|
AKDENİZ’İN İNCİSİ
Kemer
Antalya’ya
42 kilometre uzaklıktaki Kemer, en az Antalya kadar önemli bir turizm merkezi.
Sahip olduğu tarihi ve doğal zenginlikler her yıl çok sayıda turisti bölgeye
çekiyor.

Kemer’de deniz, orman ve dağlar birleşerek seyrine doyum olmayan bir görüntü
oluşturuyor. Beldibi mevkiinden başlayarak Tekirova’ya kadar uzanan kıyı
tamamen doğal plaj. Kemer’in her yerinden denize girebilir, benzersiz doğanın
tadını çıkarabilirsiniz.
Deniz, kum, güneş ve tarihin
yanyana geldiği eşine az rastlanır güzellikte tatil beldesi Kemer; Phaselis,
Olympos, Yanartaş gibi tarihi yerleri ve 62 kilometrelik kıyı şeridiyle
benzersiz güzellikler sunuyor yerli ve yabancı konuklarına. İlçe, çevresindeki
dev tatil köylerinin yanı sıra irili ufaklı birçok otelle her tür konaklama
ihtiyacına cevap verebilecek nitelikte.
Kemer’e gidenler pek çok turistik beldede olmayan bir imkana sahip. Denize
girmek için herhangi bir ulaşım aracına binip yol yapmanıza gerek yok. Beldenin
içinde her yerden denize girmek mümkün. 2 kilometrelik kumsalıyla dikkat çeken
Adrasan, sahip olduğu tarihsel değerinin yanında kilometrelerce uzanan
sahiliyle Olympos, ormanla sahilin birleştiği noktada modern turistik tesislere
ev sahipliği yapan Tekirova ve mavi bayrak ödüllü plajlarıyla Beldibi, Kemer’de
denizle kucaklaşmak isteyenlerin buluşma noktaları.
Kalabalıktan uzak durma niyetinde olanlara da pek çok imkan sunuyor Kemer.
Akdeniz’in turkuaz rengi kıyılarında tekneyle çevre turlarına çıkabilir, jeep
safarilere katılarak Torosların patikalarında farklı heyecanlar yaşayabilirsiniz.
Yörenin bu geziler kadar ilgi gören bir başka zenginliği de mağaralar. Başta
Beldibi Kaya Sığınağı olmak üzere, Peynirdeliği ve Sırtlanini mağaraları her yaştan,
her milletten insanın akınına uğruyor.
Bölgenin sualtı güzellikleri, su üstündekilerle yarış halinde. Dalış meraklıları
Kemer’den çok memnun kalacaklar. Bölgede dalışa uygun çok sayıda yer var. Dalış
kurslarından birine katılarak yepyeni bir hobi edinebilirsiniz.
Eğlence hayatı da oldukça hareketli Kemer’de. 24 saati dolu dolu yaşayan
beldede, özellikle geceleri bir başka güzel. Akşamın serinliği ile birlikte
herkes kendini sokaklara atıyor. Masaları sokaklara taşan restoran ve kafeler,
her türlü hediyelik eşyanın satıldığı tezgahların bulunduğu cadde ve sokaklar,
kentin keyfini çıkarmak isteyen yerli ve yabancı turistlerle dolup taşıyor.
KEMER ADININ ÖYKÜSÜ
Bugün Kemer’in bulunduğu yerde, 1910’lu yıllarda Eski Köy adı ile bilinen,
dağlardan gelen seller sonucu göl ve bataklıklardan oluşan bir yerleşim yeri
bulunuyormuş. Eski Köy halkı, kendilerini bu sellerden korumak için, dağların
eteklerinde 23 km. uzunluğunda taş duvar örmüş. Sonraları köy bu duvar
nedeniyle Kemer adıyla anılmaya başlanmış.

