile dünya çapında üne kavuşmuş bir
yeryüzü cenneti.

Yörede, sıcak ve kurak
yazları, ılık ve yağışlı kışları ile Akdeniz iklimi hüküm sürüyor. Yaz aylarında
30 derece civarında olan sıcaklık, kışın genellikle 10 derecenin üzerinde.
Yöreye hiç kar yağmıyor. Körfezin kuzeyinin yüksek dağlarla çevrili olması ve ılık
güney rüzgarlarına açık bulunması nedeniyle ısı genellikle 10 derecenin
üzerinde. Fethiye’de deniz suyu sıcaklığı kış aylarında bile 15 derecenin altına
düşmediğinden, çok yağışlı ve soğuk geçen birkaç günün dışında bütün yıl denize
girme imkanı oluyor.
Fethiye,
Akdeniz'in içinde irili ufaklı adaların serpiştiği kentle aynı adı taşıyan
körfezde, arkası çam ormanlarıyla çevrili kuzeye açık bir koyda yer alıyor.
Kaya mezarları ve kale önünden bir düzlüğe, Karagözler'den denize doğru iniyor.
Ufkunu Şövalye Adası, Günlükbarı ve karşılarındaki dağlar oluşturuyor.
Fethiye,
Persler, Likyalılar, Karyalılar ve Romalılara ait eserlerin izlerini taşıyor.
Kültürel zenginliği, doğal güzellikleri ve coğrafyası, Fethiye’yi en önemli
turizm merkezlerinden biri yapıyor.
Fethiye İstanbul’a 720, Ankara’ya 650, İzmir’e 360, Dalaman Havalimanı’na 40 km mesafede. Otobüs firmalarının çoğunun Fethiye’ye direkt seferi var.
TELMESSOS EFSANESİ

Telmessos kentinin geçmişi, filolojik tespitlere göre M.Ö. 3. binlere dayansa
da, o dönemleri doğrulayacak eserlere çok yeni zamanlarda rastlanır.
Eski adı
Telmessos olan Fethiye, bölgedeki diğer kentler gibi Anadolu'nun en eski yerleşim
yerleri arasında bulunuyor. Efsaneye göre Tanrı Apollon, Finike kralı Agenor'un
kızlarından birini sevmiş ve çok utangaç olan kıza küçük sevimli bir köpek
biçiminde yanaşmış. Kız kendisine alıştıktan sonra onunla beraber olmuş ve bir
çocukları olmuş. Doğan bu erkek çocuğun adını Likya dilinde “Aydınlık ülke”
anlamına gelen Telmessos koymuşlar. Fethiye şehrinin efsanevi ismi işte buradan
gelir.
Fethiye
veya antik çağlardaki ismiyle Telmessos kentinin geçmişi, filolojik tespitlere
göre M.Ö. 3. binlere dayansa da, o dönemleri doğrulayacak eserlere çok yeni
zamanlarda rastlanır. Antik dönemden beri meydana gelen pek çok depremin yanı sıra,
yeni yerleşim alanlarının kuruluşu; eski yapıların zaman içinde yok olmasına
neden olmuş. Sadece modern kentin güneyindeki kayalıklara oyulmuş mezarlarla, şehrin
çeşitli noktalarında yer alan lahit mezarlar antik çağdan günümüze ulaşabilmiş.
Kaya
mezarları içinde en ünlü ve görkemlisi hiç kuşkusuz Kral Amyntas'ın mezarı. Son
yıllarda müze tarafından yapılan kazılarda ortaya çıkarılan tiyatro kalıntısı
da, kentin antik dönemdeki yerleşimi ve teşkilatı hakkında bazı bilgiler
veriyor.
