|
BOLU
Bolu
ülkemizin önemli turistik merkezlerinden biri. Ankara ve İstanbul gibi iki
büyük metropole olan yakınlığı, kış ve dağ turizmine ek olarak, yayla turizmi,
sağlık turizmi, deniz, kamp ve av turizmi imkanlarının da bulunması, şehrin her
geçen gün daha fazla turiste ev sahipliği yapmasına neden oluyor.
Arkeolojik
verilere göre; Bolu ovasındaki ilk yerleşim M.Ö. 3 bine kadar uzanmakta. Şehir
merkezindeki tepelerde kurulmuş olan Bithynium-Claudiopolis şehrinin geçmişi
ise, M.Ö. 7. yüzyıla dayanıyor. Yapılan kazılar sonucunda ortaya çıkan Antinous
Tapınağı ve tiyatroya ait olduğu sanılan parçalarla, çeşitli dönemlere ait
sikkeler, kaplar, şişeler, heykeller ve mezar stelleri Bolu Müzesi’nde
sergileniyor.
Bolu’nun
güneybatısında tanınmış bir tatil yeri olan Abant Gölü bulunuyor. Abant, hafta
sonlarında şehrin stresinden uzaklaşmak isteyen İstanbulluların sıklıkla
gittikleri bir yer. Türkiye’nin belli başlı kayak merkezlerinden olan
Kartalkaya ise Köroğlu Dağları’nda. Yaz aylarında piknikçilerin rağbet ettiği
Gölcük Gölü ve nefes kesen güzelliğiyle Yedi Göller Milli Parkı, Bolu’nun diğer
önemli turistik değerleri. Orman denizinin içindeki yedi küçük göl, özellikle şehir
kaçkınları üzerinde şok etkisi yaratıyor.
Yakınlardaki
Mengen ise ünü Türkiye’yi aşan aşçıları ile tanınmakta. Her yıl ağustos ayında,
geleneksel Türk mutfağının özgün örneklerinin sunulduğu Aşçıbaşıları Festivali,
yörenin lezzetli yemeklerini ünlü şeflerin elinden tatmak için iyi bir fırsat.
Bolu’ya
karayolu ile Ankara-İstanbul TEM otoyolu ve D-100 karayolunu kullanarak
gidebilirsiniz. İstanbul-Bolu, karayolu ile 262 km, Ankara- Bolu 191 km, Antalya-Bolu ise 690 km.

MUDURNU EVLERİ
Kentsel Sit Alanı ilan edilen Mudurnu, eski Türk evleri ile ilgi çekiyor. Kent
sınırları içinde yer alan 165 ev, 8 cami, çok sayıda çeşme ve hamamdan oluşan
toplam 173 mimari değer koruma altında. Armutçular Konağı Türk sivil
mimarisinin en güzel örneklerinden biri.
Mudurnu’ya, Abant üzerinden ya da Bolu şehir merkezinden ulaşabilirsiniz.
BOLU KAPLICALARI
Ünlü Bolu kaplıcalarının tarihi M.S. 1. yüzyıla uzanıyor. Roma İmparatorluğu
valisi Pilines tarafından yaptırılan bu şifa tesisleri, M.S. 5 ve 6. asırlarda,
büyük depremlerde yıkılmış; Selçuklular döneminde ise restorasyondan geçmiş.
Bolu Sancak Beyi Kızıl Ahmet Paşa’nın 1450-1460 yıllarında doğu kısmına
havuzlar eklettiği Bolu kaplıcaları, 1985-87 yıllarında restore edilerek
turistik tesise dönüştürülmüş.
AKÇAKOCA
Son yıllarda alternatif tatil yörelerine ilgi duyanların gözdesi haline gelen
Akçakoca, asırlık çınar ağaçları, kumsalı ve dalgalı denizi ile sevimli bir
sahil kasabası. Sevimli küçük otelleri ve plajları yaz aylarında turistlerin akınına
uğruyor. Ceneviz Kalesi’nin kalıntıları görülmeye değer.
Akçakoca’ya İstanbul-Ankara otoyolundan, Düzce’ye varır varmaz Akçakoca
istikametini takip ederek ulaşabilirsiniz. İstanbul-Akçakoca arası 243 km.

Akçakoca, tatilcilerin yeni gözdelerinden.
YEDİGÖLLER
Bolu’nun kuzeyinde yer alan Yedigöller Milli Parkı, başta kayın ağaçları olmak
üzere meşe, gürgen, kızılağaç, karaçam, sarıçam, köknar, karaağaç, ıhlamur ve
porsuk gibi onlarca farklı türde ağaçla kaplı. Geyik, karaca, ayı, domuz, kurt,
tilki ve sincap gibi hayvanları da barındıran Yedigöller, olta balıkçılığı
meraklıları için önemli bir merkez.
Yedigöller
Milli Parkı içerisindeki Kapankaya’ya çıkıldığında karşılaşılan manzara
gerçekten büyüleyici. Buradan kısa bir yürüyüşle anıt ağaç ve geyik üretim
merkezini görebilirsiniz. Milli Park içinde kampçılık, günübirlik piknik,
yürüyüş, fotoğraf çekimi gibi aktivitelerde bulunurken, misafirhane ve
bungalovlarda konaklayabilirsiniz.
Yedigöller’e İstanbul-Ankara otoyolunu kullanarak ulaşmak mümkün. Bolu il sınırları
içindeki Yeniçağa kavşağını döndükten sonra karşınıza çıkan yol sizi
Yedigöller’e götürüyor. Yedigöller, Bolu’ya 42 km uzaklıkta. Konaklamak isteyenler için Bolu ya da Gerede’de çeşitli seçenekler mevcut. Önemli
bir hatırlatma! Kış aylarında Bolu-Yedigöller yolu kar nedeni ile kapalı.

