26 Mayıs 2012 Cumartesi
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

Sahra’nın mutlu insanlar ülkesinde… TUNUS
      

 

Yazı/Text-Fotoğraflar/Photos: SİNAN ÇAKMAK

 

Tunus tek partili bir idareye sahip… Bin Ali 1956’dan beri sürdürülen modernleşme çabasını katı bir şekilde sürdürüyor. Tunus’un Batı’yla geliştirmeye çalıştığı ekonomik ilişkiler insan hakları ve basın özgürlüğü konusundaki eksikliklerin gözardı edilmesine de neden oluyor. Ancak toplumda bir rahatsızlık duyulduğunu gösteren pek bir işarete rastlamak mümkün değil.      

 

Tunuslular modernleşmeye çalışırken ‘turist’ ve ‘turizm’e dair herkes köylerde dahi büyük ilgi görüyor.

 

Merhaba Türkiye’den gelen gazeteciler, merhaba…’. Sahra Çölü sınırında on binleri bulan kalabalık bize, Türkiye’den gelen gazetecilere büyük sevgi gösterisinde bulunuyordu. Spiker ülkesinin ihtiyacı olan tanıtıma bizim ne kadar yardımcı olduğumuzu anlattıkça kalabalık coşuyordu. Oysa amacımız fazla dikkat çekmeden, bizden başka yabancının bulunmadığı kalabalığa karışıp Tunus’un önemli etkinliklerinden Tataouine Sahra Festivali’nde çölün dört köşesinden gelen yerli halkı ve halk oyunlarını, geleneklerini izlemekti. Heyecanlı spikerin anonsuyla stadyumun ortasında kalakalmıştık şimdi...

Bu festival, uzun kumsalları, Kartaca antik kenti, medinaları ve daha pek çoğu; Tunusluların tanıtmak istediği atraksiyonlar. Bunun için harcanan emek hemen dikkat çekiyor belki, ama daha önemlisi Tunusluların bunu yaparken hissettirdiği heyecan oluyor. Tunus’un turizmi geliştirmek istemesinin altında yatan sebep ekonomik elbette… Yine de başkent Tunus’tan Jerba Adası’na, turistik Tozeur’dan küçük Berberi köylerine kadar halk bunu size hissettirmemeyi başarıyor. Her şeyden önce kültürlerini paylaşmak istedikleri konusunda oldukça ikna ediciler.

İstanbul’un Kapalıçarşı’sında geliştirdiğim satıcı savuşturma tekniklerine ihtiyaç duymadan fes dükkânından bir halıcıya, oradan ahşap oymalar satan bir başkasının yerine girip inceliyorum rahat rahat el işlerini. Dar sokakların açıldığı yerde geniş bir meydana varıyorum. Arap, Osmanlı ve Fransız mimarisinin buluştuğu meydanda kafelerin olduğu bulvarı seçiyorum yorgunluktan. İlkbahar olmasına aldırmayan güneş, gölgede oturanlara bile rahat vermezken dört yol ağzında trafiği yönlendiren, baştan aşağı siyah deri üniforma içindeki trafik polisinin mekanik ama rahat hareketleri dikkatimi çekiyor. İleriki günlerde pek çok kez rastladığım ‘siyah deri üniformalı’ polisler ülkenin Cumhurbaşkanı Zine El Abidin Bin Ali’nin konutuna yaklaştıkça daha da irileşiyor, sert bakışları daha da büyük bir saygı uyandırıyor. Tunus tek partili bir idareye sahip… 1987’de ülkeyi Habib Bourguiba’dan devralan Bin Ali 1956’dan beri sürdürülen modernleşme çabasını katı bir şekilde sürdürüyor. Bunun ilk göze çarpan sonucu, kadınların toplum içindeki rahatlığı, sosyal hayatta gösterdiği aktif rol. Tunus’un Batı’yla geliştirmeye çalıştığı ekonomik ilişkiler aynı zamanda insan hakları ve basın özgürlüğü konusundaki eksikliklerin gözardı edilmesine de neden oluyor. Gerçi toplumda bir rahatsızlık duyulduğunu gösteren pek bir işarete rastlamak mümkün değil. Tunus ekonomik durumu ve gelir dağılımı bakımından ‘gelişmekte olan ülkeler’in belki de en başında geliyor.

