26 Mayıs 2012 Cumartesi
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

Tanrıların Dünyaya Bahşettiği Cennet

 

Fethiye-Ölüdeniz, doğal güzellikleri ve kültürel mirası ile dünya çapında üne kavuşmuş bir yeryüzü cenneti.


Yörede, sıcak ve kurak yazları, ılık ve yağışlı kışları ile Akdeniz iklimi hüküm sürüyor. Yaz aylarında 30 derece civarında olan sıcaklık, kışın genellikle 10 derecenin üzerinde. Yöreye hiç kar yağmıyor. Körfezin kuzeyinin yüksek dağlarla çevrili olması ve ılık güney rüzgarlarına açık bulunması nedeniyle ısı genellikle 10 derecenin üzerinde. Fethiye’de deniz suyu sıcaklığı kış aylarında bile 15 derecenin altına düşmediğinden, çok yağışlı ve soğuk geçen birkaç günün dışında bütün yıl denize girme imkanı oluyor.

Fethiye, Akdeniz'in içinde irili ufaklı adaların serpiştiği kentle aynı adı taşıyan körfezde, arkası çam ormanlarıyla çevrili kuzeye açık bir koyda yer alıyor. Kaya mezarları ve kale önünden bir düzlüğe, Karagözler'den denize doğru iniyor. Ufkunu Şövalye Adası, Günlükbarı ve karşılarındaki dağlar oluşturuyor.

Fethiye, Persler, Likyalılar, Karyalılar ve Romalılara ait eserlerin izlerini taşıyor. Kültürel zenginliği, doğal güzellikleri ve coğrafyası, Fethiye’yi en önemli turizm merkezlerinden biri yapıyor.

Fethiye İstanbul’a 720, Ankara’ya 650, İzmir’e 360, Dalaman Havalimanı’na 40 km mesafede. Otobüs firmalarının çoğunun Fethiye’ye direkt seferi var. 

TELMESSOS EFSANESİ


Telmessos kentinin geçmişi, filolojik tespitlere göre M.Ö. 3. binlere dayansa da, o dönemleri doğrulayacak eserlere çok yeni zamanlarda rastlanır.

Eski adı Telmessos olan Fethiye, bölgedeki diğer kentler gibi Anadolu'nun en eski yerleşim yerleri arasında bulunuyor. Efsaneye göre Tanrı Apollon, Finike kralı Agenor'un kızlarından birini sevmiş ve çok utangaç olan kıza küçük sevimli bir köpek biçiminde yanaşmış. Kız kendisine alıştıktan sonra onunla beraber olmuş ve bir çocukları olmuş. Doğan bu erkek çocuğun adını Likya dilinde “Aydınlık ülke” anlamına gelen Telmessos koymuşlar. Fethiye şehrinin efsanevi ismi işte buradan gelir.

Fethiye veya antik çağlardaki ismiyle Telmessos kentinin geçmişi, filolojik tespitlere göre M.Ö. 3. binlere dayansa da, o dönemleri doğrulayacak eserlere çok yeni zamanlarda rastlanır. Antik dönemden beri meydana gelen pek çok depremin yanı sıra, yeni yerleşim alanlarının kuruluşu; eski yapıların zaman içinde yok olmasına neden olmuş. Sadece modern kentin güneyindeki kayalıklara oyulmuş mezarlarla, şehrin çeşitli noktalarında yer alan lahit mezarlar antik çağdan günümüze ulaşabilmiş.

Kaya mezarları içinde en ünlü ve görkemlisi hiç kuşkusuz Kral Amyntas'ın mezarı. Son yıllarda müze tarafından yapılan kazılarda ortaya çıkarılan tiyatro kalıntısı da, kentin antik dönemdeki yerleşimi ve teşkilatı hakkında bazı bilgiler veriyor.

