METAL / TASARIM
TAHSİN ÖZTİRYAKİ
“TASARIMLA REKABET DÖNEMİ BAŞLADI”
Üreticiler, dünya
rekabetinde “farklı olmak” yolunda en önemli araçlardan biri olarak artık
tasarımı keşfetti. Bu yıl üçüncüsü düzenlenen İMMİB Endüstriyel Tasarım
Yarışmaları, tasarımcılarla üreticileri bir araya getirdi. İstanbul Demir ve
Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı ve
Öztiryakiler firmasının sahibi Tahsin Öztiryaki sorularımızı yanıtladı…

İstanbul
Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçılarI
Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Tahsin Öztiryaki
Tasarım ve markanın gücüne
inandıklarını belirten İstanbul Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları
Birliği Başkanı Tahsin Öztiryaki, Türkiye’nin artık fiyatla rekabet etme
döneminin bittiğini, fiyatın, kalitenin, iyi hizmetin standartlar arasına
girdiğini ifade ediyor. İMMİB Endüstriyel Tasarım Yarışmaları’nın nasıl
doğduğunu Öztiryaki şöyle açıklıyor: “Dünyada ileri gitmek için rekabetin
karşısında durmanın yolunun tasarlanmış ve marka olmuş ürünler yapmak ve ihracatı
artırmak olduğu kanaatine vardık ve üç yıl önce 250 katılımcının katıldığı bir
yarışma yaptık. Katılım miktarı her geçen yıl arttı. Şu anda 350’ye yakın
profesyonel ve amatör yarışmacı katılıyor.” Öztiryaki, her yarışma sonucunda bu
ürünleri, üretici firmalara gösterdiklerini, ödül kazanan tasarımların kitabını
bastıklarını ve üniversitelere dağıttıklarını sözlerine ekliyor. Öztiryaki,
“Üniversiteler artık bu yarışmamızı tez konusu haline getirdi. Her üniversite
tez konusu olarak, öğrencilerinin yarışma için tasarım yapmasını istiyor”
diyor.

ÜRETİCİ İLE TASARIMCI
BİR ARAYA GELİYOR
Öztiryaki, yarışmanın
amacıyla ilgili olarak şunları söylüyor: “Birinci amacımız öğrencilere tasarım
pratiği yaptırmak, ikincisi sanayicilerimizin tasarımcılarla buluşmasını
sağlamak. İki ayrı dünyanın insanlarını bir araya getiriyoruz. Üreticilerin
çoğu aile firmaları, her işini kendisi gören, profesyonellerle çok çalışmayan,
kurumsallaşmamış firmalar. KOBİ’leri bu tasarımcılarla bir araya getirip fikir
alışverişi yapmalarını sağladık. Bu seneki yarışmadan çıkan ekmek kızartma
makinesi ve tepsi, Arçelik ve Arzum firmaları tarafından üretilmeye başlandı
bile.”
BAŞARILI
TASARIMCILARIMIZ VAR
“Türkiye’de tasarımcının
varlığını hissettirmemiz lazım”diyen Öztiryaki, tasarımcılarımızı dünyaya
taşıdığımız, onların ürünlerini sergilediğimiz zaman dünyanın, Türkiye’de
tasarım yapılabildiğine inandığını söylüyor. Öztiryaki’ye göre, tasarım
yapılmayan, kendini yenilemeyen, inovasyonu olmayan ülkeler gelecekte ticaret
hayatında çok başarılı olamayacak. “Dünya çapında başarılı tasarımcılarımız
var, onlar da bizi temsil ediyorlar. Biz daha çok tasarımcının bizi dünyada
temsil etmesini sağlamak için böyle bir yola başvurduk ve başarılı olduk.”
