26 Mayıs 2012 Cumartesi
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

Ege Bölgesi



Bodrum Kalesi


Truva-Troya



Çanakkale Boğazı'nın Ege Denizi'ne açıldığı noktadan 6 km. kadar içerdeki Hisarlık’da höyük tipinde bir yerleşim olan Troya, M.Ö 3. ve 2. bin yıllarda canlı bir kültür kenti, yerleşik tarım topluluklarını yöneten bir krallığın merkezi. M.Ö 13. yüzyılın sonlarına doğru büyük bir yangın geçirmiş. Bu yangının ünlü Troya Savaşı’nın sonunda çıktığı düşünülüyor. Bölgeye sırasıyla Persler, Büyük İskender, Selevkoslar, Pergamon Krallığı ve Romalılar egemen olmuş. Kazılar sonucunda Troya'da üst üste kurulmuş, yedi ayrı kültürü temsil eden 4 mimari katın oluşturduğu 9 yerleşim saptanmış. Bölgede geçtiği rivayet edilen ve tarihin en kanlı savaşına ilişkin Truva Atı efsanesi ise dünya mitlerinin en etkileyicilerinden biri.



Hisarlık. (Çanakkale)

Athena Tapınağı



M.Ö. 530 yılında, Akropol'ün en yüksek yerine (236 metre) kurulmuş olan Athena Tapınağı, adını Zeus’un kızı ve on iki Olimpos Tanrı’sından biri olan savaş tanrıçası Athena’dan almış. Athena Tapınağı, Antik Çağ’ın Anadolu'da Dor üslubta yapılmış tek örneği olması ve kabartmalı frizlerin bulunması nedeniyle büyük önem taşıyor. Ancak iki basamaklı podyum, günümüze ulaşabilmiş. Dorik başlıklar, sütun kaideleri ve öbür mimari kalıntılar, çevrede görülebiliyor.Tapınak, dikdörtgen planlı bir iç yapı ile dışta onu çevreleyen tek sıra sütundan oluşmakta. Toplam 34 sütunun 32’sinin başlığı bugün sağlam olarak bulunabilmiş. 4.30 metre yüksekliğindeki başlıksız sütunlar, başlıkla birlikte 4.78 metreye ulaşıyor. Tapınağın arasından sızan ay ışığının ve yıkıntılar arasından doğan günün ilk ışıklarının muhteşem görüntüsü, Edremit Körfezi'nin manzarası ile birleştiğinde ortaya çıkan görsel ihtişamı kelimelerle ifade etmek mümkün değil. İşte ancak o zaman, bu harika mekanın tapınak için neden seçildiği anlaşılır hale geliyor.

Assos. (Çanakkale)

Antandros Antik Kenti



Antandros, Avcılar Köyü’nün batısında, 215 m. yüksekliğindeki bir tepenin üzerinde kurulu bir antik kent. 1. derece Sit Alanı ilan edilen tepenin üst kısmında kale, batı yamaçlarında ise mezarlık yer alıyor. Altınoluk’un doğusunda kurulan, günümüzde ise merkezinde yer alan şehrin, toprak üstüne çıkarılmış çok az kalıntısı var. Antandros, Artemis Ormancığı ve Kaplıcaları’nın da dahil olduğu “Astyra” köyünü içine alıyor. Kent, batıda Gargara, doğuda ise Adramiytteion (Edremit Körfezi) ile sınırlı. Doyran Köyü’nün doğu yamaçlarında, taş ocağının hemen üzerinde antik kent kalıntılarına rastlanıyor. Şahinderesi Kanyonu’nda ise sur ve yapı kalıntıları bulunuyor. Bu sarp araziyi, Antandros halkının sığınak olarak kullandığı tahmin ediliyor.


Avcılar Köyü-Altınoluk. (Balıkesir)

Taksiyarhis Kilisesi-Cunda Adası



1873 yılına tarihlenen Taksiyarhis, Cunda’nın metropol kilisesi.  Bizans stilindeki yapının Cunda Adası’nın geleneksel sokak dokusuyla ve neo-klasik evleriyle büyük bir uyum sergilediği görülüyor. Taksiyarhis Kilisesi, yapısal özellikleri, iç mekanlarda sıkça rastlanan mermer işçiliği, dinsel temaları konu edinen tavan süslemeleri, İsa’nın yaşamından kesitler sunan ikonaları ve balık derisi üzerine yapılmış eşsiz azize portreleri ile Cunda Adası’nın en önemli tarihi eseri. Ziyarete kapatılan kilisenin devasa çanı Berlin’deki Bergama Müzesi’nde sergileniyor.


Cunda Adası-Ayvalık. (Balıkesir)

Sart Antik Kenti



Sart, antik çağda Lidya Krallığı’nın başkenti olması ve tarihte ilk altın paranın basıldığı yer olmasıyla ünlü. Arkeolojik kazılar sonucunda Artemis tapınağı, sinagog, gymnasium başta olmak üzere altın arıtmaevi ve mermerli cadde kenarındaki dükkanlar ve küçük kilise gibi birçok eser ortaya çıkarılmış. Sart Ören Yeri, Hristiyanlığın ilk çağlarına ait Ege Bölgesinde bulunan yedi kiliseden Sart Kilisesi’nin bulunduğu yer olarak da yoğun bir biçimde ziyaret ediliyor. Yine Sart antik kentinde, İzmir-Ankara yolunun kuzey kenarında bulunan sinagog (M. S. III. yüzyıl) türünün Anadolu'daki en eski örneklerinden biri.




Salihli yakınlarında, Manisa'ya 62 km uzaklıkta bulunuyor.