Eskiden
Likyalıların yaşadığı günümüzde ise Türkiye turizmine büyük katkıda bulunan
Fethiye, Muğla’nın 100 kilometre doğusunda Akdeniz sahil şeridinde ve parçalı
bir yerleşim üzerine kurulu. Çevresindeki doğal ve tarihi yerlerle birlikte
büyük rağbet gören Fethiye, yerli ziyaretçiler dışında dünyanın birçok yerinden
gelen turistleri de ağırlıyor. Özellikle Türkiye'nin en doğal plajı olan
Ölüdeniz'de pek çok spor aktivitesi ve etkinlik düzenleniyor. Hava Olimpiyatları,
Türkiye Yelken ve Kürek şampiyonaları bunlardan bazıları. Doğal güzelliklerin
yanı sıra, çevresindeki tarihi güzellikler de büyüleyici nitelikte. Saklıkent,
Dalyan, Kayaköy, Kaş ve Kalkan bu güzelliklerin birkaçı. Dünyada tandem paraşütçülüğe
en uygun 2’inci dağ olan Babadağ da Ölüdeniz sahili üzerinde yer alıyor. Gündüz
ve gece sürekli devam eden eğlence hayatı ile bir an bile boş kalamayacağınız
Fethiye'de, tatilin ve eğlencenin tadına doyamıyacaksınız. Eğer bugüne kadar
Fethiye'yi göremediyseniz, çok şey kaçırmışsınız demektir.
TARİHÇE
Antik çağlardaki adı Telmessos olan Fethiye, bölgedeki diğer kentler gibi,
Anadolu’nun en eski yerleşim yerleri arasında bulunuyor. Telmessos’un tarihi
M.Ö. 4. yüzyıla dayanıyor.
Başlangıçta bağımsız bir site olan Telmessos, M.Ö. 554’te Perslerin egemenliği
altına girdi, daha sonra Attik Delos Deniz Birliği’ne katıldı. Perslerden sonra
M.Ö. 362’de bir Likya şehri haline geldi. Karyalılar’a armağan olarak verilen
Likya şehirleri arasında bulunan Telmessos, Büyük İskender’in fethine kadar
Karya idaresinde kaldı. Likyalılar döneminde Likçe adı “Aydınlık Ülke”
(Telmessos) olan Fethiye, M.Ö. 189’dan sonra Bergama Krallığı’na bağlandı.
Bergama Kralı III. Attolos ölümünden sonra, topraklarını Roma’ya bırakan bir
vasiyetname yazınca; Telmessos da doğrudan Roma’ya bağlandı. M.Ö. 88 tarihinde
Pontus Kralı Mithridates, Roma topraklarına saldırdı, fakat yapılan savaşta
yenildi. Bu savaşta Roma’nın yanında yer alan Rodoslulara, Telmessos ve kıyı şeridi
armağan olarak verildi. Bu dönem içinde, diğer Likya şehirleri gibi Telmessos
da Rodoslular’dan şikayetçi oldu ve sonunda Roma, Likya’yı Rodoslulardan geri
aldı. Bizans döneminde dahi varlığını sürdüren şehir, M.S. 7. yüzyıldan sonra
Arap akınları ile önemini kaybetti. 7. yüzyılda II. Anastasius, Telmessos’a
kendi adını vererek Anastasiupolis dedi fakat bu isim fazla iz bırakmadı. 1424
yılında Osmanlı topraklarına katılan Telmessos’a uzak şehir anlamına gelen
Makri, daha sonra da Megri dendi. Megri adı 1934 yılında ilk Türk pilotu Fethi
Bey’in anısına, bugün kullanılan Fethiye ismiyle değiştirildi.
ÖLÜDENİZ
“Tanrı’nın Dünya’ya bahşettiği cennet” olarak nitelenen Ölüdeniz, ülke dışına
taşan ünüyle de dünyaya mal olmuş bir turizm merkezi.
Baştan çıkarıcı bir güzelliğe sahip olan Ölüdeniz, adı gibi sakin ve kıpırtısız.
Fethiye’ye 14 kilometre uzaklıktaki bölge, çamların arasında uzanan yoldan
sonra birden bire karşınıza çıkan mavisiyle büyüleyici. Belcekız Koyu ve bu
koyun içinde uzanan kumsalı yürüdüğünüzde, eşsiz Ölüdeniz’i görürsünüz.
Ölüdeniz, sihirli gibi kıpırtısızdır... Dibinde tek bir yosun bile görünmez.
Bembeyaz kumlarla örtülüdür. Su ve dibindeki kumların kırdığı ışık, meşhur
turkuvaz rengini verir Ölüdeniz’e...
