Yeraltının Derinliklerinden
Perilerin Bacalarına... KAPADOKYA
Güzel Atlar Ülkesi...
Perslerin verdiği adla Kapadokya, akıl almaz bir doğa parçası... Büyüleyici ve
gizemli... Doğa harikası peri bacalarının yanı sıra Hıristiyan keşişlerinin
kayalara oydukları kiliseler ile bağlantıları henüz tam çözülemeyen yeraltı şehirleri
ve balonla yapılacak çarpıcı Kapadokya turu bölgenin çekici özelliklerinden....
Üzerinde taşıdığı kültürel ve tarihsel zenginlik
nedeniyle UNESCO tarafından korunması gereken bölgeler arasına alınan ve dünyanın
8. harikası olarak kabul edilen Kapadokya, bugünkü Nevşehir, Aksaray, Niğde,
Kayseri ve Kırşehir şehirlerinin kapladığı alanda bulunuyor. Yöreye o ünlü doğal
manzarasını sağlayan kayalık alan ise Uçhisar, Göreme, Avanos, Ürgüp,
Derinkuyu, Kaymaklı, Ihlara ve çevresinden ibaret. Dünyanın en ilginç yeryüzü
oluşumlarının yer aldığı Kapadokya bölgesinde, 10 değişik uygarlığa ait 429
tescilli yapı ve 64 sit alanı bulunuyor. Bu yapılar, Roma, Bizans, Selçuklu ve
Osmanlı İmparatorluğu ile Cumhuriyet döneminden kalma ve 2’si askeri, 70’i
dinsel ve kültürel, 357’si ise sivil mimari örneği. Bölgede ayrıca, Tunç Çağı’ndan
başlamak üzere Asur ticaret kolonileri, Hitit, Frig ve Grek dönemlerine ait 48
adet arkeolojik, 3 adet kentsel, 4 adet tarihi ve 9 adet de doğal sit alanı
bulunuyor.

Balon Turu
Kapadokya’dan balon turu
yapmadan ayrılmayın. Büyüleyici vadilerin ve gizemli peri bacaların üzerinden
balonla bir Kapadokya turu sözcüklerle anlatılır gibi değil. Kapadokya’nın
nefes gezen güzellikleri, bir saate yakın süren balonla gezide doruğa çıkıyor.

Göreme Açık Hava Müzesi
Hasan Dağı-Erciyes Dağı
volkanik bölgesinde yer alan Göreme Milli Parkı, platolar ovalar küçük dağ
bitkileri, yüksek tepeler, alüvyonla dolmuş dere ve ırmak vadileri, drenaj
havzaları ve erozyonlu dik yamaçlı vadilerde birbirinden ayrılan yüksek
düzlüklerden oluşmuş. Erciyes ve Hasan Dağının büyük volkanik konileri,
kuzeyden Kızılırmak vadisinin bir kısmı, bazıları bazaltla kaplı aşınmış tüf
yatakları araziye bilinen peri bacaları formunu kazandırmış.
Alan;volkanik tüften oluşmuş ilgi çekici manzara yapısı içerisinde Bizans
Kilise mimarisi ve dinsel sanat tarihinden önemli bir dönemin izlerini taşıyor.
Ana ulaşım yollarına uzaklığı ve engebeli bir alan olması, gizlenmek isteyen
veya dini inzivaya çekilenler için uygun korunma yeri olmuş. Manastır hayatı 3.
yüzyıl sonları ile 4. yüzyıl başlarında başlamış ve hızla yayılmış. Manastırlar,
kiliseler, şapeller, yemekhaneler ve keşiş hücreleri, depo ve şarap yapım
yerleri bulunan mekanlar oyulmuş, duvar resimleri ile süslenmiş.

