Marmara Bölgesi

Ayasofya Müzesi
Selimiye
Camii

Mimar
Sinan'ın 80 yaşında yarattığı ve "Ustalık eserim" dediği anıtsal yapı,
Osmanlı Türk sanatının ve dünya mimarlık tarihinin baş eserlerinden. Çok
uzaklardan dört minaresi ile göze çarpan yapı, kurulduğu yerin seçimiyle, Mimar
Sinan'ın aynı zamanda usta bir şehircilik uzmanı olduğunu da gösteriyor. Mimarlık
tarihinde en geniş mekana kurulmuş yapı olarak nitelenen Selimiye Camii, yerden
yüksekliği 43.28 m olan, 31.30 m çapındaki kubbesiyle de dikkat çekici. Cami,
mimari özelliklerinin erişilmezliği yanında taş, mermer, çini, ahşap, sedef
gibi süsleme özellikleriyle de son derece önemli. Mihrap ve minberi mermer işçiliğinin
baş yapıtlarından. Yapının çini süslemelerinin, Osmanlı sanatında ayrı bir yeri
var. 16. yüzyıl çiniciliğinin en güzel örnekleri olan bu çiniler, 'sıraltı'
tekniğiyle, İznik'te yapılmış.

Merkez.
(Edirne)
Topkapı Sarayı

Osmanlı
padişahlarının yaşadıkları Topkapı Sarayı, dünyanın her yerinden gelen binlerce
turist tarafından ziyaret edilen, İstanbul’un en görkemli yapıtlarından biri.
15-19. yüzyıllar arasında Osmanlı İmparatorluğu'nun merkezinde bulunan Topkapı
Sarayı, labirentleriyle, Boğaz, Haliç ve Marmara Denizi'nin sularının karıştığı
noktada, bir kara parçası üzerinde yer alıyor. 1466-1478 yılları arasında inşa
edilmiş olan bu saray, diğer Avrupa saraylarının aksine çeşitli köşk ve
dairelerden oluşmuş bir yapı. Fatih devrinde ortalama 750 kişi olan saray halkı
gittikçe kalabalıklaşarak, 19. yüzyılın normal günlerinde 5000, bayram günleri
gibi özel günlerde ise 10.000'i aşan nüfusa ulaşmış. Bu nedenle saraya zamanla
yeni yeni ilaveler yapılmış. Ana girişle olan bağlantısı Bab-ı Hümayun’la sağlanan
ve Yeniçeriler’in konakladığı ön avlu, bugün binlerce ziyaretçiyi getiren otobüs
ve araçların park alanı olarak hizmet veriyor. Bir sonraki kapı olan Bab-üs
Selam kapısı ikinci avluya açılıyor ve buradan sarayın içine giriliyordu. Bugün
Topkapı Sarayı’nda, Osmanlı padişahlarının yüzyılları aşkın bir sürede topladıkları
efsanevi hazineler olan koleksiyonlar, tahtlar, mücevherler, ipek ve yapay
liften dokunmuş Türk kumaşları, ipek kaftanlar, sultan giysileri ve değerli
seccadeler sergileniyor. Dünyaca ünlü Topkapı Hançeri, Nadir Şah Tahtı ile Kaşıkçı
Elması da burada.

Salı günü hariç her gün 09.30-17.00 saatleri arasında açık. Sarayın içinde
bir cafe mevcut.
Dolmabahçe Sarayı

Ondokuzuncu
yüzyılda Sultan I. Abdülmecit tarafından yaptırılan Dolmabahçe Sarayı'nın mimarı
Karabet Balyan. Dolmabahçe Sarayı üç katlı, simetrik planlı bir yapı. 285 odası
ve 43 salonu var. Denizde 600 metrelik bir rıhtımı, birisi çok gösterişli iki
anıtsal kapısı bulunuyor. Dolmabahçe Camii ve Saat Kulesi ile bir külliye oluşturan
Dolmabahçe Sarayı, mevcut hiçbir sarayda bulunmayan zenginlik ve ihtişama
sahip. Duvar ve tavanlar devrin Avrupalı sanatçılarının resimleri ve tonlarca ağırlığında
altın süslemeleri ile dekore edilmiş. Meşhur Hereke ipek ve yün halılar, Türk
sanatının en güzel eserleri, birçok yerde görülüyor. Pırıl pırıl kristal avize,
şamdan ve şömineler sarayın pek çok odasında güzelliklerini sergilemekte.
Dünyadaki saraylar içerisinde en büyük balo salonu Dolmabahçe’de. Salonda 36 m. yüksekliğindeki kubbesinden ağırlığı 4.5 ton olan devasa kristal avize asılı duruyor. Bu ihtişamlı
saraydaki en önemli olay ise 1938 yılında Atatürk'ün ölümü.

