GAZİANTEP
Güneydoğu
Anadolu Bölgesi’nin en eski kültür merkezlerinden birisi olan Gaziantep, ilk
uygarlıkların doğduğu, Mezopotamya ve Akdeniz arasında, tarihi İpek Yolu
üzerinde yer alıyor.
Gaziantep'te
Paleolitik, Neolotik, Kalkolitik, Tunç çağlarına, Hitit, Med Asur Pers İskender
Selefkosler Roma, Bizans, Abbasiler ve Selçuklular’a ait eserler bulunuyor.
Hitit döneminden itibaren Gaziantep önemli bir dini merkez olmuş. Hitit baş
tanrısı Teşup’un kutsal şehri olarak bilinen Dolichenos (Gaziantep) aynı özelliğini
Grek, Roma döneminde de korumuş.
Gaziantep
kültürel zenginliği kadar doğal güzellikleri, coğrafyası, zengin mutfağı ve alışveriş
imkanları ile tam bir turizm cenneti.
Ayıntap
olarak bilinen eski kent, bugünkü Gaziantep'in 12 km. kuzeybatısında Dülük Köyü ile Karahöyük Köyü arasında yer alıyor. Yapılan arkeolojik araştırmalarda
taş, kalkolitik ve bakır dönemlerine ait kalıntılara rastlanmış olması yörenin
Anadolu'nun ilk yerleşim alanlarından birisi olduğunu gösteriyor.
Adıyla anılan
Antep fıstığının yanı sıra bu yöre mutfak sanatının da ustalarından. Yöreye
özgü baklava ve lahmacun tipik Antep spesiyaliteleri. Ayrıca Antepli ustaların
ürettiği bakır işlerini, sedef işlemeli mobilyaları mutlaka görmenizi öneririz.

Türkiye’nin her yerinden otobüs seferleri düzenleniyor. Trenle de ulaşabileceğiniz
kente, haftada üç gün Toros Expresi Gaziantep-İstanbul seferi yapmakta.
Gaziantep-Oğuzeli Havaalanı’na her gün tarifeli uçak seferleri düzenlenmekte.
Havaalanı, kent merkezine 20 km. mesafede. Havaalanına Türk Hava Yolları
önünden kalkan servis araçları ile ulaşmak mümkün.

KİLİS
Suriye sınırına yakın yerde, Gaziantep yolu üzerinde bulunan Kilis, Asurluların
arşivine göre “Kilizi” olarak biliniyordu. Kilis, pamuk ve ipek dokumacılığı
için olduğu kadar deri ürünleri bakımından da önemli. Her taraf üzüm bağları ve
zeytinliklerle donanmış. Canbolat Bey Kompleksi, eski hamamlar ve bir zamanlar
tekke olarak kullanılan merkez görülmeye değer önemli yerlerden. Kilis -
Gaziantep arasında Ravanda Kalesi’nin de dahil olduğu birçok tarihi eser
mevcut. 5 km. kuzeydoğudaki Kuzeyne Kasabası, kalesi ve mozaikleri ile bir açık
hava müzesi gibi. Burayı ilginç kılan özellik, Hitit, Roma, Bizans ve İslam
dönemlerine ait kalıntıların aynı yerde bulunması. Kilis’in 20 km. doğusunda Korus kasabasında eski bir Roma merkezi yer alıyor. Bir kale, bir tapınak ve bir
tiyatro kalıntıları ziyarete açık.
GAZİANTEP KALESİ
Gaziantep
Kalesi, Türkiye'de ayakta kalabilen kalelerin en güzel örneklerinden biri.
Kalenin ne zaman ve kimler tarafından yapıldığı bilinmiyor. Roma döneminde bir
gözetleme kulesi olarak yapıldığı, zaman içerisinde genişletildiği ve bugünkü
biçimini Bizans İmparatoru Justinianus döneminde M.S. 6. yüzyılda aldığı
yolunda bilgiler var. Kalenin üzerinde hamam kalıntıları, sarnıçlar, mescit ve
çeşitli yapı kalıntıları bulunuyor.

Güneydoğu’da insan dokusun en sıcak renklerini çocuklar taşıyor.
DÜLÜK ANTİK KENTİ
Dülük antik kenti Gaziantep kent merkezinin 10 km. kuzeyinde bugünkü Dülük köyünde, tarihi İpek Yolu'nun üzerinde yer alıyor. Antik kentte
bulunan Şarklı Mağara’da M.Ö. 6 bin yıllarında insanların yaşadığına dair taştan
yapılmış aletler bulunmuş.Tarihte Doliche olarak bilinen kent Hititler’in baş
tanrısı Teşup'un dini merkezi olarak tanınıyor. Dülük köyünün çevresinde birçok
kaya mezarları ve kaya kiliseleri mevcut.
KARKAMIŞ HARABELERİ
Gaziantep’e 75 km. uzaklıkta, Mezopotamya havzasının orta bölümünde yer alan
Karkamış, antik çağda doğunun önemli bir sanat ve kültür merkeziydi. Gılgamış
destanında, Geç Hitit döneminde antik şehrin ortostatları üzerinde kurulduğu
tasvir edilen yörede, bugün iç ve dış şehir surları, tapınaklar ve ev kalıntıları
göze çarpıyor. Karkamış harabeleri halen Suriye-Türkiye sınırının sıfır noktasında
yer alıyor. Ayrıca Karkamış’da 10'a yakın höyük bulunuyor.