Eskiden Likyalıların yaşadığı günümüzde ise Türkiye turizmine büyük katkıda bulunan Fethiye, Muğla’nın 100 kilometre doğusunda Akdeniz sahil şeridinde ve parçalı bir yerleşim üzerine kurulu. Çevresindeki doğal ve tarihi yerlerle birlikte büyük rağbet gören Fethiye, yerli ziyaretçiler dışında dünyanın birçok yerinden gelen turistleri de ağırlıyor. Özellikle Türkiye'nin en doğal plajı olan Ölüdeniz'de pek çok spor aktivitesi ve etkinlik düzenleniyor. Hava Olimpiyatları, Türkiye Yelken ve Kürek şampiyonaları bunlardan bazıları. Doğal güzelliklerin yanı sıra, çevresindeki tarihi güzellikler de büyüleyici nitelikte. Saklıkent, Dalyan, Kayaköy, Kaş ve Kalkan bu güzelliklerin birkaçı. Dünyada tandem paraşütçülüğe en uygun 2’inci dağ olan Babadağ da Ölüdeniz sahili üzerinde yer alıyor. Gündüz ve gece sürekli devam eden eğlence hayatı ile bir an bile boş kalamayacağınız Fethiye'de, tatilin ve eğlencenin tadına doyamıyacaksınız. Eğer bugüne kadar Fethiye'yi göremediyseniz, çok şey kaçırmışsınız demektir.

TARİHÇE
Antik çağlardaki adı Telmessos olan Fethiye, bölgedeki diğer kentler gibi, Anadolu’nun en eski yerleşim yerleri arasında bulunuyor. Telmessos’un tarihi M.Ö. 4. yüzyıla dayanıyor.
Başlangıçta bağımsız bir site olan Telmessos, M.Ö. 554’te Perslerin egemenliği altına girdi, daha sonra Attik Delos Deniz Birliği’ne katıldı. Perslerden sonra M.Ö. 362’de bir Likya şehri haline geldi. Karyalılar’a armağan olarak verilen Likya şehirleri arasında bulunan Telmessos, Büyük İskender’in fethine kadar Karya idaresinde kaldı. Likyalılar döneminde Likçe adı “Aydınlık Ülke” (Telmessos) olan Fethiye, M.Ö. 189’dan sonra Bergama Krallığı’na bağlandı. Bergama Kralı III. Attolos ölümünden sonra, topraklarını Roma’ya bırakan bir vasiyetname yazınca; Telmessos da doğrudan Roma’ya bağlandı. M.Ö. 88 tarihinde Pontus Kralı Mithridates, Roma topraklarına saldırdı, fakat yapılan savaşta yenildi. Bu savaşta Roma’nın yanında yer alan Rodoslulara, Telmessos ve kıyı şeridi armağan olarak verildi. Bu dönem içinde, diğer Likya şehirleri gibi Telmessos da Rodoslular’dan şikayetçi oldu ve sonunda Roma, Likya’yı Rodoslulardan geri aldı. Bizans döneminde dahi varlığını sürdüren şehir, M.S. 7. yüzyıldan sonra Arap akınları ile önemini kaybetti. 7. yüzyılda II. Anastasius, Telmessos’a kendi adını vererek Anastasiupolis dedi fakat bu isim fazla iz bırakmadı. 1424 yılında Osmanlı topraklarına katılan Telmessos’a uzak şehir anlamına gelen Makri, daha sonra da Megri dendi. Megri adı 1934 yılında ilk Türk pilotu Fethi Bey’in anısına, bugün kullanılan Fethiye ismiyle değiştirildi.

ÖLÜDENİZ
“Tanrı’nın Dünya’ya bahşettiği cennet” olarak nitelenen Ölüdeniz, ülke dışına taşan ünüyle de dünyaya mal olmuş bir turizm merkezi.
Baştan çıkarıcı bir güzelliğe sahip olan Ölüdeniz, adı gibi sakin ve kıpırtısız. Fethiye’ye 14 kilometre uzaklıktaki bölge, çamların arasında uzanan yoldan sonra birden bire karşınıza çıkan mavisiyle büyüleyici. Belcekız Koyu ve bu koyun içinde uzanan kumsalı yürüdüğünüzde, eşsiz Ölüdeniz’i görürsünüz. Ölüdeniz, sihirli gibi kıpırtısızdır... Dibinde tek bir yosun bile görünmez. Bembeyaz kumlarla örtülüdür. Su ve dibindeki kumların kırdığı ışık, meşhur turkuvaz rengini verir Ölüdeniz’e...
Kıyılara kadar uzanan yemyeşil çam ormanları, içinde yeşilin, mavinin ve morun her tonunun görülebileceği ılık denizi, uzun kumsalı ile Ölüdeniz, gerçek bir doğa harikası. Bin 975 metre yükseklikteki Babadağ’ın doruklarından paraşütle atlayanlar, dünyanın en nefes kesici manzarasıyla karşılaşırlar. Yılın on ayı denize girme imkanı sunan bu eşsiz koyda, çok sayıda turistik tesis, restoran, alışveriş merkezi ve üniteyi bir arada bulabilirsiniz.



