Ege Bölgesi

Bodrum Kalesi
Truva-Troya

Çanakkale
Boğazı'nın Ege Denizi'ne açıldığı noktadan 6 km. kadar içerdeki Hisarlık’da höyük tipinde bir yerleşim olan Troya, M.Ö 3. ve 2. bin yıllarda canlı bir kültür
kenti, yerleşik tarım topluluklarını yöneten bir krallığın merkezi. M.Ö 13.
yüzyılın sonlarına doğru büyük bir yangın geçirmiş. Bu yangının ünlü Troya Savaşı’nın
sonunda çıktığı düşünülüyor. Bölgeye sırasıyla Persler, Büyük İskender,
Selevkoslar, Pergamon Krallığı ve Romalılar egemen olmuş. Kazılar sonucunda
Troya'da üst üste kurulmuş, yedi ayrı kültürü temsil eden 4 mimari katın oluşturduğu
9 yerleşim saptanmış. Bölgede geçtiği rivayet edilen ve tarihin en kanlı savaşına
ilişkin Truva Atı efsanesi ise dünya mitlerinin en etkileyicilerinden biri.

Hisarlık. (Çanakkale)
Athena Tapınağı

M.Ö. 530 yılında,
Akropol'ün en yüksek yerine (236 metre) kurulmuş olan Athena Tapınağı, adını
Zeus’un kızı ve on iki Olimpos Tanrı’sından biri olan savaş tanrıçası
Athena’dan almış. Athena Tapınağı, Antik Çağ’ın Anadolu'da Dor üslubta yapılmış
tek örneği olması ve kabartmalı frizlerin bulunması nedeniyle büyük önem taşıyor.
Ancak iki basamaklı podyum, günümüze ulaşabilmiş. Dorik başlıklar, sütun
kaideleri ve öbür mimari kalıntılar, çevrede görülebiliyor.Tapınak, dikdörtgen
planlı bir iç yapı ile dışta onu çevreleyen tek sıra sütundan oluşmakta. Toplam
34 sütunun 32’sinin başlığı bugün sağlam olarak bulunabilmiş. 4.30 metre yüksekliğindeki başlıksız sütunlar, başlıkla birlikte 4.78 metreye ulaşıyor. Tapınağın arasından
sızan ay ışığının ve yıkıntılar arasından doğan günün ilk ışıklarının muhteşem görüntüsü, Edremit Körfezi'nin manzarası ile birleştiğinde ortaya çıkan görsel ihtişamı kelimelerle ifade etmek mümkün değil. İşte ancak o zaman, bu harika mekanın tapınak
için neden seçildiği anlaşılır hale geliyor.
Assos. (Çanakkale)
Antandros Antik Kenti

Antandros,
Avcılar Köyü’nün batısında, 215 m. yüksekliğindeki bir tepenin üzerinde kurulu
bir antik kent. 1. derece Sit Alanı ilan edilen tepenin üst kısmında kale, batı
yamaçlarında ise mezarlık yer alıyor. Altınoluk’un doğusunda kurulan, günümüzde
ise merkezinde yer alan şehrin, toprak üstüne çıkarılmış çok az kalıntısı var.
Antandros, Artemis Ormancığı ve Kaplıcaları’nın da dahil olduğu “Astyra” köyünü
içine alıyor. Kent, batıda Gargara, doğuda ise Adramiytteion (Edremit Körfezi)
ile sınırlı. Doyran Köyü’nün doğu yamaçlarında, taş ocağının hemen üzerinde
antik kent kalıntılarına rastlanıyor. Şahinderesi Kanyonu’nda ise sur ve yapı
kalıntıları bulunuyor. Bu sarp araziyi, Antandros halkının sığınak olarak
kullandığı tahmin ediliyor.
Avcılar Köyü-Altınoluk. (Balıkesir)
Taksiyarhis Kilisesi-Cunda Adası

1873 yılına
tarihlenen Taksiyarhis, Cunda’nın metropol kilisesi. Bizans stilindeki yapının
Cunda Adası’nın geleneksel sokak dokusuyla ve neo-klasik evleriyle büyük bir
uyum sergilediği görülüyor. Taksiyarhis Kilisesi, yapısal özellikleri, iç
mekanlarda sıkça rastlanan mermer işçiliği, dinsel temaları konu edinen tavan
süslemeleri, İsa’nın yaşamından kesitler sunan ikonaları ve balık derisi
üzerine yapılmış eşsiz azize portreleri ile Cunda Adası’nın en önemli tarihi
eseri. Ziyarete kapatılan kilisenin devasa çanı Berlin’deki Bergama Müzesi’nde
sergileniyor.
Cunda Adası-Ayvalık. (Balıkesir)
Sart Antik Kenti

Sart, antik
çağda Lidya Krallığı’nın başkenti olması ve tarihte ilk altın paranın basıldığı
yer olmasıyla ünlü. Arkeolojik kazılar sonucunda Artemis tapınağı, sinagog,
gymnasium başta olmak üzere altın arıtmaevi ve mermerli cadde kenarındaki
dükkanlar ve küçük kilise gibi birçok eser ortaya çıkarılmış. Sart Ören Yeri,
Hristiyanlığın ilk çağlarına ait Ege Bölgesinde bulunan yedi kiliseden Sart
Kilisesi’nin bulunduğu yer olarak da yoğun bir biçimde ziyaret ediliyor. Yine
Sart antik kentinde, İzmir-Ankara yolunun kuzey kenarında bulunan sinagog (M.
S. III. yüzyıl) türünün Anadolu'daki en eski örneklerinden biri.