Dolmabahçe
Caddesi. (Beşiktaş) Pazartesi ve Perşembe hariç her gün 09.00-16.00 saatleri
arasında açık. Sarayın bahçesinde bir cafe yer alıyor.
Beylerbeyi Kasrı

Asya kıyısında,
Boğaziçi Köprüsü’nün kuzeyinde yer alan ve yapımı 1865 yılında tamamlanan
Beylerbeyi Kasrı, padişahların konuklarını ağırladıkları bir köşktü. Cephe ve
iç dekorasyonda Doğu ve Türk motifleri, Batı süs öğeleri ile birlikte kullanılmış.
Üç katlı yapı, harem ve selamlık bölümlerini oluşturan 26 oda ve 6 salondan
ibaret. Bu küçük sarayın içi her biri küçük çapta bir servet olan Bohemya
avizeleri, Yıldız imalatı çiniler ve seramik vazolarla süslenmiş. Denize bakan
cephe süsleri, bakımlı bahçe ve orta bölümdeki havuzlu salon ile spiral
merdivenler dikkat çeken yerler. Arka yamaçta bir büyük havuz, teraslar ve
türünün en güzel örneği olan at ahırları yer alıyor.

Pazartesi
ve Perşembe dışında her gün 09.30-17.00 saatleri arasında açık, Beylerbeyi.
Rumeli Hisarı

Rumeli
Hisarı, İstanbul Boğazı’nın en dar yerinde ve Anadolu Hisarı`nın tam karşısında
1452 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılmış. Rumeli Hisarı da
Anadolu Hisarı gibi Boğaz’dan Bizans`a gelecek yardımları engellemek ve
savunmayı güçlendirmek amacıyla inşa edilmiş. Hisar surlarının uzunluğu
kuzeyden güneye 125 metre. Ayrıca yerden yüksekliği ise 30 metre olan 3 kuleye sahip. Bu üç büyük kule, yapımını üstlenen Çandarlı Kara Halil, Saruca ve
Zaganos Paşalar’ın adlarıyla anılıyor.
1953 yılında
restorasyondan geçirilen Hisar, içine eklenen açık hava tiyatrosu ile birlikte
müze halini almış. Günümüzde kültürel etkinliklere ve konserlere ev sahipliği
yapıyor.

Pazartesi hariç her gün 09-12.30 ve 13.30-17.00 saatleri arasında açık,
Rumeli Hisarı.
Galata Kulesi

Galata
Kulesi, 1348 yılında Cenevizliler tarafından inşa edilmiş. 61 m. yüksekliğinde ve bodrum dahil 12 katlı olarak tasarlanan kule, Galata surlarının baş kulesi
olma özelliğinde.
1509 yılında
İstanbul’u sarsan ve “Küçük Kıyamet” adı verilen depremde surları yıkılan
kulenin sadece kendisi kalmış ve II. Beyazıt’in buyruğuyla mimar Murat Bin
Hayrettin tarafından onarılmış. Osmanlı devrinde tersane deposu gibi çeşitli işlevlere
tahsis edilen kule, 16. yüzyılda Kasımpaşa Tersanesi’nde çalışan tutsakların
zindanına dönüşmüş, 18. yüzyılda ise yangın gözetleme yerine. 1960’lı yıllarda
tepeden tırnağa onarılan kule günümüze ulaşana kadar pek çok onarım ve
restorasyona tabii tutulmuş.
Kendine
özgü konik formlu çatısıyla İstanbul’un simgelerinden biri olan kule günümüzde
lokanta ve cafe olarak hizmet veriyor.
Hendek Caddesi (Galata)
Çemberlitaş

Çemberlitaş, İstanbul’daki en eski yapı. 330’da Bizans’ın, Roma İmparatorluğu’nun
başkenti ilan edilmesi üzerine, imparator Konstantin tarafından yaptırılmış. O
zamanlar Konstantin Forumu’nun tam ortasında yer alıyormuş. Ucunda eskiden
imparatorun Güneş Tanrısı Helios biçiminde bir heykeli varmış. Adını gövdesini
saran demir çemberlerden alıyor.
Divan Yolu, Vezirhane Caddesi. (Cağaloğlu)
Arkeoloji Müzesi

