Duvar

Umut Matbaası.
Nevzat Sayın
“Eğitimini Modernizmin aforizmaları arasında geçirmiş bir
mimarın en çok duyduğu cümlelerden biri; yapının dış yüzünün, iç mekanın
çözümlemesi sonucu kendiliğinden oluştuğu ve dış yüz için ayrıca uğraşmaya
gerek olmadığıydı. Doğrusu, kuşku verici bir önermeydi bu. Bir yapıya dair
neredeyse tüm değerlendirmelerin dıştan başladığını gördükçe, bu önermenin
doğru olamayacağı çıkıyordu ortaya. Her iki tarafın gerektirdiklerinden
uzaklaşmadan, iç ve dış için bir ortak çözüm olmalıydı. İşte bu düşünce, iç ve
dışın ara kesitinde duran duvarı çok önemli bir mimari öğeye dönüştürüyordu.
Başlangıçta doğrudan ve yalnızca mimarlıkla ilgili olan bu duvar meselesi
dallanıp budaklandı ve benim en çok merak ettiğim ‘şey’ oldu. İki ayağı
üzerinde doğrulup, düşey duruma geçmeyi yerçekimine inat becerebilen insan,
kendisi olma haline bürünürken, yine düşey bir üretim olan duvarı inşa etmeyi
de öğrendi. Bulabildiği bütün malzemeleri kullanarak en yüksek, en uzun, en
kalın duvarları dikti. Başkalarının duvarlarını yıktı, kendine yeni duvarlar
yaptı. Bugün hala ve kuşkusuz gelecekte de duvarlarla uğraşacağız: yapmak ve
yıkmak için. İç ve dışın ara kesitini oluşturan duvar, genellikle önündeki ve
arkasındakinden yola çıkan bir tanımlamayla anlaşılmaya, anlamlandırılmaya
çalışılır. Oysa duvar, inşa edildiği amacın yanısıra kendisi olarak da özel
öneme sahiptir. Doğrusu, asıl merak ettiğim de bu ‘kendisi olma’ halidir.”
1997’de FOL dergisinin sunuş yazısında yazmışım yukarıdaki
satırları. Gerçekten de en çok merak ettiğim konu duvardır. Mimar olmasaydım
böyle olur muydu bilmiyorum, ama mimar olmamın bu merakı artırdığına kuşku yok.
Amelie’den sergi önerisi geldiğinde, bugüne kadar yaptıklarımızın anlatıldığı
bir sergi yapmak gelmişti aklıma. Projeler, fotoğraflar, kısa-uzun
açıklamalarla bir sergi yapabilir ve derdimizi anlatmayı deneyebilirdik. Büroda
bunu konuşmuş, kararlaştırmış ve ön çalışmalara başlamıştık.
Sonradan konuştuğum Bülent Erkmen, bir kavram üzerine
gitmenin ve sergiyi bu kavram üzerinde temellendirmenin daha iyi olacağını
söyledi. “Gizli” küratörlüğünü, tasarımını Erkmen yapacak, ben de istediklerini
yerine getirecektim. “Duvar” böyle belirdi. Bizim yaptıklarımızdan çekilmiş
duvar fotoğraflarının bir kısmını Erkmen’e gönderdim. “Tamam, buradan devam
edebiliriz” dedi, ama ilk metinleri fazla “şairane” bulup geri çevirdi. “Ne
yaptığını ve nasıl yaptığını dümdüz yaz yeter” diye bir komut aldım. Denedim,
gönderdim, onayladı. Fotoğrafları Cemal Emden çekecekti. Birçoğunu daha önce
çekmişti, birkaç konuyu daha çekince tamamlanacaktı. Çekti. Fotoğraflar
tamamlandı.
Böylelikle bütün çalışma, 10 yıl önce yazdığım bir yazının
devamına, “duvarın kendisi olma hali”ne dönüşmüş oldu. Olabildiğince birbirine
benzemeyen yapı ve duvarları seçmeye çalıştık, ama hepsinin ortak paydası
“neden, nasıl ve neyle” yapıldıkları oldu. Nevzat Sayın.
Nevzat Sayın’ın “Duvar” başlıklı sergisi 15 Kasım-8 Aralık
2007 tarihleri arasında Milli Reasürans Sanat Galerisi’nde izlenebilir.

Kemal Kemalaydın Evi.

Emre Senan Okulu.

Nevzat Sayın Evi

Irmak Okulları.

santralistanbul.