26 Mayıs 2012 Cumartesi
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

Tanrıların buluşma noktası
      



Yazı/Text: BEDİA CEYLAN GÜZELCE
Fotoğraflar: SİNAN ÇAKMAK

 

Bugünkü adıyla Beşparmak Dağları, Latmos, tarih öncesi insanların kaya resimlerini yapmak için seçtiği coğrafyaydı. Hava ve yağmur tanrılarının buluşma noktası, Antik Çağ’ın görkemli limanı, Ortaçağ azizlerinin inziva yeriydi.


Anadolu’nun en eski duvar resimleri olduğu düşünülen tarih öncesi kaya resimleri.

Latmos, başucunda yükseldiği Bafa gölünü her sabah görkemli gölgesiyle uyandırıyor. O gölgenin içinden geçen herkes, bereketin, dinginliğin ve tarihin üzerinde yürüdüğünü hissediyor. Yürüdükçe de bir mite ortaklık ettiğini, kendisinin de mitolojik bir figür olduğunu... Biraz daha yürüdükten sonra, bir tanrıçanın ölümsüzlüğünden neden Latmos'ta vazgeçtiğini anlamak kolaylaşıyor. Latmos'un gölgesi en çok kendine vuruyor ve bu gölge sizi çok eski bir şeylere ortak ediyor. Bugünkü adıyla Beşparmak Dağları, Latmos, tarih öncesi insanların kaya resimlerini yapmak için seçtiği coğrafyaydı. Hava ve yağmur tanrılarının buluşma noktası, Antik Çağ’ın görkemli limanı, Ortaçağ azizlerinin inziva yeriydi. Gölgesinin düştüğü antik kentler; Latmos, Herakleia, Iasos, Labranda, Miletos, Euromos bu dağın kutsallığı konusunda hemfikirdi. Çoban Endymion ile Ay Tanrıçası Selene’nin aşkı bu dağın ihtişamında yaşanmıştı. İzmir’in 150 kilometre güneyinde, Söke ve Milas arasındaki Latmos, antik Karia’nin kuzeybatı köşesinde. Dağ, Aydın’dan Milas istikametine giderken Bafa Gölü tabelasının arkasından yükseliyor.

Büyük bir gölge gibi görünen dağın jeolojik yapısı, onu kolayca ayırt edilebilir kılıyor. Kayalık arazinin kuzeyi granit, güney kenarları kristalli kireç ve güneyi eski tersiyer tortullardan oluşuyor. Antik Çağ’da Bafa Gölü bir körfezdi; Menderes Nehri’nin getirdiği toprakla denizden ayrıldı. Doğal liman olduğu dönemde yöre, ticaret açısından büyük önem taşıyordu. Karialıların Mısır’a bal ve incir ihraç ettiği, şarap yapımında da çok usta olduğu antik kaynaklardan biliniyor. Zeytincilik ve hayvancılık ise bugün yavaş yavaş bırakılsa da, antik çağlardan yakın döneme kadar bölgenin önemli geçim kaynaklarıydı.

Efsaneye göre, kavalından başka hiçbirşeyi olmayan çoban Endymion, Ay Tanrıçası Selene'ye çok ölümsüz ve fakat çok da imkansız bir aşkla tutulmuştu. Endymion kavalını, hem sevgilisinin olmadığı ve yalnız kaldığı gündüz vakitlerinde duyduğu üzüntüyü, hem de büyük kentlerde yaşayan insanların yaşamına duyduğu özlemi anlatmak için üflerdi. İki sevgili, Ay'ın göründüğü her gece dağın içindeki mağaralarda buluşurdu. Selene, her kaybolup da yeniden görünüşünde, çoban sevgilisinin ne kadar yaşlandığını fark eder, onun bir ölümlü, kendisininse ölümsüz oluşundan acı duyardı. Buna artık daha fazla dayanamayan tanrıça Selene, baş tanrı Zeus’tan Endymion'un hiç yaşlanmamasını ve bu mağarada onunla birlikte ölümsüz bir uykuya dalmasını diledi. Zeus da Ay Tanrıçası’nın bu isteğini yerine getirdi. böylece Endymion, yine ayın ışıklarıyla sarmaş dolaş olduğu bir gecede, sonsuz bir uykuya daldı. Birbirine sarılan iki sevgili, sonsuza kadar bir daha ayrılmayacaktı. Bu nedenle ayın dünyada en sevdiği, ışığını en fazla paylaştığı yerin Latmos olduğu ve ayışığında dağın doruklarının ağardığı söylenir...