19. yüzyıl
sonlarında ünlü ressam ve müzeci Osman Hamdi Bey tarafından, İmparatorluk
Müzesi olarak kurulan İstanbul Arkeoloji Müzesi, çeşitli kültürlere ait sayısı
bir milyonu aşan eseriyle, dünyanın en büyük müzeleri arasında sayılıyor.
Müzenin koleksiyonları içinde, Balkanlar'dan Afrika'ya, Anadolu ve
Mezopotamya'dan Arap Yarımadası'na ve Afganistan'a kadar, Osmanlı İmparatorluğu'nun
sınırları içerisinde yer alan medeniyetlere ait eserler yer alıyor. Arkaik
Dönem'den Bizans Dönemi'ne kadar olan heykel sanatının gelişimi sergilenen
eserler kronolojik sıralama içerisinde izlenebiliyor. Ana binanın üst katında
ise küçük taş eserler, çanak çömlekler, pişmiş toprak heykelcikler, hazine
bölümü, 80.000 sikke, mühür, nişan ve madalya bulunuyor.

Pazartesi dışında her gün 09.30-17. 00 saatleri arasında açık, Topkapı
Sarayı Birinci Avlu.
Yerebatan Sarnıcı

Ayasofya’nın karşı çaprazında bulunan Yerebatan Sarnıcı, 6. yüzyılda yeraltı
sarnıcı olarak inşa edilmiş. Sarnıç toplam 136 sütundan oluşuyor. Sütun başları
korint ve erken Bizans özellikleri taşımakta. Şehirde varlıkları bilinen 70’i aşkın
sarnıç arasında ziyarete açık olan tek ve en büyük sarnıç.
Salı hariç her gün 09.00-17.00 saatleri arasında açık.
Ayasofya Müzesi

Altı yıl
(532-538) gibi çok kısa bir sürede inşa edilen kilisenin görünümü karşısında
imparator Justinianus’un “Süleyman Peygamber, artık senden daha üstünüm!” diye
bağırdığı rivayet edilir. Mermer levhalarda ve mozaik süslemelerde kendini
gösteren görkemli iç donanımın yanı sıra, Ayasofya’yı ziyaret edenlerin hayranlıkla
gözlemlediği bir başka nokta da; iç mekanın dahiyane biçimde bölümlenmiş birliği,
öyle ki bu uyum kilisenin “Dünyanın Sekizinci Harikası” olarak tanımlanmasına
yol açmış. Kilisenin duvarları renkli mermer levhalarla kaplı. Tabandan,
kubbenin tepesine kadar olan uzaklık 55.60 metre. Kubbenin açıklığı ise 33 metre. Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u almasıyla camiye dönüştürülen
yapıya dört minare eklenmiş. Ayasofya, 1934 yılından beri müze olarak kullanılıyor.

Pazartesi
hariç her gün 09.30-17.00 arasında açık, Galeri 09.00-10.30 ve 13.00-15.00
saatleri arasında açık.
Sultanahmet Camii

Çini
dekorasyonu nedeniyle “Mavi Cami” olarak da adlandırılan, altı minareye sahip
Sultanahmet Camii şehrin en büyük camisi. “Mavi Cami” Osmanlı mimarlık sanatının
ulaştığı en son noktanın ürünü. Tıpkı dışarıdan görünüşü gibi yapının içi de
büyük bir birlik ve yalınlık içinde. Dört görkemli yivli taşıyıcı, tonoz
kemerini ve ana kubbenin kenar köşeliklerini taşıyor; taşıyıcılar aralıklı
olmakla birlikte neredeyse kare biçimindeki cemaat yerinde biraz sıkışık
duruyor. 20.000’den fazla İznik çinisinin mavi ve beyazı ile Kuran yazmalarının
altın sarısı, halıların kızıllığıyla mükemmel bir uyum içinde. Çoğunluğu renkli
camlı olan 260’ı aşkın pencere sayesinde dev mekân (51x53 metre) ışıl ışıl aydınlık,
ama aynı zamanda da mistik bir loşluk söz konusu.