Kıyılara kadar uzanan yemyeşil çam ormanları, içinde yeşilin, mavinin ve morun
her tonunun görülebileceği ılık denizi, uzun kumsalı ile Ölüdeniz, gerçek bir
doğa harikası. Bin 975 metre yükseklikteki Babadağ’ın doruklarından paraşütle
atlayanlar, dünyanın en nefes kesici manzarasıyla karşılaşırlar. Yılın on ayı
denize girme imkanı sunan bu eşsiz koyda, çok sayıda turistik tesis, restoran,
alışveriş merkezi ve üniteyi bir arada bulabilirsiniz.

BELCEKIZ EFSANESİ
Ölüdeniz’deki koya adını veren Belcekız’ın hüzünlü bir efsanesi var. Eski çağlarda
buralardan geçen gemiler açıkta demirler ve içme suyu almak üzere sandalla kıyıya
çıkarlarmış.
Bir gün yaşlı bir kaptanın genç ve yakışıklı oğlu su almak için koya çıktığında
güzel Belcekız’ı görmüş. Görür görmez de birbirlerine aşık olmuşlar. Ancak
delikanlı suyu alıp dönmek zorunda kalmış. Gemi uzaklaşıp gitmiş. Belcekız hep
kıyıya bakmış, sevgilisinin yolunu gözlemiş. Delikanlı da geminin buradan her
geçişinde su almaya gelir, görüşürlermiş. Bir gün buradan geçerken fırtına
patlamış. Delikanlı, babasına burada korunabilecekleri bir koy olduğunu söylemiş.
Babası ise delikanlının sevgilisini görmek için gemiyi parçalamayı göze aldığını
düşünmüş. Fırtınayla birlikte baba-oğul arasındaki kavga da büyümüş. Gemi tam
kayalara çarpacakken baba bir kürek darbesiyle oğlunu denize atmış. Ancak tam
koya girdiği sırada gerçeği kavramış. Deniz gerçekten de çarşaf gibiymiş. Genç
adam oracıkta ölmüş. Kayaların üzerinde sevdiğini bekleyen ve olanları gören
Belcekız da kayalara atlayıp ölmüş. İşte o günden beri kızın öldüğü yere Belcekız,
delikanlının öldüğü yere ise Ölüdeniz denmiş.
PLAJLAR
ÖLÜDENİZ BELCEKIZ
Ölüdeniz’in 3 kilometrelik kumsalı, denize girmek için çok uygun.
Plajda maviyle yeşilin raksettiği bir renk armonisi içinde yüzmenin
doyumsuz mutluluğunu tadacaksınız. Yılın on ayı ılık ve durgun suyu ile doğal
lagün görünümündeki Ölüdeniz; konuklarına kucak açıyor.
Fethiye’ye 14 kilometre uzaklıktaki Ölüdeniz ile Belcekız plajını
birbirinden milli park Kumburnu ayırıyor. Belcekız’daki çok sayıda pansiyon,
kamp, motel ve restoran yılın her mevsimi hizmet veriyor.
ÇALIŞ
PLAJI
Fethiye’ye 5 kilometre uzaklıkta bulunan ve yeryüzünde günbatımının en güzel izlendiği yer olarak tanımlanan Çalış,
4 kilometrelik kumsalı, sıcak yaz akşamlarında esen serin rüzgarları, “Caretta
Caretta”ları, su sporlarına elverişli denizi, çok sayıdaki nitelikli konaklama
tesisi, restoranları, barları, alışveriş ve ulaşım olanakları ile bölge
turizminin en gözde yerlerinden biri.
HİSARÖNÜ-OVACIK
Ölüdeniz
beldesinde yer alan bu iki tipik Türk köyünün son yıllardaki en belirgin
özellikleri; yoğun konaklama, alışveriş ve eğlence merkezine dönüşmüş olmaları.
Turizmin en hareketli noktaları haline gelen Ovacık ve Hisarönü; Ölüdeniz,
Babadağ, Kayaköy gibi turistlik çekim alanlarına yakın olmaları ile de göz
dolduruyor.
GECE HAYATI
Fethiye’de geceleri oldukça canlı geçiyor. Barlar sokağı, yaz aylarında bambu
sandalyeli kafe-barları, Irish pub’ları, türkü barları ve alternatif diskolarıyla
konuklarına pek çok seçenek sunuyor. Çalış civarı, kuytu barları keşfetmek,
yerli müzik gruplarının canlı performanslarını izlemek için oldukça uygun.
