Kapadokya
Helenlerin
dilinde aldığı biçimiyle Cappadocia, ya da orijinal adıyla Katpatuka, yerleşik
kanıya göre eski İran dilinde ‘Güzel Atlar Ülkesi’ anlamına geliyor.
‘Türkiye’deki Tarihsel Adlar’ ismiyle bir kitap yazmış olan Bilge Umar ise, bu
ismi yörenin baş tanrısı Khepat’dan geldiği ve Khepat-ukh yani Khepat Diyarı
anlamına geldiği kanısında.
Üzerinde taşıdığı
kültürel ve tarihsel zenginlik nedeniyle UNESCO tarafından korunması gereken
bölgeler arasına alınan ve dünyanın 8. harikası olarak kabul edilen Kapadokya,
bugünkü Nevşehir, Aksaray, Niğde, Kayseri ve Kırşehir şehirlerinin kapladığı
alanda bulunuyor. Yöreye o ünlü doğal manzarasını sağlayan kayalık alan ise
Uçhisar, Göreme, Avanos, Ürgüp, Derinkuyu, Kaymaklı, Ihlara ve çevresinden
ibaret. Bundan yaklaşık 1800 yıl önce tam 17 ciltlik ‘Geographika’yı yazan
Romalı Strabon ise Kapadokya Bölgesi'nin sınırlarını güneyde Toros Dağları, batıda
Aksaray, doğuda Malatya ve kuzeyde Doğu Karadeniz kıyılarına kadar uzatır.
Dünyanın en
ilginç yeryüzü oluşumlarının yer aldığı Kapadokya bölgesinde, 10 değişik uygarlığa
ait 429 tescilli yapı ve 64 sit alanı bulunuyor. Bu yapılar; Roma, Bizans,
Selçuklu ve Osmanlı İmparatorluğu ile Cumhuriyet döneminden kalma ve 2’si
askeri, 70’i dinsel ve kültürel, 357’si ise sivil mimari örneği. Bölgede ayrıca,
Tunç Çağı’ndan başlamak üzere Asur ticaret kolonileri, Hitit, Frig ve Grek
dönemlerine ait 48 adet arkeolojik, 3 adet kentsel, 4 adet tarihi ve 9 adet de
doğal sit alanı bulunuyor.
Kurşunlu Camii (Damat İbrahim Paşa Külliyesi)

Damat İbrahim
Paşa Külliyesi içinde yer alan Kurşunlu Camii 1726'da tamamlanmış. 3 kapılı bir
avlu içinde caminin 44 m. yüksekliğinde zarif bir minaresi var. Ana mekanı
örten kubbesi kurşunla kaplandığı için bu adla anılıyor. Caminin iç kısmı çiçek
motifleriyle bezenmiş. Caminin hemen yanındaki külliyeye ait medrese, kütüphane
ve imarethane ile hamam bulunuyor. Şehrin yüksek bir tepesindeki Kale,
Selçuklular tarafından kervan yollarının güvenliği için inşa edilmiş.
Hacı Bektaş Veli Dergahı ve Külliyesi

13. yüzyılda
yetişmiş ünlü bir Türk-İslam düşünürü Hacı Bektaş Veli, Orta Anadolu'yu şehir şehir,
köy köy dolaştıktan sonra, yaşayan Türk gelenek ve göreneklerini korumaya çalışarak
Suluca Karahöyük'te İslâm inanç ve öğreti merkezi kurmuş, çok sayıda öğrenci
yetiştirmiş. Yeniçeri ocağının da Piri olarak bilinen Hacı Bektaş Veli,
Anadolu'daki Türk-İslam birliğinin sağlanmasına yardımcı olmuş. XIV. yüzyılda
Hacı Bektaş Veli'nin yaptırdığı Kızılca Halvet (Çilehane) ile çevre yapılarına
sonraki yıllarda yenileri eklenmiş. 19. yüzyılda onarılan Dergah, 1959-1964
arasında Vakıflar Genel Müdürlüğü'nce yeniden elden geçirilmiş, 1964'te müze
olarak açılmış.

Hacı Bektaş Veli Türbesi
Türbenin
cephesi, yan yana üç kemerli bir eyvandan oluşuyor. Pir Evi'ne ortadaki büyük
kemerin altındaki demir parmaklıklı, çift kanatlı kapıdan giriliyor.

