26 Mayıs 2012 Cumartesi
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

Sultan Süleyman’la Mimar Sinan’ın ‘muhteşem’ eseri
      

 

Yazı/Text: OYLUM YILMAZ

Fotoğraflar/Photos: UMUT KAÇAR

 

Süleymaniye’ye ister deniz tarafından gidin; tarihi hanların, hamamların, garip bekar odalarının arasından geçerek, ister kara tarafından İstanbul Üniversitesi’ni, botanik bahçesini, büyük kütüphaneyi görerek; külliye bir anda karşınıza çıkacaktır. Gelmiş geçmiş tüm zamanları, tüm endişeleri arkanızda bırakarak sizi kendine, tarihe, tarih olmaya çağıracaktır.


Süleymaniye İstanbul Üniversitesi’ne yakınlığı nedeniyle öğrencilerin de mekanıdır ve İstanbul’un en ucuz ve leziz yemekleri tarihi duvarlarla çevrili avlularla büyük bir keyifle yenilir.

 

Adı Süleyman’dan geliyor: Bir ülkeyi dünyanın en büyük ve aynı zamanda en bayındır, en mamur imparatorluğu yapandan. Süleyman: Kanun koyucu, sultan… Ancak hayalinin, düşüncesinin, tepeden tırnağa hayata geçirilmesinin ardında başka bir adamın, başka bir büyük ismin imzası var; Mimar Sinan. Kanuni Sultan Süleyman, Mimar Sinan’ı karşısına alıp kendine yakışacak bir külliye yapmasını istedikten sonra Sinan tam bir yıl, dört mevsim boyunca dolaşmış İstanbul tepelerinde. Bir yıl düşünmüş, dünyanın en görkemli, en zarif camii ile külliyesini nerede, nasıl yapacağını ve bu yapıların çevresinde oluşacak en karakteristik Osmanlı semtinin nasıl kendiliğinden var olacağını… Sinan’ın o yıllar ne düşündüğünü, cami inşaatı bittikten 20 yıl sonra anlamış İstanbullular. Çünkü İstanbul’da semtlere bağlı kent kültürü Sinan’ın karar verdiği yerde başlamış; yedi tepenin üçüncüsünde, Süleymaniye’de…

Üç yılda atmış Mimar Sinan, Süleymaniye’nin temellerini. Sonra bir yıl beklemiş temelin, taşların yerine oturmasını. Tam yedi yıl sürmüş caminin inşası. Kanuni Sultan Süleyman dahil herkesin sabrı tükenmiş, dedikodular sarmış dört yanı. Ancak yıl 1507’ye geldiğinde sonuç, Süleyman’ın lakabının aynı olmuş: ‘Muhteşem.’

Semte adını veren, Süleymaniye Camii, bu büyük İslam mabedi aslında, medrese, kütüphane, hastane, hamam, imaret, hazire ve dükkanlardan oluşan Süleymaniye Külliyesi'nin bir parçası olarak inşa edilmiş. Cami,  doruktaki Osmanlı kültürünün, mimarisinin en karakteristik eseridir ve insan düşüncesinin estetik ve kültürle bileşiminden ortaya çıkan neredeyse mucizevi bir yapı olarak kabul edilir. Günümüzden beş yüz yıl önce yapılan camii İstanbul’un gördüğü hiçbir depremden etkilenmemiştir. Sağlamlığının yanısıra mimarının düşünce biçimini yansıtan pek çok ilgi çekici özellik taşır.  Camii, içindeki kandil islerini temizleyecek hava akımına uygun inşa edilmiştir mesela. Yani camiden çıkan isler ana giriş kapısının üzerindeki odada mürekkep yapımında kullanılmak üzere toplanır. Yapının içindeki akustik de dillere destandır. Mimar Sinan, cami içinde sesin iyi yayılması ve duyulması için farklı bir teknik kullanır. Bunun için öncelikle caminin bütün kubbelerini çift kubbe seklinde yaptırıp, ortadaki büyük kubbenin altına, içeriye doğru açık durumda, derinlikleri 50 metreye ulaşan, ağızları 5 metre olan küpler yerleştirmiştir. Bu küplerin bir kısmı küçük kubbelerin köşelerinde ve sarkıtların altında durur. Bütün bunlara zeminde, sesi yansıtmak için bıraktığı tuğlalardan boşluklar da eklenince Süleymaniye Camisi’nin etkileyici akustiği ortaya çıkar. Caminin kıble tarafında bulunan Kanuni Sultan Süleyman'ın türbesinin kubbesi, yıldızlarla donanmış gökyüzü imajını vermesi için, içeriden, metalik plakalar arasına yerleştirilmiş pırlantalarla süslüdür.

Bu estetik, kültürel ve mimari özellikleri anlatılmakla bitmeyecek cami ve külliyesinin yapımından kısa bir süre sonra bu yapıların etrafında kendiliğinden doğan bir semttir Süleymaniye. Ancak yine de Sinan, bu önemli cazibe merkezinin çevresindeki kentsel dokunun akış yönünü de çizmekten geri durmamış, tepelerden aşağı doğru, birbirinin önünü, manzarasını kapatmayacak şekilde, doğanın eğimine göre planlanmış, tabiatla barışık bir kent hayalini gerçekleştirmiş Süleymaniye’de. Dönemin ileri gelenleri, matematikçileri, sanatkarları, mimarları, ticaret erbabı, paşaları, ulemaları bu semtte yer kapmak için birbiriyle yarışmış. Öyle söylenir ki, Süleymaniye’de oturmak isteyenler devlete ayrıca para verir olmuşlar. Süleymaniye’nin dört asırlık binaları işte bu hava içinde günümüze ulaşmış. Semtin ahşap mimarisi bu yıllardan itibaren tüm imparatorluğa yayılmış. Şimdilerde korumaya alınan bu evleriyle Süleymaniye arada bir yerde: Korunmaya alınan tarihi bir semt olmakla, İstanbul’un ürettiği anda tüketip başka bir şeye dönüştüren havası arasında bir yerlerde duruyor. Bir yanda betonarme binalar arasında sıkışmış, çökmekte olan ahşap yapılar, diğer yanda bu tarz mimari üzerinde çalışan çeşitli ülkelerin üniversitelerinden gelen mimarlar, diğer yandan da büyük emekler verilerek hazırlanan ama hayata geçirilemeyen koruma projeleri, bu projeler üzerinde çatışan çıkar ilişkileri, didişmeler, politik hesaplaşmalar...

Süleymaniye’ye ister deniz tarafından gidin; tarihi hanların, hamamların, garip bekar odalarının arasından geçerek, ister kara tarafından İstanbul Üniversitesi’ni, botanik bahçesini, büyük kütüphaneyi görerek; külliye bir anda karşınıza çıkacaktır. Gelmiş geçmiş tüm zamanları, tüm endişeleri arkanızda bırakarak sizi kendine, tarihe, tarih olmaya çağıracaktır, sanki her adımda Yahya Kemal’in bu yapıya adadığı dizeleri eşliğinde:

“Bu sükunette karıştıkça karanlıkla ışık, / Yürüyor, durmadan, insan ve hayalet karışık: / Kimi gökten, kimi yerden üşüşüp her kapıya. / Giriyor birbiri ardınca, ilahi yapıya. Tanrı’nın mabedi her bir tarafından doluyor / Bu saatlerde Süleymaniye tarih oluyor.”

Yahya Kemal Beyatlı

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


68661 - unknown - 38.107.179.237