Salihli yakınlarında, Manisa'ya 62 km uzaklıkta bulunuyor.
Kadifekale

İzmir'in
içinde, kente hakim bir tepedeki bu kale Helenistik, Roma ve Bizans izlerini taşıyor.
Yüksekliği 20-25 metre olan duvarlarının uzunluğu eski dönemlerde 6 km.'yi buluyordu. Günümüzde çay bahçeleri ve olağanüstü kent manzarasıyla ünlü bir gezinti yeri.
Izmir.
İzmir Arkeoloji Müzesi

Yakın
çevreden çıkarılan arkeolojik eserlerin bulunduğu müze 1500’ün üzerinde tarihi
esere ev sahipliği yapıyor. Erythrai, Efes, Kadifekale (Gyneion), Pitane
(Çandarlı) gibi önemli antik kentlerden elde edilen buluntuların sergilendiği
müzenin hazine dairesinde M.Ö. 5000 yıllarından başlayıp, Geç Roma dönemine
kadar uzanan çok sayıda eser bulunuyor.
Bahribaba Parkı. (Konak)
Bergama

Helenistik
Pergamon Krallığı’nın denize kıyısı olmayan başkenti Bergama, barındırdığı
tarih hazineleri ile ülkemizin en önemli turizm merkezlerinden biri. 150 yıl
boyunca Helenistik dönemin en parlak kültür merkezi olmayı sürdüren kentin
ortaya çıkarılması için yapılan kazılarda bulunan Zeus Sunağı kabartmaları ve
daha pek çok eser Berlin’e kaçırıldı.
Bergama antik kenti İzmir’in 100 km. kuzeyinde yer alıyor.
Akropol

Trojan Çeşmesi - Bergama Akropolü
Bergama
Akropol’ü son derece dik bir tepe üzerinde kurulmuş. Pergamon kentinin kalıntıları
ise tepede çok geniş bir alana yayılmış durumda. Daha ilk çağlarda iskana açılan
tepenin üst kısmında, kalenin doğu duvarı boyunca, kral sarayları ve bunlara bağlı
yapılar yer alıyor.
Bergama
Tiyatrosu

Bergama
Tiyatrosu, Asklepion’un kuzeybatı ucundaki dik yamaç üzerine inşa edilmiş.
10.000 kişi kapasitesine sahip Batı Anadolu’nun en dik tiyatro yapısı, kayalığın
yontulmasıyla oluşturulan yarım daire biçimli oyuğa oturtulmuş.
Zeus Sunağı

Zeus Sunağı ne yazık ki ait olduğu yerden çok uzakta, Berlin Pergamon
Müzesi’nde sergileniyor.
Bugün
Bergama Zeus Sunağı’nın yerinde yalnızca temelleri görülebiliyor. II.Abdülhamit’in
kültür-sanat yapıtlarını umursamaz tavrı, bu ünlü sunağın Berlin’e kaçırılmasına
yol açmış.
II. Eumenes
zamanında Galatlar’a karşı kazanılan zaferin anısına dikilen anıt Zeus ve
Athena’ya adanmıştı. 1897 yılında Almanya’ya kaçırılan sunağın yeri günümüzde
reprodüksiyonu ile doldurulmaya çalışılmakta.
Bergama
Kütüphanesi
Bergama
Kütüphanesi, rulo biçiminde saklanan 200.000 kitabının varlığıyla ün salmıştı.
Antonius, bu kütüphaneyi Sezar’ın yaktığı İskenderiye Kütüphanesi yerine
Kleopatra’ya hediye etmişti.
II. Eumenes
döneminde zenginleşen kütüphanenin en büyük rakibi İskenderiye Kütüphanesi idi.

Bergama
Asklepionu
Pergamon
Asklepion’u ilk çağlarda Bergama’nın en önemli sağlık merkeziydi. Çeşitli
tedavi birimlerini de içeren tapınak, hastane işlevi görüyordu. Buradaki tedavi
yöntemleri arasında şifalı su, çamur kürü, spor, tiyatro ve psikoterapi de yer
alıyordu.
Serapis
Tapınağı

Serapis Tapınağı
Pergamon
kentinin en büyük yapısı. Kırmızı tuğlayla inşa edildiği üzere halk arasında “Kızıl
Avlu” olarak adlandırılan 60x26 m. boyutlarındaki yapının 19 m.’lik bir kısmı halen ayakta. Yapının her iki yanında kule benzeri dairesel ekler bulunuyor.
Bizans döneminde Kızıl Avlu içine yapılan kilise Hristiyanlığın ilk yedi
kilisesinden biri. Yapının günümüze kalan duvarları insan boyunda. Serapis Tapınağı,
günümüzde Bergama kent merkezindeki Akropol çıkışında yer alıyor.
Klazomenai

On iki İyon
kenti arasında anılan Klazomenia arazisinde yapılan yüzey araştırmalarında
farklı dönemlere ait küçük yerleşim merkezleri, çoğu geç arkaik döneme
tarihlenen nekropolis alanları bulunmuş. Çevredeki birçok tepe üzerinde yer
alan ve tahrip edilmiş tümülüslerin bulundukları noktalar da gömü alanları
olarak kullanılmış kalıntılardan bazıları.
Urla’ya bağlı İskele Mahallesi, Karantina Adası’nda kurulu.
Erythrai
(Ildırı)
Erythrai’nin
M.Ö. 3000’de Erythoros yönetiminde olan kolonistler tarafından kurulduğu
biliniyor. Görülmesi gereken kalıntıların başında şehir surları geliyor. Ayrıca,
akropolis, tiyatro, akropolisin kuzeyinde yapılan kazılarda ortaya çıkan
Helenistik ve Roma Dönemi'nden kalma villa yapıları, Arkaik Döneme ait Athena
Tapınağı, Bizans Dönemi'nde inşa edilmiş kilise, Cennettepe olarak adlandırılan
yerde Roma Villası ve Mozaikleri, Geç Roma-Bizans Dönemi'nde inşa edilmiş hamam
yapısı önemli tarihi eserlerden. Köy bütünüyle SİT alanı.
Erythrai, Çeşme’ye 27 km. uzaklıkta küçük adacıkları olan bir koyun üzerinde
yer alıyor.
Teos
Arkaik çağda
12 İyon yerleşiminden biri olan Teos'ta, Helenistik ve Roma Çağı eserleri
bulunuyor. Bunların en önemlileri Dionysos Tapınağı, Agora, Tiyatro, Odeon,
surlar ve liman kalıntıları. Osmanlılar, Sığacık'ta 1522 yılında deniz üssü
olarak kullanılan bir kale inşa etmişler. Günümüzde kale kalıntılarını görmek
mümkün.
Seferihisar’a bağlı Sığacık Köyü’nün 1 kilometre güneyinde bulunuyor.
Efes