Uçhisar
Uçhisar Kalesi'nin zirvesi aynı zamanda bölgenin panoramik seyir noktası. Kale
içerisinde bulunan çok sayıdaki odalar birbirine merdivenler, tüneller ve
koridorlarla bağlanmış. Odaların girişlerinde ise -tıpkı yeraltı yerleşimlerinde
olduğu gibi -giriş/çıkışı kontrol altına almaya yarayan sürgü taşları
bulunuyor. Çok katlı bir özelliğe sahip olan Kale'nin bazı mekanları bugün yer
yer göçtüğünden dolayı tüm mekanlara ulaşmak ne yazık ki mümkün değil.

Çavuşin
Çavuşin'deki Vaftizci Yahya adına
yapılan kilise bölgeye hakim bir yerde. Muhtemelen 5.yüzyılda yapılmış-boyanmış-olduğundan
bölgenin en eski kilisesi. Kapadokya'da pek görülmeyen geniş avlusu son yıllarda
kayaların kopması sonucu yıkılmış. Eski Çavuşin vadisindeki harabeler Hıristiyan
dervişlerinin ve topluluklarının yaşadığı yerler.

Çavuşin, bölgenin en eski yerleşim yerlerinden biri.
Avanos
Çok sayıda çanak çömlek atölyesi bulunan Avanos’ta seramik yapım geleneği
Hititlerden beri süregelmekte. Kızılırmak'ın getirdiği kırmızı toprak ve kilden
elde edilen seramik çamuru, Avanoslu seramik sanatçılarının elinde şekil alıyor.
Avanos yakınlarında Kızılırmak'ın hemen kenarındaki bir Roma mezarlığında ele
geçen mermerden lahit, Kapadokya Bölgesi' nde bugüne kadar ele geçen tek lahit
olması açısından ilgi çekici.
Zelve
Üç vadiden oluşan Zelve Ören
Yeri, peri bacalarının en yoğun olduğu yer. Vadideki peri bacaları sivri uçlu
ve geniş gövdeli. Özellikle 9. ve 13. yüzyılda Hıristiyanların önemli yerleşim
ve dini merkezlerinden biri olmuş; aynı zamanda rahiplere ilk dini seminerler
de bu yörede verilmiş. Yamaçların dibinde yer alan 'Direkli Kilise' Zelve'deki
manastır hayatının ilk yıllarına ait. Kilise süslemelerinde tercih edilen
kabartma haçlar daha çok İkonoklastik Dönem öncesine ait. Balıklı, Üzümlü, ve
Geyikli Kiliseler vadinin önemli kiliselerinden.

Ürgüp
Ürgüp, Kapadokya bölgesinin en önemli merkezlerinden. Bizans Döneminde de
önemli bir dini merkez olan Ürgüp, köy, kasaba ve vadilerindeki kaya
kiliselerin ve manastırların piskoposluk merkeziymiş. 11. yüzyılda Ürgüp,
Selçuklular'ın kentleri Konya'ya ve Niğde’ye açılan önemli bir kale konumundaymış.
1515 yılında Osmanlı topraklarına katılan Ürgüp, 18. yüzyılda Osmanlı Sadrazamı
Damat İbrahim Paşa'nın Kadılık makamını doğduğu kent olan Nevşehir'e bağlaması
nedeniyle ilk kez ikinci planda kalmış.

Paşabağları ve Aziz Simeon Hücresi
Eskiden 'Rahipler Vadisi' bugün
' Paşabağı ' olarak adlandırılan bu alan, kendine özgü peri bacalarıyla dolu.
Çok gövdeli ve çok başlı olan bazı peribacalarının içlerine şapel ve oturma
mekanları oyulmuş. Üç başlı peri bacalarının birinde Aziz Simeon adına yapılmış
bir şapel ve inziva hücresi bulunuyor. Dar bir baca vasıtasıyla ulaşılabilen
hücrenin girişini haçlar süslemekte. İçinde ocak, oturma ve yatma mekanları
ile ışık girmesini sağlayan pencere aralıkları mevcut. 5. yüzyılda Halep yakınlarında
münzevi bir hayat sürdüren Aziz Simeon, mucizeler yarattığı söylentileri çıkınca,
halkın aşırı ilgisinden kaçarak önce iki metre yüksekliğinde bir sütun üzerinde
yaşamaya başlamış.