Fethiye’de birbirinden çok farklı mekanlar da var. Birçoğu ilginç dekorasyonu,
ve canlı müzik programlarıyla yerli ve yabancı ziyaretçilerin ilgisini
topluyor. Gece dışarı çıkmayı seviyorsanız, otellerin barlarını da mutlaka
ziyaret etmelisiniz. Sürpriz programlar ve animasyon gösterileri ile eğlenceli
saatler geçirebilirsiniz.

HAYALET ŞEHİR KAYAKÖY
Kayaköy, mimari yapısı, dar sokakları ve kiliseleriyle ülkemizdeki en ilginç
turizm merkezleri arasında yer alıyor. Köy, yalnızlığını geceleri “Ateş
böcekleri”, gündüzleri ise köyün sembolü “Mavi Karga” ile paylaşarak
sürdürüyor.
Bir zamanlar Türklerle Rumların birlikte yaşadığı Kayaköy, Fethiye-Ölüdeniz
arasında 65 metre yükseklikte bir tepenin yamacına ve onun önündeki “Kaya
Çukuru” denen ovaya yayılmış bir yerleşim yeri. Araştırmalar Kayaköy’ün antik
Karmillassos üzerine kurulduğunu gösteriyor. Antikragos Dağları’nda bulunan
kaya mezarları günümüze kadar sapasağlam gelebilmiş. Kayaköy, kimi kaynaklara
göre 11. yüzyılda, kimilerine göre ise 14. yüzyılda bölgede yaşayan Rumlar
tarafından Likya uygarlığının kalıntıları üzerine kurulmuş. Evliya Çelebi’nin
seyahatnamesinde de sözü geçen ve Rumca ismi Levissi olan Kayaköy, 20. yüzyılın
başına kadar zengin bir kent olarak yaşamını sürdürmüş. Nüfusu 6 bin 500 kişi
olan köy, kiliseleri, eczane, hastane ve hekimleri, okulları, postanesi ve
zanaat atölyeleri ile yörenin en büyük sosyal ve ticaret merkezi konumuna gelmiş.
Bir de basımevi bulunan köyde yörenin tek gazetesi çıkarılmaya başlanmış.
1922 yılında Türkiye ve Yunanistan hükümetleri arasında yapılan “değişim anlaşması”
gereğince, Kayaköy’de yaşayan Rumlar ile Batı Trakya’da yaşayan Türkler karşılıklı
olarak göç etmek zorunda kalmış. Yöreye gelen Türkler, çevre ve yaşam koşullarına
uyum sağlayamadıkları için yamaçta bulunan evler yerine Kayaköy’ün önündeki
düzlüğe ve başka kentlere yerleşmişler.
Kentin aşağı mahallesindeki Panayia Pirgietissa Kilisesi ve yukarı mahalledeki
Taksiyarhis Kilisesi ayakta kalan önemli mimari örneklerden. Buna karşın 2 bin
kadar taş ev, şapeller, çeşitli atölyeler, okullar, hastane binası, kütüphane
ve diğer binalar fiziksel koşullara direnemediği için köy, hayalet görünümünü
almış. Ancak evlerin taş duvarları, köşe ocakları, taş ocakları, spiral
tuvaletleri, sarnıçları, çakıl taşlı döşemeleri, taş yolları, sokakları ve
meydanları kentin kültür zenginliğini hala belli ediyor. Bugünkü Kayaköy ise
birkaç mütevazi pansiyonu ile turistlere hizmet veriyor.

GELENEKSEL MİMARİ
Anadolu Rumları, iyi yatırımcı olduklarından ekilir dikilir araziler yerine,
evlerini çevredeki kayalık, taşlık alanlara kurarlarmış. Kayaköy de bu anlayışa
uygun olarak, geleneklerine ait tüm özellikleri yansıtan özgün bir yerleşim şeklinde
inşa edilmiş. Fethiye ve çevresindeki yapılar, mimari açıdan iki türlü karakter
barındırıyor. Bunlardan biri ahşap-bağdadi sistemle yapılmış, taş duvarlı, avlulu
Türk evleri; diğeri ise kesme taştan yapılan ve sokakla bütünleşen Rum evleri.