BELCEKIZ EFSANESİ
Ölüdeniz’deki koya adını veren Belcekız’ın hüzünlü bir efsanesi var. Eski çağlarda buralardan geçen gemiler açıkta demirler ve içme suyu almak üzere sandalla kıyıya çıkarlarmış. 
Bir gün yaşlı bir kaptanın genç ve yakışıklı oğlu su almak için koya çıktığında güzel Belcekız’ı görmüş. Görür görmez de birbirlerine aşık olmuşlar. Ancak delikanlı suyu alıp dönmek zorunda kalmış. Gemi uzaklaşıp gitmiş. Belcekız hep kıyıya bakmış, sevgilisinin yolunu gözlemiş. Delikanlı da geminin buradan her geçişinde su almaya gelir, görüşürlermiş. Bir gün buradan geçerken fırtına patlamış. Delikanlı, babasına burada korunabilecekleri bir koy olduğunu söylemiş. Babası ise delikanlının sevgilisini görmek için gemiyi parçalamayı göze aldığını düşünmüş. Fırtınayla birlikte baba-oğul arasındaki kavga da büyümüş. Gemi tam kayalara çarpacakken baba bir kürek darbesiyle oğlunu denize atmış. Ancak tam koya girdiği sırada gerçeği kavramış. Deniz gerçekten de çarşaf gibiymiş. Genç adam oracıkta ölmüş. Kayaların üzerinde sevdiğini bekleyen ve olanları gören Belcekız da kayalara atlayıp ölmüş. İşte o günden beri kızın öldüğü yere Belcekız, delikanlının öldüğü yere ise Ölüdeniz denmiş.

PLAJLAR

ÖLÜDENİZ BELCEKIZ
Ölüdeniz’in 3 kilometrelik kumsalı, denize girmek için çok uygun.
Plajda maviyle yeşilin raksettiği bir renk armonisi içinde yüzmenin doyumsuz mutluluğunu tadacaksınız. Yılın on ayı ılık ve durgun suyu ile doğal lagün görünümündeki Ölüdeniz; konuklarına kucak açıyor.
Fethiye’ye 14 kilometre uzaklıktaki Ölüdeniz ile Belcekız plajını birbirinden milli park Kumburnu ayırıyor. Belcekız’daki çok sayıda pansiyon, kamp, motel ve restoran yılın her mevsimi hizmet veriyor.

 

ÇALIŞ PLAJI
Fethiye’ye 5 kilometre uzaklıkta bulunan ve yeryüzünde günbatımının en güzel izlendiği yer olarak tanımlanan Çalış, 4 kilometrelik kumsalı, sıcak yaz akşamlarında esen serin rüzgarları, “Caretta Caretta”ları, su sporlarına elverişli denizi, çok sayıdaki nitelikli konaklama tesisi, restoranları, barları, alışveriş ve ulaşım olanakları ile bölge turizminin en gözde yerlerinden biri.

 

HİSARÖNÜ-OVACIK
Ölüdeniz beldesinde yer alan bu iki tipik Türk köyünün son yıllardaki en belirgin özellikleri; yoğun konaklama, alışveriş ve eğlence merkezine dönüşmüş olmaları. Turizmin en hareketli noktaları haline gelen Ovacık ve Hisarönü; Ölüdeniz, Babadağ, Kayaköy gibi turistlik çekim alanlarına yakın olmaları ile de göz dolduruyor.

