Akdeniz’in incisi KEMER
Antalya’ya 42 kilometre uzaklıktaki Kemer, Antalya kadar önemli bir turizm merkezi. Sahip olduğu tarihi ve doğal
zenginlikler her yıl çok sayıda turisti bölgeye çekiyor.
Tekirova
Tekirova Kemer’in en önemli
turistik beldelerinden biri. Bu şirin Akdeniz köyü Toroslar’ın uzantısı olan
Olympos (Beydağları) dağlarının hemen eteklerinde kurulmuş. Yaklaşık 5 km’lik
sahil şeridi ile dağların arasında yeşilin her türlü tonunu görmek mümkün. Çam
ormanlarının içinde yer alan 500-600 senelik çınar ağaçları, portakal, limon,
mandalina ve nar bahçeleri Tekirova’ya doğanın kadar cömert davrandığını
gösteriyor. Tekirova’da tarihi değerlerin, kumsalların ve ormanın bu kadar içi
içe geçmesi, doğanın bu kadar iyi korunmuş olması insanda hayranlık uyandırıyor.
Olympos’un zorlu zirvesinden bakıldığında, karşıda beliren manzaranın gerçek
olduğuna inanmak güç.

Beldibi
Bir tarafında dağlar ve
ormanlar, diğer yanında deniz olan Beldibi, sahil boyunca uzanan irili ufaklı
otelleri ile önemli bir turizm merkezi. Son yıllarda kurulan modern konaklama
tesisleriyle büyük bir gelişme gösteren Beldibi, Akdeniz’in hareketli
beldelerinden sıkılanlar ve dinlenmek isteyenler için bir nevi sığınak.

Göynük Kanyonu
Göynük Beldesi’nin yaklaşık 15 kilometre yukarısında kalan kanyona ulaşmak için bazı oteller tarafından jeep safariler düzenleniyor. Sabahın erken
saatlerinde, rehberler eşliğinde çam ormanları içerisinde trekking
yapabilirsiniz. Harika bir manzara eşliğinde yaklaşık 1 saat yürüyerek kanyona
vardığınızda, daha ileriye ulaşabilmek için suya girmek zorundasınız. Kanyonun
kaynağına vardığınızda göreceğiniz manzara karşısında büyüleneceksiniz.
Olympos
Olympos, sahip olduğu tarihsel değerlerinin yanısıra, 3200 metrelik sahili,
endemik bitkileri, Caretta Caretta’ları, Chimera’sı, tüm sportif etkinliklere
olanak veren muhteşem doğası ile tüm dünyada haklı bir üne sahip.
Anayoldan portakal ağaçlarının kokusu eşliğinde Olympos’a indiğinizde, bungalov
tipi ağaç evlerle karşılaşıyorsunuz. Burası gezginlerin dünya üzerindeki en
önemli duraklarından biri. Yörede yapılaşma yasak olduğu için konaklama ağaç
evlerde yapılıyor. Olympos plajına antik kentin içerisinden yaklaşık 10 dakikalık
bir yürüyüş sonunda ulaşılıyor. Plaja gitmeden önce Olympos antik kentini
gezmenizi öneririz. Antik kent, Helenistik Devirde kurulmuş. Şehirde, Geç Roma
ve Erken Bizans devrine ait eserler bulunuyor. Antik devirlerden günümüze kadar
gelmeyi başaran mabet kapısı, tiyatro, hamam ve agora görülmeye değer tarihi
güzellikler. Kent surları ve kuleler ortaçağdan kalma. En ilginç yapı ise,
Akçay Deresi’nin 150 metre kadar batısında yer alan tapınağa ait kapı.
Olympos sahili, nesli tükenme
tehlikesiyle karşı karşıya olan Caretta Caretta’ların da üreme alanı. Ayrıca
yine bölge yakınlarında bulunan Beydağları Olympos Milli Parkı, dağcılıkla
ilgilenenler için ideal bir bölge. Burası yaz sezonu boyunca dağcılık
aktivitelerine açık.

Phaselis
Kemer’e 15 kilometre uzaklıkta olan Phaselis, M.Ö. 7. yüzyılda Rodoslular’ın kolonisi olarak kurulmuş. Bir yarımada
üzerine kurulan antik kent; kuzey, güney ve askeri liman olarak anılan üç
limandan oluşuyor. Şehri koruyan surların bir kısmı görülebilir durumda. Kentte
bugüne kalabilen yapıların çoğu Roma ve Bizans dönemlerinden. Öteki uygarlıkların
izleri ya toprak altında, ya tahrip edilmiş.
Kentin giriş kısmında su
kemerleri görülüyor. Nekropolis, yani kent mezarlığında Roma ve Bizans
döneminden kalma çok sayıda lahit ve mezar taşına rastlanıyor. Kentin önemli
kalıntıları askeri limanla güney limanı birbirine bağlayan ana caddede yer alıyor.
Caddenin iki yanında çarşıyı oluşturan dükkanların kalıntıları, arkada ise
hamam ve gymnasion bulunuyor. Hadrian Kapısı ile görülen agorada kente bağış
yapan insanları anmak üzere yapılmış bazı yazıtlar bulunuyor. Agoranın karşısında
bulunan tiyatro M.S. 2. yüzyılda inşa edilmiş. Helenistik mimarinin
özelliklerini taşıyan yapı, 2000 kişi kapasiteli ve muhteşem bir deniz manzarasına
sahip. Tiyatronun arkasındaki akropolde bir zamanlar Athena, Herakles, Hermes
ve Hestia tapınakları bulunuyormuş. Saray ve devlet binaları da bu bölgedeymiş.
Phaselis, tarihi zenginliğinin yanı sıra koy, orman, dağ, deniz birleşmesinden
oluşan ideal bir ören ve plaj yeri. Phaselis’in bol çakıllı plajında denize
girebilirsiniz, su oldukça berrak. Ayrıca ağaçların altında piknik yapmak da
büyük keyif. Phaselis’in muhteşem koyları yat turizmi açısından büyük önem taşıyor.
Mavi tura çıkan yatlar bu koylarda demirliyor. Antik kent ve çevresi trekking
için de çok uygun.