Her iki türdeki yapılar genel olarak iki katlı. Fethiye bölgesinde, 18. yüzyıldan
sonra yaygınlaşan Rum evleri daha ağırlıklı biçimde yer alıyor. Duvarlar düzgün
kesme taşlarla örülmüş ve pencerelerin etrafı taş bordürlerle çevrilmiş.
Cephenin ortasında, küçük ahşaptan kapalı bir “çıkma” yer alıyor. Eğimli,
kiremitli çatının duvarla birleştiği kısımda taş kordonlar görülüyor. Bu tarzda
“geren” denilen ahşap ve yağlı toprakla örtülü düz damlı evler de yapılmış.
Fethiye çevresinde yer alan Türk evleri, kırma kiremit çatılı ve taş duvarların
üzerleri badanalı. Yapılar geniş saçak, açık ve kapalı çıkma, iç avlulu plan şeması,
kuzulu kapı, ocak detayı ve baca gibi özellikleriyle apayrı nitelikler taşıyor.

Kelebekler Vadisi, Fethiye çevresinin en çarpıcı yerlerinden biri. Ölüdeniz’den
kiralanabilen teknelerle gidilen Kelebekler Vadisi, her türlü yapılaşmaya kapalı,
kayalık ve çamlık bir vadide yer alıyor. Eğer vadiye adını veren kelebekleri
görmek istiyorsanız, zahmetli bir tırmanışı da göze almalısınız. Ve sonra
binlerce kelebeğin kayaları, ağaçları, yaprakları her yeri örttüğünü
göreceksiniz. Vadide, meraklıları için bir de çıplaklar kampı var ama konaklama
tesisi yok. Gecelemek isteyenler genellikle kumsalda bir köşede uyku tulumları
ile uyumayı tercih ediyor. Vadinin tepelerine tırmanmak pek kolay değil. Alışkan
olmayanların dikkatli olmaları gerekiyor.
KELEBEKLER VADİSİ
Adını rengarenk kelebeklerden alan vadi bir doğa harikası. “Doğayı iliklerime
kadar hissetmek istiyorum, kentin bütün konformizmi benden uzak dursun”
diyenlerdenseniz, Kelebekler Vadisi tam size göre.
Ölüdeniz‘den 3-4 mil uzaklıkta, etrafı 350 metre yükseklikte dağlarla çevrili bu ilginç kanyon adını, temmuz-eylül ayları arasında görülen
“Jarsey Tiger” türü kelebeklerden almış. Duvarlarının cennete dokunduğu
söylenen Kelebekler Vadisi, dik ve derin bir vadi tabanındaki 10 hektarlık
düzlükte yayılıyor. Vadiye karadan tek iniş yolu var. İkinci alternatif de meşhur
patikasından veya deniz yoluyla gelmek. Vadi, tam deniz seviyesinde. Burası,
kelebeklerin yaklaşık tamamının bir arada bulunduğu bir açık hava müzesi gibi.
“Arctidae” familyasının en güzel üyelerinden “kaplan kelebeği” cinsinin
yüzlerce kelebekle koloni halinde bulunması (özellikle haziran ve ekim aylarında)
izleyenleri hayran bırakıyor.
Vadide kış mevsiminin sonundan itibaren 9-10 ay süreyle, kelebeklerin yaşam
sürecini izlemek mümkün. Bu açık müzede şimdilik yaklaşık 35 adet gündüz, 40
adet de gece kelebeği saptanmış.
Yaz-kış akan küçük şelale, geniş kumsal, tertemiz deniz, pırıl pırıl çakıl taşları
ve çevreyi süsleyen pembe zakkum çiçekleri ile küçük bir yeryüzü cenneti olan
koy, dünya gezginlerinin buluşma yeri. Kelebek Vadisi’ni çok az kişi biliyor. Vadiye,
Fethiye-Ölüdeniz’den 30 dakikalık bir yolculukla ulaşılıyor. Bu yolculuğun
sonunda sizi Akdeniz’in turkuaz rengi ile yeşilin kaynaştığı sessiz bir sahil
bekliyor. Sahildeki tek yapı, vadi konuklarının yemek ve içecek ihtiyaçlarını
karşılamak üzere kurulmuş ahşap bir restoran. Bu restoran, vadide çadırlı kamp
alanı, yeme-içme, bar, roof, duş ve kabin gibi olanaklar sunuyor.