YESEMEK AÇIKHAVA MÜZESİ
Yaklaşık 100 dönümlük alanı kaplayan Yesemek Taş Ocağı ve Heykel Atölyesi’nin
nasıl işletildiği, bu çalışmalarda hangi teknik ve malzemelerin kullanıldığının
açıklandığı Yesemek Açıkhava Müzesi, dünyanın ilk heykel atölyelerinden. Bütün
evrelere ait yontu taslaklarını bugün Açık Hava Müzesinde görmek mümkün.
Yesemek Açık Hava Müzesinde 300'ün üzerinde yontu taslağı sergileniyor.
Koleksiyon; sfenskler, aslanlar, dağ tanrıları, savaş arabaları, karışık yaratıklar
ve çeşitli mimari parçalardan oluşuyor.
RUMKALE-HROMGLA
Rumkale-Hromgla bir kale şehir. Gaziantep’in 25 km. doğusunda, Fırat Nehri ile Merzimen çayının birleştiği noktada sarp kayalıkların üzerinde
yükseliyor. Stratejik konumundan dolayı Asur çağından beri yerleşime açık olduğu,
hatta burasının Asur Kralı III. Salmanassar tarafından M.Ö. 855'de ele
geçirildiği sanılıyor. Fırat ve Merzimen'in kıyısından itibaren yükselen
eteklerde bir dış sur ve kompleks odalardan oluşan bir kapı geçidi ile Kale-Şehre
giriliyor. Ayaktaki mimari kalıntılar ise, Geç Roma ve Ortaçağ karakteri taşıyor.
En ilginç kalıntı, geniş ve silindirik bir havalandırma kuyusu ile bu kuyunun
kenarından helezonik bir yolla aşağı inen ve Fırat seviyesinin altına kadar
giderek su ihtiyacını karşılayan su arkı.
11. yüzyılda
Urfa Haçlı Kontluğu döneminde Hromgla’nın önemli bir merkez olduğu ve
hâvarilerden Yohannes'in, burada bir süre inzivaya çekilerek İncil'in
müsveddelerini kopya ettiği ve sakladığı, daha sonra bulunan kopyaların
Beyrut'a kaçırıldığı sanılıyor.
Ortaçağ'da
Ermeniler’in Hromkla, Süryaniler’in ise Kala-Rhomata ismiyle andıkları
kale-kent, 12. yüzyıl sonlarında Memluklar’ın eline geçmiş ve Kal-at el
Müslimin adını almış. Merc-i Dabık savaşından sonra Osmanlılar'ın eline geçen
Rumkale, Halep eyaletinin Birecik Sancağına bağlı bir kaza haline getirilmiş.
Rumkale'de
halen Türk-İslam dönemine ait bazı yapılar ile harap vaziyette bir de mescit
bulunuyor. İlk yapımından itibaren Fırat boyunun güvenliği için kullanıldığına şüphe
olmayan kalede sivil öğelerden çok askeri karakter hissediliyor.

Rumkale’ye ulaşım için üç seçenek mevcut. Birincisi Halfeti’den sal ile Fırat
üzerinden Kalemeydanı Köyü’ne, sonra da yaklaşık 45 dak. engebeli arazide zor
bir yürüyüşle. İkinci seçenek, Kasaba Köyü üzerinden ve sonra yine 45 dak. zor
bir yürüyüş ve ardından Merzinnen Çayı’nın aşılması. Son olarak da Kamışlı Köyü
üzerinden yaklaşık bir saat yürüyüşle Rumkale’ye ulaşabilirsiniz.

FIRAT VADİSİ
Samsat ile Rumkale arasındaki Fırat Vadisi, ilk kullanımının prehistorik
dönemde olduğu şüphe götürmeyen mağaralarla dolu. Zaman zaman bir koridor
izlenimi veren dik yamaçlardaki mağaralar ise, Roma döneminde mezar odaları
olarak kayaya oyulmuş olan mekanlar. Bunların birçoğu daha sonradan, özellikle
de Haçlı seferleri sırasında Fırat boylarının korunması için araları açılıp
geçitlerle yatay ve merdivenlerle dikey olarak birleştirilip savunma sığınakları
haline getirilmiş.