Kadifekale



İzmir'in içinde, kente hakim bir tepedeki bu kale Helenistik, Roma ve Bizans izlerini taşıyor. Yüksekliği 20-25 metre olan duvarlarının uzunluğu eski dönemlerde 6 km.'yi buluyordu. Günümüzde çay bahçeleri ve olağanüstü kent manzarasıyla ünlü bir gezinti yeri.


Izmir.

İzmir Arkeoloji Müzesi



Yakın çevreden çıkarılan arkeolojik eserlerin bulunduğu müze 1500’ün üzerinde tarihi esere ev sahipliği yapıyor. Erythrai, Efes, Kadifekale (Gyneion), Pitane (Çandarlı) gibi önemli antik kentlerden elde edilen buluntuların sergilendiği müzenin hazine dairesinde M.Ö. 5000 yıllarından başlayıp, Geç Roma dönemine kadar uzanan çok sayıda eser bulunuyor.


Bahribaba Parkı. (Konak)

Bergama



Helenistik Pergamon Krallığı’nın denize kıyısı olmayan başkenti Bergama, barındırdığı tarih hazineleri ile ülkemizin en önemli turizm merkezlerinden biri. 150 yıl boyunca Helenistik dönemin en parlak kültür merkezi olmayı sürdüren kentin ortaya çıkarılması için yapılan kazılarda bulunan Zeus Sunağı kabartmaları ve daha pek çok eser Berlin’e kaçırıldı.


Bergama antik kenti İzmir’in 100 km. kuzeyinde yer alıyor.

 

Akropol


Trojan Çeşmesi - Bergama Akropolü


Bergama Akropol’ü son derece dik bir tepe üzerinde kurulmuş. Pergamon kentinin kalıntıları ise tepede çok geniş bir alana yayılmış durumda. Daha ilk çağlarda iskana açılan tepenin üst kısmında, kalenin doğu duvarı boyunca, kral sarayları ve bunlara bağlı yapılar yer alıyor.

 

Bergama Tiyatrosu



Bergama Tiyatrosu, Asklepion’un kuzeybatı ucundaki dik yamaç üzerine inşa edilmiş. 10.000 kişi kapasitesine sahip Batı Anadolu’nun en dik tiyatro yapısı, kayalığın yontulmasıyla oluşturulan yarım daire biçimli oyuğa oturtulmuş.

Zeus Sunağı


Zeus Sunağı ne yazık ki ait olduğu yerden çok uzakta, Berlin Pergamon Müzesi’nde sergileniyor.


Bugün Bergama Zeus Sunağı’nın yerinde yalnızca temelleri görülebiliyor. II.Abdülhamit’in kültür-sanat yapıtlarını umursamaz tavrı, bu ünlü sunağın Berlin’e kaçırılmasına yol açmış.

II. Eumenes zamanında Galatlar’a karşı kazanılan zaferin anısına dikilen anıt Zeus ve Athena’ya adanmıştı. 1897 yılında Almanya’ya kaçırılan sunağın yeri günümüzde reprodüksiyonu ile doldurulmaya çalışılmakta.

 

Bergama Kütüphanesi

Bergama Kütüphanesi, rulo biçiminde saklanan 200.000 kitabının varlığıyla ün salmıştı. Antonius, bu kütüphaneyi Sezar’ın yaktığı İskenderiye Kütüphanesi yerine Kleopatra’ya hediye etmişti.

II. Eumenes döneminde zenginleşen kütüphanenin en büyük rakibi İskenderiye Kütüphanesi idi.




Bergama Asklepionu

Pergamon Asklepion’u ilk çağlarda Bergama’nın en önemli sağlık merkeziydi. Çeşitli tedavi birimlerini de içeren tapınak, hastane işlevi görüyordu. Buradaki tedavi yöntemleri arasında şifalı su, çamur kürü, spor, tiyatro ve psikoterapi de yer alıyordu.

 

Serapis Tapınağı


Serapis Tapınağı


Pergamon kentinin en büyük yapısı. Kırmızı tuğlayla inşa edildiği üzere halk arasında “Kızıl Avlu” olarak adlandırılan 60x26 m. boyutlarındaki yapının 19 m.’lik bir kısmı halen ayakta. Yapının her iki yanında kule benzeri dairesel ekler bulunuyor. Bizans döneminde Kızıl Avlu içine yapılan kilise Hristiyanlığın ilk yedi kilisesinden biri. Yapının günümüze kalan duvarları insan boyunda. Serapis Tapınağı, günümüzde Bergama kent merkezindeki Akropol çıkışında yer alıyor.

Klazomenai



On iki İyon kenti arasında anılan Klazomenia arazisinde yapılan yüzey araştırmalarında farklı dönemlere ait küçük yerleşim merkezleri, çoğu geç arkaik döneme tarihlenen nekropolis alanları bulunmuş. Çevredeki birçok tepe üzerinde yer alan ve tahrip edilmiş tümülüslerin bulundukları noktalar da gömü alanları olarak kullanılmış kalıntılardan bazıları.


Urla’ya bağlı İskele Mahallesi, Karantina Adası’nda kurulu.

 

Erythrai (Ildırı)

Erythrai’nin M.Ö. 3000’de Erythoros yönetiminde olan kolonistler tarafından kurulduğu biliniyor. Görülmesi gereken kalıntıların başında şehir surları geliyor. Ayrıca, akropolis, tiyatro, akropolisin kuzeyinde yapılan kazılarda ortaya çıkan Helenistik ve Roma Dönemi'nden kalma villa yapıları, Arkaik Döneme ait Athena Tapınağı, Bizans Dönemi'nde inşa edilmiş kilise, Cennettepe olarak adlandırılan yerde Roma Villası ve Mozaikleri, Geç Roma-Bizans Dönemi'nde inşa edilmiş hamam yapısı önemli tarihi eserlerden. Köy bütünüyle SİT alanı.


