26 Mayıs 2012 Cumartesi
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

Bizans surları boyunca Sirkeci’den Halkalı’ya
      

 

Yazı/Text: ESMAHAN AYKOL

Fotoğraflar/Photos: YUNUS EMRE AYDIN

 

Sirkeci-Halkalı banliyö treninde İstanbul, bütün haşmeti ve garibanlığıyla önünüzden akıp geçer. Bizans’ın deniz surlarından hala ayakta kalanları; trenin yarattığı sarsıntıyla devriliverecekmiş gibi duran, yana yatmış ahşap evleri, konakları; 1960’lardan kalma derme çatma inşa edilmiş apartmanları;

Kumkapı’nın meşhur meyhanelerini; Kazlıçeşme’deki bomboş arazileri, bostanları... Bambaşka bir açıdan şehr-i İstanbul’u görmeye hazırlanın. Ama her şeyin ötesinde her kesimden insanı görmeye hazırlanın...

Sirkeci-Halkalı hattında günde 100 bin kişi yolculuk ediyor. 100 bin yorgun insan; komi, garson, ayakkabı boyacısı, emekli, kalfa, öğrenci veya tezgahtar. Banliyö trenlerini kullananlar onlar.

 

Boğaz’ın altından geçen raylı bir tüp geçidi ve Gebze ile Halkalı arasındaki tren hattının iyileştirilmesini öngören Marmaray projesi 2010 senesinde tamamlanacak. O zamana kadar Sirkeci-Halkalı banliyö trenlerinin akıbeti belirsiz. 2008 Mart itibarıyle rayların bakıma alınacağına, trenlerin iki yıl boyunca çalışmayacağına dair gazetelerde çıkan haberler, çok geçmeden, böyle bir projelerinin olmadığını söyleyen Devlet Demiryolları tarafından yalanlandı. Şimdilik belirsizlik sürüyor.

Sirkeci-Halkalı hattında çalışan 22 tren, günde 102 sefer yapıyor, yaklaşık 100 bin yolcu taşıyor. 100 bin yorgun insan demek bu. 100 bin komi, garson, ayakkabı boyacısı, emekli, kalfa, öğrenci, tezgahtar. Banliyö trenini kullanan onlar. Sahil yolundan, özel araçlarıyla gidiyor daha çok parası olanlar. Her gün yolcuların beş binden fazlasının, duvar deliklerinden, kesik tel örgülerden geçerek trene bedava bindiği; rayların üstünde dolaşarak hayatlarını tehlikeye attıkları söyleniyor. Devlet Demiryolları’nın güvenlik personeli, onardıkları tel örgülerin aradan bir gün geçmeden yeniden kesildiğinden, istasyonların duvarlarında delikler açıldığından yakınıyor. 1,3 YTL İstanbul’da toplu taşıma ücreti.

Demiryollarının güvenlik personeli istihdam etmesi yeni bir şey. Hırsızlık, yankesicilik ve sarkıntılık olaylarının artmasının ardından, birkaç yıl önce doğan bir ‘işkolu’. Güvenlikçiler, şüphelendikleri yolcuların üstünde döner bıçağı, kelebek, kılıç, ameliyatlarda kullanılan neşter ve bir de tabanca ele geçirmişler şimdiye dek. Son zamanlarda artan önlemlerle birlikte banliyö trenlerinin tehlikesi azalmış, sık seyahat edenler gene de hava karardıktan sonra, daha boş olan en ön ve arka vagonlara binmemek gerektiğini söylüyor.

Zaten, eğer turistik bir seyahat yapmaksa maksadınız, en geç güneş batarken trende olmanız gerek. Daha önceden, 1890’da Alman mimar Tachmund’un inşa ettiği gar binasında biraz dolaşmanız, güzelim –ama maalesef pek berbat işletilen- Sirkeci Gar Lokantası’nda bir çay içmeniz tavsiye olunur. Daha çok İstanbul görmek isteyenler, trenin gidiş yönüne göre sağda bir koltuk kapmalıdır. Trenin tuhaf bir tirşe yeşili rengindeki iç aksamına, plastik koltuklara, kapılardan sarkan çocuklara, çoğunluğu erkeklerden müteşekkil diğer yolculara, paslanmış imdat frenine, açılıp kapanmayan pencerelere, az ilerinizde oturan ve tuhaf sesler çıkararak yerlere tüküren deliye, İstanbul vapurlarının olduğu gibi banliyö trenlerinin de vazgeçilmezi tükenmez kalem ve limon sıkacağı satıcısına ise boş verin derim ben. Ne de olsa, birazdan önünüzden İstanbul, bütün haşmeti ve garibanlığıyla akıp geçecek, şimdi ondan başka hiçbir şeye yer olmamalı kalbinizde. Bizans’ın deniz surlarından hala ayakta kalanları; trenin yarattığı sarsıntıyla devriliverecekmiş gibi duran, yana yatmış ahşap evleri, konakları; 1960’lardan kalma derme çatma inşa edilmiş apartmanları; Kumkapı’nın meşhur meyhanelerini; Kazlıçeşme’deki bomboş arazileri, bostanları... Bambaşka bir açıdan şehr-i İstanbul’u görmeye hazırlanın.

Sirkeci’den bindiyseniz banliyö trenine, önünüzdeki ilk durak Cankurtaran’dır. Uzaktan, meydanın tam ortasındaki Erol Taş’ın kahvesi görülür. Kumkapı’da, eğer akşamcıların demlenmeye başladığı bir saate getirdiyseniz yolculuğunuzu, sokaklara taşan ud seslerini duyarsınız. Yenikapı, adı üstünde, yenidir. IV. Murat zamanında açılmıştır. Pek çok tuhaf eğlence merkezinin varlığının yanısıra, Bizans döneminde Teodosios limanı olduğu günlerden beri, İstanbul deniz ulaşımının da kilit noktalarından biridir. Adı Kocamustafapaşa olan durak, aslında Samatya’dadır, kentin hala çokkültürlülüğünü koruyan semtlerinden biridir burası. Tren istasyonunun altındaki geçitle aynı yerde olduğu tahmin edilen eski Samatya Kapısı artık ortada yoktur, meydandaki Develi Kebapçısı’nın ışıkları ise trenin içinden bile seçilir. Bir sonraki durak, Yedikule’dir. Seferden dönen Bizans İmparatorları’nın şehre girdiği Altın Kapı (Porta Aurea) işte buradadır. Tıpkı Osmanlı zamanında zindan olarak da kullanılan ve semte adını veren Yedikule gibi. Kazlıçeşme, yakın bir tarihe kadar şehrin ana mezbahasının yanısıra, pek çok deri tabaklama atölyesine evsahipliği yapmıştır. Şimdi, karşınızdaki gözalabildiğine bomboş arazi, eski atölyelerin yeridir. Bu yolculuğun şehre dair en ilginç kısmını da Kazlıçeşme ile birlikte arkanızda bırakmış sayılırsınız. Bundan sonra, pencereden dışarı baktığınızda görüp göreceğiniz, orta sınıfın yaşadığı apartmanların balkonlarıdır. Trenden inebilirsiniz elbette. Ama trende kalıyorsanız, artık gözünüzü diğer yolculara çevirmenizi tavsiye ederim ben. Onların yüzünde de İstanbul’a dair pek çok hikaye yazılıdır. Öyledir.


Bu hattaki insanların tek tek yüzüne baktığınızda tümü İstanbul’a dair pek çok hikaye bulacaksınız.

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


68599 - unknown - 38.107.179.239