Efes,
Türkiye'deki onlarca antik kent içerisinde en etkileyici ve en ünlü olanı. M.Ö.
1000 yıllarında kurulmuş olan şehir, Romalılar’ın Asya’daki başkenti. Antik
dünyanın en önemli merkezlerinden biri olan Efes, M.Ö. 4 bine dek giden tarihi
boyunca uygarlık, bilim, kültür ve sanat alanlarında her zaman önemli rol oynamış.
Efes,
Anadolu’nun eski ana tanrıça Kybele geleneğine dayalı Artemis kültürünün en
büyük tapınağı olan Artemis tapınağına da sahip. Bu tapınak dünyanın yedi
harikasından biri olarak kabul ediliyor. Kalıntıların içinde bir tiyatro,
gymnasium, banyolar ve kütüphane mevcut. Antik çağın bu önemli kenti, yılda
ortalama 1.5 milyon kişi tarafından ziyaret ediliyor. Efes Müzesi koleksiyonlarında
halen 50.000 eser sergileniyor.
Efes antik kenti Selçuk’a 3 km. uzaklıkta.
Yamaç
Evler
Yapılan kazılarda
Yamaç Evler’in en erken M.S. 1. yüzyılda, Augustus döneminde yapıldığı ve 7.
yüzyıla kadar birçok kez onarım ve değişiklik yapılarak kullanıldığını anlaşılıyor.
Evlerin
tabanlarında mozaikler, duvarlarında mermer kaplama ve freskler bulunuyor. 4
bin metrekare üzerine kurulmuş evlerin ısıtma, soğutma sistemleri, salon, yemek
ve çocuk odaları günümüzdeki yapılarla benzerlikler taşıyor. Dış görünümleri
sade, içleri zengin. Rahatlık için her şey düşünülmüş. Birkaç kişiyi alabilecek
büyüklükteki tuvaletlerinde delikli oturma blokları ve altında ana
kanalizasyona bağlı pis su sistemi mevcut. Duvarları da fresklerle süslü.
Celcus
Kitaplığı

Küretler
Caddesi ve Mermer Cadde’nin birleştiği yerde Efes’in en önemli anıtsal yapılarından
biri olan Celcus Kitaplığı yükseliyor. İmparator Hadrianus döneminin
özelliklerini yansıtan bu yapı M.S. 105-107 yıllarında Efes’in Asya eyaleti
prokonsülü Julius Celsus Polemeanus’un ölmesi üzerine, onun anısına oğlu Aquila
tarafından mezar anıtı olarak yaptırılmış.
Büyük Tiyatro

24.000 kişilik
kapasiteyle antik dünyanın en büyük tiyatrosu.
En gösterişli
bölümü ise sahne yapısı. Oyunlar haricinde tiyatro, gladyatör ve hayvan dövüşlerinin
ilgi gördüğü 3. ve 4. yüzyıllarda Arena gibi de kullanılmış.
Artemis
Tapınağı

Artemis Tapınağı
Dünyanın
yedi harikasından biri olan Artemis Tapınağı, antik dünyanın mermerden inşa
edilmiş ilk tapınağı. Büyüklüğü, 105 x 50 m. ve ön cephesi diğer Artemis (Ana Tanrıça) tapınakları gibi batıya dönük. Tapınakla ilgili günümüze tek bir sütun
kalmış.
Küretler
Caddesi

Küretler Caddesi
Celsus Kitaplığı’ndan
başlayan cadde, Panayır ve Bülbül Dağları’nın kesiştiği yerde bir rampa oluşturarak
Devlet Agorası’na yönelip, Herakles Kapısı ile son buluyor. Kentin önemli yapılarının
sıralandığı beyaz mermer plakalarla kaplı yolun her iki tarafı dekoratif mozaik
tabanlı sütunlu galerilere açılıyor. Sütun aralarını kaideleri hala yerinde
duran önemli kişilere ait heykeller süslemekteydi.
Çifte
Kiliseler (Konsül Kilisesi)

Çifte
Kiliseler'in Hristiyanlık dünyası için son derece özel bir önemi var. M.Ö. 431
ve 438 yıllarında konsüllerin toplandıkları kilise Meryem Ana'ya adanmış.
Kilise Hristiyanlığın dünyadaki ilk yedi kilisesinden birisi olması nedeniyle
bugün bile büyük önem taşıyor. MS. 7 yüzyılda kilisenin apsisinden açılan bir
kapı ile ikinci bir kilise inşa edilince kiliselerin adı “Çifte Kiliseler”
olarak anılmaya başlanmış.
Meryem Ana Kilisesi