Erythrai, Çeşme’ye 27 km. uzaklıkta küçük adacıkları olan bir koyun üzerinde yer alıyor.

 

Teos

Arkaik çağda 12 İyon yerleşiminden biri olan Teos'ta, Helenistik ve Roma Çağı eserleri bulunuyor. Bunların en önemlileri Dionysos Tapınağı, Agora, Tiyatro, Odeon, surlar ve liman kalıntıları. Osmanlılar, Sığacık'ta 1522 yılında deniz üssü olarak kullanılan bir kale inşa etmişler. Günümüzde kale kalıntılarını görmek mümkün.


Seferihisar’a bağlı Sığacık Köyü’nün 1 kilometre güneyinde bulunuyor. 

Efes



Efes, Türkiye'deki onlarca antik kent içerisinde en etkileyici ve en ünlü olanı. M.Ö. 1000 yıllarında kurulmuş olan şehir, Romalılar’ın Asya’daki başkenti. Antik dünyanın en önemli merkezlerinden biri olan Efes, M.Ö. 4 bine dek giden tarihi boyunca uygarlık, bilim, kültür ve sanat alanlarında her zaman önemli rol oynamış.

Efes, Anadolu’nun eski ana tanrıça Kybele geleneğine dayalı Artemis kültürünün en büyük tapınağı olan Artemis tapınağına da sahip. Bu tapınak dünyanın yedi harikasından biri olarak kabul ediliyor. Kalıntıların içinde bir tiyatro, gymnasium, banyolar ve kütüphane mevcut. Antik çağın bu önemli kenti, yılda ortalama 1.5 milyon kişi tarafından ziyaret ediliyor. Efes Müzesi koleksiyonlarında halen 50.000 eser sergileniyor.


Efes antik kenti Selçuk’a 3 km. uzaklıkta.

 

Yamaç Evler

Yapılan kazılarda Yamaç Evler’in en erken M.S. 1. yüzyılda, Augustus döneminde yapıldığı ve 7. yüzyıla kadar birçok kez onarım ve değişiklik yapılarak kullanıldığını anlaşılıyor.

Evlerin tabanlarında mozaikler, duvarlarında mermer kaplama ve freskler bulunuyor. 4 bin metrekare üzerine kurulmuş evlerin ısıtma, soğutma sistemleri, salon, yemek ve çocuk odaları günümüzdeki yapılarla benzerlikler taşıyor. Dış görünümleri sade, içleri zengin. Rahatlık için her şey düşünülmüş. Birkaç kişiyi alabilecek büyüklükteki tuvaletlerinde delikli oturma blokları ve altında ana kanalizasyona bağlı pis su sistemi mevcut. Duvarları da fresklerle süslü.

 

Celcus Kitaplığı



Küretler Caddesi ve Mermer Cadde’nin birleştiği yerde Efes’in en önemli anıtsal yapılarından biri olan Celcus Kitaplığı yükseliyor. İmparator Hadrianus döneminin özelliklerini yansıtan bu yapı M.S. 105-107 yıllarında Efes’in Asya eyaleti prokonsülü Julius Celsus Polemeanus’un ölmesi üzerine, onun anısına oğlu Aquila tarafından mezar anıtı olarak yaptırılmış.


Büyük Tiyatro



24.000 kişilik kapasiteyle antik dünyanın en büyük tiyatrosu.

En gösterişli bölümü ise sahne yapısı. Oyunlar haricinde tiyatro, gladyatör ve hayvan dövüşlerinin ilgi gördüğü 3. ve 4. yüzyıllarda Arena gibi de kullanılmış.

 

Artemis Tapınağı


Artemis Tapınağı


Dünyanın yedi harikasından biri olan Artemis Tapınağı, antik dünyanın mermerden inşa edilmiş ilk tapınağı. Büyüklüğü, 105 x 50 m. ve ön cephesi diğer Artemis (Ana Tanrıça) tapınakları gibi batıya dönük. Tapınakla ilgili günümüze tek bir sütun kalmış.

 

Küretler Caddesi


Küretler Caddesi


Celsus Kitaplığı’ndan başlayan cadde, Panayır ve Bülbül Dağları’nın kesiştiği yerde bir rampa oluşturarak Devlet Agorası’na yönelip, Herakles Kapısı ile son buluyor. Kentin önemli yapılarının sıralandığı beyaz mermer plakalarla kaplı yolun her iki tarafı dekoratif mozaik tabanlı sütunlu galerilere açılıyor. Sütun aralarını kaideleri hala yerinde duran önemli kişilere ait heykeller süslemekteydi.

 

Çifte Kiliseler (Konsül Kilisesi)



Çifte Kiliseler'in Hristiyanlık dünyası için son derece özel bir önemi var. M.Ö. 431 ve 438 yıllarında konsüllerin toplandıkları kilise Meryem Ana'ya adanmış. Kilise Hristiyanlığın dünyadaki ilk yedi kilisesinden birisi olması nedeniyle bugün bile büyük önem taşıyor. MS. 7 yüzyılda kilisenin apsisinden açılan bir kapı ile ikinci bir kilise inşa edilince kiliselerin adı “Çifte Kiliseler” olarak anılmaya başlanmış.

Meryem Ana Kilisesi



Bülbül Dağı üzerinde Hristiyanlığın kutsal anası Hz. Meryem'in Evi bulunuyor. Hristiyanlarca ''Panaya Kapulu'' olarak da adlandırılan kutsal yerin M.S.4. yüzyılda inşa edildiği sanılıyor.

