TARİH VE KÜLTÜR
Eski
adı Telmessos olan Fethiye’nin tarihi M.Ö 4. yüzyıla dayanıyor. 1400’lerde
Osmanlı hakimiyetine giren kent, 1934 yılında ilk Türk Pilotu Fethi Bey’in anısına
bugünkü adını aldı.

TELMESSOS ANTİK KENTİ
Antik
kaynaklar Telmessos’da büyük bir tiyatronun olduğundan söz eder.
1993 yılında
yapılan kazılarda 3-4 metrelik toprak tabakası altında antik bir tiyatronun
oturma sıraları bulunmuş. 1995 yılına kadar sürdürülen çalışmalar sonucu
tiyatrodan kalan tüm kalıntılar gün ışığına çıkartılmış. Erken Roma döneminde
inşa edilen ve M.S. 2. yüzyılda onarım geçiren tiyatronun 5 bin kişi
kapasiteli olduğu ve Bizans döneminde arena olarak kullanıldığı anlaşılıyor. Şimdiki
haliyle bin 500 kişinin kullanımına cevap veren Telmessos Tiyatrosu’nun onarım
çalışmaları devam ediyor.
LAHİT
MEZARLAR
Fethiye şehir
merkezinde 15’i Roma döneminden kalan, 16 tane lahit mezar mevcut. Bunlardan en
önemlisi postanenin yanındaki Likya dönemine ait (M.Ö. 4. yüzyıl) lahit mezar.

FETHİYE
KALESİ
Şehrin
güneyinde yükselen kalenin, Aziz John’un şövalyelerine ait olduğu sanılıyor.
Şehrin ilk
kurulduğu yer olan kale, surla çevrili. Bugün bu surların altında Roma,
üzerinde de Ortaçağda yapılan surlar görülüyor. Rodos Şövalyeleri bu kaleyi
kullanarak bölgeye hakim olmaya çalışmışlar ve limandaki Şövalye Adası’nı
kullanarak şehri denetim altında tutmuşlar.
Duvarlara
oyulmuş birkaç yazı ve tarihi belirsiz bir sarnıç dışında, tepenin doğu yüzünde
küçük, basit iki kaya mezarı bulunuyor.
FETHİYE
MÜZESİ
Arkeolojik
yönden zengin olan Fethiye’de müze kurma çalışmaları 1962 yılında başlamış.
Antik medeniyetler açısından son derece zengin olan çevreden toplanan eserlerin
derlenmesi ile müzenin ilk çekirdeği oluşturulmuş. Önceleri şimdiki belediye
binasının altında bir depo-müze şeklinde faaliyetlerini sürdüren yapı, 1982 yılında
yapımı tamamlanan bugünkü modern binasına taşınmış.
Sergilenen
eserlerin çoğunluğu Fethiye ve çevresi kaynaklı. Pek çoğu yörede yapılan
arkeolojik kazılarda ele geçirilerek müzeye getirilmiş.
Etnografya ve
arkeoloji salonlarının bulunduğu müzenin arkeoloji salonunda, M.Ö. 3. binden başlayarak,
Bizans dönemi sonuna kadar tarihlenen heykel, seramik ve sikkeler, kronolojik
bir sıra içerisinde ziyaretçilere sunuluyor. Bu salonda yer alan ve Likçe’nin
çözümlenmesine yardımcı olan Tringual Stel, önemli eserler arasında. Etnografya
salonunda ise, yöreye has folklorik eserler bulunuyor. Yörede dokunan Üzümlü
Dastari’nin dokunduğu tezgah hala çalışır durumda. Müzenin bahçe bölümünde,
Psidia tipi lahit mezarlar ile Likya Kültürü’nün önemli eserlerinden olan
Izraza Mezar Anıtı sergileniyor.
ARAXA
Araxa,
Fethiye’ye 40 kilometre uzaklıktaki antik Xanthos Çayı’nın çıktığı yerde
kurulmuş. Bu olağanüstü su kaynağının mitolojik öykülere de konu olduğu
biliniyor. Bugün Ören köyü sınırları içinde kalan kentten günümüze sadece sur
kalıntıları, hamam ve Bizans dönemine ait su yolu kalmış.
LİKYA KAYA MEZARLARI
Şehir
içinde Likya döneminden kalma M.Ö. 4. yüzyıl eserleri ön planda. Likya Kaya
Mezarları, şehrin simgesi haline gelen doğal kayaya oyulmuş mezarlar. Çok sayıda
düzgün basamağı çıkınca mezarların en güzel ve görkemli olanı Amintas’a
(Amyntas) ulaşılıyor. Cephesi iki sütunu olan İyon tapınağı tarzındaki bu kaya
mezarı, Hermepias’ın oğlu Amyntas’a ait. Mezar aşağıdaki düzlükten de kolaylıkla
görülebiliyor. Yaklaştıkça büyüklüğü karşısında hayranlık duyuyorsunuz. Soldaki
sütunun orta kısmında, M.Ö. 4. yüzyıl alfabesi ile “Herpamiasoğlu Amyntas” yazılı.
Amyntas mezarının yanında ona benzeyen, ancak sütununun biri kırılmış, tapınak
biçimli bir kaya mezarı ile başka kaya mezarları da bulunuyor.

