|
Zamanın İstanbul’a bıraktıkları…

Hartmann Schedel’in 1493 tarihli İstanbul gravürü, kenti Marmara Denizi kıyılarından,
surların dışından tasvir eder.
Yazı/Text: LÜTFÜ TINÇ
Marmaray Projesi ve İstanbul Metrosu’ndaki genişletme
çalışmaları, kentin arkeolojik sorunlarına olduğu kadar, arkeolojik
zenginliklerine de yeniden gözatılmasını gerektirecek bulguları, buluntuları
ortaya çıkardı.

Yenikapı’daki Marmaray kazılarında ortaya çıkan ve
‘Marmaray VI’ diye adlandırılan Bizans batığı, taşıdığı yük ile birlikte
bulundu.
Belgesel film yönetmeni bir çift tanıyorum; Emre Şahin ile
Amerikalı eşi Sarah Wetherbee Şahin… History Channel’a uluslararası çapta bir
kent belgeselleri projesi hazırlayan bu genç yönetmenler, 50’şer dakikalık ilk
13 filmi geçen yıl bitirdiler; şimdi ikinci dizi olarak, yine History Channel’a
13 başka dünya kentinin çekimlerini hazırlıyorlar. Ama hemen altını çizelim;
‘Undercitys’ diye adlandırdıkları bu belgeseller, ele alıp işledikleri kentin
altını, yeraltındaki görüntülerini, üstü ile bağlantılı olarak gösteriyor.
Yepyeni bir tarz… Bu belgesellerden biri de, elbette İstanbul… Ancak Şahin
çifti, bu İstanbul belgeselini herhalde yeniden çekecek!.. Şaka bir yana,
Marmaray Projesi ve İstanbul Metrosu’ndaki genişletme çalışması, gerçekten de
İstanbul’un arkeolojik sorunlarına olduğu kadar, arkeolojik zenginliklerine de
yeniden gözatılmasını gerektirecek bulguları, buluntuları ortaya çıkardı.
Özellikle, Yenikapı, Sirkeci ve Üsküdar’da, her yeraltı
çalışmasında, birbirinden çarpıcı Bizans kalıntıları ve belki de Bizans
İstanbulu’nun kent tarihine ilişkin kimi ayrıntılarının değişmesine, kimi
bilgilerde farklılaşmalara yol açacak keşifler yapıldı. Bu keşiflerden biri,
Üsküdar’da, henüz kazıları ilerletilmeyen bir antik limanın ortaya çıkarılmasıydı.
İkinci keşif, İstanbul’da ilk yerleşimin başladığı ‘birinci tepe’ bölgesinde,
yani Cağaloğlu ve Sirkeci’de, Roma’ya kadar inen mimari katmanların
bulunmasıydı. Üçüncü ve gerçekten en büyük keşif, Yenikapı’da ortaya çıkartılan
Theodosius Limanı olmuştu. Aslında, 16. yüzyıl İstanbul’unun ünlü Langa
Bostanları mevkiinde, Roma imparatoru I. Theodosius (379-395) tarafından,
kentin deniz ticaret merkezi olacak bir limanın yaptırıldığı, sürpriz değildi.
Bu bilgi, yazılı kaynaklarda vardı. Asıl bilinmeyen ve bugün için ‘sürpriz’
olan; Lykos Deresi’nin (Bayrampaşa Deresi) taşıdığı alüvyonlarla dolmuş bu ünlü
Langa Koyu’nun, bin yıllık bir döneme ait, neler sakladığıydı... Döneminde,
‘Portus Theodosiacus’ diye adlandırılan Theodosius Limanı’nın, Marmaray ile İstanbul
Metrosu projelerinin aktarma istasyonu için belirlenen alanda, ‘dünyanın en
büyük antik limanı’ olarak ortaya çıkışı, uluslararası arkeoloji ve tarih
çevrelerinde derin yankılar uyandıracaktı… Bütün bunlar, 2005 yılından bu yana
epey konuşuldu, yazılıp çizildi. Ama bu keşiflerin taçlandırılması bu yıl
haziran sonunda başladı.
25-28 Haziran tarihleri arasında, 2006 yılı boyunca, uzun
bir hazırlık döneminden geçilerek kotarılan ‘Uluslararası Sevgi Gönül Bizans
Araştırmaları Sempozyumu’ yapıldı. Vehbi Koç Vakfı’nın katkılarıyla bu yıl ilk
kez düzenlenen sempozyum, ‘12. ve 13. Yüzyıllarda Bizans Dünyasında Değişim’
adını taşıyordu.
İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde düzenlenen bu sempozyum
kapsamında, yine aynı mekânın farklı salonlarında, iki sergi açıldı. Bunlardan
biri, ‘Kalanlar’ adını taşıyor ve bu yıl Vehbi Koç Vakfı’nın desteğiyle
onarılmış olan Yıldız Salonu’nda gerçekleştirildi. ‘Kalanlar’ sergisi, ‘12. ve
13. yüzyıllarda Türkiye’de Bizans’ alt başlığını taşıyor ve sempozyum ile aynı
çerçeveye oturuyor. 26 Haziran’da açılan sergi, 31 Ekim 2007’ye kadar ziyaret
edilebilecek. ‘Kalanlar’ sergisi. 12 ve 13. yüzyılların Anadolu’sunda, karmaşık
iktidar savaşlarının ardından, bugüne ne kaldığına bakıyor: Kalanlar,
Afyonkarahisar ya da Ankara Etnografya Müzesi’nden Bergama ya da Kütahya
Müzesi’ne, Anadolu’nun farklı müzelerinden seçilmiş sanat ve kültür objeleri…
Bu yaklaşımı, Sergi Yürütme Kurulu üyesi Ömer Koç, “12. ve 13. yüzyıllar
özellikle Anadolu’da, toplumlar arasında karşılıklı iktidar savaşlarının sürdürüldüğü
ve Bizans’ın varolma savaşı verdiği bir dönem olmasına rağmen, sanat böyle
karışık bir ortamda varlığını korumuş…” diyerek açıklıyor.
Kuşadası’nda bulunmuş ve bugün Aydın Müzesi’nde sergilenen
bir ikona parçası ya da Enez’deki bir kazıda ortaya çıkmış ve bugün Edirne
Müzesi’nde ziyaretçileriyle buluşan pişmiş toprak bir kap… Yani inanç
objelerinden gündelik yaşam objelerine, Bizans sanatının 12 ve 13. yüzyıllara
ait Türkiye’deki örneklerinden tam 196 eser bu sergide, neyin kalıcı olduğuna
dair bir fikir vermek için, ziyaretçilerini bekliyor. Yine İstanbul Arkeoloji
Müzeleri’nde, yine Bizans merkezli bir başka sergi, Assos Salonu’nda fakat bu
kez, 31 Aralık tarihine kadar ziyaretçileriyle buluşmak üzere, birinci sergiyle
aynı tarihte, 26 Haziran’da açıldı. Marmaray, Metro ve Sultanahmet kazılarının
video belgesellerini, geçmişten günümüze ulaşmış planlarla harmanlayarak,
gizemli bir keşif gezisi gibi sunan sergi düzenlemesinin en çok ilgi gören
konusu, Yenikapı batıkları; buradaki antik limana ilişkin fotoğraf, bilgi ve
buluntular… Her iki sergi de, pazartesi günleri hariç, her gün sabah saat 9.00
ile 17.00 saatleri arasında gezilebiliyor. Yenikapı kazıları, sadece
İstanbul’da değil, Türkiye’de, bir kent merkezinde yapılmış en büyük arkeolojik
kazı olma özelliğine sahip. Ayrıca bu kazılarda, İstanbul’un ilk surları yani
kentin kurucusu ‘Büyük Konstantinos’un yaptırdığı surlar ve 24 batık bulundu.
Theodosius Limanı’nda şu ana kadar ulaşılabilen bu 24 batık üzerinde, Sualtı
Arkeoloji Enstitüsü (INA) ile İstanbul Üniversitesi Taşınabilir Kültür
Varlıklarını Koruma ve Onarma Bölümü ekipleri çalışıyor. Bugüne kadar elde
edilen bilgilere göre, Theodosius Limanı’ndaki ticaret, MS 4. yüzyıl ile 7.
yüzyıl arasında, en yoğun dönemini yaşamış. Ancak 636 yılında, Arapların Yermük
Savaşı’nda Bizans’ı yenmesi ve daha sonraları da, Mısır’ın Bizans
egemenliğinden çıkmasıyla tahıl ticaretinin kesilmesi, limandaki yoğunluğu
azaltmış. Fakat bu boşluğu, 9. yüzyıl sonrasında Rusya ile Kırım üzerinden
başlayan ticaret doldurmuş. 15. yüzyılda işlevini tamamen yitiren liman, 16.
yüzyıldan itibaren ünlü Langa Bostanları’na dönüşmüş… Ta ki Marmaray kazıları
ile İstanbul Metrosu çalışmaları, burada buluşup toprağın ve tarihin
derinliklerine inene kadar…