St. Jean Hz. İsa'nın çarmıha gerilişinden sonra Hz. Meryem'in Kudüs'te kalmasını sakıncalı bulduğundan, onu yanına alarak kaçırmış ve buraya getirmiş. Hz. Meryem'i putperestlerin diyarına sokmak istemediğinden, onu Bülbül Dağı eteklerinde sık ağaçlarla kaplı bir köşede yaptığı kulübede gizlemiş. St. Jean'ın her gün gizli gizli onu ziyarete gittiği ve yiyecek içecek götürerek yokladığı bilinmekte. Hz. Meryem'in tam 101 yaşına kadar Bülbül Dağı’ndaki bu yerde yaşadığı ve burada öldüğü kabul ediliyor. Bu sebeple Hristiyanların önemli bir hac merkezi.


Meryem Ana Kilisesi, Selçuk’a 9 km. uzaklıkta.

 

Yedi Uyuyanlar




Bizans döneminde mezar kilisesi haline getirilmiş olan bu yer, Geç Roma imparatorlarından Dacius zamanında putperestlerin zulmünden kaçan yedi Hristiyan gencin Panayır Dağı eteklerinde sığındıkları mağara. Gençler bir gece uykuya daldıklarında Dacius’un polisleri buraya gelerek mağaranın ağzını koca kayalarla kaplatmışlar. Aradan aylar, yıllar geçmesine rağmen bu 7 genç ve köpeği karanlığa aldırmadan uyumaya devam etmişler. Bir sabah keçilerini otlatan bir çoban kayayı yerinden oynatınca, mağaraya ışık sızmış ve gençler uyanmış. Kente giden gençler Hristiyan inancın hakim olduğunu öğrenince, yıllarca uyudukları mağara ve çevresi kutsal yer ilan edilip, saygı görmüş. 5. yüzyıldan itibaren de Hristiyan mezarlığı ve dini merkez halini almış.


Panayır Dağı (Efes).

Şirince



Son yıllarda gittikçe popülerleşen köyün kuruluşu M.S. 5. yüzyıla kadar uzanıyor. Eski adı Kırkınca-Çirkince olan köy, zamanla Şirince adını almış. Kurtuluş Savaşı sonrasında,1920'lerde Türk-Yunan mübadelesinden kalan köy, Türk-Yunan kültürünün mükemmel bir sentezi. Köyde iki kilise, mimari özellikleriyle dikkat çeken ilkokul ve çeşme ile kırka yakın manastır bulunuyor. Restore edilen eski Rum evlerinde konaklayabilirsiniz. Yöreye özgü zeytin ve zeytinyağlarının dışında köy evlerinde üretilen elma, vişne, şeftali ve çilek şaraplarını tatmanızı tavsiye ederiz.

 

Şirince Efes’e 12 km., Selçuk’a ise 7 km. uzaklıkta.


Magnesia

Kuzey Yunanistan’dan gelen Magnesialı Aioller tarafından kurulan kent, M.Ö. 400-398 yıllarına tarihlendiriliyor. Kentten günümüze kalan kalıntılar arasında sütunlarla çevrili bir avlu ortasındaki Artemis Tapınağı bulunuyor. Tapınağın kabartmalarının büyük bölümü Louvre Müzesi’nde. Kentin güney sırtlarında yer alan tiyatro, bitmemiş formuyla dünyada eşi az görülen bir yapı örneği. Kentte ayrıca Odysseia’dan alıntı bir sahne gösteren başlıklı bazilika, Helenistik tiyatro, dağa gömülü Stadium ve dev bir Gymnasium bulunuyor.


Selçuk-Söke yolu üzerinde, Ortaklar-Aydın yol ayrımından sonraki 5. kilometrede bulunuyor. Söke karayolu, Artemis Tapınağı’nın üstünden geçiyor.

Pamukkale



Travertenlerin dünyadaki sayılı örneklerinin bulunduğu Pamukkale, her mevsim farklı güzel. Pamukkale’nin şifalı suları Romalılardan beri terapi amaçlı olarak kullanılıyor. Travertenlerden ve antik Hierapolis kenti kalıntılarından oluşan alan, özgün yapısı ve barındırdığı tarihi değerler bakımından önemli bir merkez.

 

Hierapolis


Hierapolis


Bergama kralı Lysimachos’un, karısı Hiera’nın adına kurduğu antik şehir Hierapolis’in kalıntıları, Pamukkale’nin etrafına dağılmış durumda. St. Philips’in burada öldürüldüğüne inanıldığı üzere, antik kent Hierapolis, Hristiyanlığın önemli merkezlerinden biri.

 

Apollon Tapınağı

Mevcut tapınak, dini mağara olarak bilinen Plutonion’un üzerine kurulmuş. Apollon Tapınağı’nda üst yapıya ait kalıntılar M.S. 3. yüzyıldan öncesine tarihlendiriliyor. Tapınak alanına geniş basamaklarla çıkılıyor. Yaklaşık 20x15 m. boyutlarındaki tapınak geç Helenistik dönemin izlerini taşıyor.

 

Büyük Hamam Kompleksi

Yalnızca masif duvarları ve bazı tonozları günümüze ulaşabilmiş olan yapının iç mekanlarının mermerle kaplı olduğuna dair izler bulunmakta. Hamam plansal açıdan tipik Roma hamamı. Hamam kompleksinin M.S. 2. yüzyılda yapıldığı tahmin ediliyor.


Tiyatro



İnşasına, M.S. 60 yılına denk gelen büyük depremin ardından, M.S. 62 yılında başlanan tiyatro, M.S. 206 yılında tamamlanabilmiş. 15-20 bin kişilik tiyatronun, sahne binası 352 yılında restore edilmiş.