TLOS ANTİK KENTİ
Tlos,
Fethiye’ye 35 kilometre uzaklıktaki Yaka köyünde yer alıyor.
Kent geniş bir alana yayılmasına karşın, kalıntılar akropol ve çevresinde
odaklanmış durumda. Girişindeki akropolün hakim görüntüsü hayli etkileyici.
Yaklaşık 500 rakımlı dik yamaçlarla, doğal açıdan korunaklı akropol tepesinin
çevresi, yer yer sur duvarları ile korunmuş. Akropolün kuzeydoğu yönündeki
erken döneme ait sur duvarları ile kaya mezarları, Likya kültürünün
örneklerinden. Tlos, Likya Federe Birliği‘nin 6 büyük kentinden biri ve birliğin
spor merkezi olarak biliniyor. Burası uçan kanatlı atı Pegasus ile ünlenen
mitolojik kahraman Bellaforonte’nin yaşadığı kent olarak ünlenmiş. Likya
bölgesindeki en eski kent olduğu ve kuruluşunun M.Ö. 2000’lerden önceye dayandığı
arkeolojik kazılarla ile tespit edilmiş. Kent akropolünün doğal kayası üzerinde
oluşturulan mezarlığı, Likya’nın en güzel ev tipi mezarları ile süslenmiş
durumda. Nekropoldeki kral tipi mezarın Bellaforonte’ye adandığı biliniyor.
Daha çok doğu ve güneydoğu kesimde izlenen sur duvarları ise Roma döneminde inşa
edilmiş. Bunların Bizans döneminde de onarım gördüğü biliniyor. Onarım sırasında
değişik yapı kalıntılarıyla lahit mezarların taşlarından da yararlanılmış. En
üstteki devşirme taşlarla yapılan geç dönem yapı grubu, 19. yüzyılda bölgeye
hakim olan Ali Ağa isimli beyin yerleşimine ait kalıntılardır. Akropolün eteğinde,
günümüze yalnızca birkaç oturma sırası kalan stadyum, hamam, tiyatro ve kilise
kalıntıları yer alıyor.

Kentin girişinde yer alan akrapolün görüntüsü oldukça etkileyici. Kalıntılar,
akropol ve çevresinde yoğunluk kazanıyor.
PINARA ANTİK KENTİ
Likçe’de
Pinale (Pınara) “yuvarlak” anlamına geliyor. Mitolojiye göre; Xanthos’un nüfusu
fazlalaşınca yaşlılardan bir grup kentten ayrılarak, Kragos Dağı’nın
eteklerindeki yuvarlak bir tepe üzerinde Pınara kentini kurmuşlar.
Bölgedeki
ilk güzellik yarışmasının yapıldığı kent olarak bilinen Pınara, Tanrıça
Afrodit’e adanan ilginç mimari özellikteki tapınağı ile önem kazanmış. Yüzlerce
“güvercin yuvası” biçimindeki halk tipi mezar, nekropolisi benzersiz kılıyor.
Kentten günümüze ancak kaya mezarı ve lahit mezarlar ile sur duvarları, hamam,
tiyatro, agora ve odeon gibi yapıların kalıntıları ulaşmış. Birkaç büyük deprem
geçiren kent, M.S. 8. yüzyıldan sonra önemini bütünüyle yitirmiş.

