26 Mayıs 2012 Cumartesi
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

Atlıspor’un şampiyon başkanı Fevzi Atabek
      

 

Yazı/Text: TANSEL TÜZEL

Fotoğraflar/Photos: MÜJDE ÇAPRAZ

 

Dört kez Atatürk, sekiz kez Cumhurbaşkanlığı Kupası’nı kazanan, 17’si Türkiye olmak üzere 600’e yakın birinciliği olan Fevzi Atabek yıllar yılı atlarla ve Atlıspor’da yaşamanın kendisine çok şey kattığını söylüyor, “Çok şey öğrendim, burası hayat mektebi. 14 yaşındayken büyüklerle koşup, kazanıyordum, şimdi 50 yaşındayım ve 13-14 yaşındaki çocuklarla koşuyorum. Küçükken bir büyüğü anlamak durumunda, büyükken de küçükleri anlamak durumunda kalıyorsunuz.”

 

 

Fevzi Atabek 51. yılını koşan İstanbul Atlıspor Kulübü’nün altı yıldır başkanı. İlişkileri 1966 yılında kulüp on, Atabek’se 12 yaşındayken başladı. Bir yıl sonra Fevzi Atabek yıllar boyu çoğunda yer alacağı ve büyük bölümünü kazanacağı müsabakaların ilkinde yarışıyordu.

At tutkusu Atabek’in içine henüz beş yaşında küçücük bir çocukken düşmüştü. Yıl 1959, yer ‘Mithatpaşa Stadyumu’ idi yani İnönü Stadı. Devrin Cumhurbaşkanı Celal Bayar da oradaydı. Giderek oğluyla tutkusunu paylaşacak babası Ata Atabek de. Türkiye’de pek çok ilki başlatan ve dönemin Federasyon Başkanlığı’nı yürüten Nejat Eczacıbaşı’nın çabalarıyla gerçekleştirilen binicilik müsabakalarından birindeydiler. Katılımcı Fransız takımının içinde yer alan Olimpiyat Şampiyonu ve kır atıydı Atabek’in atlara tükenmeyecek tutkusunu yaratan.

Sonra… Sonrası tesadüflerle ve ailenin ilgisiyle geldi, “Benim annemin liseden sınıf arkadaşı bir hanım bir süvari subayla evliydi, senelerce birbirlerini görmemişler, tesadüfen Nişantaşı’nda karşılaşıyorlar, oradan dostluk devam etti ve ailece görüşmeye başladık. At binmeye öyle başladım. Atlıspor’da başladım, buranın kuruluşu da 1956 yılı idi. 1967 yılında da müsabakalara girmeye başladım. O yıl küçük müsabakalara girmeye başladım, büyüklerin ilk sınıfında İstanbul Bölge Şampiyonu oldum ve sonra 68-69-70-71, dört sene Türkiye Gençler Şampiyonu oldum. 17 yaşındayken, 1971’de federasyonun özel müsaadesiyle Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı Kupaları’na katıldım. Başbakanlık Kupası’nda ikinci oldum, Cumhurbaşkanlığı Kupası’nı kazandım. 17 yaşında halen o kupayı kazanmış en genç binici benim. Sonra zaten Büyükler’de yarışmalara devam ettim. 45 yaşında müsabakaları bitirdim. Dört sene hiç koşmadım. Kulübün başkanlığını üstlendikten sonra 49 yaşındayken arkadaşlar, ‘50’den sonra bu iş çok zor olacak, başlayacaksan şimdi başla’ dediler. Ve yeniden başladım, O arada haftasonları at biniyordum. Buradaki genç kardeşlerimle birlikte yarışmalara girmeye başladık. Ondan sonra bir senede vaziyeti toparladım. Geçen sene de Veteranlar’da Balkan Şampiyonu oldum. Bu sene de Avrupa Şampiyonası’na gidecek ve yurtdışındaki müsabakalarda puan toplayacaktım, öyle bir organizasyonu yaptık, tam gidecekken retinam yırtıldı. Şimdi doktor bana ‘düşme’ diyor.”

Dört kez Atatürk, sekiz kez Cumhurbaşkanlığı Kupası’nı kazanan, 17’si Türkiye olmak üzere 600’e yakın birinciliği olan Atabek yıllar yılı atlarla ve Atlıspor’da yaşamanın kendisine çok şey kattığını söylüyor, “Çok şey öğrendim, burası bir mektep. Hayat mektebi. Çünkü ben sadece sporcu olarak bulunmadım burada, her dönemde yönetimin içinde de vardım. Benim babam da burada 7-8 sene başkanlık yaptı, beş sene Federasyon Başkanlığı yaptı. Ben geldim, arkadan babam geldi buraya. Baktığınız zaman buranın bir idari kısmı var, bir eğitim olayı var, bir çocuk büyütme durumu var. Ben 14 yaşındayken büyüklerle koşuyordum, kazanıyordum, müthiş bir özgüven. Tersinden bakınca da şimdi 50 yaşındayım ve 13-14 yaşındaki çocuklarla koşuyorum. İnsana değişik duygular veriyor ve o karşındakini anlamanı sağlıyor, küçükken bir büyüğü anlamak durumunda, büyükken de küçükleri anlamak durumunda kalıyorsunuz.”