Tokalı Kilise

Göreme
Vadisi'nde, bölgenin bilinen en büyük kaya kilisesi olan Tokalı Kilise, Tek
Nefli Eski Kilise, Yeni Kilise, Eski Kilise’nin altındaki kilise, yeni
kilisenin kuzeyindeki yan şapel olmak üzere dört ayrı bölümden oluşuyor. 10.
yy. başlarına tarihlenen Eski Kilise, tek nefli, beşik tonozlu bir yapı.
Kilisede Aziz tasvirleri, müjde, ziyaret, bakireliğin ispatı, Beytüllahim'e
yolculuk, doğum, üç müneccimin tapınması, masum çocukların katliamı, Mısır'a
kaçış, İsa'nın mabede takdimi, İsa'nın cehenneme inişi, İsa'nın göğe çıkışı
gibi tasvirler bulunuyor.
Yeni
kilise, enlemesine dikdörtgen planlı, basit beşik tonozlu bir yapı. Beşik
tonozlu nefinde İsa'nın siklusu kronolojik sıraya göre ağırlıklı olarak çok kırmızı
ve mavi renkler kullanılarak işlenmiş. Lapis mavisi, Tokalı Kiliseyi diğer
kiliselerden ayıran en önemli özellik.
El Nazar Şapeli

Göreme-Müze
yolunun sağındaki vadide, yoldan yaklaşık 800 m. uzaklıkta El Nazar vadisinde yer alıyor. Vadinin güney kısmında yer alan El Nazar Şapeli 10.yüzyıla ait ve Orta
Bizans Devrinin karakteristiği olan bir plan şemasına (Yunan Haçı Planı) sahip.
Duvarlarında İncil’den alınma konulara sahip zengin freskolar bulunuyor. Bir
peri bacası içine oyulmuş El Nazar Kilisesi, ' T ' planlı, haç kolları beşik
tonozlu. Ana apsis haç kollarının birleştiği merkez mekana açılıyor. Zeminin
tamamı ve apsisin bir kısmı tahrip olmuş. Sahneleri kronolojik olarak birbirini
takip etmekte olan kilise, 10. yüzyılın sonlarına tarihleniyor.
Saklı Kilise
Varlığı
oldukça geç keşfedilmiş olması nedeniyle (1957) Saklı Kilise adı verilen Aya
Ionnes, El Nazar Kilisesi yakınlarında bulunuyor. Enlemesine dikdörtgen planlı,
ana mekan iki sütun ve üç kemerle ikiye ayrılmış. Üç apsisli. Düz tavan
haçlarla ve geometrik süslemelerle dekore edilmiş. Kiliseyi süsleyen resimler sıva
üzerine değil, doğrudan ana kaya üzerine yapılmış. Kilisenin etrafında bulunan
boyalı bez parçalarının yapılan analizler sonucunda kilisenin boyanmasında fırça
yerine kullanıldığı anlaşılmış. Oldukça sağlam durumdaki resimlerinde kırmızı
rengin hakim olduğu görülüyor. Kilisenin mimarisi Mezopotamya kilise mimari
geleneğine benziyor. Kilise, 11.yüzyıllın ikinci yarısına tarihleniyor.
Azize Barbara Şapeli

Azize
Barbara Şapeli, Yunan haçı planında inşa edilmiş. Yapıya bu ad, haçın kollarından
birinde yer alan Barbara resminden ötürü verilmiş. Kubbesinde yer alan
Pantokrator İsa resmi ise, geç tarihli. Haç planlı, iki sütunlu, batı, kuzey ve
güney haç kolları beşik tonozlu, merkezi kubbeli, doğu haç kolu ve doğudaki iki
köşe mekanı kubbeli. Motifler kırmızı boya ile doğrudan kaya üzerine uygulanmış.
Duvarda ve kubbede zengin geometrik motifler, mitolojik hayvanlar ve askeri
semboller resmedilmiş. Ayrıca duvarda taş izlenimi veren motifler de yer
almakta. Kilise 11. yüzyılın ikinci yarısına tarihleniyor.
Meryem Ana Kilisesi

Tokalı Kilise'nin arkasındaki sırtta, Göreme Açık Hava Müzesi'ne yaklaşık 250 m. uzaklıkta, Kılıçlar Kilisesi'nin güneyindeki dik yamaçta yer alıyor. Nef, enlemesine
dikdörtgen planlı, farklı genişlik ve yükseklikteki iki beşik tonozla örtülü.
Kilise aziz figürleri ve İncil siklusunun dört sahnesini içeriyor. Meryem Ana
Kilisesi, 11. yüzyılın birinci yarısına tarihleniyor.
Rahibeler ve Rahipler Manastırı

