|
Hayalet köprünün hikayesi…

Yazı/Text - Fotoğraflar/Photos: MUSTAFA ÖNDER
Pastan kırmızıya dönen rengiyle devasa boyutta San
Francisco'nun ünlü Golden Gate köprüsünün bir benzeri var karşımda. Adı Opiki.
Farkı, tabanının olmaması. Asma köprüden geriye sadece 'asması' kalmış bir
demir yığını. Hakkında her şeyi bilmek istiyorum. Etrafıma bakıyorum. Belki bir
şeyler bilir diye, bir insan arıyorum ama nafile…

Yeni Zelanda’da Kuzey Adası. Auckland'dan yola çıktık.
Wellington'a, yani adanın en aşağısına iniyoruz. Alabildiğine uzanan dağlar,
ovalar, nehirler... İnanılmaz bir doğa... Bir nehirden geçiyoruz, uzaklarda bir
köprü dikkatimi çekiyor. Hemen park edip bir kilometre ileride hayal gibi
görünen köprüye bakıyorum. Dikkatli baktığımda bunun eski bir asma köprü olduğunu
anlıyorum ama neyinin farklı olduğunu tam kestiremiyorum. Koşar adımlarla
isminin Manawatu olduğunu öğrendiğim nehrin yanından çalılıkları yararak
köprüye varıyorum... Bu bir hayal olmalı!.. Bu kadar büyüleyici, bu kadar insanı
bambaşka dünyalara götüren bir görüntü olamaz. Gördüğüm manzara karşısında içim
ürperiyor. Hafif korkuyla karışık bir heyecan kaplıyor içimi. Pastan kırmızıya
dönen rengiyle devasa boyutta San Francisco'nun ünlü Golden Gate köprüsünün bir
benzeri var karşımda. Farkı, tabanının olmaması. Asma köprüden geriye sadece
'asması' kalmış bir demir yığını... Burada kalmak, saatlerce, günlerce çekim
yapmak, köprüyü içime sindirmek istiyorum... Benimle gezen arkadaşım olmasa
hayal gördüğüme inanabilirim. Elimi çabuk tutmalı, bu anı ölümsüzleştirmeliyim.
Hem fotoğraf çekiyorum, hem de nasıl olur da bir köprü bu hale gelir, sorumlusu
kimdir, ne zaman kullanılmıştır? Hakkında her şeyi bilmek istiyorum. Etrafıma
bakıyorum. Belki bir şeyler bilir diye, bir insan arıyorum ama nafile… Bizden,
köprüye konup kalkan yabani kuşlardan ve rüzgar sesinden başka hiçbir şey yok.
Sonradan öğrendiğime göre, köprünün adı Opiki. 1800’lerin sonlarında Manawatu
nehrinin çevresinde keten bitkisi büyümeye başlamış ve o kadar geniş bir alana
yayılmış ki, 14.500 hektar ketenle kaplanmış... Ve bu alan keten ticareti yapan
Tane Hemp Company Ltd. adında bir büyük fabrikaya dönüşmüş, büyük öğütücü
makinelerle donatılmış. 1910-1918 yıllarında Yeni Zelanda'nın keten üretiminin
üçte ikisi bu bölgeden karşılanmış. En büyük sorun öğütülen ketenleri trene taşımak
için nehri geçmekmiş. Tonlarca yükü nakletmeyi kolaylaştırmak için nehre bir
köprü yapılmasına karar verilmiş. 1918’in Ocak ayında açılışı yapılan köprü
büyük kolaylık getirmiş. Maalesef açılıştan kısa bir süre sonra ekonomik kriz
ve biyolojik nedenlerden dolayı keten endüstrisi büyük bir darbe yemiş. Üzerine
1. Dünya Savaşı’nın getirdiği kriz ve sarı yaprak hastalığı da eklenince, iflas
konumuna gelen endüstri, fabrikayı kapatma kararı almış. Sekiz ortaktan biri
olan Hugh Akers, payına düşen araziyle birlikte köprüyü de sahiplenmiş. Yıllar
geçtikçe, köprüden geçmek isteyenler onun iznini almak için kapısını aşındırmaya
başlamış. Köprünün üzerindeki rayları söküp geçişi kolaylaştıran Akers, bakım,
sigorta ve diğer harcamalar için geçişlerden para almaya karar vermiş. Yanına
küçük bir ev yapıp, köprü trafiğinden para kesmekle sorumlu birini oraya yerleştirmiş.
1926 yılının Şubat ayında Tane Asma Köprüsü, Opiki Paralı Köprüsü’ne dönüşmüş.
Bir gişe inşa edilmiş. Her araba için 2 Şilin, 6 Peni alınmaya başlanmış. Zaman
geçtikçe trafik artmış ve iki şeritli karayoluna ihtiyaç duyulmuş. Trafik arttıkça
Hugh Akers köprü geçiş parasını artırmış. Amacı sadece giderlerini karşılamakmış.
1938 yılında hükümetin işçilerden sorumlu bakanı Hon Robert Semple para verme
konusunda tartışma çıkarmış. Bakan, "Bu komik antika yapı yerine en yakın
zamanda yenisi yapılacak ve bu ülkede hiçbir köprüden para kesilmeyecek"
demiş. Birkaç hafta sonra köprü yapımı için araştırmalar başlasa da 30 yıl
boyunca gelişme olmamış. Ta ki, 1969’da 42 feet yüksekliğinde 454 feet uzunluğunda, nehre oturan ve 165.000 dolara malolan yeni ve sıradan bir köprü yapılana
kadar. O gün yerli halk Hugh Akers'a 44 yıl hizmet verdiği için teşekkürlerini
sunmuş ve köprü emekliye ayrılmış. İlginç olan, 52 yıllık serüveninde, bir kere
1962 yılında aşırı rüzgardan dolayı halatının kopması dışında sel bastığında
bile suyla temasının olmaması. Ama şimdi güvenlik nedeniyle tabanı sökülerek
sulara gömülmüş durumda. Bu olay çoğu insan için 'bir dönemin sonu' olarak
görülüyor. Opiki, 1969 yılına kadar Yeni Zelanda’nın en uzun köpüsüydü. Şimdi
ise bir köprü öyküsü.
|
|