 

St. Philip Martyriumu


St. Philip Martyriumu

M.S. 4. yüzyıl sonuna ya da M.S. 5. yüzyıl başına ait, oktogonal bir yapı olan Martyrium, İsa’nın havarilerinden St.Philip’in Hierapolis’te şehit edilmesi üzerine inşa edilmiş bir anıt-mezar. Hristiyanlığın resmi din olarak kabulünden sonra Hierapolis önemli bir konuma yükselmiş.

 

Laodicea



Kent, literatürde daha çok “Lykos’un kıyısındaki Laodicea” olarak tanımlanıyor. Bazı kaynaklara göre kent, M.Ö. 261-263 yılları arasında II. Antiokhos tarafından kurulmuş ve Antiokhos’un karısı Laodicea’nın adını almış. Laodicea, M.Ö. 1. yüzyılda Anadolu’nun en önemli ve ünlü kentlerinden biriydi.


Çürüksu (Lykos) Irmağı’nın güneyine kurulan kent, Pamukkale’ye 2 km. uzaklıkta

 

Colossae

Colossae’nin tarihiyle ilgili kesin bir bilgi yok. Frigya’nın en önemli merkezlerinden biri kabul ediliyor. Ksenephon’a göre Frigya’nın 6 büyük şehrinden biri. Pers egemenliği altındayken en parlak dönemini yaşamış. Bölgedeki diğer antik kentler gibi Colossae de depremlerden büyük zarar görmüş, birkaç kalıntının dışında günümüze ulaşan bir yapıtı yok.


Honaz ilçesinin 3 km. kuzeyinde, Honaz Dağı’nın yamacındaki tepeler üzerinde kurulu.

Aphrodisias



Aphrodisias, adını doğa, aşk ve verimlilik tanrıçası Aphrodite’den almış. Kent onun adına yapılan en ünlü mabetlerden birinin çevresinde yer alıyor. Turistlerin büyük ilgisini çeken ve oldukça iyi korunmuş olarak günümüze gelebilen Aphrodisias antik kenti, heykeltıraş okulu ve heykelleri ile ünlü. Kentin doğusunda bulunan beyaz ve mavi renklere sahip mermer ocakları, heykeltıraş okulunun Aphrodisias'ta kurulmasının nedeni olarak gösteriliyor. Yapılan arkeolojik kazılardan elde edilen bilgiler, antik dönemde buradaki heykeltıraşlık okuluna, çok uzaklardan bile çok sayıda ziyaretçinin geldiğini gösteriyor.

Buna ek olarak Aphrodisias edebiyat, bilim ve düşün alanında da önemli eserler ortaya koymuş. Örneğin Xenocrates I. yüzyılda tıbbi eserler, Chariton da Antik Çağ’ın (2. yüzyıl) ilk romanlarından birini yazmış. 4. yüzyılda Hristiyanlığın yayılması burada bir piskoposluğun kurulmasına neden olmuş, ancak bu durum kökleri eskilere dayanan pagan özelliğini yok edememiş. Aphrodisias’ta görülmeye değer daha birçok eser bulunuyor. Odeon (konser salonu), Piskopos Sarayı, Stadyum, Tiyatro, Tetrastoon ve Tiyatro Hamamları, Agora, Hadrian Hamamları, Sebasteion ve Nekropol.




Babadağ eteklerinde, Denizli’ye 100 km. uzaklıktaki Geyve köyü yakınlarında bulunuyor.


Surlar, Kent Planı ve Aphrodite Tapınağı



Aphrodite tapınağının surları 3.5 km uzunluğunda. Surların üzerinde bazı kuleleri ve dört ana kapısı bulunan, kabaca daire biçimindeki bir kalenin kalıntıları yer alıyor. Günümüzde ayakta kalan on dört sütunu ile yörenin kuzey bölümünde yer alan Aphrodite Tapınağı antik çağda kentin odak noktası idi. Ne yazık ki 5. yüzyıldan sonra yapının büyük bir kısmının bir Hristiyan bazilikasına dönüştürülmesi yüzünden eski durumu hakkındaki bilgiler oldukça sınırlı. İki geçit ve bir nef yapmak üzere heykelin bulunduğu iç oda duvarları yıkılarak öndeki ve yanlardaki sütunlar kaydırılmış ve kuzeye duvarlar inşa edilerek biçimi değiştirilmiş.

 

Tetrapylon

Aphrodisias’ın en göz alıcı sembolü olan bu dekoratif kapı, 2. yüzyılın ortalarına tarihlendiriliyor. Dört yanında dört sütun bulunan yapının asıl giriş doğuda yer alıyor. Önde Korint üslubunda, kuzey-güney yönündeki ana caddeye bakan yivli, çok güzel sütunlar var. Yarım daire biçiminde üst eşiği olan kırık bir alınlık, dıştaki doğu ve batı sırasının ikinci ve üçüncü sütunları arasında bulunuyor. Batı sütunları üzerindeki kırık alınlığın kenarları yapraklar arasında avlanan Eros rölyefleri ile süslenmiş.

 

Aphrodisias Müzesi

Çeşitli heykeller, heykel başları, kabartmalar, lahitler, meduza ve hayvan figürlerinin sergilendiği müzede, heykellerde; saçlara, gözlere, yüze verilen önem aynı zamanda figürlerdeki esneklik, yumuşaklık ve detaylar, Aphrodisias'taki heykeltıraşların ustalığını gözler önüne seriyor.