GECE HAYATI
Fethiye’de geceleri oldukça canlı geçiyor. Barlar sokağı, yaz aylarında bambu sandalyeli kafe-barları, Irish pub’ları, türkü barları ve alternatif diskolarıyla konuklarına pek çok seçenek sunuyor. Çalış civarı, kuytu barları keşfetmek, yerli müzik gruplarının canlı performanslarını izlemek için oldukça uygun. Fethiye’de birbirinden çok farklı mekanlar da var. Birçoğu ilginç dekorasyonu, ve canlı müzik programlarıyla yerli ve yabancı ziyaretçilerin ilgisini topluyor. Gece dışarı çıkmayı seviyorsanız, otellerin barlarını da mutlaka ziyaret etmelisiniz. Sürpriz programlar ve animasyon gösterileri ile eğlenceli saatler geçirebilirsiniz.



HAYALET ŞEHİR KAYAKÖY
Kayaköy, mimari yapısı, dar sokakları ve kiliseleriyle ülkemizdeki en ilginç turizm merkezleri arasında yer alıyor. Köy, yalnızlığını geceleri “Ateş böcekleri”, gündüzleri ise köyün sembolü “Mavi Karga” ile paylaşarak sürdürüyor.
Bir zamanlar Türklerle Rumların birlikte yaşadığı Kayaköy, Fethiye-Ölüdeniz arasında 65 metre yükseklikte bir tepenin yamacına ve onun önündeki “Kaya Çukuru” denen ovaya yayılmış bir yerleşim yeri. Araştırmalar Kayaköy’ün antik Karmillassos üzerine kurulduğunu gösteriyor. Antikragos Dağları’nda bulunan kaya mezarları günümüze kadar sapasağlam gelebilmiş. Kayaköy, kimi kaynaklara göre 11. yüzyılda, kimilerine göre ise 14. yüzyılda bölgede yaşayan Rumlar tarafından Likya uygarlığının kalıntıları üzerine kurulmuş. Evliya Çelebi’nin seyahatnamesinde de sözü geçen ve Rumca ismi Levissi olan Kayaköy, 20. yüzyılın başına kadar zengin bir kent olarak yaşamını sürdürmüş. Nüfusu 6 bin 500 kişi olan köy, kiliseleri, eczane, hastane ve hekimleri, okulları, postanesi ve zanaat atölyeleri ile yörenin en büyük sosyal ve ticaret merkezi konumuna gelmiş. Bir de basımevi bulunan köyde yörenin tek gazetesi çıkarılmaya başlanmış.
1922 yılında Türkiye ve Yunanistan hükümetleri arasında yapılan “değişim anlaşması” gereğince, Kayaköy’de yaşayan Rumlar ile Batı Trakya’da yaşayan Türkler karşılıklı olarak göç etmek zorunda kalmış. Yöreye gelen Türkler, çevre ve yaşam koşullarına uyum sağlayamadıkları için yamaçta bulunan evler yerine Kayaköy’ün önündeki düzlüğe ve başka kentlere yerleşmişler.
Kentin aşağı mahallesindeki Panayia Pirgietissa Kilisesi ve yukarı mahalledeki Taksiyarhis Kilisesi ayakta kalan önemli mimari örneklerden. Buna karşın 2 bin kadar taş ev, şapeller, çeşitli atölyeler, okullar, hastane binası, kütüphane ve diğer binalar fiziksel koşullara direnemediği için köy, hayalet görünümünü almış. Ancak evlerin taş duvarları, köşe ocakları, taş ocakları, spiral tuvaletleri, sarnıçları, çakıl taşlı döşemeleri, taş yolları, sokakları ve meydanları kentin kültür zenginliğini hala belli ediyor. Bugünkü Kayaköy ise birkaç mütevazi pansiyonu ile turistlere hizmet veriyor. 