TASARIM YAPTIRAN FİRMA
SAYISI YÜZDE 10 ARTTI
Tasarıma önem veren ve
ürünlerinin patentini alan zücaciye firmalarının sayısının her geçen gün
arttığına dikkat çeken Öztiryaki, eskiden bu rakam yüzde 1 düzeyinde iken şimdi
yüzde 10’lara vardığını vurguluyor. Tahsin Öztiryaki: “Patent alan firmaların yayınlandığı
kitapçıkta, Türkiye’nin en çok tasarım yapan firması Arçelik, ondan sonra
Öztiryakiler geliyor. Bu önemli bir gelişme. Kendini kanıtlamak isteyen
firmalar bunu yapmak zorunda hissediyorlar. KOBİ’ler de artık bizi arayıp, ‘şu
tasarımcıyla çalışabilir miyiz, nasıl çalışacağız’ gibi sorular soruyorlar. Bu
da artık tasarımın öneminin anlaşıldığını gösteriyor.”
“Firmalar eğer kendilerini
ayrıştırıp, bir farklılık yaratamazsa hiçbir şansları yok. Sürekli aynı
ürünleri yaparak bir yere varmak mümkün değil. Muhakkak başkalaşmak, inovasyon
çalışmaları içinde olmak gerekiyor.”

ÜRETİLEBİLİR VE SATILABİLİR TASARIMLAR
İMMİB’in Endüstriyel
Tasarım Yarışmaları’na katılan tasarımların her sene daha da geliştiğini
söyleyen Öztiryaki, “Tasarım yapmak sadece dış görünüşünü çizmek, güzel
göstermek değil. Muhakkak kullanılabilir, üretilebilir ve satılabilir olması
lazım” diyor. Tasarımdan önce öğrencilere brifingler veriliyor. Yarışmaya
katılmak isteyenler, ürünler nasıl olmalıdır, teknik şartları nelerdir, imalat
standartlarını nerelerde tutmaları lazım gibi bilgilerin ışığında tasarım
yapıyorlar. Öztiryaki, çıkan tasarımların artık üretilebilir ve satılabilir
hale gelmeye başladığını vurguluyor.
ÜRETİCİLER NE YAPMALI?
Öztiryaki, tasarımcıyla
çalışmak isteyen firmaların neler yapması gerektiği konusuna da açıklık
getiriyor: “Üç tane kitap yayınladık ve 500 tasarımcıya yer verdik. Bu kitaba
ve onların içindeki ürünlere bakıp tasarımcının hangi noktada olduğunu anlamak
mümkün. Onların da hepsinin adres bilgileri İhracatçılar Birliği’nde mevcut.”
Okullarla sanayi işbirliğini de sağlamaya çalıştıklarını söyleyen Öztiryaki,
“Senede iki kere bizim fabrikamıza tasarım bölümünde okuyan öğrenciler geliyor.
Onlara A’dan Z’ye her şeyi anlatıyoruz. Ne kadar yan yana gelirsek o kadar çok
şey paylaşıyoruz. Tasarımcılarla bugüne kadar hiç iletişim sağlayamazken şimdi
tasarım dünyasında neler olduğunu biliyoruz. Firmalar eğer kendilerini
ayrıştıramaz, bir farklılık yaratamazlarsa hiçbir şansları yok. Sürekli aynı
ürünleri yaparak bir yere varmak mümkün değil. Muhakkak başkalaşmak, inovasyon
çalışmaları içinde olmak gerekiyor. Yoksa ne Türkiye’ye ne dünyaya ulaşma şansı
var. Eskiden sadece Türkiye’de satardık, dışarıdan ürün gelmezdi. Ama şimdi
dünyadaki bütün tasarımcıların ürünleri, bütün markalar buradalar. Onun için
her sektörün farklılaşması gerekiyor.”
“Üreticilerin çoğu
aile firmaları, her işini kendisi gören, profesyonellerle çok çalışmayan,
kurumsallaşmamış firmalar. KOBİ’leri bu tasarımcılarla bir araya getirip fikir
alışverişi yapmalarını sağladık.”