Latmos tanrıları bereket, fırtına, yağmur tanrılarıyla ve yerel bir dağ tanrısıyla birlikte kutsanıyordu. Ortaçağ’da inziva yeri olarak seçilen dağda Aziz Paulos’un MÖ 955’te ölümünün ardından yaşanan kuraklığı eski kaynaklar söyle anlatıyor: "Kuraklık ve büyük su sıkıntısı Miletos’a çok çile çektiriyordu. Çeşitli yerlerden, kırktan fazla köylü burada toplandı. Bunlar Tanrı’ya yalvarış yürüyüşü düzenleyerek ve kutsal şarkılar söyleyerek dağ sırtına tırmandı. Dağın bu kısmı sadece en yüksek yeri değil, aynı zamanda zor tırmanılan bir yeriydi. Dağın doruğunda uzun zamandır kutsal kabul edilen muazzam büyüklükte bir taş görülmektedir." Bahsedilen yer ‘Tekerlekdağ’ olarak bilinen ve yaklaşık 1350 metre yüksekliğe sahip zirveydi. Bu kutsal taş aynı zamanda hava ve yağmur tanrısının ikametgahıydı. Bafa Gölü’nün kıyısındaki Herakleia antik kenti, engebeli araziye göre şekillendirilen sur duvarıyla Pergamon ve Assos gibi Helenistik dönemin önemli kentleriyle benzerlikler gösteriyor. Bugün büyük bir kısmı ayakta kalan surların toplam altı buçuk kilometre uzunluğa sahip olduğu ve 65 gözetleme kulesinin bulunduğu biliniyor. Anadolu’nun en eski duvar resimleri olduğu düşünülen tarih öncesi kaya resimleri ise sur çevresinin dört bir yanına dağılmış durumda.

Antik kentin kalıntıları arasında kurulan köyün adi Kapıkiri. Sabah erkenden köyü dolaşan süt arabası ile birlikte bir gün daha başlıyor. Köylü geçimini zeytinden sağlıyor. Evlerinin bir odasını pansiyon haline getirerek yöreye ziyarete gelenlerle yaşamlarını paylaşıyor ve bütçelerine küçük bir katkı sağlıyorlar. Herakleia’dan ayrıldıktan sonra Euromos antik kentine de uğruyor, Latmos’un gölgesinin düştüğü en uzak noktalardan birine, Iasos’a doğru devam ediyoruz. Kıyıkışlacık Köyü antik dönemin önemli limanlarından Iasos ile iç içe. Iasos, Attika-Delos Deniz Birliği’nin üyelerinden biriydi. Dr. Fede Berti tarafından 1960’tan bu yana yürütülen arkeolojik kazılar ve araştırmalar hálá devam ediyor. Bati limanındaki Bizans Kulesi, yaklaşık üç bin yıllık kesintisiz yerleşmenin göstergesi gibi denizin ortasında, ayakta duruyor. Strabon, Iasos için söyle diyor: "Bir limanı vardır ve halk geçiminin çoğunu denizden sağlar, çünkü denizde balık boldur, fakat ülkenin toprağı çok fakirdir." Artık aradaki açıklık dolmuş, Iasos da bir yarımada halini almış.

Latmos'un gölgesinden nasibini alan en eski köylerden Kargıcak’ta yalnızca zeytinyağı yeniyor. Köylü başka hiçbir yağı tüketmiyor, tüketmediği gibi beğenmiyor da. En güzeli de bundan büyük bir gurur duyuyor olmaları. Latmos'un güney cephesinde, en yüksek noktalarından birine kurulan Labranda'ya varmak için dar bir yoldan, uzun bir tırmanış gerçekleştirmek gerekiyor. Labranda, Latmos’un eteklerindeki en görkemli antik kentlerden biri. Çorak arazinin ardından bir vaha gibi beliriyor. Yemyeşil arazinin ve tapınak alanına çıkan kutsal merdivenlerin üzerinden geçerken duyabileceğiniz tek insan sesi, antik kentin bekçisine ait. Dünyada kendisinden başka kimsenin burada yaşamayacağını iddia etse de, Antik Çağ’ın en görkemli kentlerinden birini beklediğini kendi de biliyor.





Labranda

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


68668 - unknown - 38.107.179.239