TARİHÇE
Kemer’in tarihi, Antalya’nın tarihi ile hemen hemen aynı paralellikte gidiyor.
Bölge, çağlar boyunca Phaselis ve Olympos gibi eşine az rastlanır ve bugünde kısmen
ayakta olan antik şehirlere ev sahipliği yapmış. Bu şehirlerin kuruluşları M.Ö.
6. ve 7. yüzyıllara kadar dayanıyor. Yüzyıllar önce Dor zulmünden kaçan
Rodoslular ve Giritliler, Akdeniz’in bu güzel beldesine yerleşmiş. Kemer’in
tarihine baktığımızda M.Ö. 330’lu yıllarda Büyük İskender’in de bölgeye geldiği
görülüyor. Kemer, Helenestik Çağı M.S. 1. yüzyıla dek yaşamaya devam etmiş, ardından
Roma dönemi başlamış.
BELDİBİ
Bir tarafında dağlar ve ormanlar, diğer yanında deniz olan Beldibi, sahil
boyunca uzanan irili ufaklı otelleri ile önemli bir turizm merkezi. Şehir
merkezine 20, Kemer’e 15 km. uzaklıktaki Beldibi, deniz, orman ve dağların bir
araya geldiği doğasıyla her yıl çok sayıda yerli ve yabancı turisti ağırlıyor.
Son yıllarda
kurulan modern konaklama tesisleriyle büyük bir gelişme gösteren Beldibi,
Akdeniz’in hareketli beldelerinden sıkılanlar ve dinlenmek isteyenler için bir
nevi sığınak. Birbirinden ilginç mimari yapılarıyla yanyana dizilmiş otelleri,
renkli peyzajıyla dikkat çeken bahçeleri, ardı ardına sıralanmış yüksek ve
yemyeşil dağları, denizi ve sahiliyle sadece izlemekle bile keyif alabileceğiniz
bir belde. Mavi bayrak ödüllü plajın çevresindeki tesislerin birçok tatil
yöresine kıyasla daha hesaplı konaklama olanakları sunduğunu belirtmekte fayda
var.
GÖYNÜK
Sırtını Beydağları’na yaslayan Göynük, doğal değerleri ve turistik potansiyeli
ile öne çıkan turizm yörelerinden. Buradaki otellerde kalanlar çam ve narenciye
ağaçlarının arasından denize girme şansına sahipler. İlginç mağaralar,
kanyonlar ve endemik bitki türlerine sahip olan Göynük, dağ turizmine ve doğa
sporlarına uygun yapısıyla da dikkat çekiyor.

Kemer sahillerindeki birçok plaj, temiz deniz anlamına gelen mavi bayrak
ödüllü.
GÖYNÜK KANYONU
Göynük Beldesi’nin yaklaşık 15 kilometre yukarısında kalan kanyona ulaşmak için bazı oteller tarafından jeep safariler düzenleniyor. Sabahın erken
saatlerinde rehberler eşliğinde çam ormanları içerisinde trekking
yapabilirsiniz. Harika bir manzara eşliğinde yaklaşık 1 saat yürüyerek kanyona
vardığınızda, daha ileriye ulaşabilmek için suya girmek zorundasınız. Kanyonun
kaynağına varıldığında karşılaşılan manzara büyüleyici.
TEKİROVA
Kemer’e 17, Antalya’ya 50, Antalya Havaalanı’na ise 60 km. uzaklıktaki Tekirova’nın üç tarafı dağlarla çevrili. Bu şirin Akdeniz köyü, Toroslar’ın uzantısı
olan Olympos (Beydağları) Dağı’nın hemen eteklerinde kurulmuş. Yaklaşık 5
km’lik sahil şeridi ile dağların arasında yeşilin her türlü tonunu görmek
mümkün. Çam ormanlarının içinde yer alan 500-600 senelik çınar ağaçları,
portakal, limon, mandalina ve nar bahçeleri Tekirova’ya doğanın kadar cömert
davrandığını gösteriyor. Burada tarihi değerlerin, kumsalların ve ormanın bu
kadar iç içe geçmesi, doğanın bu kadar iyi korunmuş olması insanda hayranlık
uyandırıyor. Olympos’un zorlu zirvesinden bakıldığında, karşıda beliren
manzaranın gerçek olduğuna inanmak güç.
Kış aylarında Tekirova’ya yaklaşık 1 saat uzaklıkta bulunan “Saklıkent Kayak
Merkezine” gidilebilir. Ayrıca canlı müzik yapan bar ve restoranlara giderek
beldenin hareketli gece yaşantısının keyfine varabilirsiniz.
ÇAMYUVA
Antalya’nın güney batısında yer alan Çamyuva, gerçekten de çamlar içinde bir
kasaba. Antalya Havaalanı’ndan 45 dakikalık bir yolculukla ulaşacağınız
Çamyuva’da birçok otel var. Batısında Tahtalı Dağı, güneyinde Phaselis Antik
Kenti ile Tekirova beldesi bulunuyor. Çevre, turizm için gerekli olan deniz,
güneş, tarihi yerler, yeşilin binbir çeşidi ve nitelikli konaklama tesislerine
ev sahipliği yapıyor.