YARI YOLDAYIZ
Tahsin Öztiryaki’ye göre
Türk tasarımı şu anda yarı yolda. Beyaz eşya sektöründe çok başarılı
olduğumuzu, Arçelik ve Vestel’in, teknolojik, yenilik ve dizayn açısından bayağı
önde gittiğini ifade eden Öztiryaki, dünyaya teknoloji, tasarım satar hale
geldiğimizi vurguluyor ve şunları söylüyor: “Türkiye on sene sonra
tasarımlarıyla, modelleriyle markalarıyla anılır hale gelecek. Devletin de bu
konuda çok büyük destekleri var. Firmaların marka olmasıyla ilgili çalışmalara
destek veriyoruz. Artık herkes bu işe konsantre olmaya başladı. Bu çarka
herkesin el atması, tasarlanmış ürün alması lazım. Ne kadar çok kendi
ürünlerimize yakın durup, onlara inanıp güvenebilirsek ve onları kullanmaya
gayret gösterebilirsek bence tasarımın 10 senelik zaman dilimi sekiz seneye
düşer.”
İMMİB 2007 BİRİNCİLERİ
Metal Mutfak Eşyaları
Profesyonellerde Mine
Bilgütay’ın Matruşka isimli tencere seti birinci oldu. Rusların meşhur iç içe
geçen sevimli bebeklerinden alınan ilhamla yaratılan bu tencere seti ile
tencerelerin çok yer kaplama ve depolama sorununa çözüm bulmak hedeflendi.
Tencereler bu tasarım sayesinde, hiçbir parçası çıkarılmadan veya ilave bir
aksesuara ihtiyaç duyulmaksızın rahatça birbirinin içine girebiliyor. Yarısı
cam, yarısı çelikten imal edilen tencereler, kulplarından tutularak
sallanabilmekte, yine kulpların yardımı ile açılabilmekte ve hatta cam kısmı
tersine çevrilerek, servis kabı olarak kullanılabilmekte.

Plastik Ev Ve Mutfak Eşyaları
Aydın Öztoprak ve Özgür Ruhi
Ülvan’ın Spina isimli çamaşırlığı, profesyoneller kategorisinde birinci
seçildi. Spina, iç mekanda çamaşır kurutma ihtiyacına cevap vermek üzere
tasarlanmış bir kurutma birimi. Tasarımda işlevsellik ve görsel kalite en üst
seviyede tutulmuş. Farklı miktarda çamaşıra göre değişken hacimlerde
kullanılabilen Spina, kullanılmadığı durumda iki boyutlu bir forma bürünerek
minimum hacim kaplıyor. Spina, çamaşır kurutma için iç mekan kullanımının
artmasıyla beraber ortaya çıkan ihtiyacı karşılamak üzere tasarlandı.
Elektrik-Elektronik
Küçük Ev Aletleri
Profesyonel katılımcılardan
İbrahim Ongun Bilsel’in Kes Tane isimli tasarımı birinci seçildi. Kestane
yemişi artık sobaya ya da sokaklara özgü değil. Kes tane, evde kestane keyfi
yapmak isteyenler için… Kes tane, kabuk tasarımı yarı açık bir kestaneden
esinlenerek tasarlanmış. Kes tane, kullanım için ısı iletkenliği yüksek bir
tepsi ve beş adet ısıya dayanıklı plastik avuç içi tabak sunar. Bu şekilde
kestanenin asıl hatırlattığı soba başındaki sıcak sohbetler, elde tutulan sıcak
kestane gibi özlemle andığımız hatıralara sadık kalınmış.
NİKEL FİYATINDAKİ ARTIŞ,
HAKSIZ REKABETİ GETİRDİ
Paslanmaz
çeliğin en önemli hammaddesi olan nikelin fiyatı, son beş yıldır inanılmaz
zamlar görerek 10 misli arttı. Beş yıl önce tonu 5 bin dolar dolayında seyreden
nikel, geçtiğimiz Nisan ayı sonunda Londra Metal Borsası’nda tonu 50 bin
dolardan işlem görmeye başladı. Bu gelişme, paslanmaz çelik üreticilerinin bir
bölümünü daha az nikel içeren alaşımlara yöneltince, dünya piyasalarında haksız
rekabet oluştu.