Bülbül Dağı
üzerinde Hristiyanlığın kutsal anası Hz. Meryem'in Evi bulunuyor.
Hristiyanlarca ''Panaya Kapulu'' olarak da adlandırılan kutsal yerin M.S.4.
yüzyılda inşa edildiği sanılıyor.
St. Jean
Hz. İsa'nın çarmıha gerilişinden sonra Hz. Meryem'in Kudüs'te kalmasını sakıncalı
bulduğundan, onu yanına alarak kaçırmış ve buraya getirmiş. Hz. Meryem'i
putperestlerin diyarına sokmak istemediğinden, onu Bülbül Dağı eteklerinde sık
ağaçlarla kaplı bir köşede yaptığı kulübede gizlemiş. St. Jean'ın her gün gizli
gizli onu ziyarete gittiği ve yiyecek içecek götürerek yokladığı bilinmekte.
Hz. Meryem'in tam 101 yaşına kadar Bülbül Dağı’ndaki bu yerde yaşadığı ve
burada öldüğü kabul ediliyor. Bu sebeple Hristiyanların önemli bir hac merkezi.
Meryem Ana Kilisesi, Selçuk’a 9 km. uzaklıkta.
Yedi
Uyuyanlar

Bizans
döneminde mezar kilisesi haline getirilmiş olan bu yer, Geç Roma imparatorlarından
Dacius zamanında putperestlerin zulmünden kaçan yedi Hristiyan gencin Panayır
Dağı eteklerinde sığındıkları mağara. Gençler bir gece uykuya daldıklarında
Dacius’un polisleri buraya gelerek mağaranın ağzını koca kayalarla kaplatmışlar.
Aradan aylar, yıllar geçmesine rağmen bu 7 genç ve köpeği karanlığa aldırmadan
uyumaya devam etmişler. Bir sabah keçilerini otlatan bir çoban kayayı yerinden
oynatınca, mağaraya ışık sızmış ve gençler uyanmış. Kente giden gençler
Hristiyan inancın hakim olduğunu öğrenince, yıllarca uyudukları mağara ve
çevresi kutsal yer ilan edilip, saygı görmüş. 5. yüzyıldan itibaren de
Hristiyan mezarlığı ve dini merkez halini almış.
Panayır Dağı (Efes).
Şirince

Son yıllarda
gittikçe popülerleşen köyün kuruluşu M.S. 5. yüzyıla kadar uzanıyor. Eski adı Kırkınca-Çirkince
olan köy, zamanla Şirince adını almış. Kurtuluş Savaşı sonrasında,1920'lerde
Türk-Yunan mübadelesinden kalan köy, Türk-Yunan kültürünün mükemmel bir
sentezi. Köyde iki kilise, mimari özellikleriyle dikkat çeken ilkokul ve çeşme
ile kırka yakın manastır bulunuyor. Restore edilen eski Rum evlerinde
konaklayabilirsiniz. Yöreye özgü zeytin ve zeytinyağlarının dışında köy
evlerinde üretilen elma, vişne, şeftali ve çilek şaraplarını tatmanızı tavsiye
ederiz.
Şirince
Efes’e 12 km., Selçuk’a ise 7 km. uzaklıkta.
Magnesia
Kuzey
Yunanistan’dan gelen Magnesialı Aioller tarafından kurulan kent, M.Ö. 400-398 yıllarına
tarihlendiriliyor. Kentten günümüze kalan kalıntılar arasında sütunlarla
çevrili bir avlu ortasındaki Artemis Tapınağı bulunuyor. Tapınağın kabartmalarının
büyük bölümü Louvre Müzesi’nde. Kentin güney sırtlarında yer alan tiyatro,
bitmemiş formuyla dünyada eşi az görülen bir yapı örneği. Kentte ayrıca
Odysseia’dan alıntı bir sahne gösteren başlıklı bazilika, Helenistik tiyatro,
dağa gömülü Stadium ve dev bir Gymnasium bulunuyor.
Selçuk-Söke yolu üzerinde, Ortaklar-Aydın yol ayrımından sonraki 5.
kilometrede bulunuyor. Söke karayolu, Artemis Tapınağı’nın üstünden geçiyor.
Pamukkale

Travertenlerin
dünyadaki sayılı örneklerinin bulunduğu Pamukkale, her mevsim farklı güzel.
Pamukkale’nin şifalı suları Romalılardan beri terapi amaçlı olarak kullanılıyor.
Travertenlerden ve antik Hierapolis kenti kalıntılarından oluşan alan, özgün
yapısı ve barındırdığı tarihi değerler bakımından önemli bir merkez.
Hierapolis

Hierapolis
Bergama
kralı Lysimachos’un, karısı Hiera’nın adına kurduğu antik şehir Hierapolis’in
kalıntıları, Pamukkale’nin etrafına dağılmış durumda. St. Philips’in burada
öldürüldüğüne inanıldığı üzere, antik kent Hierapolis, Hristiyanlığın önemli
merkezlerinden biri.
Apollon
Tapınağı
Mevcut tapınak,
dini mağara olarak bilinen Plutonion’un üzerine kurulmuş. Apollon Tapınağı’nda
üst yapıya ait kalıntılar M.S. 3. yüzyıldan öncesine tarihlendiriliyor. Tapınak
alanına geniş basamaklarla çıkılıyor. Yaklaşık 20x15 m. boyutlarındaki tapınak
geç Helenistik dönemin izlerini taşıyor.
Büyük
Hamam Kompleksi
Yalnızca
masif duvarları ve bazı tonozları günümüze ulaşabilmiş olan yapının iç mekanlarının
mermerle kaplı olduğuna dair izler bulunmakta. Hamam plansal açıdan tipik Roma
hamamı. Hamam kompleksinin M.S. 2. yüzyılda yapıldığı tahmin ediliyor.
Tiyatro

İnşasına,
M.S. 60 yılına denk gelen büyük depremin ardından, M.S. 62 yılında başlanan
tiyatro, M.S. 206 yılında tamamlanabilmiş. 15-20 bin kişilik tiyatronun, sahne
binası 352 yılında restore edilmiş.
St.
Philip Martyriumu

