Çakıllardan heykel yapmak…

Yazı/Text: DALİDA ÖZATAY
Fotoğraflar/Pohotos: MÜJDE ÇAPRAZ
Çakılları biraraya getirerek oluşturduğu heykellerle
sanat dünyasında yeni bir akım yaratan Şila Garakyan, üçüncü sergisine hazırlanıyor.
Doğanın sihirli gücünü taşlarda yakalayan Garakyan tüm duygularını eserlerine
aktarıyor.

Şila Garakyan’ın çakıllarla dansı Kınalıada’da başladı.
İrili ufaklı, renkli çakıllar henüz küçücük bir çocukken ona bambaşka bir
dünyanın kapılarını açtı. Çakılları biraraya getirerek heykeller yapmaya
başlamasına yıllar vardı. Son iki yıldır yaptığı hemen tüm heykeller
uluslararası talep gören Garakyan, kendisini bizzat taşların yönlendirdiğine
inanıyor, “Hadi şunu ya da bunu yapayım diye hiçbir zaman yola çıkamadım. Çünkü
taşlar beni yönlendiriyordu onlara şekli ben vermediğim için onların sahip
olduğu şekillere, benim uyum göstermem lazımdı. O yüzden heykeller ortaya
çıktıktan sonra onlara isim vermeye başladım.” Heykel yapımında çok güçlü bir
yapıştırıcı ve vernik kullanıyor. Taşlar Garakyan’ın ruh durumuna göre şekil
alıyor. Mutluluğun ürünleri hoplayıp zıplayan neşeli heykeller oluyor. Bir
heykeli yapmak ne kadar zor olursa olsun 5–6 günde tamamlanıyor. Günde en az
dört saat çalışması gerektiğini anlatan Garakyan, “Bazen bir parçanın yerine 20
tane parça biniyor. Parçaları yapıştırırken beklemek gerekiyor. Sergi açmaksa
beş aylık bir çalışmayı gerektiriyor” diyor.
Güzel Sanatlar’ın Seramik-Cam bölümü mezunu Garakyan’ın ilk
aşkı resim. Resimlerinde de insan ve hayvan formlarını kullanan genç sanatçının
heykellerinin dünyada bir başka örneği yok. Eserlerini başkalarına
anlatabilmesi bu nedenle zor olabiliyor. Heykellerine bale yapan kız, çingene,
bebek, hamile kadın, tavus kuşu gibi isimler veriyor. Boya dahi kullanmıyor.
“Hep doğal olmalarına özen göstererek, gerçeğe benzeyen insan formlarının
peşine düştüm. Altı aylık bir çalışma sonrasında, Ada Taşları–1 adını verdiğim
ilk sergimi açtım. Bu sergi, hep insan ve hayvan formları üzerineydi.
İnsanların ilgisi, yola devam etmem gerektiğini gösterdi.” İlk sergisini
açarken tedirginlik yaşayan Garakyan, “Çünkü herkes sanatı iyi değerlendirmek,
anlamak ya da beğenmek zorunda değil. Bu da, klasiğin dışında bir şeydi. Heykel
sanatçıları gibi taşları yontmadım ya da yağlıboya resim yapmadım… Olmayan bir
sanat dalı olduğu için gergindim ve risk aldım. Tabi yaptıklarıma da
güveniyordum. İnsan yaptığını, önce kendi içine sindirmeli. Hakikaten problem
olmuyor. Ama içinde ufacık bir tereddüt varsa, bu karşı tarafa yansıyor…”
diyor.
Zamanla kendisini geliştiren ve daha iyi heykeller ortaya
çıkartmaya başlayan Garakyan, ikinci sergisini Ağustos-2006’da Kınalıada’da
açtı. Bu sergisiyle kompozisyona yönelişi de başladı.
Heykellerde kullandığı taşlar genelde Kınalıada’dan ama bir
bölümü de Yunanistan, Kıbrıs ve Bozcaada gibi yerlere ait. “Çevrem de bu konuda
bana yardım etmeye başladı. ‘Çakıllara bastığımızda artık daha farklı
bakıyoruz’ diyorlar… Bana gittikleri yerlerden çakılları getirmeye başladılar.
Onları da çok kullandım.”
Garakyan, bu yıl mart ayında Ada Taşları–3 sergisini de
açtı. Bu serginin akabinde, web sitesini oluşturarak bu kez daha fazla insana
ulaşıyor. İnternet üzerinden sipariş alarak heykel satışına başlayan Garakyan,
sınırları aşarak ABD, Fransa ve Kanada gibi ülkelere heykel göndermiş.
Fransa’ya giden bir heykel nedeniyle sergi teklifi almış.
Sergiler, özel siparişler derken şimdiye kadar onlarca
heykel oluşturan Şila Garakyan, yapıp sattığı heykellerin ardından biraz
hüzünlü. Elinde fotoğraflardan başka bir şey olmadığını anlatırken; “Doğada bir
taşın nasıl aynısı yoksa heykellerimin de ikincisi yok. Çok arzu ederdim ki,
yaptığım heykelin aynısından bir örnek da bende kalsın ama bu mümkün değil… En
çok Sait Faik heykelimi sevdim… O heykel benim için özeldir. İsterdim bir tane
de bende kalsın. Aynı konsept altında benzerleri çıkıyor ama eşi yok.”
Sanatla uğraşılıyorsa bir sonraki hedefi tasarlamanın mümkün
olmadığını hedefin başka bir hedefe götürdüğüne dikkat çekerken Garakyan
sözlerini şöyle noktalıyor; “İlk sergimi açtığımda web sitesi veya atölye
açmanın hayalini bile kurmuyordum. Ama şimdi bir sitem ve kışın açmayı
planladığım bir atölye çalışmam var. Bir de heykel sanatçılarının veya
ressamların yaptıklarımı eleştirmesini isterim.”
www.sheilagarakyan.com