Paslanmaz çelik
üretimindeki artış, nikel içiren dayanıklı pillerin yaygınlaşması, bir çok
endüstride nikel kullanımının artması, bu metale olan ilgiyi arttırdı. Ancak
nikel üretimi artmadı. Yıllık üretim hâlâ 1.5 milyon ton dolayında.

Dünya nikel üretiminin
yüzde 65’i paslanmaz çelik üretiminde kullanılıyor. Birçok paslanmaz çelik
türevinin içinde ağırlık itibariyle yüzde 3,5-35’ler (AL 332) arasında değişen
oranlarda nikel kullanılıyor. En çok kullanılan paslanmaz çelik tipi olan AISI
304 ise yüzde 8-10,5 arasında nikel içeriyor. Nikel maliyetinin son beş yılda
10 misli yükselmesi, üstelik üretimdeki enerji maliyetinin de artması, bir çok
paslanmaz çelik ürünün fiyatında Ocak 2006’dan bu yana yüzde 250’lere varan
artışlara neden oldu.
Bu gelişme üzerine yeni
arayışlara giren bazı üreticiler, düşük oranda nikel içeren yeni paslanmaz
çelik türlerine yöneldi. Bu türlerden birisi de 1930’lu yıllardan beri bilinen
200 serisidir. 200 serisi paslanmaz çeliğin ilk tiplerinin nikel oranı yüzde
1’ler (205 kalite) düzeyindeydi. Daha sonra yüzde 4-5 nikel içeren 201 ve 202
serileri üretildi. Bu serinin kullanımı son altı yıl içinde yaklaşık 2.5 katına
çıktı.
Hint ve Çin çelik
endüstrisi iç pazar için 200 serisi paslanmaz çelik üretimine hız verdi.
Uluslararası standartlarda yer almayan kaliteler ortaya çıktı. 200 serisinin
tüm dünyada giderek popülaritesi arttı.
Ancak 200 serisinin
tüketiminin artması bazı sorunları da getirdi. 200 serisi de manyetik olmadığı
için, daha çok nikel içeren 300 serisi ile ayrıştırılması çok güçleşti. Bu
durum pazarda kafa karışıklıklarına neden oldu. Hatta 200 serisinin piyasada
304 serisi gibi satılması, yani tüketicinin aldatılması da söz konusu oldu. Bu
durum aynı zamanda haksız rekabeti gündeme getirdi.
Tüketici açısından 200
serisinin 300 serisine göre en önemli sorunu, küçük çelik üreticilerinin
yanlış imalat prosesleridir. 200 serisinde kullanılan sülfür uygun proses
yapılmadığında paslanma direncini düşürür. Yine imalattaki hatalar sonucu
yüksek oranda kullanılan karbon da kaynaklı malzemede kısa sürede pas sorunları
ortaya çıkarır.
Aslında 200 serisi
paslanmaz çelik, onlarca yıldır imalat sanayinin çeşitli alanlarında başarıyla
kullanıldı. Ancak nikel fiyatlarındaki artış nedeniyle, bu seriyi daha önce hiç
denememiş olan sektörlerin de kullanmaya başlaması, paslanma sorunlarına ve
doğal olarak müşteri memnuniyetinin azalmasına neden oldu.
Pahalı 304 yerine ondan
yüzde 30-60 daha ucuz olan 200 serisinin kullanımının yaygınlaşması haksız
rekabete yol açarken, bir yandan da uygun koşullarda üretilmemiş 200 serisinin
kullanılması, tüketici şikâyetlerine ve güven kaybına yol açıyor. Bu durum,
dürüst imalatçı ve satıcıya karşı ciddi bir haksızlık oluşturuyor.