CAM / ŞİRKETLERE FOCUS / FARC

FARC’TAN FARKLI BİR
BAKIŞ
Deneyimli bir ekiple
sektöre geçen yıl giriş yapan Farc, ‘katma değerli’ ürünlerle sektörde bir fark
yaratmayı hedefliyor. Vitrinleri süsleyen cam ürünleri mutfaklara sokmayı
hedefleyen Farc, ‘Vitrinlerinizden günlük yaşamınıza bir çizgi’ sloganıyla
sektöre yeni bir anlayış getiriyor.

Farc Genel Koordinatörü
Faruk Öztürk
Farc. Özellikle seçilmiş bu
isim. Sektörde bir fark yaratmak, farklı olmak için yola çıktıklarını
çağrıştırmak için. Aynı zamanda kurucuları Faruk ve Ceyhun isimlerini
anımsatırken yabancılar için de Faruk Corporation açılımını getirmesi
düşünülmüş.
Faruk Öztürk cam dünyasının
içinden gelen bir isim. Yıllarca Paşabahçe’de, cam dünyasının içinde yetişmiş.
20 yıl Paşabahçe’de çalıştıktan sonra Amerika Asya Pasifik İhracat
Müdürlüğünden emekli olmuş ama hayatının bir parçası olan camdan ayrı
kalamamış. Bu birikimini ve pazarda kendince eksik gördüğü boşluğu doldurmak
için geçen yıl Farc’ı kurmuş. Farc’ın kuruluş öyküsünü Genel Koordinatör Faruk
Öztürk’ten dinleyelim:
“Camı dünya ölçeğinde bilen
ender kişilerden biriyim. Sadece yerel ölçekli değil uluslararası tecrübem var.
Paşabahçe’deki 20 yıllık deneyimimin ardından emekli oldum ve dünyada yıllar
boyunca oluşan çevrem de beni teşvik etti. Yeğenim Ceyhun’la birlikte geçen yıl
Farc’ı kurduk. Yine Paşabahçe deneyimi olan arkadaşları da bünyemize kattık.
Kendi yönetimimizde olan bir atölye var. Ürün fikirlerimizi burada usta ellerde
hayata geçiriyoruz.”
Farc İthalat ve İhracat
A.Ş. bünyesinde iki markayı barındırıyor: Mutfarc ve Seralev. Mutfarc, Faruk
Öztürk ve ekibinin özgün tasarımlarının yer aldığı sade cam ürünlerinin
işlenmesiyle oluşturulan ve piyasada ‘katma değerli’ olarak ifade edilen
dekorlu cam ürünlerin oluşturduğu bir marka. Seralev markası altında ise
seramikle özel bir maddenin karışımından imal edilen termal şoka dayanıklı
tencere, çömlek ve kaplardan oluşan özel bir ürün yelpazesi bulunuyor.

Farc, Mutfarc markası altında
çay, rakı, su, viski bardakları ve sürahiyi bir aile olarak sunuyor. Hepsi aynı
işlemeyi taşıyan altın ve gümüş varaklı bu takımlar, günlük kullanım için…
Vitrin Ürünleri Mutfakta
Farc ithal ürün kullanmıyor
ve malzemeyi sadece yerli üreticiden temin ediyor. Düz cam ürünlere altın,
platin ve luster denilen boyayla desen ya da dekor denilen kesme işlemi
uygulanıyor. Böylece katma değerli denilen ikincil işlemli ürünler ortaya
çıkıyor. Faruk Öztürk, özgün ürün yelpazelerine çok güvendiklerini belirtirken,
Mutfarc’la sektöre çok farklı bir anlayış kazandıracaklarını söylüyor. Öztürk,
şirketin kuruluş amacı olan farklılıklarını şöyle anlatıyor:
“Camda bizim şöyle bir
sloganımız var: ‘Vitrinlerinizden günlük yaşamınıza bir çizgi.’ Büfelerde
saklanan tüm cam ürünleri günlük yaşama geçirmeyi hedefliyoruz. Çocukluğumuzda
evlerde misafir odaları vardı. Katma değerli cam ürünleri bu odalardaki büfe ve
vitrinlerde saklanır, özel günlerde çıkartılırdı. Şimdi o vitrinler açıldı ve
bu ürünler artık günlük kullanımda. Eskiden mutfaklar pek önemli değildi. Artık
mutfaklara çok önem veriliyor ve ciddi paralar harcanıyor. Bizim de Mutfarc’ı
oluştururken amacımız katma değerli cam ürünleri insanların masalarına sunmak.”