Ortahisar
Ortahisar Kalesi hem stratejik
hem de yerleşim amacıyla kullanılmış. Kalenin eteklerinde Kapadokya’nın
karakteristik sivil mimari örnekleri bulunuyor. Ayrıca hemen hemen tüm
vadilerin yamaçlarına oyulan soğuk hava depolarında yörede yetişen patates ve
elma, Akdeniz Bölgesi'nden getirilen portakal ve limon saklanmakta.

MUSTAFAPAŞA (SİNASOS)
Mustafapaşa, 20.yüzyılın başlarına kadar Ortodoks Rumların yaşadığı bir kasaba.
19. yüzyıl sonları ve 20. yüzyıl başlarına tarihlenen eski Rum evleri oldukça
zengin taş işçiliğine sahip.
Mustafapaşa' nın batısında yer alan Gömede Vadisi' nin jeomorfolojik açıdan
Ihlara Vadisi'nin küçük bir benzeri.
Nevşehir
Antik dönemde adı ''Nyssa''
olan Nevşehir'in Osmanlı İmparatorluğu zamanındaki adı ''Muşkara'' idi. Osmanlı
Padişahı III.Ahmet'in damadı ve sadrazamı olan İbrahim Paşa (1660-1730) doğup
büyüdüğü yer olan Nevşehir'e ilgi göstermiş, Ürgüp'e bağlı 18 haneli küçük bir
köy olan Muşkara'da camiler, çeşmeler, okullar, imaretler, hanlar ve hamamlar
yaptırtmış, adını da 'Nevşehir' olarak değiştirtmiş.

Açık Saray Harabeleri
Açık Saray Harabeleri, tüf
kayalar içine oyulmuş sayısız mekanları, Roma Dönemi kaya mezarları, 9. ve 10
yüzyıla tarihlendirilen kaya kiliseleri ile önemli bir ören yeri. Bu ören
yerinde bulunan mantar biçimindeki peri bacaları ünik. Karşı (Aziz Jean)
Kilisesi Gülşehir’in hemen girişinde yer alan ve iki katlı olan Aziz Jean
Kilisesi’in alt katında kilise, şarap mahzenleri, mezarlar, su kanalı ve
görevlilere ait mekanlar, üst katında ise İncil'den alınmış sahnelerle süslenmiş
kilise yer alıyor.

Damat İbrahim Paşa Külliyesi
Damat İbrahim Paşa Külliyesi içinde yer alan Kurşunlu Camii 1726'da tamamlanmış.
3 kapılı bir avlu içinde caminin 44 m. yüksekliğinde zarif bir minaresi var.
Ana mekanı örten kubbesi kurşunla kaplandığı için bu adla anılıyor. Caminin iç
kısmı çiçek motifleriyle bezenmiş. Caminin hemen yanındaki külliyeye ait
medrese, kütüphane ve imarethane ile hamam bulunuyor.

Hacı Bektaş
İlçeye adını veren Hacı Bektaş-ı
Veli, bugün İran sınırları içerisinde bulunan Horasan' da 13.yüzyılda dünyaya
gelmiş. Hacı Bektaş'ın o yüzyıllarda Türkler’in doğudan batıya göçlerini
izleyerek Anadolu'ya gelişi, Anadolu Selçuklularının siyasi ve iktisadi
düzenlerinin bozulduğu, yönetimde bölünmelerin ortaya çıktığı bir devreye
rastlamış. Hacı Bektaş bu dönem de şehir şehir, köy köy gezerek Türk birliğinin
sağlanması, Türk gelenek ve göreneklerinin İslam inancıyla birleşmesi için çaba
harcamış