GELENEKSEL MİMARİ
Anadolu Rumları, iyi yatırımcı olduklarından ekilir dikilir araziler yerine, evlerini çevredeki kayalık, taşlık alanlara kurarlarmış. Kayaköy de bu anlayışa uygun olarak, geleneklerine ait tüm özellikleri yansıtan özgün bir yerleşim şeklinde inşa edilmiş. Fethiye ve çevresindeki yapılar, mimari açıdan iki türlü karakter barındırıyor. Bunlardan biri ahşap-bağdadi sistemle yapılmış, taş duvarlı, avlulu Türk evleri; diğeri ise kesme taştan yapılan ve sokakla bütünleşen Rum evleri. Her iki türdeki yapılar genel olarak iki katlı. Fethiye bölgesinde, 18. yüzyıldan sonra yaygınlaşan Rum evleri daha ağırlıklı biçimde yer alıyor. Duvarlar düzgün kesme taşlarla örülmüş ve pencerelerin etrafı taş bordürlerle çevrilmiş. Cephenin ortasında, küçük ahşaptan kapalı bir “çıkma” yer alıyor. Eğimli, kiremitli çatının duvarla birleştiği kısımda taş kordonlar görülüyor. Bu tarzda “geren” denilen ahşap ve yağlı toprakla örtülü düz damlı evler de yapılmış. Fethiye çevresinde yer alan Türk evleri, kırma kiremit çatılı ve taş duvarların üzerleri badanalı. Yapılar geniş saçak, açık ve kapalı çıkma, iç avlulu plan şeması, kuzulu kapı, ocak detayı ve baca gibi özellikleriyle apayrı nitelikler taşıyor.


Kelebekler Vadisi, Fethiye çevresinin en çarpıcı yerlerinden biri. Ölüdeniz’den kiralanabilen teknelerle gidilen Kelebekler Vadisi, her türlü yapılaşmaya kapalı, kayalık ve çamlık bir vadide yer alıyor. Eğer vadiye adını veren kelebekleri görmek istiyorsanız, zahmetli bir tırmanışı da göze almalısınız. Ve sonra binlerce kelebeğin kayaları, ağaçları, yaprakları her yeri örttüğünü göreceksiniz. Vadide, meraklıları için bir de çıplaklar kampı var ama konaklama tesisi yok. Gecelemek isteyenler genellikle kumsalda bir köşede uyku tulumları ile uyumayı tercih ediyor. Vadinin tepelerine tırmanmak pek kolay değil. Alışkan olmayanların dikkatli olmaları gerekiyor.

KELEBEKLER VADİSİ
Adını rengarenk kelebeklerden alan vadi bir doğa harikası. “Doğayı iliklerime kadar hissetmek istiyorum, kentin bütün konformizmi benden uzak dursun” diyenlerdenseniz, Kelebekler Vadisi  tam size göre.
Ölüdeniz‘den 3-4 mil uzaklıkta, etrafı 350 metre yükseklikte dağlarla çevrili bu ilginç kanyon adını, temmuz-eylül ayları arasında görülen “Jarsey Tiger” türü kelebeklerden almış. Duvarlarının cennete dokunduğu söylenen Kelebekler Vadisi, dik ve derin bir vadi tabanındaki 10 hektarlık düzlükte yayılıyor. Vadiye karadan tek iniş yolu var. İkinci alternatif de meşhur patikasından veya deniz yoluyla gelmek. Vadi, tam deniz seviyesinde. Burası, kelebeklerin yaklaşık tamamının bir arada bulunduğu bir açık hava müzesi gibi. “Arctidae” familyasının en güzel üyelerinden “kaplan kelebeği” cinsinin yüzlerce kelebekle koloni halinde bulunması (özellikle haziran ve ekim aylarında) izleyenleri hayran bırakıyor.
Vadide kış mevsiminin sonundan itibaren 9-10 ay süreyle, kelebeklerin yaşam sürecini izlemek mümkün. Bu açık müzede şimdilik yaklaşık 35 adet gündüz, 40 adet de gece kelebeği saptanmış.
Yaz-kış akan küçük şelale, geniş kumsal, tertemiz deniz, pırıl pırıl çakıl taşları ve çevreyi süsleyen pembe zakkum çiçekleri ile küçük bir yeryüzü cenneti olan koy, dünya gezginlerinin buluşma yeri. Kelebek Vadisi’ni çok az kişi biliyor. Vadiye, Fethiye-Ölüdeniz’den 30 dakikalık bir yolculukla ulaşılıyor. Bu yolculuğun sonunda sizi Akdeniz’in turkuaz rengi ile yeşilin kaynaştığı sessiz bir sahil bekliyor. Sahildeki tek yapı, vadi konuklarının yemek ve içecek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulmuş ahşap bir restoran. Bu restoran, vadide çadırlı kamp alanı, yeme-içme, bar, roof, duş ve kabin gibi olanaklar sunuyor.
Vadiye adını veren kelebeklere ulaşmak için otlar, böcekler ve kelebekler arasında zorlu bir yolculuk yapmalısınız. Pırıl pırıl akan şelale altında sonu duş alarak biten yolculuk, sizi rüya alemine sürüklüyor.