Vadiye adını veren kelebeklere ulaşmak için otlar, böcekler ve kelebekler arasında
zorlu bir yolculuk yapmalısınız. Pırıl pırıl akan şelale altında sonu duş
alarak biten yolculuk, sizi rüya alemine sürüklüyor.

SAKLIKENT
Saklıkent, 18 kilometre uzunluğunda, yüksekliği yer yer 600 metreyi bulan
benzersiz kanyonun içerisine gizlenmiş bir doğa harikası. Fethiye’ye 50 kilometre uzaklıkta, Kayadibi köyü sınırları içinde, Eşen Çayı’nın bir kolu üzerinde yer alıyor.
Dimdik sarp kayalıkları, çınar ağaçları, pırıl pırıl akan coşkulu kaynak suları
ile, doğa tutkunları için dağcılık, yürüyüş, yüzme olanakları sunan eşsiz bir
turizm merkezi Saklıkent.
Saklıkent’e Fethiye-Antalya karayolundan, Kemer ilçesi yönünde ayrılarak ulaşılıyor.
Sapaktan 13 kilometre ilerleyince önce Tlos, 21 kilometre sonra ise Saklıkent çıkıyor karşınıza. Saklıkent yolu üzerinde sağlı sollu çok sayıda kır
gazinosu var. Kayadibi köyünden kanyonun girişine çıkılıyor. Eşen Çayı,
kanyonun 100 metre içinde neredeyse patlayarak yeryüzüne çıkıyor. Çay, yaz-kış
öylesine deli gibi akıyor ki, akıntıya karşı ilerlemek mümkün olmuyor. Çayın
üzerinde kanyon duvarına tutturulmuş tahta iskeleler kurulu. İskeleden tek sıra
halinde ilerliyor ve çayın patladığı yere ulaşıyorsunuz. İşte tam bu noktadan
sonra, her 10 metrede değişik bir yapı sergileyen gizemli kanyonun
derinliklerine doğru yol alıyorsunuz. Bazen çatlak iyice daralıyor, hatta
gökyüzü görünmez oluyor. Zeminde çamur rengi sular, yer yer odacıklar ve
kademeli yükseklikler, 18 kilometre boyunca sürüyor. Çayın sonuna ulaşırsanız,
ki bu pek kolay değil, karşınıza çıkan restoranda dinlenmek ayrı bir keyif
veriyor.


Fethiye’nin sıcağından bunaldıysanız, bir gününüzü değişik ve serin
geçirebilirsiniz. Güneş ışınlarının giremeyeceği kadar dar ve yüksek bir
kanyona, Saklıkent’e girip buz gibi sularda uzun yürüyüşler yapabilirsiniz.
SPORTİF ETKİNLİKLER
DOĞA SPORLARI CENNETİ
Fethiye, doğa sporları meraklıları için ülkemizdeki en ideal coğrafyalardan
biri. Bölgede hem Akdeniz’de yaygın olan su sporları, hem de ilginç macera
sporları yapılıyor. Paragliding, scuba, rafting, jeep safari, kano, binicilik,
parasailing ve trekking bu etkinliklerin en önemlileri.
Babadağ’da paragliding yapmak da, yapanları izlemek de ayrı bir keyif. Burada
düzenlenen toplu etkinlikler ve yarışmalar, bölgeye büyük canlılık kazandırıyor.