Hacı Bektaş Külliyesi, müze olarak kullanıma açık.
Ihlara Vadisi
Melendiz çayı boyunca uzanan eski adı "Peristremma" olan 14 km. uzunluğundaki Ihlara Vadisi, 70-80 metre yüksekliğinde yer yer 40-50 metre genişliğinde bir kanyon. Kayalar çok sert. Ihlara Vadisi bir yerleşim yeri olmaktan çok bir
dini merkez olarak ön plana çıkmış. Kayaların her iki yanına oyulmuş 100 kadar
kilise, görenleri hayretler içinde bırakıyor.
Dönemin din anlayışını
tasvirleriyle ve mimarisiyle canlandıran, freskli veya fresksiz tek ve çift
nefli kapalı veya açık Yunan haç planlı ve de şapel biçimli kayaya oyulmuş çok
sayıda kilise, vadinin dik yamaçlarında sağlı sollu yer alarak ortadan akan
Melendiz Çayı'nın sularıyla bütünleşmekte. Vadi, doğal yapısı itibarıyla 9.
yüzyıldan itibaren keşişler ve rahipler tarafından çok uygun bir inziva ve
ibadet yeri olarak, savaş döneminde ise gizlenme, korunma yeri olarak kullanılmış.
Vadide yer alan kiliselerde Haz. İsa'nın doğumu, müjde, ziyaret, Mısır'a kaçış,
son yemek gibi konuların işlendiği freskler bulunuyor.

Aksaray’a 40 km uzaklıktaki Ihlara Vadisi, Hasandağı’ndan çıkan lavların soğumasıyla
ortaya çıkan çatlaklar ve çökmelerle oluşmuş.
Soğanlı Vadisi
Soğanlı bölgesi yer sarsıntıları
sırasında çökmelere uğramış ve çöken alan doğal etkilerle daha da derinleşerek
vadi ve platoları meydana getirmiş. İki kısımdan oluşan Soğanlı Vadisine Roma
Dönemi'nden itibaren devamlı olarak yerleşilmiş. Vadi yamaçlarında yer alan
kaya konilerini Romalılar mezarlık, Bizanslılar da kilise olarak kullanmışlar.

Karabaş, Yılanlı, Kubbeli ve Aziz Barbara kliseleri, Soğanlı Vadisi’nin en
önemli dini yapıları.
Kapadokya’nın Yeraltı Şehirleri
Yaklaşık 25 bin km karelik bir alana yayılan Kapadokya’nın hemen her yerinde
rastlanan yeraltı kentlerinin ne amaçla inşa edilmiş olduklarına dair tartışma
günümüzde bile sürüyor. Genel kanı, o dönemde sık sık yabancı istilacıların
saldırısına uğrayan bölgenin, bir tür savunma önlemi olarak ve geçici bir süre
için sığınmak üzere, bu kentleri inşa etmiş oldukları yönünde.
Derinkuyu Yer
Derinkuyu ilçesinde yer alan yeraltı şehri, Kapadokya’daki diğer örnekleri
içinde en geniş en derin ve en gelişkin yerleşim alanı. Tam sekiz katı olan ve 85 metre derinliğe inen Derinkuyu Yeraltı Şehri’nde yaşama alanları, mutfak ve yemekhaneler, ahırlar
ve şırahanenin yanı sıra diğer yeraltı şehirlerinde bulunmayan bir misyoner
okulu bile var. Derinkuyu Yeraltı Şehri’nin bir başka ilginç özelliği ise 55 metre derinliğe kadar inen ve aynı zamanda su kuyusu olarak da kullanılan havalandırma bacaları.

Kaymaklı Yeraltı Şehri
Bugüne kadar ancak 4 katı açığa
çıkarılabilen yeraltı şehrinde yaşama mekanları genellikle havalandırma bacalarının
çevresinde yer alır ve örneğin Derinkuyu yeraltı şehrinden farklı olarak burada
pasajlar daha dar, daha alçak ve eğridir. Kaymaklı Yeraltı Şehri, henüz tümüyle
ortaya çıkarılamamış olmasına rağmen, keşfedilen bölümlerinin zenginliği
nedeniyle Kapadokya’nın en geniş ve en çok nüfus barındıran yer altı şehirlerinden
biri olduğunu düşündürmekte.