Yerli ve yabancı balık adamlar tarafından büyük talep gören Üç Adalar,
Antalya’nın batısında dalışa açık az sayıda bölgeden biri.

Kemer ve çevresi hemen her tür su sporunun yapılmasına olanak tanıyor. Windsurf
de bunlardan biri. Sörfü olmayanlar otel ve tatil köylerinden belli bir ücret
karşılığında kiralayabilir.
OLYMPOS
Olympos, sahip olduğu tarihsel değerlerinin yanı sıra, 3200 metrelik sahili,
endemik bitkileri, Caretta Caretta’ları, Chimera’sı, tüm sportif etkinliklere
olanak veren muhteşem doğası ve pansiyon olarak kullanılan meşhur ağaç evleri
ile tüm dünyada haklı bir üne sahip.
Bölge, sit
alanı kapsamında olduğu için antik alan ve çevresinde yapılaşma yasak. Anayoldan
portakal ağaçlarının kokusu eşliğinde Olympos’a indiğinizde bungalov tipi ağaç
evlerle karşılaşıyorsunuz. Burası dünyanın dört bir tarafından gelen
gezginlerin uğrak noktası olan Kadir’s Tree Houses. Yörede yapılaşma yasak olduğu
için konaklama bu tip ağaç evlerde yapılıyor. Antik kentin içerisinden yaklaşık
10 dakikalık bir yürüyüş sonunda plaja ulaşabilirsiniz. Plaja gitmeden önce
antik kenti gezmenizi öneririz. Olympos sahili, nesli tükenme tehlikesiyle karşı
karşıya olan Caretta Caretta kaplumbağalarının üreme alanı. Beydağları Olympos
Milli Parkı da dağcılıkla ilgilenenlerin akın ettiği bir yer. Burası yaz sezonu
boyunca dağcılık aktivitelerine açık.

ÇIRALI
Olympos ve Chimera nedeniyle son yıllarda popülerleşen Çıralı Köyü, Kemer’e 35 kilometre mesafede kurulu.
Çıralı’nın küçük beyaz taşlarla bezili kumsalı ve masmavi denizi tatilcilerin
ilgisini çekiyor. Kilometrelerce uzanan kumsal diğer tatil yerlerinden farklı
olarak oldukça tenha. Çıralı plajı aynı zamanda Caretta Caretta’ların yumurta bıraktıkları
kumsallarımızdan. Kaplumbağaların rahatsız olmaması için geceleri plaja
girilmesine izin verilmiyor.

TAHTALI DAĞI
Tahtalı Dağı, Antalya Körfezi’nin kuzey-güney paralelinde uzanan ve aynı adla
anılan Tahtalı Dağları’nın en büyük üyesi. 2366 metre yükseklikteki dağ, hemen her yönden görkemli biçimde seyredilebiliyor. Yılın büyük
bölümünde zirvesi karla kaplı. Başta dağcılar ve doğa yürüyüşü meraklıları
olmak üzere her doğasever için gerçek bir cennet. Ufak bir çabayla zirveye ulaşmak
mümkün. Bunun için Kemer’in Belcik köyüne gelmek gerekiyor. Gösterdiğiniz çabanın
karşılığı ise emsalsiz bir manzara... Eğer hava açıksa Antalya’dan Gelidonya
Burnu’na kadar bütün sahil şeridi ayaklarınızın altında... Arka tarafta ise
Beydağları ve Alakır Vadisi. Gerçek bir vahşi yaşam alanı olan yöre, Milli park
kapsamında.