Batı yanlısı uygulamaların biraz fazla kaçtığı durumlar da yok değil. ‘Kızıl Kertenkele’ treniyle Tunus’un güneyinde çölde dimdik yükselen kayalıklar arasına yapılan gezi bunun bir örneği. Fransız ‘koruması’ altındayken Tunus’un ‘Bey’i için yaptırılan tren ile sarp kayaların arasından geçerken, John Denver’in ‘Country Roads’unu dinlemek zorunda kalmak bir anda nerede olduğunuz konusunda şüphe duymanıza sebep oluyor. Trenden indiğinizde sizi karşılayan Arapça tabelalar ‘Vahşi Batı’dan dönmenize yardımcı oluyor neyse ki.

Tunuslular mutlu; öyle görünüyorlar... “Çok petrolümüz olmadığı için mutluyuz aslında” diyor Berberi şoförümüz Jerba Adası’nın merkez kenti Houmt Souk’a doğru yol alırken. “Komşularımızın petrolü var işi yok, her türlü bela var başlarında,” diye devam ediyor. Cezayir’deki terör sorununu, Libya’daki rejimi kastederek… O bunları anlatırken aniden yolumuz kesiliyor. Davul, zurna ve develeriyle bir kalabalık bizi durduruyor. Kalabalığın sonundan gelenler durumu açıklıyor; gelinle damat develerine bindirilmiş köy meydanına doğru yollanıyorlarmış. Kortejle beraber köy meydanına vardığımızda töreni, saygın konuklara ayrılan bölümden izleyen muhtara tanıtılıyoruz: “Tunus’u tanıtmaya gelen gazeteciler”...

Tunus’un en önemli turizm destinasyonlarından birisi Jerba. Ülkenin güneydoğusunda anakaradan az mesafe açıkta yer alan geniş bir ada Jerba. Adanın bir bölümü tamamen lüks otellere ayrılmış, geniş kumsallarıyla Avrupa’dan çok miktarda turist çekiyor. Adanın en ilgi çekici kültürel özelliklerinden biri, Berber dilinin halen yer yer konuşuluyor olması. Ayrıca azalıyor da olsa yerleşik bir Yahudi nüfusa sahip ada, dünyanın en eski ve önemli sinagoglarından birine sahip. Her yıl Tunus’un ve dünyanın çeşitli yerlerinden hacı olmaya gelen Yahudileri ağırlayan El Ghriba Sinagogu’nun tarihi iki bin yıl öncesine kadar gidiyor.

İki bin yıl öncesinde geçen bir başka önemli hikâye de Tunus’tan aktarılıyor bize: Brian komşu bir ahırda İsa ile aynı zamanda doğmuştur. Hayatı İsa’nınkine paralel bir şekilde yürüyecek, sonunda çarmıha gerilmekten kurtulamayacaktır.

Monthy Python’un güldürüsü ‘Life of Brian’ Tunus’u set olarak kullanan pek çok önemli filmden bir tanesi. Tozeur ‘English Patient’la, Tataouine ve Matmata da ‘Star Wars’la ünlenen ve epey bir ziyaretçi çeken diğer kentler.

Tozeur’a da haksızlık etmemek gerekiyor bu arada. Kent ile ülkenin geri kalanını ayıran etkileyici tuz çölünden geçen turistlerin yerinde son sekiz bin yıldır tacirler ve kervanlar eksik değildi. Ülkenin pek çok kent merkezini (medina’sını) oluşturan labirent Tozeur’da en zor sınavıyla çıkıyor ziyaretçilerinin karşısına. Burada evler açık renk değil, kahverengi toprak tuğlalardan örülmüş. Sokaklar sapak vermeden uzun bir mesafe kat ediyor ve bir yanlıştan geriye dönmeyi iyice zorlaştırıyor.

Labirent Hamamet’in, Houmt Souk’un, Sidi Bou Said’in sokaklarında gittikçe çözülüyor ve başkent Tunus’ta bir bulvarda kafede bırakıyor yorgun ziyaretçileri. Mutlu bir Tunuslu garson yerel bir şarap açıyor oturanlara. Şarabın lezzeti herkesi şaşırtıyor, herkes bu tadın farkına nasıl olup da daha önce varmadığına şaşırıyor. Şarap birçok önyargıyı gözden geçirmek için fırsatlardan biri oluyor.

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


68616 - unknown - 38.107.179.236