Tatlarin Yeraltı Şehri
Tatlarin Yeraltı Şehri,
Tatlarin kasabasının ' Kale ' olarak bilinen tepesinde yer alıyor. Gerek
bölgede, gerekse Yeraltı Şehri’nin içinde, bugüne çok azı kalabilmiş birçok
kilise bulunmuş. Yeraltı Şehri’nin diğerlerine göre daha büyük mekanlardan oluşmuş
olması ve kilise sayısının çokluğu gibi belirtilerden yola çıkan araştırmacılar,
Tatlarin’in bir sivil yerleşim mekanı olmaktan çok askeri ya da dini amaçlarla
kullanılan bir manastır ya da garnizon olduğunu tahmin etmekte.

Yöresel Lezzetler
Kapadokya, zengin bir mutfağa sahip. Türkiye’nin her yöresinin özgün tatlarını
taşıyan yemeklerden çok mekanlar ilginizi çekecek. Bir çağlar öncesi filmin
gerçeküstü dekorunu andıran peri bacalarının içine oyularak yapılan barlar ve restoranlar
büyüleyici. Testi Kebabı yörenin spesiyalitelerinden. Fakat Kapadokya’ya
gidince mutlaka yapmanız gereken şey, yöre üzümlerinden elde edilen şarapların
tadına bakmak. Kayalara oyulmuş peri bacalarından oluşturulmuş bar ve
restoranlarda nefis şarapların tadına bakacak, atmosferin zenginliği karşısında
şaşıracaksınız.
Kapadokya’da uğramadan
geçilmeyecek merkezlerden birisi de Avanos. Bunun iki nedeni var. İlki, Kızılırmak'ın
kendine has çamurundan yapılan ve başka hiçbir yerde bulamayacağınız çanak,
çömlek alışverişi. İkinci neden ise yemek. Özellikle de güveçte kuru fasulye.
Yörenin kendine özgü baharatlar ve pişirme tarzıyla yapılan bu kuru fasulye
güvecini mutlaka tatmalısınız.

Nevşah
Nevşah, Kapadokya bölgesinde
yetişen “Emir” üzümlerinden elde edilen önemli Türk şaraplarından biri.
Kapadokya yöresinin volkanik yapısından kaynaklanan tüflü toprağının belirgin
etkilerinin tat ve kokusuna taşıyan Emir’den üretilen Nevşah, bu üzümün tüm
varyetal özelliklerini belirgin bir şekilde yansıtan sek bir beyaz şarap.
El yapımı bebeklerden minyatür bacalara...
Kapadokya’ya ulaştığınızda karşınıza
köylü kadınların yaptıkları, bu bölgeyle özdeşleşmiş Kapadokya bebekleri,
minyatür peri bacaları, örme çoraplar, danteller ve el işleri çıkacak. Bu
zengin seçeneklerin yanı sıra Avanos da, bir çanak ve çömlek merkezi. Peki,
Kabak Çekirdeği sever misiniz? O halde Ürgüp çarşısından sütte çifte kavrulmuş
çekirdek almayı sakın unutmayın. İri taneli, etli ve içi ayrı, kabuğu ayrı
lezzetteki kabak çekirdeğinin torbası son derece ekonomik fiyatlarla satılıyor.
Bölgenin şarapları da ünlü, ancak seçerken dikkat etmek gerekiyor. Ürgüp'te
kurulan pazarda ise, köylerde yapılan çöreotlu yağlı peynirler, çökelek yoğurt
ve çiçek mevsiminde buğday, kayısı, badem ve iğdeden elde edilen çiçek ballarından
satın alabilirsiniz.