SAKLIKENT
Saklıkent, 18 kilometre uzunluğunda, yüksekliği yer yer 600 metreyi bulan benzersiz kanyonun içerisine gizlenmiş bir doğa harikası. Fethiye’ye 50 kilometre uzaklıkta, Kayadibi köyü sınırları içinde, Eşen Çayı’nın bir kolu üzerinde yer alıyor. Dimdik sarp kayalıkları, çınar ağaçları, pırıl pırıl akan coşkulu kaynak suları ile, doğa tutkunları için dağcılık, yürüyüş, yüzme olanakları sunan eşsiz bir turizm merkezi Saklıkent.
Saklıkent’e Fethiye-Antalya karayolundan, Kemer ilçesi yönünde ayrılarak ulaşılıyor. Sapaktan 13 kilometre ilerleyince önce Tlos, 21 kilometre sonra ise Saklıkent çıkıyor karşınıza. Saklıkent yolu üzerinde sağlı sollu çok sayıda kır gazinosu var. Kayadibi köyünden kanyonun girişine çıkılıyor. Eşen Çayı, kanyonun 100 metre içinde neredeyse patlayarak yeryüzüne çıkıyor. Çay, yaz-kış öylesine deli gibi akıyor ki, akıntıya karşı ilerlemek mümkün olmuyor. Çayın üzerinde kanyon duvarına tutturulmuş tahta iskeleler kurulu. İskeleden tek sıra halinde ilerliyor ve çayın patladığı yere ulaşıyorsunuz. İşte tam bu noktadan sonra, her 10 metrede değişik bir yapı sergileyen gizemli kanyonun derinliklerine doğru yol alıyorsunuz. Bazen çatlak iyice daralıyor, hatta gökyüzü görünmez oluyor. Zeminde çamur rengi sular, yer yer odacıklar ve kademeli yükseklikler, 18 kilometre boyunca sürüyor.  Çayın sonuna ulaşırsanız, ki bu pek kolay değil, karşınıza çıkan restoranda dinlenmek ayrı bir keyif veriyor.




Fethiye’nin sıcağından bunaldıysanız, bir gününüzü değişik ve serin geçirebilirsiniz. Güneş ışınlarının giremeyeceği kadar dar ve yüksek bir kanyona, Saklıkent’e girip buz gibi sularda uzun yürüyüşler yapabilirsiniz.

SPORTİF ETKİNLİKLER

DOĞA SPORLARI CENNETİ

Fethiye, doğa sporları meraklıları için ülkemizdeki en ideal coğrafyalardan biri. Bölgede hem Akdeniz’de yaygın olan su sporları, hem de ilginç macera sporları yapılıyor. Paragliding, scuba, rafting, jeep safari, kano, binicilik, parasailing ve trekking bu etkinliklerin en önemlileri.
Babadağ’da paragliding yapmak da, yapanları izlemek de ayrı bir keyif. Burada düzenlenen toplu etkinlikler ve yarışmalar, bölgeye büyük canlılık kazandırıyor. Fethiye limanında pek çok tekne Ölüdeniz ve çevresine turlar düzenliyor. Bu günübirlik turlarla çevredeki mağaraları, koyları, plajları ve tabii ki Kelebekler Vadisi’ni keşfetmek mümkün. Karayolu seçeneğinin tadı ise jeep safariyle çıkarılabilir. Fethiye ve çevresinin az bilinen güzelliklerini maceralı bir yolculukla keşfedebilirsiniz. Scuba’yla ilgilenenler için doğru adres, yine Fethiye... Marinada, scuba dalışları için turlar düzenleyen tekneler demirli. Fethiye’nin tertemiz denizi, pek çok gizli güzelliğin de yuvası. Sualtı zenginlikleri; bitki örtüsü, deniz canlıları ve tarihi kalıntılardan oluşuyor. İlginç jeolojik yapı da gözlemlemeye değer. Rafting için Dalaman Nehri tercih ediliyor. Fethiye’den buraya turlarla gitmek mümkün. Dalaman tamamen güvenli bir parkur. Turlar size gereken gereçleri sağlıyorlar. Eşen Çayı üzerinde kayak ve kanoculuk yapılıyor. Okaliptus ağaçlarının çevrelediği bu muazzam alanda, gerçek bir kano keyfi yaşayacaksınız. Yatçılıkla ilgilenenler de doğanın iltimas geçtiği bu harika ilçeden vazgeçemiyorlar. 35 kilometre ilerideki muhteşem Göcek Koyu, yat limanıyla işlek bir yer. Doğayla içiçe olan şirin Göcek ile Fethiye arasında da tekneyle gezmeye doyamayacağınız muhteşem koylar yer alıyor.