St. Philip
Martyriumu
M.S. 4.
yüzyıl sonuna ya da M.S. 5. yüzyıl başına ait, oktogonal bir yapı olan
Martyrium, İsa’nın havarilerinden St.Philip’in Hierapolis’te şehit edilmesi
üzerine inşa edilmiş bir anıt-mezar. Hristiyanlığın resmi din olarak kabulünden
sonra Hierapolis önemli bir konuma yükselmiş.
Laodicea

Kent,
literatürde daha çok “Lykos’un kıyısındaki Laodicea” olarak tanımlanıyor. Bazı
kaynaklara göre kent, M.Ö. 261-263 yılları arasında II. Antiokhos tarafından kurulmuş
ve Antiokhos’un karısı Laodicea’nın adını almış. Laodicea, M.Ö. 1. yüzyılda
Anadolu’nun en önemli ve ünlü kentlerinden biriydi.
Çürüksu (Lykos) Irmağı’nın güneyine kurulan kent, Pamukkale’ye 2 km. uzaklıkta
Colossae
Colossae’nin
tarihiyle ilgili kesin bir bilgi yok. Frigya’nın en önemli merkezlerinden biri
kabul ediliyor. Ksenephon’a göre Frigya’nın 6 büyük şehrinden biri. Pers
egemenliği altındayken en parlak dönemini yaşamış. Bölgedeki diğer antik
kentler gibi Colossae de depremlerden büyük zarar görmüş, birkaç kalıntının dışında
günümüze ulaşan bir yapıtı yok.
Honaz ilçesinin 3 km. kuzeyinde, Honaz Dağı’nın yamacındaki tepeler üzerinde
kurulu.
Aphrodisias

Aphrodisias,
adını doğa, aşk ve verimlilik tanrıçası Aphrodite’den almış. Kent onun adına
yapılan en ünlü mabetlerden birinin çevresinde yer alıyor. Turistlerin büyük
ilgisini çeken ve oldukça iyi korunmuş olarak günümüze gelebilen Aphrodisias
antik kenti, heykeltıraş okulu ve heykelleri ile ünlü. Kentin doğusunda bulunan
beyaz ve mavi renklere sahip mermer ocakları, heykeltıraş okulunun
Aphrodisias'ta kurulmasının nedeni olarak gösteriliyor. Yapılan arkeolojik kazılardan
elde edilen bilgiler, antik dönemde buradaki heykeltıraşlık okuluna, çok
uzaklardan bile çok sayıda ziyaretçinin geldiğini gösteriyor.
Buna ek
olarak Aphrodisias edebiyat, bilim ve düşün alanında da önemli eserler ortaya
koymuş. Örneğin Xenocrates I. yüzyılda tıbbi eserler, Chariton da Antik Çağ’ın
(2. yüzyıl) ilk romanlarından birini yazmış. 4. yüzyılda Hristiyanlığın yayılması
burada bir piskoposluğun kurulmasına neden olmuş, ancak bu durum kökleri
eskilere dayanan pagan özelliğini yok edememiş. Aphrodisias’ta görülmeye değer
daha birçok eser bulunuyor. Odeon (konser salonu), Piskopos Sarayı, Stadyum,
Tiyatro, Tetrastoon ve Tiyatro Hamamları, Agora, Hadrian Hamamları, Sebasteion
ve Nekropol.

Babadağ
eteklerinde, Denizli’ye 100 km. uzaklıktaki Geyve köyü yakınlarında bulunuyor.
Surlar, Kent Planı ve Aphrodite Tapınağı

Aphrodite
tapınağının surları 3.5 km uzunluğunda. Surların üzerinde bazı kuleleri ve dört
ana kapısı bulunan, kabaca daire biçimindeki bir kalenin kalıntıları yer alıyor.
Günümüzde ayakta kalan on dört sütunu ile yörenin kuzey bölümünde yer alan
Aphrodite Tapınağı antik çağda kentin odak noktası idi. Ne yazık ki 5. yüzyıldan
sonra yapının büyük bir kısmının bir Hristiyan bazilikasına dönüştürülmesi
yüzünden eski durumu hakkındaki bilgiler oldukça sınırlı. İki geçit ve bir nef
yapmak üzere heykelin bulunduğu iç oda duvarları yıkılarak öndeki ve yanlardaki
sütunlar kaydırılmış ve kuzeye duvarlar inşa edilerek biçimi değiştirilmiş.
Tetrapylon
Aphrodisias’ın
en göz alıcı sembolü olan bu dekoratif kapı, 2. yüzyılın ortalarına
tarihlendiriliyor. Dört yanında dört sütun bulunan yapının asıl giriş doğuda
yer alıyor. Önde Korint üslubunda, kuzey-güney yönündeki ana caddeye bakan
yivli, çok güzel sütunlar var. Yarım daire biçiminde üst eşiği olan kırık bir
alınlık, dıştaki doğu ve batı sırasının ikinci ve üçüncü sütunları arasında
bulunuyor. Batı sütunları üzerindeki kırık alınlığın kenarları yapraklar arasında
avlanan Eros rölyefleri ile süslenmiş.
Aphrodisias
Müzesi
Çeşitli
heykeller, heykel başları, kabartmalar, lahitler, meduza ve hayvan figürlerinin
sergilendiği müzede, heykellerde; saçlara, gözlere, yüze verilen önem aynı
zamanda figürlerdeki esneklik, yumuşaklık ve detaylar, Aphrodisias'taki heykeltıraşların
ustalığını gözler önüne seriyor.
Heraklia/Latmos