Beydağları, ziyaretçilerine bahar aylarında muhteşem bir doğa şöleni sunuyor.
CHIMERA (YANARTAŞ)
Çıralı’dan 2 kilometre kuzeye gittikten sonra karşınıza “U” harfini andıran
küçük bir dağ gelecek. Çıralı’nın son evleri bittiğinde karşınıza çıkan patikayı
takip etmeniz gerekiyor. Yolun sonunda çam ormanları başlıyor. Buradan itibaren
küçük kırmızı noktalarla işaretlenmiş patikayı takip ederek yarım saatlik bir
yürüyüş sonunda, denizden 250-300 metre kadar yükseklikte kayaların kendinden
yandığını göreceksiniz.
Yeraltından sızan gazın tutuşturduğu Yanartaş’ın oluşumuna dair birçok efsane
anlatılıyor: Argos Kralı’nın oğlu olan Bellerophontes, bir av partisi esnasında
erkek kardeşini kazayla öldürdüğü için babası tarafından kovulmuştur. Ege
Denizi’ni geçerek Anadolu’ya gelen Bellerophontes kendisine yeni bir yaşam
kurar; yöre krallarından birinin yanında hizmetkar olarak çalışmaya başlar. Çeşitli
kaynaklar yakışıklı bir genç olduğunu belirtir. Bu nedenle olsa gerek; kralın
karısı Argos’un bu eski veliahtına aşık olur. Duygularını delikanlıya açıkça
belli etmeyi de ihmal etmez. Ancak Bellerophontes yanında çalıştığı kralın karısıyla
bu tür bir ilişkiye girmeyecek kadar onurludur, kraliçeyi reddeder. Kraliçe ise
çok sinirlenmiştir. Krala giderek Bellerophontes’in kendisine zorla sahip olmak
istediğini, elinden zor kurtulduğunu söyler. Kral çok kızmıştır. Bununla
beraber delikanlıyı öldürmek istemez. Çağırıp eline bir mektup verir. Mektubu
Xhanthos Kralı olan kayınpederine vermesini emreder. Mektupta Bellerophontes’in
derhal öldürülmesi yazılıdır.
Yola çıkan Bellerophontes Xhanthos’a gelir ve yanında taşıdığı mektubu krala
teslim eder. Mektubu alıp okuyan kral önce çok şaşırır. Bellerophontes’in saflığı
ve temiz görünümünden oldukça etkilenmiştir. Doğrudan öldürmeyi göze alamaz.
Bir süre misafir eder, sonunda Tahtalıdağ’ın çevresinde yaşayan Chimera canavarını
öldürmesini talep eder. Chimera başı arslan, gövdesi keçi, kuyruğu ise yılan
olan bir yaratıktır. Ağzından ve burnundan alevler saçmaktadır.
Görevi alan Bellerophontes yola koyulur. Yolda karşısına çıkan kanatlı atı
(Pegasus) yakalar ve ona binerek ejderhanın yaşadığı yere uçar. Chimera onları
görünce ateşler püskürterek yoketmeye çalışır. Pegasus’la birlikte Tahtalıdağ’a
ulaşan Bellerophontes, dağın zirvesine yakın bir yerden canavarın hareketlerini
kontrol eder. Oklarını hazırlar ve karşı saldırıya geçerek, ucu kurşunlu oklarını
Chimera’nın ağzından içeriye sokmayı başarır. Canavarın midesi kısa sürede dağlanır.
Korkunç yaratık hırıltılı sesler çıkararak yere yığılır. Chimera ölmüştür,
ancak çürüyen bedeni yüzyıllar sonra bile ağzından çıkan ateşlerin sönmesine
engel olamaz. Bazı kaynaklar günümüz olimpiyat oyunlarının ilk kutsal ateşinin
buradan geldiğini yazarlar.
Bir başka
efsaneye göre de, bu alevler yeraltındaki atölyesinde metal eriten demirci Tanrı
Hephaistos’un atölyesinin alevleridir.

