|
Adnan Kazmaoğlu

Adnan Kazmaoğlu daha önce hem tekil olarak, hem de eski
ortağı Mutlu Çilingiroğlu ile birlikte Arredamento’ya birkaç defa konuk
olmuştu.
Bu kez son yıllarda yaptığı, bazıları gerçekleştirilmiş ve
bazıları henüz proje aşamasındaki çalışmalarıyla gündeme geliyor. Kazmaoğlu’nun
mimari çalışmalarına Uğur Tanyeli ile yaptığı kapsamlı bir e-söyleşi de eşlik
etmekte. Mimarlığı soyut bir estetik tartışma düzleminden uzak tutuşu ve
doğruca yapı üretim alanı içine taşıyışı nedeniyle, sözkonusu söyleşi özellikle
aydınlatıcı. Son yıllarda mimari tartışmaları neredeyse Eisenman’vari bir
yaklaşımla özerk bir epistemoloji içinde yapmaya çalışan mimarlık camiasının
yeni alışkanlıklarının dışında bir tavır bu. Tartışmaya açılansa, tasarlanıp
inşa edilenlerin, içinde gerçekleştikleri çevresel koşullarla nasıl ilişkili
olduğu. Kuşkusuz böyle bir irdeleme zeminine alışığız. Ancak, Kazmaoğlu bu
bağlamda bildik ve hızla ilerlenebilir yola girmekten kaçınıyor. Yani,
toplumsal, ekonomik, teknik gerçeklerden konuşmaya başladığında, yaptıklarını
temellendirmek yerine, hemen yapamadıklarına mazeret üretmeye koyulanlar gibi
davranmıyor. Sahte bir idealizmin tuzaklarına da düşmüyor. Daha da önemlisi,
kendi mimari etkinliğinin çapını dikkate alıyor. O, “butik” tipolojisinde bir
mimar değil.
Tekil, tek defaya özgü, kullanıcının doğrudan müşteri
olduğu, maliyetin reklam masrafının bir bileşeni gibi düşünüldüğü tasarımlar
onun için, en azından, tipik sayılamaz. O, deyim yerindeyse, “reel” mimarlık
yapıyor. Onun tutarlı, anlamlı ve “iyi” yapılabilme yollarını arıyor. Buysa,
ister kitlesel konut tasarımında, isterse de alışveriş merkezi gibi ticari
yapılarda olsun, daima çok zor bir uğraş. Sayısız aktörün katılımıyla karmaşık
rol çatışmaları yaşanarak yapılan, her aktör ayrı ayrı tavizler vermedikçe
gerçekleşme şansı bulunmayan bir mimarlığı varetmeye çabalıyor. Türkiye’de
böyle bir mimarlıktaki en zayıf halka mimardır. Emeğinden en kolay
vazgeçilebilen, her uzlaşma denemesinde en fazla taviz vermesi beklenen,
sonuçta en çok suçlanan odur. Kazmaoğlu ise mimarın reel dünyadaki bu makus
talihini aşmaya çabalıyor. Dayatma pozisyonunda olmadığı halde dayatıyormuş
gibi yapmıyor. Kendisini dayatıyormuş ve kazanıyormuş gibi yapmanın uyandırdığı
sahte iktidar görüntüsüne kaptırmıyor. Karşısındakileri ve ortamı anlamaya
çalışıp, onlara anlatabilmeyi deneyip, anlaşılmayı talep ediyor. Süpermodern
dünyada kapsamlı bir güncel kariyeri yürüten gerçekçi bir mimar gibi çalışıyor,
özetle.
Fotoğraflar: © Aydan Turak, Aras Kazmaoğlu, Gülsün Tanyeli
|
|