Türkiye’nin
en zengin arkeolojik alanlarından birine ev sahipliği yapan Bafa Gölü’nün kıyısında
yer alan Heraklia’nın tarihi M.Ö. 7. yüzyıla uzanıyor. Helenistik ve Roma
dönemlerinde parlayan kent, deniz ticaretiyle zenginleşmiş; Bizans döneminde
ise piskoposluk merkezi olmuş.
Kayalık ve
engebeli bir arazi üzerine kurulan kent, Roma dönemine ait 6.5 metre yüksekliğindeki surlarla ve 65 kuleyle çevrilmiş. Mükemmel denecek kadar düzgün taş işçiliği
bugün bile farkediliyor. Kentin içindeki Athena Tapınağı, günümüze kadar
gelebilmiş şanslı yapılardan. İki katlı olarak inşa edilen Agora’dan ise geriye
tek kat kalmış. Yine de dükkan ve hanların yerlerini görebiliyorsunuz. Agora'nın
doğusundaki “U” planlı yapı, M.Ö. 2. yüzyılda inşa edilen Şehir Meclisi Binası
(Bouleuterion). Sonra sırasıyla tiyatro, Stadium, Endymion Kutsal Alanı ve
Haham Manastırı’nı gezebilirsiniz.

Antik kent, Denizli-Tavas ilçesinin 10 km. kuzeybatısında bulunan Vakıf Köyü sınırları içinde yer alıyor.
Didim Apollon Tapınağı

Antik coğrafyacı
Strabon, Didim’deki Apollon Tağınağı’nı dünyanın en büyük ve en görkemli tapınağı
kabul eder. Antik dünyanın en önemli kehanet merkezlerinden biri olarak ünlenen
tapınağın ithaf edildiği Apollon, Zeus ve Leto’nun oğlu, Ay Tanrıçası
Artemis’in de ikiz kardeşi. Güneş, ışık, müzik ve kehanet tanrısı olan Apollon,
kökeni Hititlere dek uzayıp giden bir Anadolu Tanrısı. 6. yüzyılda Milet ile
Didim arasındaki “Kutsal Yol” üzerine tapınak inşa edilmiş; Apollon’un tunç
heykeli de tapınağa hediye edilmiş. Bu heykel Milet sikkelerinde de yer alıyor.
İyonik düzendeki tapınak, 38x85 m. boyutlarında. Panormos Limanı’ndan denize açılacak
tüccar ve askerler Apollon Tapınağı’nda fal baktırır, tanrılara kurban
sunarlarmış. Kutsal avluya inilen kapıların arasında yer alan 70 ton ağırlığındaki
tek parça mermer blokun, dünyanın en büyük mimari elemanı olduğu tahmin ediliyor.
Dört yanından basamaklarla çıkılan bir platform üzerinde çift sıra oturtulmuş
124 sütunla çevrelenen anıtsal yapı, birkaç bölümden oluşmakta. Tapınak, M.Ö
494’te, Kral Dara yönetiminde Miletos’a saldıran Perslerce tahrip edilmiş. Tapınağın
yeniden yapımı ise Büyük İskender’in Pers zaferi sonrasına rastlamakta. Yapımı
M.S. 2. yüzyıl ortalarına dek süren görkemli tapınak, yine de tam olarak
bitirilememiş. Yeniden yapıldığı üzere bugünkü formunu alan tapınağın boyutları
yaklaşık 109x51 m. Yapının ortasında bulunan, zamanında yalnızca rahip ve
kahinlerin girebildikleri 53x21 m. boyutlarındaki “Sella Kutsal Alanı”,
günümüzde konser ve sanat organizsyonlarına ev sahipliği yapıyor.
Didim.
Miletos (Milet)

Miletos, İyonya’nın
en eski yerleşimlerinden biri. Miletos, mimari, arkeolojik ve kültürel
özellikleriyle önemli bir yerleşim yeri. Kutsal yolun sonunda yer alan liman
kapısından başka Kutsal Alan’da bereket tanrıçaları Demeter ile Kore’ye sunulmuş
iki tapınak bulunuyor.
Miletos, Didim’e 20 km. uzaklıkta.
Tiyatro

Batı
Anadolu’daki tiyatrolar arasında Milet tiyatrosunun önemli bir yeri var. 140 metre genişliğinde ve 30 metre yüksekliğindeki tiyatro, görkemli yapısıyla dikkat çekiyor.
Priene

M.Ö. 12.
yüzyılda İyonlar’ın bir liman olarak kurdukları 12 şehirden biri olan Priene,
Avrupalı tarihçilere göre Anadolu’nun Pompei’si. Geniş bir yer tutan kalıntılar
arasında şehrin merkezinde M.Ö. 2. yüzyıla tarihlenen Demeter Tapınağı, mimar
Pytheas’ın eseri olan ve tepe üzerinde bulunan Athena Polias Tapınağı, İsis ve
Zeus Tapınakları, Agora ile 116 m. uzunluktaki Kutsal Stoa, kuzeydoğusunda
mermerden oturma yerleri bulunan Meclis Binası (Bouleuterion), Agora’nın
kuzeyinde bulunan ve oturma yerleri yamaca oyulmuş olan 5 bin kişilik tiyatro,
tiyatronun yanında yukarı Gymnasium, surlar, su kemerleri, Bizans Kalesi ile
tiyatro yakınındaki 600 kişilik Piskoposluk Kilisesi kentin görülmeye değer
yerlerinden.
İki limanı
da Menderes Nehri’nin getirdiği alüvyonlarla denizden 9 km. içeride kalmış. Arkeolojik kazılar sonunda bulunan eserler Berlin Müzesi ile İstanbul Arkeoloji
Müzesi’nde sergileniyor.
Antik kent, Söke merkezine 15 km. uzaklıktaki Güllübahçe kasabası yakınında.
Zeus Karios Tapınağı

Hisarbaşı
tepesinin doğusunda 3.5 m. yüksekliğinde bir podyum üzerine inşa edilmiş. Bugün
yuva denen korint nizamında tek bir sütunu ayakta.
Hisarbaşı Mahallesi. Milas.
Beçin