Açık Hava
Müzesi'nin girişinin solunda yer alan 6-7 katlı kaya kütlesi 'Rahibeler Manastırı'
olarak biliniyor. Bu manastırın 1.katındaki yemekhanesi, mutfağı, birkaç odası;
2.katında yıkık şapeli gezilebilir durumda. 3.kattaki bir tünelle ulaşılan
kilisesi çapraz kubbeli, dört sütunlu üç apsisli. Ana apsisteki templona
Göreme'deki diğer kiliselerde pek rastlanmıyor. Kilise'de doğrudan kaya üzerine
yapılan İsa freskinin yanında kırmızı bezemeler görülüyor. Manastırda katlar
arasındaki bağlantı tünellerle sağlanmış.Tehlike anında tünelleri kapatmak
üzere yeraltı şehirlerinde olduğu gibi 'Sürgü taşları' kullanılmış.
Sağdaki
Rahipler Manastırı'nda ise erozyon nedeniyle katlar arasındaki geçişler kapandığından
sadece giriş katında birkaç oda görülebiliyor.
Yılanlı Kilise

Göreme’deki
kilisenin ana mekanı, enlemesine dikdörtgen planlı, beşik tonozlu, güneyde
mezarların bulunduğu ek mekan ise düz tavanlı. Girişi kuzeyden olan kilisenin
apsisi soldaki uzun duvara oyulmuş. Kilise tonozun her iki yanında Kapadokya'da
saygın olan azizlerin tasvirleri bulunuyor. Kilise 11.yüzyıla tarihleniyor.
Karanlık Kilise

Kuzeyde
kavisli bir merdivenden kilisenin dikdörtgen, beşik tonozlu narteksine çıkılıyor.
Narteksin güneyinde bir mezar bulunuyor. Kilise haç planlı, haç kolları çapraz
tonozlu, merkezi kubbeli, dört sütunlu, üç apsisli. Karanlık Kilise olarak
adlandırılmasının nedeni; narteks kısmındaki küçük bir pencereden çok az ışık
alabilmesi. Bu sebeple fresklerdeki renkler oldukça canlı. Kilise ve narteks İncil
ve İsa siklusunu içeren zengin süslemelere sahip. Ayrıca Elmalı ve Çarıklı
Kilise'de olduğu gibi Tevrat kaynaklı sahneler de resmedilmiş. Kilise, 11. yüzyıl
sonu 12.yüzyıl başına tarihleniyor.
Çarıklı
Kilise

İki sütunlu, çapraz tonozlu, üç apsisli ve dört kubbeli kilisenin
sahnelerinde İsa'nın hayatını konu alan siklus, İbrahim Peygamber'in
misafirperverliğini gösteren Tevrat sahnesi, aziz ve bani tasvirleri iyi
korunmuş. Elmalı ve Karanlık Kilise'ye benzemekle beraber, İsa'nın çarmıha gidişi
ve çarmıhtan alınış sahneleri kilisenin farklı özelliği. Figürler genelde büyük
ve uzun. İsa'nın göğee yükseliş sahnesinin altında bulunan ayak izlerinden
dolayı kiliseye 'Çarıklı Kilise' adı verildiği sanılıyor. Kilise 12. yüzyıl
sonu, 13. yüzyıl başına tarihleniyor. Ana kubbenin ortasında pantokrator İsa,
madalyonlarda melek büstleri bulunuyor.
GÖRMEDEN DÖNMEYİN