Heraklia/Latmos



Türkiye’nin en zengin arkeolojik alanlarından birine ev sahipliği yapan Bafa Gölü’nün kıyısında yer alan Heraklia’nın tarihi M.Ö. 7. yüzyıla uzanıyor. Helenistik ve Roma dönemlerinde parlayan kent, deniz ticaretiyle zenginleşmiş; Bizans döneminde ise piskoposluk merkezi olmuş.

Kayalık ve engebeli bir arazi üzerine kurulan kent, Roma dönemine ait 6.5 metre yüksekliğindeki surlarla ve 65 kuleyle çevrilmiş. Mükemmel denecek kadar düzgün taş işçiliği bugün bile farkediliyor. Kentin içindeki Athena Tapınağı, günümüze kadar gelebilmiş şanslı yapılardan. İki katlı olarak inşa edilen Agora’dan ise geriye tek kat kalmış. Yine de dükkan ve hanların yerlerini görebiliyorsunuz. Agora'nın doğusundaki “U” planlı yapı, M.Ö. 2. yüzyılda inşa edilen Şehir Meclisi Binası (Bouleuterion). Sonra sırasıyla tiyatro, Stadium, Endymion Kutsal Alanı ve Haham Manastırı’nı gezebilirsiniz.




Antik kent, Denizli-Tavas ilçesinin 10 km. kuzeybatısında bulunan Vakıf Köyü sınırları içinde yer alıyor.

Didim Apollon Tapınağı



Antik coğrafyacı Strabon, Didim’deki Apollon Tağınağı’nı dünyanın en büyük ve en görkemli tapınağı kabul eder. Antik dünyanın en önemli kehanet merkezlerinden biri olarak ünlenen tapınağın ithaf edildiği Apollon, Zeus ve Leto’nun oğlu, Ay Tanrıçası Artemis’in de ikiz kardeşi. Güneş, ışık, müzik ve kehanet tanrısı olan Apollon, kökeni Hititlere dek uzayıp giden bir Anadolu Tanrısı. 6. yüzyılda Milet ile Didim arasındaki “Kutsal Yol” üzerine tapınak inşa edilmiş; Apollon’un tunç heykeli de tapınağa hediye edilmiş. Bu heykel Milet sikkelerinde de yer alıyor. İyonik düzendeki tapınak, 38x85 m. boyutlarında. Panormos Limanı’ndan denize açılacak tüccar ve askerler Apollon Tapınağı’nda fal baktırır, tanrılara kurban sunarlarmış. Kutsal avluya inilen kapıların arasında yer alan 70 ton ağırlığındaki tek parça mermer blokun, dünyanın en büyük mimari elemanı olduğu tahmin ediliyor. Dört yanından basamaklarla çıkılan bir platform üzerinde çift sıra oturtulmuş 124 sütunla çevrelenen anıtsal yapı, birkaç bölümden oluşmakta. Tapınak, M.Ö 494’te, Kral Dara yönetiminde Miletos’a saldıran Perslerce tahrip edilmiş. Tapınağın yeniden yapımı ise Büyük İskender’in Pers zaferi sonrasına rastlamakta. Yapımı M.S. 2. yüzyıl ortalarına dek süren görkemli tapınak, yine de tam olarak bitirilememiş. Yeniden yapıldığı üzere bugünkü formunu alan tapınağın boyutları yaklaşık 109x51 m. Yapının ortasında bulunan, zamanında yalnızca rahip ve kahinlerin girebildikleri 53x21 m. boyutlarındaki “Sella Kutsal Alanı”, günümüzde konser ve sanat organizsyonlarına ev sahipliği yapıyor.


Didim.

Miletos (Milet)


        

Miletos, İyonya’nın en eski yerleşimlerinden biri. Miletos, mimari, arkeolojik ve kültürel özellikleriyle önemli bir yerleşim yeri. Kutsal yolun sonunda yer alan liman kapısından başka Kutsal Alan’da bereket tanrıçaları Demeter ile Kore’ye sunulmuş iki tapınak bulunuyor.


Miletos, Didim’e 20 km. uzaklıkta.

 

Tiyatro



Batı Anadolu’daki tiyatrolar arasında Milet tiyatrosunun önemli bir yeri var. 140 metre genişliğinde ve 30 metre yüksekliğindeki tiyatro, görkemli yapısıyla dikkat çekiyor.

 

Priene



M.Ö. 12. yüzyılda İyonlar’ın bir liman olarak kurdukları 12 şehirden biri olan Priene, Avrupalı tarihçilere göre Anadolu’nun Pompei’si. Geniş bir yer tutan kalıntılar arasında şehrin merkezinde M.Ö. 2. yüzyıla tarihlenen Demeter Tapınağı, mimar Pytheas’ın eseri olan ve tepe üzerinde bulunan Athena Polias Tapınağı, İsis ve Zeus Tapınakları, Agora ile 116 m. uzunluktaki Kutsal Stoa, kuzeydoğusunda mermerden oturma yerleri bulunan Meclis Binası (Bouleuterion), Agora’nın kuzeyinde bulunan ve oturma yerleri yamaca oyulmuş olan 5 bin kişilik tiyatro, tiyatronun yanında yukarı Gymnasium, surlar, su kemerleri, Bizans Kalesi ile tiyatro yakınındaki 600 kişilik Piskoposluk Kilisesi kentin görülmeye değer yerlerinden.

İki limanı da Menderes Nehri’nin getirdiği alüvyonlarla denizden 9 km. içeride kalmış. Arkeolojik kazılar sonunda bulunan eserler Berlin Müzesi ile İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde sergileniyor.


Antik kent, Söke merkezine 15 km. uzaklıktaki Güllübahçe kasabası yakınında.

Zeus Karios Tapınağı



Hisarbaşı tepesinin doğusunda 3.5 m. yüksekliğinde bir podyum üzerine inşa edilmiş. Bugün yuva denen korint nizamında tek bir sütunu ayakta.