Süleymaniye Camii ve Külliyesi

Mimar
Sinan'ın “Kalfalık eserim” dediği Süleymaniye Camii ve Külliyesi, İslam
mimarisinin en güzel örneklerinden biri. Altı medrese, tabhane, imaret,
kervansaray, bimarhane, hamam, mektep, oda ve dükkanlar ve Kanuni ile Hürrem
Sultan'ın türbelerinden oluşan Süleymaniye Külliyesi, sosyal ve kültürel bağlantıları
ile Fatih külliyesinden sonraki en büyük kompleks.
1550-1557 yılları
arasında Kanuni tarafından Mimar Sinan'a yaptırılmış. Avlunun köşelerinde sade
ve zarif dört minare yükselmekte. Bu minarelerden ikisi ikişer, ikisi üçer şerefeli.
10 şerefe, Kanuni’nin 10. hükümdar olduğuna işaret. Tamamı organik olan cami
planında, hiçbir bölüm diğer bölümün güzelliğine kurban edilmemiş. Kendine özgü
eğilimleri olan bir kültürün zevk ve geleneklerini yansıtan bu anıt, teknik
etkiyi zedelemeksizin mimari ile kaynaşmış aşırılıktan uzak sade bir incelikle
süslenmiş.

Tiryaki Çarşısı Sokak. (Süleymaniye)
Küçük Ayasofya Camii

Küçük
Ayasofya, camiye dönüştürülmeden önce Suriye kökenli Romalı lejyonerler Sergios
ve Bakchos’a adanmış bir kiliseydi; bu iki lejyoner Hristiyanlığı kabul etmiş
ve bu uğurda şehit olmuşlardı. Kilise, Büyük Ayasofya’dan yalnızca birkaç yıl
önce inşa edilmiş; yapımı sırasında ana kubbenin inşa olanaklarının araştırıldığı
kolayca anlaşılıyor. Zengin iç donanımdan geriye yalnızca mermer kaplamalar ve
sütunlar kalmış.
Mehmet Paşa Sokak.(Sultanahmet)
Ortaköy Camii

Cami,
Sultan Abdülmecid tarafından Mimar Nigoğos Balyan’a 1853 yılında yaptırılmış.
Oldukça zarif bir yapı olan cami Barok üslubunda. Geniş ve yüksek pencereler Boğaz’ın
değişken ışıklarını caminin içine taşıyacak biçimde düzenlenmiş. Merdivenle çıkılan
yapının tek şerefeli iki minaresi var. Duvarları beyaz kesme taştan yapılmış.
Mihrap mozaik ve mermerden, minber ise somaki kaplı mermerden yapılmış ve ince
bir işçiliğin ürünü.

Ortaköy.
Rüstempaşa Camii

Mısır Çarşısı’nın
birkaç adım ötesinde Osmanlı İstanbulu’nun gerçek bir örneği gizli: Muhteşem
Süleyman’ın Baş Veziri ve damadı Rüstem Paşa’nın camii. Cami, padişah tarafından
1561 yılında, Süleymaniye Camii’nin inşaatı bittikten sonra Mimar Sinan’a yaptırılmış.
Rüstempaşa Camii pek ziyaret edilmeyen, ama belki de şehrin en alımlı camisi. İçindeki
eski halılar ve Osmanlı seramik sanatının yükselme dönemine ait çinilerin
üzerindeki zarif desenler inanılmaz güzellikte. Pazarların bir arada bulunduğu
mahallenin kargaşa ve gürültüsünden sonra, caminin sessizliğinde zaman durmuş
gibi geliyor.
Zeyrek Camii (Pantokrator Manastır Kilisesi)

Bizans'ın
önemli bir manastır kompleksinin baş kilisesi. Üç kiliseden meydana gelmiş.
Büyük kilise II. Ioannes Komnenos'un birinci eşi Eirene tarafından (1118-1143)
yaptırılmış ve Hz. İsa'ya ithaf edilmiş. Önce bu kiliseye cenaze törenlerinin
yapıldığı küçük bir kilise, daha sonra ise Theotohas Eleousa'nın himayesinde
bir başka kilise eklenmiş. İstanbul’un fethinden sonra kilisenin bölümleri
medreseye çevrilmiş ve zamanın bilginlerinden Molla Zeyrek'in adını almış.
Bugün cami olarak kullanılıyor.
Zeyrek.
Kariye Müzesi (Khora Manastırı)