İkilem Yaratmak Önemli
Piyasa genelinde maliyete
işçiliğin eklenmesi, katma değerli ürünler için bir dezavantaj.
Katma değerli ürünlerin
sade ürünlere tercih edilmesini sağlayacak strateji ise uygun fiyat
uygulamasından geçiyor. Farc’ın kendisine bu kadar güvenmesinin temel dayanağı
da uyguladıkları fiyat politikası. Faruk Öztürk fiyat politikalarını şöyle
anlatıyor:
“Biz sade ürünlerle katma
değerli ürünler arasında bir ikilem yaratmak istiyoruz. Bunun bir yolu
fiyatlandırmadan geçiyor. Fiyatlandırma politikasıyla bunu başarmak istiyoruz.
İnsanların artık katma değerli ürünleri büfe veya çeyiz için değil,
mutfaklarında kullanmak üzere almalarını sağlayacağız. Böyle de bir hedefimiz
var. Bunu hedeflerken de çok makul fiyatlar uyguluyor olmak lazım. İnsanların
çok hızlı tüketilebileceği bir fiyat politikası izliyoruz. Çok sert, çok net ve
açık bir fiyat politikası... Türkiye’de bu konuda belki ilk firmayız. Geçen yıl
fuarda bunu görenler gerçekten şaşırdı.”
Uluslararası Olmak
İstiyor
Hizmet seviyesi, müşteriye
yaklaşım ve fiyat politikası… Bu üç sacayağını birbirinden ayırmadıklarını ve
çok önem verdiklerini önemle vurguluyor Faruk Öztürk. Bu üçlü ayakta
kesinlikle alışılagelmiş iş yapma biçimlerini sürdürmeyeceklerinin altını çizen
Öztürk, iddialı olduklarını söylüyor ve hedeflerini şöyle anlatıyor:
“Alışılagelmiş yöntemlere
karşıyız. Uluslararası ölçekte olmak çok önemli. Çok farklı bir iş
disiplininden geliyoruz ve bu doğrultuda pazarda yer alacağız. Yurtiçi pazarın
bize söylediği stratejileri uygulamayı düşünmüyoruz. Bizim kararlaştırdığımız
politikalar ve stratejiler pazarda yer bulmalı diye düşünüyoruz. Bunun yanı
sıra çok bilinen bazı mağazalarla da çalışmak istemiyoruz. Bunun temel nedeni
bu mağazaların bütün yükü tedarikçiye yüklemeleri. Büyüme birlikte olmalı. Bu
anlayışı reddediyoruz. Bu marka mağazalar aynı zamanda tedarikçinin yükünü paylaşabilen
iş ortakları olmalı.
Biz bir avantajımızı çok
net kullanıyoruz. Yurt içinde ve yurt dışında kutu konseptini çok çabuk
geliştiriyoruz. Müşteriye özel kutular sunuyoruz. Çay bardağına kutu uyguladık
ve Türkiye’de büyük ilgi gördü.”
Türkiye’de cam üretimi ve
cam işçiliğinin çok iyi düzeylere geldiğini anlatan Öztürk, geleceğe yönelik
planlarını ise şöyle anlatıyor: “Bir iddiamız da şu: Dünyadaki cam sektörünün
gelişmesini, Paşabahçe’nin ve dekorcuların gelişmesini iyi biliyorum. Bu
ülkenin bu kadar yıllık cam geçmişi olmasına rağmen uluslararası ölçekte, marka
olmuş bir dekor firması yok. Çok iyi dekorcular var iyi işler yapıyorlar ama
uluslararası ölçekli değil. Biz Farc olarak bu sektörde uluslararası ölçekte
bir dekor markası olmayı hedefliyoruz. Ve bunu 5 yıl içinde yapmayı
düşünüyoruz. Çünkü 5 yıl demek, bizim için 20 artı 5 yıl demek. Bunun da
neticelerini çok ciddi bir şekilde aldık. Genç bir şirketiz ama cam dünyasında
20 yıllık bir birikimimiz var. Bu birikimi Türkiye pazarına getirmezsek bir
esprisi olmaz. Dolayısıyla biz bu birikimi tümüyle uluslararası ölçeğe taşıyor
ve o ölçeği yurtiçinde uygulamaya çalışıyoruz. Bunda da kararlıyız.”