İç Anadolu Bölgesi
UYGARLIKLAR BEŞİĞİ
Anadolu toprağı, yüzyıllardan beri süregelen medeniyetlerin sayısız izleri
ile dolu. Hangi köşesine gitseniz bu bölgede hakimiyet kurmuş başka bir
uygarlığın izleriyle karşılaşırsınız. Çatalhöyük’te M.Ö. 8000’li yıllara kadar
uzanan tarihi kalıntılar, Alacahöyük’te Hititler’in başkenti Hattuşa’nın
izleri, Konya’da Mevlana Türbesi’nde semazenlerin uhrevi dönüşleri, Eskişehir
yakınlarında Frigyalı Kral Midas’ın mezarına kadar...

Anadolu platosu öyle coğrafyadır ki Büyük İskender’den Timurlenk’e kadar
tarihin ünlü şahsiyetlerinin resmi geçidini sunar adeta. Orta Anadolu’da
Hattilerden, Hititlere, Frigyalılardan Galatlara, Romalılardan Bizanslılara,
Selçuklulardan Osmanlılara kadar sayısız medeniyetin izlerine tanık olursunuz.
Bölgede yer alan tarihi izleri, dünyanın sayılı müzeleri arasında yer alan
Ankara’daki Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde izlemek mümkün. Bir başka kaçırılmaması
gereken yer de Ankara’ya 200 km uzaklıktaki Boğazköy/ Alacahöyük Milli Parkı.
Ankara
Kentte yer alan Anadolu
Medeniyetleri Müzesi’nin yanı sıra çok sayıda tarihi eser meraklıların
ziyaretine açık Orta Anadolu'nun kalbinde Türkiye devletine başkentlik yapan
Ankara’nın tarihi, bugünkü modern görünüşüne rağmen Bronz çağındaki Hatti
uygarlığına kadar uzanır.

Anıtkabir
Mustafa Kemal Atatürk'ün ebedî
istirahatgâhının bulunduğu Anıtkabir, Rasattepe' de yer alıyor. Mimarları Prof.
Emin Onat ve Doç. Orhan Arda. 1944 yılında yapımına başlanan anıt, 1953'te
tamamlanmış. Anıtkabir kompleksi içindeki üniteler; İstiklâl Kulesi, Hürriyet
Kulesi, Aslanlı Yol, Müdafaa-i Hukuk Kulesi, Mehmetçik Kulesi, Zafer Kulesi,
Barış Kulesi, 23 Nisan Kulesi, Misak-ı Milli Kulesi, İnkılâp Kulesi, Zafer
Kabartmaları, Mozole - Şeref Holü.

Anadolu Medeniyetleri Müzesi
Müzede, Anadolu Arkeolojisi, Paleolitik çağdan başlayarak, Neolitik, Eski Tunç,
Asur Ticaret Kolonileri, Hitit, Frig, Urartu dönemlerine ait, Karain,
Çatalhöyük, Hacılar, Canhasan, Beyce Sultan, Alacahöyük, Kültepe, Acemhöyük, Boğazköy
Gordion, Pazarlı, Altıntepe, Adilcevaz, Patnos kazılarından gelme çeşitli
koleksiyonlar ve çeşitli dönemlere ait örnekler, Osmanlı Dönemi mekanlarında
kronolojik bir sırayla sergileniyor.
M.Ö. I. binin ikinci yarısından
başlayarak, Roma ve Bizans dönemlerine ait altın, gümüş, cam, mermer, bronz
eserler ile ilk kullanılan sikkeden başlayarak günümüze kadar olanları da içine
alan sikke koleksiyonları, Müze’nin nadir kültür varlıklarını temsil ediyor.
Müze Tel : (+90-312) 324 31 60
- 312 62 48
Augustus Tapınağı
Ulus'ta Hacı Bayram Cami bitişiğinde
yer alıyor. M.Ö. II. yüzyılda Frigya Tanrıçası Men adına yapılmış olan tapınak
zamanla yıkılmış. Bugün kalıntıları bulunan tapınak ise son Galat Hükümdarı
Amintos'un oğlu Kral Pylamenes tarafından Roma İmparatoru Augustus adına bir
bağlılık nişanesi olmak üzere yaptırılmış. Bizanslılar zamanında çeşitli
eklemeler yapılıp, pencereler açılarak kilise haline getirilmiş. Etrafı dört
sütunla kuşatılmış dört duvar halinde.
Ankara Kalesi
Asırlardır bölgenin bekçiliğini yapan Ankara Kalesi kentin sembolü. Yapılış
tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber ilk kez Romalılar tarafından yapıldığı
fikri yaygın. Selçuklular tarafından onartılıp genişletilmiş. Kurulduğu tepe
yanında akan (Hatip Çayı) Bent deresinden 110 metre yüksekte. Kale, iç ve dış kale olmak üzere iki kısım. Yirmiden fazla kulesi var. Dış kale
eski Ankara şehrini yürek biçiminde çevirir. Dört katlı olan iç kale kısmen
Ankara taşından kısmen de toplama (spoliyen) taşlarla yapılmış. İç kalenin iki
büyük kapısı olup, birisi dış kapı, diğeri hisar kapı adını taşır. İç kaledeki
kulelerin yüksekliği 14 ile 16 m. arasında değişiyor.