Peri Bacaları
Bugün Kapadokya’da büyük bir hayranlıkla izlenen coğrafi oluşumların
milyonlarca yıl önceye giden uzun bir öyküsü var aslında. Bölgeyi çevreleyen üç
büyük yükselti; Erciyes, Hasandağı ve Göllüdağı bundan yaklaşık 10 milyon
önceki jeolojik devirlerde aktif birer volkandı. Bu yanardağlardan püsküren
lavlar zamanla bölgenin geniş platolarını, akarsu ve göllerini, 25 bin
kilometre karelik bir alanı yaklaşık 100 metre kalınlığında bir lav tabakasıyla örttü. Doğa, başta Kızılırmak olmak üzere bölgedeki akarsu ve gölleri, sel suları,
rüzgar erozyonu ve tüm diğer enstrümanlarıyla Tüf adı verilen ve volkanik
küllerin çamurla karışımından oluşan farklı sertlikteki bu kayaları milyonlarca
yıl boyunca aşındırıp oyarak bölgeye yavaş yavaş bugünkü pitoresk görüntüsünü
verdi. Dik yamaçlardan hızla aşağı inen sel suları, karşılarında bulduğu farklı
sertlik ve dirençteki volkanik malzemeden en usta heykeltıraşları bile kıskandıracak
güzellikte şapkalı, mantar biçimli, konik, sütunlu ya da sivri yapıtlar yarattı.
Özellikle Ürgüp ve civarında çok rastlanan şapkalı peri bacalarının sırrı, gövde
ve şapkayı oluşturan kayaların farklı dirençlere sahip taşlardan, yani tüf ve
lahar ya da ignimbirit türü sert kayaçlardan oluşmuş olmasıydı. Yağmur suları,
coşkulu akarsular bununla da kalmadı, vadi yamaçlarını da rötuşlayarak ilginç kıvrımlardan
arka plan fonları, yamaçlardaki lav tabakalarının ısı farklarından yararlanarak
büyüleyici bir renk cümbüşü yarattı. Yaklaşık 10 bin yıl önce neolitik çağın
insanları yöreye geldiklerinde karşılarında işte böylesine görkemli bir manzara
buldular.
Mağara Evler

Çoğunlukla Nevşehir-Ürgüp-Avanos üçgeni arasında, ama asıl yoğunluğu buranın 20 km. güneyinde olan ve sayıları iki düzineyi aşan yeraltı ve kaya içi yerleşmeleriyle dolu kasaba
ve köyler bulunuyor. Tüf içine oyularak yapılmış birçok yapı içinde en önemli
ve sayıca fazla olanlar oturmak üzere yapılmış evler. Yumuşak ve oyulmaya son
derece elverişle olması nedeniyle kolay görünse de, bu tür yapıların işlenişi
önemli bir ustalık isteyen zor bir iş olduğu kesin. Önce, "kayacı" adı
verilen ustalar yamaçlarda tüfün kırıksız, çatlaksız ve yoğun olduğu bir yüzey
bulurlar. Oyma işinin yapıldığı "külünk" adındaki iki ucu sivri bir
kazmayla önce bir kapı açılır, ardından koridorlar, iç kapılar, pencere, duvar
dolapları ve sekilere şekil verilir. Ustalar işlerini metre hesabına göre yapar
ve buna göre ücret alırlar.
Bu kayadan
oyma meskenlerin büyük bir kısmı yakın bir zamana kadar kullanılıyordu. Bugün
dahi ev, ahır ya da samanlık olarak kullanılanlar var. Ortaçağın en ünlü üzümü,
dolayısıyla da şarapları bu bölgenin ürünü idi. Günümüzde de köy evlerinin pek
çoğunda "Şırahane" denilen imalathanelerde pekmez ve şıra elde etmek
için üzümler işleniyor. Tüfe oyulmuş havuzlar olan şırahanelerde yaş üzümler
ayakla çiğnenir, kanallarla depolara yollanır, daha sonra kaynatılarak pekmez
elde edilirdi. Bölgenin üzümlerinin hemen tamamı bu şekilde veya daha titiz bir
biçimde şarap fabrikalarında kullanılır, bir kısmı da kurutulurdu. Oldukça
ilkel çalışan şarap fabrikalarında mahzen veya fıçı işini gören, tüf içine
oyulmuş büyük havuzlar vardı.
Son derece
kendine özgü bir volkanik dokudan oluşan toprak üzerinde tarım, yine kendine
özgü bir gübrelemenin bulunmasını zorunlu kılmış ve yüzyıllar süren bir
deneyimin ardından bu yöntem gelişerek, bu kıraç arazinin bakılması halinde çok
verimli olabileceğini göstermiş. Bölgede sık sık rastlanan ve orijinal bir
görünüm sunan güvercinlikler aslında sözü edilen tarım ve gübreleme sistemi ile
yakından ilişkili. Burada arazi, bilinen anlamda toprak yerine, zaman zaman çöl
görünümüne bürünen erozyonlarla ufalanmış tüf zerreleriyle kaplı. Ancak bu
toprak yapısı bağ ve meyvalıklar için son derece elverişli. Orta Anadolu'nun
tipik sert iklimi altında, soğuk kış aylarında bağların kök-gövdeleri toprakla
kapatılır, bir-iki yılda bir de bağlar güvercin gübresi ile gübrelenirdi.
Aksaray