KADYANDA
Fethiye’ye
24 kilometre mesafede olan Kadyanda’ya büyük bir bölümü asfalt olan 8
kilometrelik bir yolla ulaşmak mümkün. Likçe kitabelerde ismi Kada-wanti olarak
geçen Kadyanda’nın kuruluş tarihi M.Ö. 3. binlere kadar iniyor. Ancak antik
kentten günümüze kadar ulaşan en eski kalıntılar M.Ö. 5. yüzyıldan daha eski değil.
Kadyanda ören yerinde, kenti çevreleyen sur duvarlarının bir kısmı, kaya mezarları
ve bazı kitabeler, en erken dönemlere uzanan kalıntılar. Bunların haricinde
Roma döneminde de onarılarak kullanılan Helenistik tiyatro, hamam, koşu pisti,
agora, hangi tanrıya ait olduğu bilinmeyen tapınağın kalıntısı ve yoğun sivil
yapı izleri, Kadyanda ören yerinin antik dönemde yerleşim yeri olarak kullanılmış
gerçek anlamda bir kent olduğunu ortaya koyuyor. Kent, dik yamaçlı arazisinin
topografyasına göre ve birçok kez inşa edilmiş; daha sonra da sur duvarları ile
çevrelenmiş. Bu duvarların güney kısmı hala ayakta duruyor. Tiyatro alanına
destek oluşturan poligonal sur duvarı, Helenistik döneme ait. Kaçak kazıların
yoğun olarak yapıldığı nekropol alanı, kentin güney bölümündeki sur duvarları dışında
kalıyor.
Antik
kentte çok sayıdaki yapı kalıntılarından biri de sarnıçlar. Tapınağın doğu
kesiminde geniş bir alanın altında inşa edilen, birbirine geçmeli dört büyük
sarnıç, kentin antik dönemde büyük bir su sorunu yaşadığını ve belki de bu
sorun nedeniyle terkedilmiş olabileceğini düşündürüyor.
Kadyanda’daki
yapı kalıntılarının çoğunluğu Roma dönemine ait. Kent M.S. 7. yüzyıla kadar
iskân edilmesine karşın, geç döneme ait buluntular fazla yoğun değil.

OENANDA (İNCEALİLE)
Fethiye’ye
88 kilometre uzaklıktaki İncealiler Köyü yakınlarında bulunan Oenanda, yakın
zamanda kazı çalışmalarının başlatıldığı bir Likya kenti. Oenoanda, bir yerleşim
adı olarak, ilk kez Hitit metinlerinde geçiyor.
Ancak
antik kentten günümüze ulaşan kalıntıların en eskisi, M.Ö. 3. yüzyıldan daha
önceye ait değildir. Oenoanda asıl ününü, M.S. 2. yüzyılın ilk yarısında kentte
yaşayan Diogenes’e borçludur. Diogenes, düşüncelerini uzun bir yazıt şeklinde
kentteki kuzey stoa’nın duvarlarına kazıtmış. Şimdi yıkılıp parçalanan bu yazıtın
parçalarını, kentin her yerinde görmek mümkün.
Antik
kentten günümüze ulaşan en erken kalıntı, kentin güneyinde tarafında yer alan
ve M.Ö. 200 yıllına ait sur duvarı. Duvarın taş işçiliği ve besken kulesi,
güzelliği ile dikkat çekiyor.
Roma
döneminde şehre, yukarı agorayı görecek konumda inşa edilen ve Agustos dönemine
ait olduğu sanılan dorik bir tapınak inşa edilmiş. Yapı içerisinde imparator
Augustos için yazılmış bir yazıt parçası bulunuyor. M.S. 70 yılından itibaren,
Flavius döneminde, yukarı agoraya çıkan yolun güneyine şehirdeki iki gymnasium
ve hamam kompleksin küçük olanı kurulmuş.
LYDAE
(KAPIDAĞI)
Kapıdağı
içinde kalan tarihi yerler: Krya, Lissai ve Lydai... Burası Krya, tarihçi
Plinus, Ptolemaios, Steph-Bynztinus ve Stadiasmus tarafından Karya, diğer bir kısmı
tarafından da Likya şehri olarak gösterilir. Taşyaka’da olması gereken kaya
mezarlarının varlığı, kentte Likyalıların yaşadığına işaret eder. Krya’nın
güneybatısında, Kargın Gölü’nün güneyinde, eski Lissa’nın kalıntılarını bulunmuştur.
Ancak kalıntılar sadece duvarlardan oluşur ve mezara rastlanmaz. Burada kesme
bir kaya üzerinde Kar’ca harflerle yazılmış kitabe bulunuyor. Fethiye
Körfezi’nin batı sahilinin en ucunda, Bizans devrine ait kalıntılar yer alıyor.
Bölgenin bilhassa Bizans devrinde önem kazandığı biliniyor.

Pınara Antik Kenti, Fethiye’ye 45 kilometre uzaklıktaki Minare Köyü yakınında bulunuyor.
DİĞER
ÖNEMLİ TARİHİ ESERLER
Arsanda
(Kayadibi), Daedela (İnlice) ve Pydnai (Konadere) gibi ören yerleri önemli
tarihi kalıntılara ev sahipliği yapıyor.