Eskişehir
Eskişehir, değişik kültürleri bünyesinde barındıran tarihi, doğal güzellikleri
ve folkloru ile Türkiye'nin en önemli kültür, sanat, turizm ve sanayi
merkezlerinden biri. Eskişehir'de (Doryleaum) ilk yerleşim M.Ö.3500 yıllarına
dayanıyor. Lületaşı ve şifalı sularıyla tanınan kent, çok sayıda tarihi esere
de ev sahipliği yapıyor. Eskişehir’e 90 km. uzaklıktaki Yazılıkaya Köyü bitişiğinde yer alan Frig Vadisi; Frig Krallığı, Lidya Krallığı ve Pers İmparatorluk
dönemine ait çok sayıda kalıntı barındırıyor. Erken Tunç Çağlarında yerleşim
görmüş olan Midas (Yazılıkaya) ise Friglerin dini merkezi olan önemli bir antik
şehir. Hititlerden sonra Frig kenti olarak gelişen Yazılıkaya'da Frig kültürüne
ait kale duvarları, yerleşim yerleri, kaya kabartmaları, kaya anıtları, su sarnıçları,
sunak yerleri, karlıklar, kaya mezarları, basamaklı anıtlar, nişler, antik
yollar olmak üzere 33 adet eser bulunuyor.

Gordion
Yassıhöyük (Gordion) Frigya'nın
başkenti ve Büyük İskender'in Asya'nın anahtarını elde etmek için Kör Düğümü
kestiği yer. Burada Kral Midas'ın tümülüsünü ziyaret edebilirsiniz. Civarda,
hala kazı çalışmaları devam eden Gordion antik kentinin kalıntıları ve küçük
müze görülmeye değer yerler.

Kütahya
Çini ve porselenleri dünyaca meşhur Kütahya, tarih boyunca pek çok ilke tanık
olmuş. Dünyanın ilk antik borsası Çavdarhisar İlçesindeki Aizanoi’de kurulmuş,
dünyadaki ilk toplu iş sözleşmesi 13 Temmuz 1766’da Kütahya’da imzalanmış,
dünyadaki ilk ve tek çini müzesi yine Kütahya’da. Şehirin geçmişi M.Ö. 3000’li
yıllara kadar uzanıyor. Kütahya'nın antik çağda ilk ev sahipleri Frigler.
Friglerin ardından Roma, Bizans, Germiyanoğulları ve Osmanlı egemenliğine giren
kentte bu uygarlıklardan günümüze kalan çok sayıda eser bulunuyor. Roma
döneminde piskoposluk merkezi olan Kütahya’da bu döneme ait en önemli eser
Aizanoi Antik Kenti. Zeus tapınakları içinde dünyada en iyi korunan tapınağın
Aizanoi’de olduğunu belirtmekte fayda var. Ünlü gezgin Evliya Çelebi’de
Kütahyalı.