Kentin adı
Ortaçağ İtalyan kaynaklarında "Pezona", Türk - İslam kaynaklarında
ise "Berçin", "Peçin" ve "Beçin" şeklinde geçiyor.
Kentten günümüze ulaşan yapı kalıntıları Milas ovasına bakan iç kale surlarla
çevrili dış kale ve surlar, Kenez ve Sığmen mevkilerinde yoğunlaşıyor.
Beçin, Milas'ın 5 km. kadar güneyinde 200 m. yükseklikte sarp bir kayalık üzerinde.
Gümüşkesen
Mezar Anıtı

Muhtemelen
M.S. 2. yüzyıla tarihlendirilen bu mezar anıtı dikdörtgen bir mezar odası ile
bu odanın üzerindeki paye ve sütunların taşıdığı piramit gibi gittikçe daralan
bir örtüden ibaret.
Milas.
Mausoleion Açık Hava Müzesi

Karya Kralı
Mausolos’un mezarı burada olduğu için, anıt onun adıyla anılıyor.
Karısı aynı
zamanda kız kardeşi olan Kraliçe II Artemisia tarafından M.Ö. 353 yılında
dönemin ünlü mimarlarına yaptırılmış. Büyük Anadolu depremiyle neredeyse
tamamen yıkılan ve dünyanın 7 harikasından biri olarak anılan 42 metre yüksekliğindeki bu anıt mezarın yerinde bugün küçük bir müze bulunuyor. Günümüz kullanılan
"mozele" sözcüğü kral Mausolos'un adından geliyor. Mausoleion'a ait
taşların pek çoğu Bodrum Kale'sinin yapımında kullanılmış, rölyefli güzel
parçaları ise 19. yüzyılda yaptıkları kazı sırasında İngilizler tarafından
British Museum'a götürülmüş.
Bodrum.
Antik Tiyatro

Antik
Tiyatro, Halikarnassos'tan günümüze kalan en önemli yapılardan biri.
Antik çağ
geleneklerine uygun biçimde üç ana bölümden oluşuyor. Skene (sahne binası),
orkestra (yarım yuvarlak) ve cavea (oturma kademeleri). Oturma kademeleri yumuşak
kaya oyularak yamaca inşa edilen Tiyatro, 53 sıralı ve 13.000 kişilik
kapasiteye sahip. Günümüzde kültürel etkinliklere ve konserlere ev sahipliği
yapıyor.
Göktepe. Bodrum-Turgutreis yolu üzerinde. (Bodrum)
Bodrum Kalesi

M.S. 15.
yüzyılda Rodos Şövalyeleri (St. Jean) tarafından St. Peter adına 99 yılda inşa
edilen Bodrum Kalesi, karadan ya da denizden Bodrum'a yaklaşıldığında muhteşem
görünümü ile büyüleyici bir görüntü yaratıyor. Halikarnassos'un ilk kurulduğu
noktada Zephyrion adası üzerine kurulan Kale’nin yapımı sırasında Mausoleion Anıt
Mezarı’nın taşları ve rölyefleri kale duvarlarında kullanılmış. Yaklaşık 30.000 m2'lik alana sahip olan kalede 5 kule bulunuyor. Bunlar Fransız, İngiliz, İtalyan, Alman
kuleleri ile Yılanlı Kule. 180x185 metre ölçülerindeki kalenin en yüksek yeri,
deniz seviyesinden 47.5 metre yüksekliğindeki Fransız Kulesi. Kale duvarlarında
249 adet arma bulunuyor. Osmanlılar, Kale içindeki kiliseye bir minare ilave
ederek bir cami haline getirmişler. Ayrıca bir de küçük Türk Hamamı eklenmiş.
1595'te hapishane olarak kullanılan ve en ünlü kalebenti Halikarnas Balıkçısı
olan Kale bugün müze olarak kullanılıyor.

Bodrum.
Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi

Bodrum
Sualtı Arkeoloji Müzesi, kendi türünde dünyanın en önemli ve büyük müzelerinden
biri. 1960'larda başlayan kazılar sonucu elde edilen eserler, Bodrum Kalesi
içinde yer alan bu müzede sergileniyor. Müzede, Doğu Akdeniz amphoraları
koleksiyonu ve Bodrum yakınlarındaki batıkların üzerinde yapılan araştırmalar
sonucu elde edilen bulgular da yer alıyor. Belli başlı batıklar ise Yassıada, Şeytan
Deresi, Serçe Limanı batıkları. Müzede sergilenen dünyanın en eski batık gemi
kalıntısı da görülmeye değer.

Bodrum Kalesi. (Bodrum)
Marmaris Kalesi

İyonyalılar
tarafından yapıldığı öne sürülen kale, Büyük İskender dönemi ve Kanuni Sultan
Süleyman’ın Rodos seferi sırasında (1522) büyük çapta genişletilip onarımdan
geçirilmiş bir yapı. Kalenin önemli bir kısmı, Birinci Dünya Savaşı sırasında,
bir Fransız savaş gemisinin top atışları ile yıkılmış.Yakın zamana kadar, içi
Marmarisliler tarafından iskan edilen kalede 18 konut, bir çeşme ve bir sarnıcın
bulunduğu biliniyor. 1991 yılından beri müze olarak hizmet veren Kale’de
Helenistik, Roma ve Bizans çağlarına ait amforalar ile Knidos, Burgaz, Hisarönü
kazılarında açığa çıkarılan pişmiş topraktan yapılmış kandiller, şişeler, çeşitli
kaplar, cam eserler, ok uçları, sikkeler ve süs eşyaları sergileniyor.