Fethiye limanında pek çok tekne Ölüdeniz ve çevresine turlar düzenliyor. Bu
günübirlik turlarla çevredeki mağaraları, koyları, plajları ve tabii ki
Kelebekler Vadisi’ni keşfetmek mümkün. Karayolu seçeneğinin tadı ise jeep
safariyle çıkarılabilir. Fethiye ve çevresinin az bilinen güzelliklerini
maceralı bir yolculukla keşfedebilirsiniz. Scuba’yla ilgilenenler için doğru
adres, yine Fethiye... Marinada, scuba dalışları için turlar düzenleyen
tekneler demirli. Fethiye’nin tertemiz denizi, pek çok gizli güzelliğin de
yuvası. Sualtı zenginlikleri; bitki örtüsü, deniz canlıları ve tarihi kalıntılardan
oluşuyor. İlginç jeolojik yapı da gözlemlemeye değer. Rafting için Dalaman
Nehri tercih ediliyor. Fethiye’den buraya turlarla gitmek mümkün. Dalaman
tamamen güvenli bir parkur. Turlar size gereken gereçleri sağlıyorlar. Eşen Çayı
üzerinde kayak ve kanoculuk yapılıyor. Okaliptus ağaçlarının çevrelediği bu
muazzam alanda, gerçek bir kano keyfi yaşayacaksınız. Yatçılıkla ilgilenenler
de doğanın iltimas geçtiği bu harika ilçeden vazgeçemiyorlar. 35 kilometre ilerideki muhteşem Göcek Koyu, yat limanıyla işlek bir yer. Doğayla içiçe olan şirin
Göcek ile Fethiye arasında da tekneyle gezmeye doyamayacağınız muhteşem koylar
yer alıyor.

Fethiye sahilleri, doğa sporlarının hemen her türlüsüne uygun yapısıyla yerli
ve yabancı turistlerden büyük ilgi görüyor.
BABADAĞ
Türkiye’de yamaç paraşütünün ilk yapıldığı yer olan Ölüdeniz dünyaca ün yapmış.
Eşsiz doğası, güneşi ve denizi ile her sene binlerce yerli ve yabancı turisti
büyüleyen bölge, her çeşit outdoor aktivitesine uygun yapıda. Çevredeki tekne
turları ayrıca ilgi çekiyor. Babadağ yaz kış trekking ve kampçılık alanı olarak
tercih ediliyor.
Babadağ’da toplam üç pist bulunuyor. Bin 700 metredeki güney pisti kalkış için
çok müsait. Bin 800 metrelik kuzey pisti ise biraz küçük ve dik sayılır. Kuzey
pistinin kalkış alanı oldukça rahat. Pist, tam karşıdan güney rüzgarı aldığı
için genelde buradan uçuluyor. Ölüdeniz kıyısındaki Belcekız Plajı, uzunluğu ve
genişliği ile oldukça rahat ve güvenli bir iniş alanı.
YAMAÇ PARAŞÜTÜ
Fethiye’de bin 975 metre yükseklikteki Babadağ’ın doruklarından gerçekleştirilen
yamaç paraşütüne ilgi, çığ gibi büyüyor. Termik noktalarının zengin ve yaygın
olması, atlayıştan sonra, daha da yükselerek deniz üzerinde uçabilme özelliği,
çevredeki bitki örtüsünün zenginliği, doyumsuz güzellikteki Ölüdeniz manzarası,
denize sıfır inen tatlı bir eğim ve daha pek çok nedenle Babadağ, rakipsiz bir
yamaç paraşütü merkezi konumunda.

NASIL YAPILIR?
Yamaç Paraşütü sporu, ilk bakışta serbest atlama paraşütüne benzeyen bir paraşüt
ile uçak yerine, yüksek bir tepeden koşarak havalanmak esasına dayanıyor. Eğimli
ve yüksek bir tepeye açık olarak serilen paraşüt, pilotun koşmaya başlaması ile
hava ile doluyor ve pilotla birlikte havalanıyor. Uçuşların süresi kullanılan
malzemenin performansı ve pilotun tecrübesine bağlı olarak kilometrelerce
sürebiliyor. Tek kişilikten başka, iki kişilik (tandem) kanatlar da bulunuyor.
Ülkemizde yamaç paraşütü sporu 1990 başlarında Fethiye Ölüdeniz bölgesindeki
Babadağ’ın yabancı pilotlar tarafından keşfedilmesi ile tanınmış ve ilk olarak
üniversite kulüplerinde aktif olarak başlamış. Bilinen en ekonomik hava aracı
olması ve doğa sporları ile içiçe olması bugün geniş bir kitle tarafından
sevilerek yapılmasını sağlamış. Temelde özel bir yetenek ve aşırı efor gerektirmeyen
yamaç paraşütünün standart bir eğitim sonrasında uygulaması oldukça kolay ve
zevkli. THK, üniversite kulüpleri ve özel kulüpler tarafından yamaç paraşütü eğitimleri
düzenleniyor.