Kariye Müzesi
İstanbul'un
Edirnekapı semtinde bulunan Kariye, kent dışı kırsal alan anlamına gelen Khora
sözcüğünden geliyor. Khora Kilisesi, daha önce burada mevcut olan bir şapelin
yerine İmparator Justinianus zamanında inşa edilmiş. Zamanla harap olan yapı
11. yüzyılda yeniden yapılmış.
Kariye
Müzesi’ndeki mozaik ve freskler Bizans resim sanatının son dönemine ait 14.
yüzyılın en güzel örnekleri. Hz. İsa'nın ve Hz. Meryem'in hayatına ait sahneler
yer alıyor. İstanbul fethinden sonra camiye dönüştürülen yapı bugün müze olarak
hizmet veriyor.
Edirnekapı.
Ermeni Patrikhanesi

İstanbul’daki
Ermeni Patrikhanesi, Ermeni Kilisesi’nin yeryüzündeki dört hiyerarşik
merkezinden birisi (diğerleri Erivan, Beyrut ve Kudüs’te bulunuyor). İlk İstanbul
Patriği 1. Hovaghim, Fatih Sultan Mehmet döneminde görev yapmış. İstanbul
Ermeni Patrikliği’nin Meryem Ana Merkez Kilisesi ve geleneksel ahşap Patrikhane
binası 1641 yılından itibaren, o zamanlar Konstancalion adlı bir liman olan
Kumkapı’da bulunuyor.
Kumkapı.
Aya Irini Kilisesi

“Kutsal Barış
Kilisesi” Topkapı Sarayı’nın birinci avlusunda yer alıyor, 4. yüzyılda inşa
edilen yapı şehrin en eski kilisesi. 740 yılında bugünkü biçimini almış, Osmanlı
döneminde ise silah ve mühimmat deposu görevini görmüş. Restore edilişinden bu
yana sergiler ve kültürel etkinlikler için kullanılıyor.
Topkapı
Sarayı Birinci Avlusu. (Sultanahmet)
St. Antuan Kilisesi

20. yüzyılın
ilk yirmi yılı içinde yapılmış İstanbul’un en büyük Katolik kilisesi. Beyoğlu'nda
İstiklal Caddesi üzerinde bulunan St. Antuan Kilisesi’nin mimarı Giulio
Mongeri. Kilisenin altı yıl süren inşaatı 1912 yılında tamamlanmış. İstanbul’un
en büyük kiliselerinden biri olmasının yanı sıra, cemaati en geniş katolik
kilisesi de St. Antuan. Geniş bir avlu içerisinde bulunan betonarme kilise İtalyan
Neo-gotik tarzının izlerini taşıyor.
İstiklal
Caddesi (Beyoğlu)
Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi

Sadrazam
Ali Paşa Caddesi'ndeki Patrikhane, Ortodoks Rumların en kutsal mekanı. Bugünkü
binasına 1602 yılında taşınan Patrikhane, 1800'lü yıllarda yapılan
restorasyonla günümüzdeki görünümüne kavuştu. Üçlü bir kapıdan girilen
patrikhanede basamaklardan yukarı doğru çıkıldığında ana kapıya ulaşılıyor.
Ana kapı,
1821 yılında idam edilen Patrik V.Grigorios ve üç metropolitin anısına kapalı
tutuluyor. Girişler sol taraftaki kapıdan yapılıyor. Bu kapıdan 1700'lerde
bazilika tipinde inşa edilen Aya Yorgi kilisesine geçiliyor.
Aya
Yorgi’de dünyada sadece on, onbeş tane bulunan üç taşınabilir mozaiği
görebilirsiniz. Kilisede yer alan demir kaplamadaki sütun deliğinin Hz. İsa'nın
gerildiği çarmıha ait olduğuna inanılıyor. Patrikhane'de Rus Ortodoks
cemaatinden kalma çok kıymetli dini eşyalarda mevcut.