Afyon
Adını şehrin güneyinde bulunan
kaleden ve afyon bitkisinden alan şehir; doğası, zengin tarihi ve kaplıcalarıyla
gün geçtikçe gelişen bir turizm potansiyeline sahip. Afyon’a gidenler şehrin
dillere destan kaymağını, vişneli ekmek kadayıfını ve sucuğunu mutlaka tatmalı.
Konya
İnsanlık tarihinin en eski
yerleşim yerlerinden biri olan Konya, çok sayıda medeniyetin izini taşıyor. Sayısız
tarihi, kültürel ve doğal zenginliğe sahip olan kent, tarih boyunca İpek
Yolu'nun en önemli ticaret ve konaklama merkezlerinden birisi olmuş. Mevlana
gibi çok sayıda islam aliminin yetiştiği Konya, Türk-İslam mimarisinin sayısız
örneğine de ev sahipliği yapıyor.

Kayseri
Tarih boyunca Anadolu'nun önemli ticaret merkezlerinden biri olan Kayseri, 3917 m. yüksekliğindeki Erciyes Dağı eteklerinde kurulmuş, 6000 yıllık tarihiyle tarihin bir çok
dönemine tanıklık etmiş bir şehir. Kültepe Ören Yeri, kale ve şehir surları,
Ulu Camii, Güllük, Han, Hacıkılıç, Kurşunlu ve Kale camileri, Sultanhanı,
Karatay, Kara Mustafa Paşa kervansarayları, Vezirhan ve bedesten şehrin
görülmesi en önemli tarihi yapıları.
Hitit İzleri: Boğazköy-Hattuşa / ÇORUM
Anadolu'da ilk organize devleti
kuran Hititlerin başkenti olan Hattuşa'nın Anadolu arkeolojisinde önemli bir
yeri var. Bugün Tarihi Milli Park olarak ilan edilen Boğazköy'de görülecek başlıca
yerler; Aşağı Sevir'deki Büyük Mabedi, şehir surları ve üzerindeki anıtsal kapılar,
Yukarı Sevir'de sayıları 31'e ulaşan tapınak, Krallık sarayı ve Büyük Kale.
Frig Çağı'na ait en önemli yapılar ise Bastion ile Güney Kale. Ayrıca, Boğazköy'deki
yerel müzede ören yerinin önemli buluntuları sergileniyor.

Yazılıkaya
Hitit İmparatorluk Dönemi'nin
benzersiz bir kalıntısı olan Yazılıkaya Açıkhava Mabedi Boğazköy'ün 2 km kuzeydoğusunda yer alıyor. Kayaların doğal durumlarına uygun olarak düzenlenmiş olan büyük ve
küçük galeri iki mekandan oluşmakta. Büyük galerinin sağ duvarında tanrıçalar,
sol duvarında ise tanrı kabartmaları yer alıyor. Galerinin en büyük kabartması
olan Kral IV. Tuthaliya' nın kabartması doğu duvarında yer alıyor. Bu odada
bahar bayramlarının kutlanışı tasvir ediliyor. Küçük galeriye giriş dar bir
koridorla sağlanmakta. Burada sağa doğru ilerleyen 12 Tanrı, Meç Tanrısı ve IV.
Tuthaliya kabartmaları bulunuyor.

Alacahöyük
Alaca İlçesi Höyük Köyü yerleşim alanı içerisinde yer alan Alacahöyük; görkemli
sfenksli kapısı, ilginç mimarlık eserleri ve mahalli müzesiyle, Boğazköy ve Yazılıkaya'yı
ziyaret edenler için aynı gün gezilebilecek önemli bir arkeolojik ören yeri.