İhracat Yapmakla İş
Bitmiyor
Günümüzde marka olmanın
önemini bilerek yola çıkan Farc, asıl büyümenin ihracat yapmak değil marka
yaratmak olduğunu savunuyor. Vizyonunu genişletmeden ihracat yapmanın uzun
vadede bir yarar sağlamayacağını dile getiren Farc Genel Koordinatörü Öztürk,
“Umarım ülkemizden daha fazla marka çıkar ve çıkmalı. Uluslararası ölçekte desenleri
ve renkleri belirleyen, karar veren olmalı bu markalar. Şunu biliyorum ki
Paşabahçe’nin yarattığı dekorcular Avrupa’da. Türkiye’nin dünya ölçeğinde iki
üreticisi var: Paşabahçe ve Art Craft. Ama bu anlamda ülkemiz bir tane dekorcu
marka yaratmış değil. Bunun sebebi de yerel yaklaşım. Çok büyük ihracatlar
yapılıyor ama marka olarak düşünülmüyor. Firmalar bölgesel bakmış olaya. Orta
Doğu’ya veya komşulara ihracat yapmayı büyük iş olarak görmüşler hep. Bu yüzden
yurt içi pazarına da büfe süsü ve çeyiz seti yapmaktan öte gidilememekte.”
Öztürk Türkiye’den dekorcu
bir marka çıkmamasının bir başka sebebini anlatırken ise şöyle söylüyor: “Bunun
nedeni, bütün dekorcu firmaların Beykoz’daki fabrika kapanana kadar ağırlıklı
olarak Paşabahçe’ye çalışmış olmaları. O kapandıktan sonra kendi ayakları
üzerinde piyasaya mal yapmaya başlamışlar. Bizim yarattığımız dekor ve fikirler
tamamen bize ait. Bunları işleyecek bir alt yapı da var. Ama bu alt yapıyı daha
iyi kullanmak gerek diye düşünüyorum.”
Öztürk, dünya piyasaları
için ise çok ilginç noktalara dikkat çekiyor: “Dünya devleri başka ülkelerin
markaları ama onlar da Paşabahçe sayesinde dev oldular. Bunu da Paşabahçe’nin
esnek yapısı, sade üretimi ve ürün genişliğinden faydalanarak başardılar. Ben
bu firmaların nasıl geliştiklerini gözlemledim. Bu birikimlerden hareketle
diyorum ki, ülkemizden en az bir tane çok büyük bir dekorcu marka çıkmalı.”
Paşabahçe’yi
İtalyanlardan Alıyoruz
Dünya çapında marka olmuş
İtalyan veya Alman dekor firmaları Farc’ın kurulmasının temel taşlarından biri.
Faruk Öztürk, Paşabahçe deneyimi ile dünya cam sektörünü çok yakından inceleme
ve ilişki kurma şansı elde etmiş. Türkiye cam piyasasını da çok iyi tanıyan
Öztürk, Avrupa’dan ithal edilen katma değerli ürünlerin yapıldığı sade ürünün
Paşabahçe’den gidiyor olmasına adeta içerlemiş. Avrupalıların bizden
aldıklarını bize sattıklarını söyleyen Öztürk, şunları anlatıyor:
“Mağazaları yurt dışında ve
içinde ziyaret edip gözlemliyorum. Yurt dışında kimler, neyi, nasıl yapıyor?
Hangi fiyattan sunuyor? Hangi ürünler gelişiyor? Aynısını Türkiye’de de
yapıyorum. Şunu görüyorum; Türkiye’den sade ürün olarak giden malların,
İtalyanlar ya da Almanlar tarafından dekorlandıktan veya desenlendikten sonra
tekrar bize satıldığını görüyorum. Dolayısıyla katma değerli ürünlerden asıl
fayda sağlayan yine yurtdışı firmaları oluyor. Ülkemizdekiler sektörü çok iyi
bilmedikleri için doğal olarak bunu anlamaları da mümkün olmuyor.”
Türkiye’de önemli bir cam
sanatı geçmişi olduğunu, çok iyi ustaların bulunduğunu söyleyen Öztürk, büyük
ve orta ölçekli firmaların yakalayamadığı esnekliği küçük firmaların
yakalayabileceğini, bu tür firmaların ortaya çıkması gerektiğini söylüyor.