DALIŞ NOKTALARI
Fethiye’nin turkuaz renkli su altı dünyası, bambaşka hayatlara ev sahipliği yapıyor.
Fethiye, birbirinden güzel koyları, turkuaz renkli suları ile yat ve su altı
turizmi için en önemli bölgelerden biri. Su üstündeki güzellikleriyle tanınan
Fethiye’nin su altı da bir o kadar ilginç.
Afkule ve Türk hamamı
Fethiye’nin
en popüler dalış noktası. Dalış girişi koyun ucundaki mağaralardan başlıyor. 27
metrede başlayan büyükçe giriş, kayaların üzerindeki birçok renk ile konuklarını
karşılıyor. Dipteki kuma ulaşmak için 40 metreye inilmesi gerekiyor. Girişi
yüzeye yakın olan ikinci mağaraya ise büyükçe bir delikten geçilerek ulaşılıyor.
Bu mağaraya Türk Hamamı deniliyor. Derinliği yaklaşık 6 metre olan mağaranın tepesindeki delikten süzülen ışık ortama bambaşka bir hava veriyor. Şnorkelli
dalgıçlarında uğradığı bu görkemli mağaraya uğramadan dalışınızı bitirmeyin ve
tabii eşkina sürüleriyle orfozların fotoğraflarını çekmeden.

SARIYARLAR (Denizatı Koyu)
Türkiye’de yalnız burada rastlayabileceğiniz sarı renkli denizatları Sarıyarlar’ın
en büyük sürprizi. İlk 10 metrede başlayan kumluk alan üzerindeki Akdeniz’e
özgü deniz çimenleri, sarı denizatlarının barınağı.
KARİDES KAVUĞU (Shrimps Cave)
26 metrede girişi olan mağara yukarıya doğru bir kıvrım yapar. 18 metredeki
kovuğun içinde bulunan karidesler dalış bölgesine adını vermiştir. Yalnızca bir
kişinin girebileceği genişlikteki kovuktaki karideslerin fotoğraflarını
çekebilirsiniz.

BARAKÜDA RESİFİ
14 metreden başlayıp 42 metreye kadar dalış olanağı olan resifin doğusu güzel
bir duvar dalışı için ideal özelliklerde. Büyük, renkli kayalar arasındaki
birçok orfoz ve lagosun yanı sıra renkli su altı yapısı da fotoğrafçıların
ilgisini çekiyor. Doğudan kuzeye doğru 50 metre kadar yüzüldüğünde, kumlu zemin üzerinde bulunan kayaların açığında baraküdalara sıkça rastlanıyor.
ÜÇ TÜNELLER (Küçük Resif)
İlk derin dalışların yapıldığı taşların başlangıcı 18 metredir. 30 metrede çıkışı
olan geçitler renkli yapısının yanı sıra barındırdıkları çeşit çeşit balıklarla
oldukça ilgi çekicidir. Kayaların etrafı vatozların geçiş bölgesidir. Zemini
kumlu olan yörede yeşil lapin balıkları çoğunluktadır.
TURUNÇ PINARI
Dalış
bölgesinin Fethiye Koyu”na yakın olmasından dolayı görüş oldukça düşük.
Genellikle ikinci dalış noktası olan yer 14-17 metre arasındaki çeşitli derinliklerde irili ufaklı onlarca amforaya ev sahipliği yapıyor.
BALABAN
ADASI
Açık
denizdeki ada birçok canlıya ev sahipliği yaparken, 40-50 metrelik görüş uzaklığı
ile dikkat çekiyor. Deneyimli dalgıçların dalabileceği duvar dalışında
amforalara, lagoslara ve kayaların arasındaki böceklere sıkça rastlanır. Kumluk
alan üzerinde ikişerli gruplar halinde gezen kırlangıçlar ve vatozlar
gözlemlenebilir.

İBLİS
BURNU
Dağların
deniz ile birleştiği dik yamaçların eteklerindeki dalış noktası amforalar açısından
zengin. Kayalar ve etrafı yöreye özgü balıklarla dolu. Birçoğu taşlara kaynamış
kırık testi parçaları, sizi binlerce yıl öncesine götürebilir.
|
|