Marmaris Limanı. (Marmaris)
Knidos Antik Kenti

Coğrafya
bilgini Strabon, Knidos’un teraslar üzerine kurulduğunu ve bir tiyatro gibi kıyıdan
akropolise yükseldiğini, hem kara hem de ada yerleşimi ile “çift kent”
görünümünde olduğunu yazar. Kazılarda açığa çıkarılan buluntularla yerleşimin
M.Ö. 14. ve 13. yüzyıla kadar uzandığı sanılıyor. Diğer Anadolu kıyı kentleri
gibi, Knidos da M.S. 7. yüzyılda Arapların istilasına uğramış ve daha sonra
meydana gelen büyük depremler nedeniyle tümden yok olmuş. Eski Knidos kenti,
Datça iskelesinin hemen yanında kuruluydu. Üç kapıya sahip olan kent surları
iyi korunmuş. Ancak kentin kuzeyindeki antik tiyatronun doğu kesimi tamamen yıkılmış.
Antik tiyatro, 35 sıralı ve 2 diozomadan oluşuyor. Knidos kenti ünlü heykeltraş
Praxitales’e ait Afrodit heykeli ile de ünlü. Rodos devletinin kutsal yeri olan
Apollon Tapınağı da burada bulunuyordu.
Reşadiye Burnu. (Datça)
Kaunos Antik Kenti

Mitolojiye
göre Miletos’un oğlu Kaunos tarafından kurulan kentin tarihi, arkeolojik
buluntulara göre M.Ö. 10 yüzyıla kadar uzanıyor. Kurulduğu yıllardan beri liman
kenti olan bu ören yerinde Arkaik, Klasik, Helenistik, Roma ve Bizans
dönemlerine ait yapı kalıntıları mevcut. Kaunos ören yerinde en ilgi çekici yapılardan
biri Antik Tiyatro. Doğu kesimi kayalara oyulmuş yarım daireyi aşan biçimli
tiyatro, Grek tipinin bir örneği. Diğer taraftan ören yerinin kuzey yönündeki
sarp kayalara oyulmuş kaya mezarları da ilgi çeken öğeler arasında yer alıyor.
Bugün Dalyan’ın simgesi haline gelmiş kaya mezarları M.Ö. 4 yüzyılda yapılmış.
Mezarların içinde ölülerin üzerine yatırıldığı üç taş yatak var. Cephede iki İyon
sütunu, sütunların üzerinde friz ve alınlıklar da mevcut. Alınlıkların birinin
üzerinde aslan kabartmaları görülüyor. Kaya Mezarı’nda, sütunların arkasındaki
kapıdan 6 metrekarelik bir odaya giriliyor. Ayrıca odanın çevresi de dağın
içinde tünel gibi açılmış. Yani odanın dışından da dağın içinde dolaşılabiliyor.
Ancak son birkaç yıldır kaya mezarlarına tırmanılması yasak.
Kral Amyntas’ın Mezarı

Likya kaya
mezarları, şehrin simgesi haline gelen doğal kayaya oyulmuş mezarlar. Çok sayıda
düzgün basamakları çıkınca mezarların en güzel ve görkemli olanı Amyntas'a ulaşılıyor.
Cephesi iki sütunu olan İyon tapınağı tarzındaki bu kaya mezarı, Hermepias'ın oğlu
Amyntas'a ait. Mezar aşağıdaki düzlükten de kolaylıkla görülebiliyor. Yaklaştıkça
büyüklüğü karşısında hayranlık duyuyorsunuz. Soldaki sütunun orta kısmında,
M.Ö. 4. yüzyıl alfabesi ile "Herpamiasoğlu Amyntas" yazılı.
Merkez. (Fethiye)
Pınara Antik Kenti

Pınara;
Likçede Pinale "yuvarlak" anlamına geliyor. Mitolojiye göre
Xanthos'un nüfusu fazlalaşınca yaşlılardan bir grup kentten ayrılarak, Kragos
Dağı'nın eteklerindeki yuvarlak bir tepe üzerinde Pınara Kenti'ni kurmuşlar.
Bölgedeki ilk güzellik yarışmasının yapıldığı kent olarak bilinen Pınara, tanrıça
Afrodit'e adanan ilginç mimari özellikteki tapınağı ile önem kazanmış. Yüzlerce
"güvercin yuvası" biçimindeki halk tipi mezar, Nekropolisi benzersiz
kılıyor. Kentten günümüze ancak kaya mezarı ve lahit mezarlar ile sur duvarları,
hamam, tiyatro, agora ve odeon gibi yapıların kalıntıları ulaşmış. Birkaç büyük
deprem geçiren kent, M.S. 8. yüzyıldan sonra önemini bütünüyle yitirmiş.
Minare Köyü. (Fethiye)
Tlos Antik Kenti

Tlos, Likya
Federe Birliği’nin 6 büyük kentinden biri ve birliğin spor merkezi olarak
biliniyor. Burası uçan kanatlı atı Pegasus ile ünlenen Mitolojik kahraman
Bellaforonte'nin yaşadığı kent olarak ünlenmiş. Likya bölgesindeki en eski kent
olduğu ve kuruluşunun M.Ö. 2000'lerden önceye dayandığı arkeoloji kazıları ile
tespit edilmiş. Nekropoldeki kral tipi mezarın Bellaforonte'ye adandığı
biliniyor. Kent geniş bir alana yayılmasına karşın, kalıntılar akropol ve
çevresinde odaklanmış durumda. Doğal açıdan korunaklı akropol tepesinin
çevresi, yaklaşık 500 rakımlı dik yamaçlarla, yer yer sur duvarları ile korunmuş.
Akropolün eteğinde, günümüze yalnızca birkaç oturma sırası kalan stadyum,
hamam, tiyatro ve kilise kalıntıları yer alıyor.

Yaka
Köyü. (Fethiye)