Aksaray
Hasandağı' nın eteklerinde geniş bir ova üzerine Anadolu'yu doğudan-batıya,
güneyden-kuzeye bağlayan ana yolların kesiştiği noktada kurulmuş. Özellikle
Roma Dönemi' nde önemli bir şehir olan Aksaray, adını Kapadokya Krallarından
Archelaos' tan almış. 11.yüzyılda Selçukluların egemenliğine geçen şehrin adı
''Aksaray'' olarak değişmiş. Kentin en önemli eserlerinden biri Eğri Minare.
Kapadokya Bölgesi' nin önemli merkezlerinden olan Ihlara Vadisi ve Güzelyurt
ilçesi Aksaray ili sınırları içerisinde yer alıyor.
Eğri Minare

Aksaray şehir
merkezindeki en eski Selçuklu eseri olan Eğri Minare ( Kızıl Minare), Selçuklu
Sultanı Alaeddin Keykubat'ın babası Sultan I. Keyhusrev tarafından 1221-1236 yılları
arasında yaptırılmış. Kırmızı tuğladan yapılan bu minarenin asıl adı Osmanlı
Padişahı IV.Murat dönemine ait bir yazılı belgeye göre Keyhusrev Camii ve
Minaresi. Ancak halk tarafından ' Eğri Minare' ya da ' Kızıl Minare' olarak
adlandırılıyor. Kübik kaideli, silindirik gövdeli yapının gövdesi ince bir
silme ile ikiye ayrılmış. Alt kısmı zik zak bezemeli olan Eğri Minare'nin üst kısmı
mavi ve yeşil çinilerle kaplıydı. Ancak bu çinilerin büyük bir kısmı kayıp.
Minarenin tek şerefesine 92 taş basamaklı merdivenle çıkılıyor. Bugün Türkiye'
nin '' Pizza Kulesi'' olarak adlandırılan minarenin ne zaman eğildiği hakkında
kesin bir kayıt yok.
Taptuk Emre Köyü ve Türbesi
Aksaray’a 20 kilometre mesafede bulunan köy, küçük Ekecik Dağı'nın eteğinde kurulu.
Dağın
eteklerinde son yıllarda yeniden çevre düzenlemesi yapılan cami ve türbe
bulunuyor. Taptuk Emre'ye ait olduğu söylenen mezarın üstüne taş sanduka yapılmış.
Yunus Emre Türbesi

Aksaray
ilinin Ortaköy ilçe merkezine 20 km. mesafede Reşadiye köyünde bulunan türbenin
bulunduğu tepe, halk tarafından ziyaret tepesi olarak da anılıyor.
Kilise Camii

Güzelyurt
ilçe merkezindeki Hristiyanlık dönemi eserlerinden. Ortodokslar için büyük önem
taşıyan Aziz Gregorius Kilisesi, M.S. 385 yılında kapalı haç planında inşa edilmiş.
Daha sonra çeşitli ilave ve tamiratlarla değişikliğe uğrayan kilisenin, çan
kulesi minare haline getirilerek camiye çevrilmiş.
Selime
Sultan Türbesi
Selime
köyünde bulunan türbe, gerek mimari, gerekse dekoratif yönden erken devir
özellikleri göstermekte. Taş ve tuğla işçiliğinin iç içe geçtiği türbe, mimari
stili ve malzemeleri yönünden 13. yüzyılın başlarına tarihleniyor.
Aziz Anargiros Kilisesi
Güzelyurt
ilçe merkezinde bulunan kilise, kayaya oyularak yapılmış. 1884 yılında büyük
bir tamir görmüş. Günümüzde Vatikan'dan çok sayıda insan buraya gelip hacı
oluyor.
Pürenli
Seki Kilisesi
Kilise
kayaya oyulmuş dört bölümden oluşuyor. Narteks zemininde mezarların bulunduğu
kilisedeki freskolar 10. yüzyıl başı ile 12. yüzyıl arasına tarihleniyor. Kilisede
yer alan Peygamberlerin kehaneti, Meryem ve piskoposlar, müjde, ziyaret,
çobanların tapınması gibi, İsa'nın çocukluğu ve İncil'den çeşitli sahneleri
konu alan tasvirler görülmeye değer.