Babası Ata Atabek tarafından 1944 yılında kurulan Atalar’ın Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı yürüten Fevzi Atabek ticareti de atlarla öğrendiğini belirtiyor,  “At almak satmak bir ticaret ve aslında çok zor bir ticaret, çünkü sonuçta bir canlı. Bunun bir pazarı var, at on lira mıdır, yüz lira mıdır bilinmez, çok değişkendir. Atın herkese göre değeri farklıdır. Ben eğer büyük bir müsabaka koşmayı düşünüyorsam öyle bir at aramam lazım, bir çocuk için o at belki çok değerli olabilir ama yanlıştır, çocuğun binebileceği atı bulabilmek daha zordur. Bu gibi kıstasları tayin edebilmek, rakamlandırabilmek insana bir şeyler öğretiyor zamanla. Burada da her türlü insanla biraradasınız, zengini de burada, sporcusu da, her tip insanı çocuk yaşta tanımaya başlıyorsunuz. Ayrıca yarışma içinde çabuk ve doğru karar vermek zorundasınız. Seksen saniye içinde 15 tane engel atlamak zorundasınız, A planından B planına geçiş sağlamak zorundasınız, bu da bir B planı yaratmak zorundasınız demektir ve bunlar hayatta insana çok yardımcı oluyor. Doğru ve çabuk karar vermek, bir plandan diğerine çabuk geçebilmek, başka opsiyonlar yaratabilmek bana çok şey kazandırdı. Ben bu camiaya çok şey verdiğimi düşünüyorum ama bu camia da bana çok şey verdi. Beni ben yapan bu spor olmuştur her şeyden önce. Müsabakalarda koştuğum dönemlerde çok tanınan bir insandım. Şimdi çok tanınırlığımız kalmadı. Daha magazin sporu olmaya başladı ve ben bundan hiç hoşnut değilim. Benim koştuğum dönemlerde spor hakimiyeti vardı, basın da öyleydi ve o insanlarla bilerek oturup tartışmak çok zevkliydi. Son 15 senedir maalesef bu kayboldu.”

Evlerinde her zaman apartmanda beslenebilecek türde hayvanlarla büyüdüğünü ve at sevgisinin de çocuklarda doğal olarak bulunduğunu anlatan Atabek, bu sporu yapmak isteyen çocukların ailelerinin baskıcı olmamaları gerektiğini ısrarla belirtiyor çünkü kendi çocukları dahil baskı, gençleri sıkıp spordan soğutuyor. Sporculuk hayatı boyunca üç atını hepsinden ayrı bir yere koymuş ünlü sporcu, en sevdiği ve birlikte adeta bir kaderi paylaştığı Peter Pan’ı hiç unutmuyor, “Tam bir Peter Pan’dı. İsmini Aldo Baldini’nin babası koymuştu. 21 yaşına kadar benimle koştu. 23 yaşındayken de bir arkadaşımızın çocuğu ile koştu. Benim kendi atımdı. Çok uzun süre hizmet verdi. Yaşı ilerledi ama hep çocuk gibiydi. 1961 doğumluydu, 8 yaşında ben binmeye başladım, 21 yaşına kadar birlikteydik. 13-14 sene beraberdik. Çok nadirdir böyle bir atın birisiyle 13-14 sene koşması. Sahaya girdiğinizde size kazanma hissini verirdi. Hakikaten çok müsabık bir hayvandı. Sahaya girdiği zaman çok farklı bir hayvan olurdu. Ve her zaman güvenebileceğiniz bir attı, yarı yolda bırakmazdı. Yaş ilerledikçe, ki 17 yaşından sonra düşme başlar, hep zannediyorsunuz ki o altınızdaki genç bir hayvan. Ama değil ve orada bir bocalama geçiriyorsunuz. Ve anladıktan sonra ona göre binmeye başladım. Ve daha fazla efor harcar oldum. 24 yaşında bir arkadaşın çiftliğine gönderdik, çok büyük bir ahırı vardı, bir eşekle beraber kalıyordu, eşeği sabah işe götürmek istemişler ve o da arkasından gitmek istemiş, ahırın kapısının üstü açıktı, oradan atlamak istemiş, takılıp ya ayağını kırdı, ya boynunu o kadarını öğrenmek istemedim. Sonra Ares oldu, savaş tanrısı. Altı sene koştuk birlikte. Sonra Baccara diye bir atım oldu. Onunla da çok yarış kazandım ama onu çok yaşlı, 13 yaşındayken almıştım. Ben dört sene binebildim sonra bir sakatlık geçirdi, genç bir çocuğa vermem tavsiye edildi. Zorlasam sakatlanırdı, çok güzel havaya giren bir hayvandı. O çocukla da üç-dört sene koştu. 31 yaşında öldü. Normalde 20-25 yaşına kadar yaşar atlar. Üç tane çok önemli atım oldu. Şimdi geçen sene yarış kazandığım atım var, adı Paille.”

Fevzi Atabek yarışmasına, hatta at binmesine engel olan gözlerindeki sorunun çözülmesiyle birlikte yola devam edecek. Doruktaki yarışma heyecanı artık dinelse de Veteran olarak Avrupa Yarışması koşabiliyor olmayı hala çok istiyor.


Yıl 1976. Bir koşu sonrasında genç şampiyonlar Fevzi Atabek, İskender Pisak ve Atabek’in babası sevinci paylaşıyor.

 

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


68657 - unknown - 38.107.179.238