Hisarbaşı Mahallesi. Milas.

 

Beçin



Kentin adı Ortaçağ İtalyan kaynaklarında "Pezona", Türk - İslam kaynaklarında ise "Berçin", "Peçin" ve "Beçin" şeklinde geçiyor. Kentten günümüze ulaşan yapı kalıntıları Milas ovasına bakan iç kale surlarla çevrili dış kale ve surlar, Kenez ve Sığmen mevkilerinde yoğunlaşıyor.


Beçin, Milas'ın 5 km. kadar güneyinde 200 m. yükseklikte sarp bir kayalık üzerinde.

 

Gümüşkesen Mezar Anıtı



Muhtemelen M.S. 2. yüzyıla tarihlendirilen bu mezar anıtı dikdörtgen bir mezar odası ile bu odanın üzerindeki paye ve sütunların taşıdığı piramit gibi gittikçe daralan bir örtüden ibaret.

 

Milas.

Mausoleion Açık Hava Müzesi



Karya Kralı Mausolos’un mezarı burada olduğu için, anıt onun adıyla anılıyor.

Karısı aynı zamanda kız kardeşi olan Kraliçe II Artemisia tarafından M.Ö. 353 yılında dönemin ünlü mimarlarına yaptırılmış. Büyük Anadolu depremiyle neredeyse tamamen yıkılan ve dünyanın 7 harikasından biri olarak anılan 42 metre yüksekliğindeki bu anıt mezarın yerinde bugün küçük bir müze bulunuyor. Günümüz kullanılan "mozele" sözcüğü kral Mausolos'un adından geliyor. Mausoleion'a ait taşların pek çoğu Bodrum Kale'sinin yapımında kullanılmış, rölyefli güzel parçaları ise 19. yüzyılda yaptıkları kazı sırasında İngilizler tarafından British Museum'a götürülmüş.


Bodrum.

Antik Tiyatro



Antik Tiyatro, Halikarnassos'tan günümüze kalan en önemli yapılardan biri.

Antik çağ geleneklerine uygun biçimde üç ana bölümden oluşuyor. Skene (sahne binası), orkestra (yarım yuvarlak) ve cavea (oturma kademeleri). Oturma kademeleri yumuşak kaya oyularak yamaca inşa edilen Tiyatro, 53 sıralı ve 13.000 kişilik kapasiteye sahip. Günümüzde kültürel etkinliklere ve konserlere ev sahipliği yapıyor.


Göktepe. Bodrum-Turgutreis yolu üzerinde. (Bodrum)


Bodrum Kalesi



M.S. 15. yüzyılda Rodos Şövalyeleri (St. Jean) tarafından St. Peter adına 99 yılda inşa edilen Bodrum Kalesi, karadan ya da denizden Bodrum'a yaklaşıldığında muhteşem görünümü ile büyüleyici bir görüntü yaratıyor. Halikarnassos'un ilk kurulduğu noktada Zephyrion adası üzerine kurulan Kale’nin yapımı sırasında Mausoleion Anıt Mezarı’nın taşları ve rölyefleri kale duvarlarında kullanılmış. Yaklaşık 30.000 m2'lik alana sahip olan kalede 5 kule bulunuyor. Bunlar Fransız, İngiliz, İtalyan, Alman kuleleri ile Yılanlı Kule. 180x185 metre ölçülerindeki kalenin en yüksek yeri, deniz seviyesinden 47.5 metre yüksekliğindeki Fransız Kulesi. Kale duvarlarında 249 adet arma bulunuyor. Osmanlılar, Kale içindeki kiliseye bir minare ilave ederek bir cami haline getirmişler. Ayrıca bir de küçük Türk Hamamı eklenmiş. 1595'te hapishane olarak kullanılan ve en ünlü kalebenti Halikarnas Balıkçısı olan Kale bugün müze olarak kullanılıyor.




Bodrum.

Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi



Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi, kendi türünde dünyanın en önemli ve büyük müzelerinden biri. 1960'larda başlayan kazılar sonucu elde edilen eserler, Bodrum Kalesi içinde yer alan bu müzede sergileniyor. Müzede, Doğu Akdeniz amphoraları koleksiyonu ve Bodrum yakınlarındaki batıkların üzerinde yapılan araştırmalar sonucu elde edilen bulgular da yer alıyor. Belli başlı batıklar ise Yassıada, Şeytan Deresi, Serçe Limanı batıkları. Müzede sergilenen dünyanın en eski batık gemi kalıntısı da görülmeye değer.




Bodrum Kalesi. (Bodrum)

Marmaris Kalesi



İyonyalılar tarafından yapıldığı öne sürülen kale, Büyük İskender dönemi ve Kanuni Sultan Süleyman’ın Rodos seferi sırasında (1522) büyük çapta genişletilip onarımdan geçirilmiş bir yapı. Kalenin önemli bir kısmı, Birinci Dünya Savaşı sırasında, bir Fransız savaş gemisinin top atışları ile yıkılmış.Yakın zamana kadar, içi Marmarisliler tarafından iskan edilen kalede 18 konut, bir çeşme ve bir sarnıcın bulunduğu biliniyor. 1991 yılından beri müze olarak hizmet veren Kale’de Helenistik, Roma ve Bizans çağlarına ait amforalar ile Knidos, Burgaz, Hisarönü kazılarında açığa çıkarılan pişmiş topraktan yapılmış kandiller, şişeler, çeşitli kaplar, cam eserler, ok uçları, sikkeler ve süs eşyaları sergileniyor.