Kokar
Kilise
9. yüzyılın
sonuna veya 11. yüzyılın ikinci yarısına tarihlenen freskoların konuları
oldukça zengin. Kilisenin iki mezar odasındaki süslemeler kırmızı boya ile yapılmış
ilk örnekler.
Eğritaş
Kilisesi
Çok büyük
bir tapınak olan kilise, vadinin en eski yapılarından biri. Kilisenin Meryem'e
ithaf edildiği, doğu duvarındaki bir kitabede belirtiliyor. Kilisedeki freskler
oldukça yıpranmış olmalarına karşın, boyaları hala çok renkli ve canlı.
GÖRMEDEN
DÖNMEYİN

Ihlara Vadisi
Aksaray'a 40 km. uzaklıktaki vadiye, Aksaray-Nevşehir karayolunun 11. km.sinden sapılarak ulaşılıyor. Kanyon, Hasandağı'ndan çıkan bazalt ve andezit yoğunluklu lavların soğumasıyla
ortaya çıkan çatlaklar ve çökmeler sonucu oluşmuş.
14 km. uzunluğundaki vadi Ihlara'dan başlayıp,
Selime'de son buluyor. Vadi boyunca kayalara oyulmuş çok sayıda barınak, mezar
ve kilise bulunuyor. Barınakların ve kiliselerin bazıları yeraltı şehirlerinde
olduğu gibi tünellerle birbirlerine bağlanıyor.
Yeraltı
Şehirleri

Aksaray’daki
yeraltı şehirleri genellikle Güzelyurt ve Gülağaç ilçelerinde yoğun olsada, şehrin
birçok yerinde yeraltı şehirlerine rastlamak mümkün. Güzelyurt ilçe merkezi ve
manastır vadisinde üç adet açık yeraltı şehri bulunuyor. Gülağaç ilçesinde
Saratlı yeraltı şehri aydınlatılarak ziyarete açılmış.
Antik Nora Viranşehir

Aksaray'ın 30 km. güneyinde Hasan Dağı'nın eteğinde kurulan kasaba, Roma ve Bizans döneminin önemli yerleşimlerinden.
Kasabada çok sayıda kilise kalıntısı bulunuyor. Ayakta kalan yapılar Bizans
devrine ait. Kiliseler kısmen tahrip olmuşsa da çok sayıda fresk tüm ihtişamlarıyla
ayakta duruyor.
Aşıklı Höyük
Kızılkaya
köyünün 1 km. kadar güneyinde Melendiz Çayı kıyısında, Aksaray'ın 25 km. güneydoğusunda yer alan höyükte ilk yerleşim M.Ö. 8 bin yılında başlamış. Aşıklı Höyük,
Anadolu ve Yakındoğu’da Akeramik Neolitik Döneme ait en eski ilk köy yerleşmelerinin
sergilendiği önemli ören yerlerinden biri.
Acemhöyük Antik Yerleşmesi
Aksaray'ın 18 km. kuzeybatısında yer alan Acemhöyük, Asur Ticaret Kolonileri Devrine ait büyük bir saray ve
depoya sahip. Kentte bulunan gaga ağızlı testiler, mühürler ve seramikler de
görülmeye değer.
Alayhanı
Aksaray-Nevşehir
karayolu üzerinde Alayhan köyü sınırları içerisindeki hanın ön kısmı ve avlusu
yıkılmış. II. Kılıçarslan döneminde Uçbeyi olan Pervane Bey tarafından yaptırıldığı
sanılıyor.

Sultan Hanı
1228-1229 Yıllarında Alaaddin Keykubat tarafından yaptırılan han, Selçuklu
devri mimari taş işçiliği ve süsleme sanatına güzel bir örnek. Sultan Hanı
ticari ve askeri açıdan önemli olan Konya-Aksaray yolunun emniyetini sağlamak
için kurulmuş. Yazlık, kışlık, mescid ve ahır bölümlerinden oluşan klasik
Selçuklu hanları tipinde.
Ağzıkara
Han

Aksaray-Nevşehir
karayolunun 15. km'sinde bulunan han, Osmanlı kaynaklarında Hoca Mesud Hanı
olarak geçiyor. Yapımına 1231 tarihinde başlanan han 1239 'da tamamlanmış.
Hamamı, imareti, yazlık ve kışlık bölümleri bulunan hanın kapısı Selçuklu taş
süsleme sanatının tüm özelliklerini göstermekte.