Anadolu mitolojisinde oldukça geniş yere sahip olan Chimera’nın 3500 yıldır
yanmakta olduğu biliniyor. Tahtalı Dağı’nda yaz - kış yanan ateşin bir ejderin
ağzından çıktığı dilden dile dolaşsa da, bu ender doğa olayının asıl sebebi yanıcı
bir gaz.
KAYA SIĞINAKLARI
Beldibi’ndeki kaya sığınağı, hem tarih hem de doğa meraklılarının ilgisini
çekiyor.
Kıyıdan 100 metre içeride, 25 metre yükseklikteki kaya sığınağı, küçük insan
gruplarının barınabileceği iki bölümden oluşuyor. Mağarada üst paleolitikten
neolitik başına kadar yaşandığını gösteren kalıntılar tabakalar halinde saptanmış.
Beldibi’ne 5 kilometre uzaklıktaki Belbaşı ise deniz yüzeyinden 300 metre yükseklikte yer alan bir kaya sığınağı. Her iki sığınak da yaşamlarını avcılık ve toplayıcılıkla
sürdüren Mezolitik çağ insanlarının kültürleri hakkında fikir veriyor.
PEYNİRDELİĞİ MAĞARASI
Gedelme Yaylası mevkiinde bulunan mağaranın 65 metre kuzeyinde Bizanslılara ait duvar ve kalıntılar var. Toplam uzunluğu 74 metre olan mağaranın girişe göre en derin yeri -19 metre.
Mağaranın büyük bölümü kuru. Sadece mağaranın sonunda ve en derin yerinde küçük
bir gölcük bulunuyor. Mağara ağzının büyük olması nedeniyle ısı açık havaya bağlı
olarak değişiyor. Mağara içinde sarkıt, dikit ve sütunlar oldukça gelişmiş.
SIRTLANİNİ MAĞARASI
Toplam uzunluğu 348 metre (ana galeri: 147 m.) olan mağaranın girişe göre en derin noktası -32 metre. Salon, yan yana gelişip duvar şeklini alan sütunlarla
5-6 bölüme ayrılmış. Salona bağlı tüm odalar sarkıt, dikit ve sütunlarla süslü.

ADRASAN
Eski adıyla Adrasan yeni adıyla Çavuş, 2 kilometre uzunluğundaki kumsalıyla tatilcilerin akın ettiği bir turizm merkezi.
Adrasan, yerli köy halkının turizm yaptığı ender yerlerden biri. Tesislerin
yüzde 80’ini Çavuş Köyü sakinleri işletiyor. Bu tesislerde kaldığınızda
kendinizi birkaç gün içinde aileden biri gibi hissetmeye başlıyorsunuz.
Adrasan’ın denizi sığ olduğundan yüzme bilmeyenler ve çocuklar için çok uygun.
Su içinde yüzerken minik balıkların vücudunuza dokunduğunu hissedebilirsiniz.
Adrasan sahilinin sığ oluşu nedeniyle koy, kış aylarında fırtınaya yakalanan
gemilere barınak oluyor.
Gezi tekneleri Adrasan’dan çevredeki koylara günübirlik turlar düzenliyorlar.
Adrasan’a 1 saat uzaklıktaki Suluada, Sazak ve Ceneviz koyları teknelerin uğrak
yerleri. Yörenin yerlileri Suluada’dan çıkan suyun aç karnına içildiğinde
böbrek taşlarını düşürdüğünü iddia ediyor. Adanın batısında mozaik görünümlü
siyah ve beyaz taşlarla bezeli kumsalda denize girebilirsiniz. Kuzeydeki Sazak
limanı da suyuyla tanınıyor. Sazak’ın suyunun da şifalı olduğu söyleniyor.
Sazak limanı doğal bir havuzu andırıyor.
Yöre, Helenistik çağdan izler taşımakta. Yıllarca sit alan olması nedeniyle
beton yığınına dönüşmeyen beldede sörf, su kayağı gibi aktiviteleri gerçekleştirebilirsiniz.
Adrasan koyunun 25 metre sualtı görüş mesafesinin olması, balıkadamları yöreye
çekiyor. 53 balık çeşidinin bir arada yaşadığı Adrasan’da en sık rastlanan balıklar
orfoz, lağos, mercan, sinarit, ıskaroz, sarıgöz, akya, çipura ve kefal.

Kemer, birbirinden ilginç mimari yapıları, yan yana dizilmiş otelleri ve yeşil
dokusuyla keyif alabileceğiniz bir belde.
|
|