Üsküdar kazısı

Yenikapı batıklarından bir buluntu: Şarap taşımacılığında kullanılan amfora…

Eski Sultanahmet Cezaevi bahçesinde gerçekleştirilen ‘Büyük Saray’
kazılarında ortaya çıkarılan kuzeybatı-güneydoğu doğrultulu sokak.

Aydın Müzesi’nde sergilenen Aziz Paulos’un ikonasına ait bir parça da,
şimdilerde, ‘Kalanlar’ sergisinde.

Yenikapı kazılarında bulunan ve MS 5.-7. yüzyıl arasına tarihlenen bir
sandalet. Tabanında, “Sağlıkta kullan hanımefendi, güzellikte ve mutlulukta
olup (bunu) giy” ibaresi yer alıyor.

Enez’deki bir kazıda ortaya çıkan 13. yüzyıl toprak Bizans kasesi.

5. Yüzyıl’a, ‘Erken Bizans’ dönemine tarihlenen, iki gözlü bir toprak yağ
kandili.

Tacı kırık bir kadın başı (5-7. Yüzyıl): 11 santim yüksekliğindeki bu
fildişi heykelcik, Yenikapı metro kazıları buluntularından biri.

Yenikapı’daki kazılarda, Koruma Kurulu kararıyla ‘arkeopark’ olarak
değerlendirilmesi planlanan ‘Yüzada’ kesimi kazı alanının batı ucunda… Yenikapı
kazılarının en çok konuşulan bu bölümü, Roma dönemine kadar uzanan, iç içe
geçmiş yapılardan oluşuyor.

|
|