Marmaris Limanı. (Marmaris)


Knidos Antik Kenti



Coğrafya bilgini Strabon, Knidos’un teraslar üzerine kurulduğunu ve bir tiyatro gibi kıyıdan akropolise yükseldiğini, hem kara hem de ada yerleşimi ile “çift kent” görünümünde olduğunu yazar. Kazılarda açığa çıkarılan buluntularla yerleşimin M.Ö. 14. ve 13. yüzyıla kadar uzandığı sanılıyor. Diğer Anadolu kıyı kentleri gibi, Knidos da M.S. 7. yüzyılda Arapların istilasına uğramış ve daha sonra meydana gelen büyük depremler nedeniyle tümden yok olmuş. Eski Knidos kenti, Datça iskelesinin hemen yanında kuruluydu. Üç kapıya sahip olan kent surları iyi korunmuş. Ancak kentin kuzeyindeki antik tiyatronun doğu kesimi tamamen yıkılmış. Antik tiyatro, 35 sıralı ve 2 diozomadan oluşuyor. Knidos kenti ünlü heykeltraş Praxitales’e ait Afrodit heykeli ile de ünlü. Rodos devletinin kutsal yeri olan Apollon Tapınağı da burada bulunuyordu.


Reşadiye Burnu. (Datça)

Kaunos Antik Kenti



Mitolojiye göre Miletos’un oğlu Kaunos tarafından kurulan kentin tarihi, arkeolojik buluntulara göre M.Ö. 10 yüzyıla kadar uzanıyor. Kurulduğu yıllardan beri liman kenti olan bu ören yerinde Arkaik, Klasik, Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerine ait yapı kalıntıları mevcut. Kaunos ören yerinde en ilgi çekici yapılardan biri Antik Tiyatro. Doğu kesimi kayalara oyulmuş yarım daireyi aşan biçimli tiyatro, Grek tipinin bir örneği. Diğer taraftan ören yerinin kuzey yönündeki sarp kayalara oyulmuş kaya mezarları da ilgi çeken öğeler arasında yer alıyor. Bugün Dalyan’ın simgesi haline gelmiş kaya mezarları M.Ö. 4 yüzyılda yapılmış. Mezarların içinde ölülerin üzerine yatırıldığı üç taş yatak var. Cephede iki İyon sütunu, sütunların üzerinde friz ve alınlıklar da mevcut. Alınlıkların birinin üzerinde aslan kabartmaları görülüyor. Kaya Mezarı’nda, sütunların arkasındaki kapıdan 6 metrekarelik bir odaya giriliyor. Ayrıca odanın çevresi de dağın içinde tünel gibi açılmış. Yani odanın dışından da dağın içinde dolaşılabiliyor. Ancak son birkaç yıldır kaya mezarlarına tırmanılması yasak.

Kral Amyntas’ın Mezarı



Likya kaya mezarları, şehrin simgesi haline gelen doğal kayaya oyulmuş mezarlar. Çok sayıda düzgün basamakları çıkınca mezarların en güzel ve görkemli olanı Amyntas'a ulaşılıyor. Cephesi iki sütunu olan İyon tapınağı tarzındaki bu kaya mezarı, Hermepias'ın oğlu Amyntas'a ait. Mezar aşağıdaki düzlükten de kolaylıkla görülebiliyor. Yaklaştıkça büyüklüğü karşısında hayranlık duyuyorsunuz. Soldaki sütunun orta kısmında, M.Ö. 4. yüzyıl alfabesi ile "Herpamiasoğlu Amyntas" yazılı.


Merkez. (Fethiye)

Pınara Antik Kenti



Pınara; Likçede Pinale "yuvarlak" anlamına geliyor. Mitolojiye göre Xanthos'un nüfusu fazlalaşınca yaşlılardan bir grup kentten ayrılarak, Kragos Dağı'nın eteklerindeki yuvarlak bir tepe üzerinde Pınara Kenti'ni kurmuşlar. Bölgedeki ilk güzellik yarışmasının yapıldığı kent olarak bilinen Pınara, tanrıça Afrodit'e adanan ilginç mimari özellikteki tapınağı ile önem kazanmış. Yüzlerce "güvercin yuvası" biçimindeki halk tipi mezar, Nekropolisi benzersiz kılıyor. Kentten günümüze ancak kaya mezarı ve lahit mezarlar ile sur duvarları, hamam, tiyatro, agora ve odeon gibi yapıların kalıntıları ulaşmış. Birkaç büyük deprem geçiren kent, M.S. 8. yüzyıldan sonra önemini bütünüyle yitirmiş.


Minare Köyü. (Fethiye)

Tlos Antik Kenti



Tlos, Likya Federe Birliği’nin 6 büyük kentinden biri ve birliğin spor merkezi olarak biliniyor. Burası uçan kanatlı atı Pegasus ile ünlenen Mitolojik kahraman Bellaforonte'nin yaşadığı kent olarak ünlenmiş. Likya bölgesindeki en eski kent olduğu ve kuruluşunun M.Ö. 2000'lerden önceye dayandığı arkeoloji kazıları ile tespit edilmiş. Nekropoldeki kral tipi mezarın Bellaforonte'ye adandığı biliniyor. Kent geniş bir alana yayılmasına karşın, kalıntılar akropol ve çevresinde odaklanmış durumda. Doğal açıdan korunaklı akropol tepesinin çevresi, yaklaşık 500 rakımlı dik yamaçlarla, yer yer sur duvarları ile korunmuş. Akropolün eteğinde, günümüze yalnızca birkaç oturma sırası kalan stadyum, hamam, tiyatro ve kilise kalıntıları yer alıyor.




Yaka Köyü. (Fethiye)

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


68434 - unknown - 38.107.179.237