Fethiye sahilleri, doğa sporlarının hemen her türlüsüne uygun yapısıyla yerli ve yabancı turistlerden büyük ilgi görüyor.

BABADAĞ
Türkiye’de yamaç paraşütünün ilk yapıldığı yer olan Ölüdeniz dünyaca ün yapmış. Eşsiz doğası, güneşi ve denizi ile her sene binlerce yerli ve yabancı turisti büyüleyen bölge, her çeşit outdoor aktivitesine uygun yapıda. Çevredeki tekne turları ayrıca ilgi çekiyor. Babadağ yaz kış trekking ve kampçılık alanı olarak tercih ediliyor.
Babadağ’da toplam üç pist bulunuyor. Bin 700 metredeki güney pisti kalkış için çok müsait. Bin 800 metrelik kuzey pisti ise biraz küçük ve dik sayılır. Kuzey pistinin kalkış alanı oldukça rahat. Pist, tam karşıdan güney rüzgarı aldığı için genelde buradan uçuluyor. Ölüdeniz kıyısındaki Belcekız Plajı, uzunluğu ve genişliği ile oldukça rahat ve güvenli bir iniş alanı.

YAMAÇ PARAŞÜTÜ
Fethiye’de bin 975 metre yükseklikteki Babadağ’ın doruklarından gerçekleştirilen yamaç paraşütüne ilgi, çığ gibi büyüyor. Termik noktalarının zengin ve yaygın olması, atlayıştan sonra, daha da yükselerek deniz üzerinde uçabilme özelliği, çevredeki bitki örtüsünün zenginliği, doyumsuz güzellikteki Ölüdeniz manzarası, denize sıfır inen tatlı bir eğim ve daha pek çok nedenle Babadağ, rakipsiz bir yamaç paraşütü merkezi konumunda.



NASIL YAPILIR?
Yamaç Paraşütü sporu, ilk bakışta serbest atlama paraşütüne benzeyen bir paraşüt ile uçak yerine, yüksek bir tepeden koşarak havalanmak esasına dayanıyor. Eğimli ve yüksek bir tepeye açık olarak serilen paraşüt, pilotun koşmaya başlaması ile hava ile doluyor ve pilotla birlikte havalanıyor. Uçuşların süresi kullanılan malzemenin performansı ve pilotun tecrübesine bağlı olarak kilometrelerce sürebiliyor. Tek kişilikten başka, iki kişilik (tandem) kanatlar da bulunuyor.
Ülkemizde yamaç paraşütü sporu 1990 başlarında Fethiye Ölüdeniz bölgesindeki Babadağ’ın yabancı pilotlar tarafından keşfedilmesi ile tanınmış ve ilk olarak üniversite kulüplerinde aktif olarak başlamış. Bilinen en ekonomik hava aracı olması ve doğa sporları ile içiçe olması bugün geniş bir kitle tarafından sevilerek yapılmasını sağlamış. Temelde özel bir yetenek ve aşırı efor gerektirmeyen yamaç paraşütünün standart bir eğitim sonrasında uygulaması oldukça kolay ve zevkli. THK, üniversite kulüpleri ve özel kulüpler tarafından yamaç paraşütü eğitimleri düzenleniyor.

