BenimEvim: Çağdaş Yaşama
Dair 7 Deneysel Tasarım

Ofis Ev İçin Ev Gereçleri, Studio Jurgen Bey (© MyHome
Exhibition, Vitra Design Museum 2007; fotoğraf: Thomas Dix).

Jurgen Bey, Ronan & Erwan Bouroullec, Fernando &
Humberto Campana, Hella Jongerius, Greg Lynn, Jürgen Mayer H., Jerszy Seymour;
uluslararası üne kavuşmuş bu genç nesil mimar ve tasarımcılar, Vitra Design
Museum’un düzenlediği “MyHome: Seven Experiments for Contemporary Living”
(BenimEvim: Çağdaş Yaşama Dair Yedi Deneysel Tasarım) başlıklı sergide, müzede
yerleştirilmek üzere özel olarak tasarladıkları enstalasyonlarla hayallerindeki
“geleceğin evi”ni canlandırırken, günümüz tasarımında mevcut yönelimlerle
ilgili önemli ipuçları sunuyorlar. Bir “ideal ev” önerisi ya da ütopik bir
“gesamtkunstwerk” olma kaygısı taşımayan projelerde, farklı türde materyallerin
birarada kullanıldığı, gerek renk seçiminde gerekse yerleşim planında akışkanlık
ve esneklik vurgularının önplanda tutulduğu, çalışmanın özel yaşamın sınırlarına
dahil olmasına karşılık olarak ikametten (dwelling) ziyade dolaşım (currency)
ve işin (work) merkezileştiği, mekansal bağlamını kendi başına oluşturabilmesi
adına bulunduğu “yer”den soyutlanmış, kendine yeterli (autonomous) ve yeniden
üretilebilir bir iç mekan tasarımının müşterek bir tasavvur olarak karşımıza çıktığını
söyleyebiliriz.
Studio Makkink & Bey (Rotterdam)’in “Tools for the House
Office House” (Ofis Ev İçin Ev Gereçleri) başlıklı projesi, iş ortamında ev
rahatlığını yakalamak –yahut çalışma disiplinini eve taşımak– amacıyla
tasarlanmış; gözetleme kulesini andıran “Sandalye” ve çalışma sırasında kullanıcıyı
deşifre eden “Masa”yla desteklenmiş; sentetik kumaşla kaplı ahşap duvarlarındaki
kentsel manzara çizimleriyle “oda-içinde-oda” görünümü veren hücre tipi
portatif bir ofis/ev. 1983’ten bu yana São Paolo’daki atölyelerinde plastik
boru, karton, pamuklu ip, naylon file, alüminyum folyo gibi ucuz endüstri
ürünleri ile ahşap, bambu ve sak lifi gibi doğal malzemeler kullanarak yaptıkları
mobilya ve aydınlatma cihazlarıyla dünya pazarında hatırı sayılır bir yer
edinen Campana kardeşlerin, müzenin girişinde Frank Gehry mimarisiyle tezatlık
oluşturacak şekilde konumlandırılan ve adını Brezilya’da yerli kabilelerin
oturduğu ahşap evlerden alan “Oca” projesinde ise, Madagaskar’daki rafya ağaçlarından
elde edilen sak lifleri kullanılmış.
“Living Systems” (Yaşayan Sistemler) adlı proje, uzun yıllar
ıssız bir ormanda kendi yaptığı kulübede yaşayan, daha sonra bu deneyimini
kitaplaştıran yazar Henry David Thoreau (1817-1862)’ya öykünerek, Berlin’de doğup
büyüdüğü odasına kapanarak biyoplastiklerden yaptığı dekoratif amaçlı deneysel
ürünlerle “do-it-yourself” akımında farklı bir kulvar açan Kanadalı tasarımcı
Jerszy Seymour’a ait kum, çamur ve patatesten müteşekkil, geri dönüşümlü bir iç
mekan tasarımı. Öte tarafta, Hollandalı tasarımcı Hella Jongerius’un demir
konstrüksiyon üzerine yerleştirdiği renkli kumaş parçaları, cam ve porselen
vazolar ile plastik sandalyelerden oluşan “Inside Colours” (Renklerin İçinde)
başlıklı çalışma, kumaşların boşluktaki hareketinden kaynaklanan farklı renk
kombinasyonlarıyla mekanda sürekli bir atmosfer değişimi yaratıyor.
Berlinli mimar Jürgen Mayer H., kristalimsi bir form taşıyan
ankastre mobilyaların yanısıra zemini ve duvarları örten grafikler yoluyla
Gehry’nin dekonstrüktivist dilini müzenin kafesine kadar taşımış. Sanatçı
“Housewarming” (Eve Hoşgeldin Partisi)’de, oda sıcaklığının artmasıyla birlikte
soluklaşan ısıya-karşı-duyarlı boyalar ve panoların ardına yerleştirilmiş
elektrik tertibatı sayesinde ısı arttıkça koyulaşan aydınlatma sistemiyle sanki
kullanıcılara “bir yerde” varolduklarını duyumsatmak istemiş. Non standard
üretimi temel alan, hız ve zamanı belirleyici birer faktör olarak tasarım
sürecine dahil eden BLOB mimarlığının Los Angeles’daki öncüsü Greg Lynn imzası
taşıyan “RoboLiving” (RobotYaşam) ise, bilgisayar destekli freze makinelerinde
(CNC) üretilen oturma ve duvar modülleri ve fiberglas aydınlatma elemanlarıyla
robotlara tahsis edilmiş, Mayer’in çalışmasına bitişik bir diğer kafe yerleştirmesi.
Son proje, 1999’dan itibaren mekan ve mobilya arasındaki sınırları
geçirgen kılan modüler sistemler ile kullanıcının geniş ve kesintsiz mekanlarda
kendini tecrit etmeksizin yalnız kalabileceği ya da işine yoğunlaşabileceği
müstakil alanlardan oluşan ofis/oda tasarımlarıyla tanıdığımız Parisli
Bouroullec kardeşlerin. “Stitch Room” (Dikiş Odası)’daki kumaş parçalarından
dikilmiş modüler setler, dekoratif birer figür olmanın ötesinde, içinde bulunduğu
mekanın bütüncül dokusuna müdahale eden ve akustik oluşturan yapı elemanlarıdır.

Renklerin İçinde, Hella Jongerius (© MyHome Exhibition,
Vitra Design Museum 2007; fotoğraf: Thomas Dix).

Renklerin İçinde için yapılmış bir eskiz, Hella Jongerius
(© MyHome Exhibition, Vitra Design Museum 2007; fotoğraf: © Jongeriuslab).

Dikiş Odası, Ronan & Erwan Bouroullec (© MyHome
Exhibition, Vitra Design Museum 2007; fotoğraf: Thomas Dix).

Yaşayan Sistemler, Jerszy Seymour (© MyHome Exhibition,
Vitra Design Museum 2007; fotoğraf: Thomas Dix).

Eve Hoşgeldin Partisi, Jürgen Mayer H. (© MyHome
Exhibition, Vitra Design Museum 2007; fotoğraf: Thomas Dix).

Eve Hoşgeldin Partisi, Jürgen Mayer H.; RobotYaşam, Greg
Lynn (© MyHome Exhibition, Vitra Design Museum 2007; fotoğraf: Thomas Dix).

RobotYaşam, Greg Lynn (© MyHome Exhibition, Vitra Design
Museum 2007; fotoğraf: Thomas Dix).