SÜLÜKLÜ GÖL
Mudurnu - Akyazı yoluna 9 km mesafede, Mudurnu ilçesine 50 km uzaklıkta bulunan Sülüklü Göl, Milli Parklar koruma alanı içinde yer alıyor. Bozulmamış doğası
ve zengin florasıyla dikkat çeken gölün alabalıkları çok ünlü.

GÖYNÜK
20. yüzyıl başlarına ait çok sayıda eski Türk evinin bulunduğu Göynük, sahip
olduğu tarihi konutlar, camiler, türbe, çeşme ve hamamlardan oluşan toplam 127
adet sivil mimari eser sebebiyle “Kentsel Sit Alanı” ilan edilmiş. Gazi Osman
Paşa Camisi ve Hamamı, Akşemsettin Türbesi ile Saat Kulesi Göynük’ün en önemli
tarihi yapılarından. Eski bir Osmanlı kenti olan Göynük’ün geçmişi İskitler ve
Traklara kadar dayanıyor. Sünnet Gölü, Çubuk Gölü ve Çatak Köyü kaplıcası
görülmesi gereken yerlerin başında geliyor. Göynük’te gecelemeyi düşünürseniz
Akşemsettin Konağı iyi bir seçenek.
İstanbul-Ankara otoyolunun Adapazarı ayrımından Bilecik’e saptıktan sonra,
Geyve üzerinden Taraklı’yı takip edip Göynük-Sünnet gölü-Sülüklügöl’e ulaşmak
mümkün.

SÜNNET GÖLÜ
Göynük’e 27 km mesafedeki Sünnet Gölü’ne Bolu-Göynük yolu üzerinden ulaşılıyor.
Etrafı karaçam ağaçlarıyla kaplı göl, deniz seviyesinden 820 metre yükseklikte, derinliği ise 22 metre. Kış aylarında donan gölün çevresi yürüyüş için ideal.
Göldeki mercan ve alabalıkların avlanması serbest. Sünnet Gölü’nde konaklama ve
yeme-içme hizmeti veren bir tesis de bulunuyor.

GÖLCÜK
Gölcük, Bolu’nun 13 km güneyinde suni bir göl. Etrafı çam ve köknar ağaçları
ile kaplı gölün, kar altındaki görüntüsü görülmeye değer. Gölcük’ün yüzeyi 45
bin metrekarelik bir alanı kaplıyor. Kıyısında yer alan iki yapıdan biri, hoş
mimarisi ile dikkat çeken Orman Bakanlığı’nın misafirhanesi; diğeri ise kır
gazinosu. Civarda piknik masaları, otopark, büfe, ocak ve çeşmeler bulunuyor.
Gölcük’te araçla tur yapılmadığı için havası çok temiz ve etraf çok sessiz. Bu
yüzden kafa dinlemek ve rahatça yürüyüş yapmak için ideal. Sağlık problemi
olanlar ve şehrin keşmekeşine daha fazla katlanamayanlara Gölcük’ün bol
oksijenli havası, şifalı suları ve gölün muhteşem manzarası ilaç gibi gelecek.
Fotoğraf meraklıları da Gölcük’ten çok mutlu ayrılacak.
Gölcük, Ankara’ya 205 km, İstanbul’a 250 km uzaklıkta. Çamlıca gişelerinden Düzce ve Hendek’i geçip Bolu Dağı yolunu takip ediyorsunuz. Sis ve trafik yoğunluğuna
dikkat!

Gölün kıyısında konumlanan Orman Bakanlığı’na ait misafirhane, Gölcük’teki en şık
yapı.
ABANT GÖLÜ
Abant, Bolu’nun 35 km güneybatısında çam ve köknar ağaçları ile kaplı bir
krater gölü. Nadir su bitkilerinden olan sarı ve beyaz nilüfer çiçekleri ve
lezzetli alabalığı ile ünlü. Yeraltı suları ile beslenen gölün çevresi flora ve
fauna bakımından oldukça zengin. Gölde bulunan ünlü Abant alabalığı, yılın
belirli zamanlarında makul bir ücret karşılığında avlanabiliyor. Çok sayıda
yaban hayvanına da ev sahipliği yapan gölün çevresindeki orman; piknik,
kamping, sportif olta balıkçılığı, yürüyüş, tekneyle, faytonla, atla gezinti
ve buz pateni (kış aylarında) aktivitelerini gerçekleştirmek için çok uygun.
Gölün etrafında yeterli sayıda konaklama tesisi bulunuyor.
İstanbul-Ankara
otoyolunu kullanarak Bolu’ya girmeden sağda Abant yolu ayrılıyor. 18 kilometre ilerde Abant Gölü’ne ulaşıyorsunuz.