Fener
Bulgar Kilisesi

Haliç kıyısında
yer alan Bulgar Kilisesi diye anılan Aya İstefanos Kilisesi, içindeki sütunlar
ve asma katlar da dahil olmak üzere, demir döküm. Demirler, 1871 yılında
Viyana’da döktürülmüş, deniz yoluyla Haliç’e getirilmiş. Neo-gotik tarzdaki yapı
mobil bir özellik taşıyor. Yani sökülüp takılabiliyor. Gerekirse bulunduğu
yerden taşınıp, başka bir yerde kurulabiliyor. Dönemin ünlü mimarlarından Aznavour’un
eseri. Kilise, Fener Rum Patrikhanesi’nden ayrılan Bulgar azınlık için yapılmış.
Günümüzde halen bu cemaat tarafından kullanılıyor. Bahçesinde ilk Bulgar
patriklerinin mezarları mevcut.
Mürsel
Paşa Caddesi- Balat. (Haliç)
Ulu Cami

Bursa’nın
simgesi Ulu Cami, 1396-1400 yıllarında Yıldırım Bayezıt tarafından, tamamıyla
kesme taştan, çok kalın ve yüksek duvarlarla 12 ağır dört köşeli paye üzerine,
pandantiflerle, yirmi kubbeli olarak yaptırılmış. Çok kubbeli camilerin en
klasik ve anıtsal bir örneği. Zengin ve ferah mekanı ile bütün Türk camileri
arasında en büyük ölçüye (318 m2) sahip. Rumi ve palmetlerle ince işlenmiş
küçük geçme panoları, geometrik örnekli korkuluk şebekeleri, ön cephesindeki
kitabe ve şebekeli tacı ile minber Selçuklu üslubundan Osmanlı üslubuna geçişin
tipik bir örneği.
Merkez. (Bursa)
Muradiye Külliyesi

Sultan II.
Murat tarafından 1424-1426 yılları arasında yaptırılan külliye; cami, medrese,
imaret, hamam ve 12 türbeden oluşuyor. Cami Osmanlı mimarisinde, ilk zamanlarda
çok kullanılmış olan yan mekanlı camiler türünden. Barok uslüptaki mihrap ve
minberi 18. yüzyıldan kalma. Muradiye Külliyesinde II. Murat ve ailesi adına
yaptırılmış 12 türbe bulunuyor. Türbeler Osmanlı şehzadelerinin hüzünlü sonlarını
hatırlatırcasına kederli ve zarif. Türbede yatanlar II. Murat, Cem Sultan, I.
Ahmet, Şehzade Mustafa ve diğer Osmanlı şehzadeleri.

Cem Sultan Türbesi
Muradiye. (Bursa)
Yeşil Camii

Osmanlı
mimarisinin İznik'teki en önemli anıtsal yapısı olan cami, ilçenin doğusunda
Lefke Kapısı'nın yakınında yer alıyor. Çandarlı Hayrettin Paşa tarafından
1378-1398 yıllarında yaptırılmış. Köşe sütunları ile mukarnas nişli, geometrik
geçmeler, Rumi ve palmet kabartmalarla süslü sade mermer mihrap, en eski ve
devrin en güzel Osmanlı örneği. Selçuklu geleneğine uyan tuğla minare, camiye
adını veren, yeşil firuze, sarı ve mor renkli çinilerle süslü. İznik Yeşil
Camii, Selçuklu mimarisinden doğduğu sezilen Osmanlı üslubuna geçiş yapılarından
biri olarak kabul ediliyor.
Iznik (Bursa)
Cumalıkızık

Osmanlı
yerleşimlerinin yavaş yavaş Bursa civarına kaydırıldığı dönemde kurulmuş 700 yıllık
bir vakıf köyü Cumalıkızık; Osmanlı’nın erken dönemine ilişkin sivil mimarinin
en güzel örneklerini barındıran, tarihi dokusunu günümüze dek koruyabilmiş bir
açık hava müzesi aynı zamanda... Köyde evler iç içe inşa edilmiş. 700 yıllık
geçmişi olan köyde 190’ı halen oturulan 265 ev var. 700 yıllık cami, evlenme
törenleri ile bayramlarda kullanılan tarihi hamam, sanatevi ve Etnografya
Müzesi Cumalıkızık’ta görülmesi gereken yerlerin başında geliyor.

Bursa’nın 10 kilometre doğusunda, Bursa-Ankara karayolundan Uludağ
eteklerine sapan yol, 3 kilometre sonra Cumalıkızık köyüne ulaşıyor. Ekşi maya
ile yapılmış ve odun ateşinde pişirilmiş nefis ekmeğinin tadına bakmadan
Cumalıkızık’tan ayrılmayın. Fırının ekmeği kadar çöreği de ünlü.