DALIŞ NOKTALARI
Fethiye’nin turkuaz renkli su altı dünyası, bambaşka hayatlara ev sahipliği yapıyor.

Fethiye, birbirinden güzel koyları, turkuaz renkli suları ile yat ve su altı turizmi için en önemli bölgelerden biri. Su üstündeki güzellikleriyle tanınan Fethiye’nin su altı da bir o kadar ilginç.

Afkule ve Türk hamamı

Fethiye’nin en popüler dalış noktası. Dalış girişi koyun ucundaki mağaralardan başlıyor. 27 metrede başlayan büyükçe giriş, kayaların üzerindeki birçok renk ile konuklarını karşılıyor. Dipteki kuma ulaşmak için 40 metreye inilmesi gerekiyor. Girişi yüzeye yakın olan ikinci mağaraya ise büyükçe bir delikten geçilerek ulaşılıyor. Bu mağaraya Türk Hamamı deniliyor. Derinliği yaklaşık 6 metre olan mağaranın tepesindeki delikten süzülen ışık ortama bambaşka bir hava veriyor. Şnorkelli dalgıçlarında uğradığı bu görkemli mağaraya uğramadan dalışınızı bitirmeyin ve tabii eşkina sürüleriyle orfozların fotoğraflarını çekmeden.



SARIYARLAR (Denizatı Koyu)
Türkiye’de yalnız burada rastlayabileceğiniz sarı renkli denizatları Sarıyarlar’ın en büyük sürprizi. İlk 10 metrede başlayan kumluk alan üzerindeki Akdeniz’e özgü deniz çimenleri, sarı denizatlarının barınağı.

KARİDES KAVUĞU (Shrimps Cave)
26 metrede girişi olan mağara yukarıya doğru bir kıvrım yapar. 18 metredeki kovuğun içinde bulunan karidesler dalış bölgesine adını vermiştir. Yalnızca bir kişinin girebileceği genişlikteki kovuktaki karideslerin fotoğraflarını çekebilirsiniz.



BARAKÜDA RESİFİ
14 metreden başlayıp 42 metreye kadar dalış olanağı olan resifin doğusu güzel bir duvar dalışı için ideal özelliklerde. Büyük, renkli kayalar arasındaki birçok orfoz ve lagosun yanı sıra renkli su altı yapısı da fotoğrafçıların ilgisini çekiyor. Doğudan kuzeye doğru 50 metre kadar yüzüldüğünde, kumlu zemin üzerinde bulunan kayaların açığında baraküdalara sıkça rastlanıyor.

ÜÇ TÜNELLER (Küçük Resif)
İlk derin dalışların yapıldığı taşların başlangıcı 18 metredir. 30 metrede çıkışı olan geçitler renkli yapısının yanı sıra barındırdıkları çeşit çeşit balıklarla oldukça ilgi çekicidir. Kayaların etrafı vatozların geçiş bölgesidir. Zemini kumlu olan yörede yeşil lapin balıkları çoğunluktadır.


TURUNÇ PINARI

Dalış bölgesinin Fethiye Koyu”na yakın olmasından dolayı görüş oldukça düşük. Genellikle ikinci dalış noktası olan yer 14-17 metre arasındaki çeşitli derinliklerde irili ufaklı onlarca amforaya ev sahipliği yapıyor.

BALABAN ADASI

Açık denizdeki ada birçok canlıya ev sahipliği yaparken, 40-50 metrelik görüş uzaklığı ile dikkat çekiyor. Deneyimli dalgıçların dalabileceği duvar dalışında amforalara, lagoslara ve kayaların arasındaki böceklere sıkça rastlanır. Kumluk alan üzerinde ikişerli gruplar halinde gezen kırlangıçlar ve vatozlar gözlemlenebilir.




İBLİS BURNU

Dağların deniz ile birleştiği dik yamaçların eteklerindeki dalış noktası amforalar açısından zengin. Kayalar ve etrafı yöreye özgü balıklarla dolu. Birçoğu taşlara kaynamış kırık testi parçaları, sizi binlerce yıl öncesine götürebilir.

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


68317 - unknown - 38.107.179.236