KARTALKAYA
Ülkemizin en eski kayak merkezlerinden olan Kartalkaya, kış aylarında özellikle
İstanbul ve Ankara çevresinden oldukça rağbet görüyor. Hafta sonu gibi kısa
zaman dilimlerini değerlendirmek isteyenlerin akınına uğrayan kayak merkezinde,
özel teşebbüse ait oteller bulunuyor. 13 pistin yer aldığı tesislerde, çok sayıda
teleski ve telesiyej kayakseverlere hizmet veriyor.
Kartalkaya’da
her seviyeye uygun pist bulmak mümkün. İster kaymaya yeni başlıyor olun, ister
profesyonel, buradaki pistlerden en az biri aradığınız özelliklere uygun
olacaktır. Türkiye’nin ilk snowboard pisti olan Snowpark’da Kartalkaya’da.
Snowpark birçok yarışmaya da ev sahipliği yapıyor. Kaymayı bilmiyorsanız sorun
etmeyin: Hocalardan ders alabilir, gerekli kayak malzemelerini
kiralayabilirsiniz. Kartalkaya yaz aylarında ise bir başka güzel. Yeşilin
onlarca tonuyla kaplanan dağ, yaz sıcaklarında ferahlamak isteyenlerin buluşma
noktası.
Bolu şehir merkezine 54 km, Ankara karayoluna ise 28 km uzaklıkta. Ankara Esenboğa Havaalanı - Bolu arası, karayolu ile 220 km, İstanbul Atatürk Havaalanı - Bolu arası ise karayolu ile 275 km. Şehir merkezinden kayak merkezine ulaşım 45 dakika sürüyor.

YAYLALAR
Karadeniz kıyıları sahip olduğu bitki örtüsünü sadece bol yağmuruna değil,
nemli ve sisli havasına da borçlu. Karadeniz yaylaları köknar, ladin, sarıçam,
sedir, kayın, meşe, ıhlamur, karaağaç, gürgen, kızılağaç, yabani fındık gibi ağaç
türleriyle kardelen, yabani açelya, orman gülü ve gökovan gibi binlerce çeşit kır
çiçeği ile kaplı. Karadeniz Bölgesi’nde 2 bin yayla bulunmasına rağmen, ne yazık
ki bunlardan çok azı dışardan gelen misafirlerin konaklama ve yiyecek
ihtiyaçlarını karşılamalarına imkan tanıyacak şekilde organize edilmiş.
Karadeniz’deki yayla köylerinde sadece yazın oturuluyor, kışın boşlar. Orman kuşağındaki
dağınık köylerin aksine genellikle derli toplu yapıdalar. Evler bazen ahşap,
bazen taş, çoğu zaman altı taş üstü ahşap. Toros yaylalarının aksine, çadırlı
göçebeliğe Karadeniz’de hiç rastlanmıyor. Karadeniz halkı tarihin eski çağlarından
beri yazın yaylaya göçmüş. Yayla mevsimi haziran, temmuz ve ağustos aylarını
kapsıyor. Her hafta ayrı bir yaylada şenlik oluyor; alkol ve horonun kontrolden
çıktığı, eğlenceli törenler.Tipik yayla kokusu ıslak toprak, inek gübresi ve
isli çıra karışımı. Bağımlılık yapan, sarhoş eden bir koku. Bu kokuyu koklamamış
olanın Karadeniz’i tanımış olduğu söylenemez. Bir kez koklayanın bir daha
unutmayacağı da muhakkak.

BOLU YAYLALARI
ALADAĞ YAYLALARI
Yemyeşil düzlükleri ile piknik için de ideal olan bu yaylalar, çevresinde
bulunan Orman İşletme Tesisleri, Aladağ İzcilik Kampı ve göleti ile göz kamaştırıcı
güzellikler sergiliyor. Aladağ Yaylaları, Bolu’nun güneyindeki dağ yamaçları
üzerinde, orman alanları arasında yer alıyor. Kamp imkanlarının da olduğu başlıca
yaylalar; Değirmenözü, Sarıalan, Gölcük, Ardıçtepe ve Üstyaka yaylaları.
YAYLALARI
Kiraz dağı çevresinde toplanmış, ortalama 1400 m yükseklikte olan bu yaylaların en önemlileri Gerenözü ve Kızık yaylaları. Bolu’da her dağ
düzlüğü adeta bir yayla. Yine bunlardan biri olan Kızık yaylasının evleri, değişik
mimarisiyle dikkat çekici. Bu evler hiç çivi kullanmadan, çam ağaçlarından çatkılı,
kenetleme ve birbirine geçme şeklinde yapılmış. Yerden yüksekçe yapılmış
merdivenleri, geniş ocakları ve kendine özgü eşyaları ile bu evler oldukça sıra
dışı.
|
|