Öztürk, “Küçük hacimli işleri yapabilecek, müşteriye özel işleri çok daha hızlı
neticelendirecek firmalar ortaya çıkmalı. Tabii bunlar büyük üreticilerin
desteklemesiyle olur. Marka ancak böyle ortaya çıkar. Büyük yerel üreticiler en
küçük yere bile ‘ben gireceğim’ derlerse ki bazen oluyor, kendi bünyelerinden
iş kaybediyorlar. Çünkü büyük firmaların küçük hacimli işlere cevap vermesi
sırasında onlar için büyük bir enerji kaybı ortaya çıkabiliyor. Aslında bu
ülkenin dekorcularına yaklaşırlarsa marka çıkar. Onlar yaklaşır mı bilmem ama
biz en azından hedefi koyduk.”
İhracatta Önümüz Açık
Farc’ın ihracatta çok
farklı boyutlarda farklı uygulamaları var. Faruk Öztürk ve ekibi denenmemişleri
yapmayı planlayarak şirketin ihracat profilini oluşturmuşlar. İlk ihracatını
Kanada’ya yapan Farc, bu alanda batıda yoğunlaşmayı düşünüyor. İhracatta
izledikleri yolu Faruk Öztürk’ten dinleyelim: “Biz ilk ihracatımızı Kanada’ya
yaptık. Bu oldukça önemli. Hedeflerimizden biri de Batı’ya ihracat yapmak. Asya
Pasifik ve Batı ülkelerini pazar olarak görüyoruz. Aksi halde büyümeniz mümkün
değil. Büyük hacimli işler yapıp ciddi ciro getirmenin yolu pazar boyutu büyük
ülkeler. Mesela Amerika’nın yaklaşık iki milyar Dolarlık cam pazarı var ve
maalesef bu pazarı başkaları ele geçirmişler.”
Yurt dışında talep gören
ürünlerin bölgesel ve kültürel farklara göre değiştiğini anlatan Öztürk,
Türkiye pazarındaki ürün gruplarının batı pazarına uymadığını düşünüyor.
Batı’da temel olarak
kokteyl ve alkol üretimi fazla olduğu için, şarap bardakları, meşrubat ve viski
bardağı, ayaklı su bardağı Batı’ya yapılan ihracatın temelini oluşturuyor. Bu
nedenle Farc, Kanada’ya ürettiği ürünü Hindistan’a göndermiyor ve her alan için
ayrı çalışma yapıyor.
Özgün olmak, hızlı hareket
edebilmek, geniş bir misyon ve vizyon yüklü olmak. Bu kriterleri temel alarak
yola çıkan Farc İthalat İhracat, bir yılı geride bıraktı. Sektördeki bu ilk
yıllarını nasıl değerlendirdiklerini sorduğumuzda şunları anlatıyor Faruk
Öztürk:
“Geçen bir yıl içerisinde
pazarda büyük ölçüde tanındık. Ayrıca ürün yelpazemizi büyük ölçüde
genişlettik. Ama bize bir yıllık olarak bakmak yanlış olur. Çünkü ekibimizin
cam deneyimi oldukça yüksek. Üretimdeki birçok arkadaşım eski Paşabahçeli ve 30
-35 yıllık deneyimi olanlar var. Müşteri sayımız ilk bir yıl için oldukça iyi.
Aranabilirliğin artması için değişik çalışmalar içerisindeyiz. Marka
bilinirliği artırma çabalarımız da devam ediyor. İyi mağazalarla, marka
mağazalarla çalışmak çok önemli bizim için. Bu hedefte doğru yolda yürüdüğümüzü
düşünüyorum.
Ürün İyi Sunum Yanlış
Türkiye’de veriler
gösteriyor ki, tüketimi en çok olan iki cam ürün, çay ve rakı bardağı. Bu
ürünlerin tümü hipermarket raflarında sade olarak satışa sunuluyor. 500 milyon
adet gibi ciddi bir tüketimi olan bu ürünlerin satış biçimine de farklı bir
bakış açısı getiriyor Öztürk ve şunları anlatıyor: “Bu ürünlerin satışına
yeteri kadar önem verilmiyor. Raflarda satılmasını anlamış değilim. Cam
ürünleri doğru stantlarda satılmıyor. Masada kullanımını gösterecek, renginden
kullanım biçimine kadar ürünü ortaya çıkaracak bir yaklaşım lazım. Bir gün bu
ülkede, cam ürünleri ağırlıklı perakende konsepti oluşacak.”