Phaselis Antik Tiyatrosu, 2. yüzyılda inşa edilmiş. Hellenistik mimarinin
özelliklerini taşıyan yapı, 2000 kişi kapasiteli ve muhteşem bir deniz
manzarasına sahip.
Chimera (Yanartaş)
Çıralı’da bulunan Chimera, yüzyıllardır ilginç bir doğa olayına ev sahipliği
yapıyor. 250-300 metre kadar yükseklikte kayalar kendi kendilerine yanıyor.
Anadolu mitolojisinde oldukça geniş bir yere sahip olan bu bölgedeki kayaların,
3500 yıldır yanmakta olduğu söyleniyor. Ateşin bir ejderin ağzından çıktığı
gibi efsaneler dilden dile dolaşsa da, asıl sebebi topraktan çıkan yanıcı bir
gaz.

Chimera’da kayalar kendi kendine yanıyor.
Çok Kültürlü Mutfak
Kemer’de Akdeniz yemekleri olduğu
kadar, fast food da bolca tüketiliyor. Barlar sokağında, diğer turistik
yerlerde çokça rastlanmayan, midyeci ve kokoreçcilere karşılaşıyorsunuz.
Kemer’de küçük motellerin
restoranları hem çok şirin hem de fiyatları da uygun. Olympos’un girişinde
gözleme yiyebileceğiniz birkaç ufak yer bulunuyor. Buradaki restoranlarda
vejeteryan mönülere ağırlık verilmiş. Yöreye gelen turistler gönüllü aşçılık
yapıyorlar. Taze sebzelerden yapılmış ev yemekleri ve salatalar size yazın sıcağında
hafif bir yemek yeme fırsatı veriyor. Buralarda yiyebileceğiniz taze fasulye ve
yoğurtlu kızartma gerçekten çok lezzetli. Ayrıca balık da yörenin favori yiyeceklerinden.
Çıralı Plajı’nın paralelinde balık restoranları bulunuyor. Mevsimine göre
çipura ve levrek en çok tüketilen balıklar.
Jeep safariye katılanlar
verilen molalarda dağın kaynak sularından içip, köy ürünü meyve ve
gözlemelerden tadıp, alabalık çifliklerinde hazırlanan yemekleri yiyorlar. Akşamları
Kemer’de trafiğe kapalı sokaklara masalar kuruluyor, süsleniyor. Çeşitli
ülkelerden gelen turistlerle uluslararası hüviyete bürünen yörede pizza,
spagetti, tavuk kebap türü yiyecekler sunan restoranlara, müzikli
taverna-barlar ve deniz ürünleri üzerine çalışan restoranlar da eklenince yer
seçiminde hayli zorlanılıyor. Kavun içinde sunulan dondurma ise yöresel
özellikte bir tad.
Beldibi yolu boyunca gözleme
evleri ve çay bahçelerine rastlıyorsunuz. Ama asıl yaygın olan yiyecek balık.
Genelde Alman turistlerin ziyaret ettiği Beldibi’nde Alman mutfağı oldukça
popüler. Susamlı omlete mönülerde sıkça rastlanıyor. Ayrıca pide ve pizza yemek
isterseniz çok sayıdaki açık hava lokantasından biri arasından tercih yapmalısınız.
Çay bahçelerinde taze demlenmiş çay ile birlikte, nefis Akdeniz gözlemesinin de
tadını çıkarmayı ihmal etmeyin.

Sualtındaki dünya
Kemer’de çok sayıda dalış okulu
ve dalış bölgesi bulunuyor. Kemer Marinası açıklarında 33 metre dipte yatan Paris Batığı, bölgedeki en önemli batıklardan biri. Tekirova açıklarındaki Üç
Adalar ise, farklı dalış türlerinin gerçekleştirilebildiği bir bölge. Üç
Adalar’da 9 adet resif ve 2 adet sualtı mağarası bulunuyor.

Dantel koyların gölgesinde KAŞ
Kaş, Akdeniz’in mavi
sularını, altın sarısı bir kumsal ve güneşle buluşturan, adına yakışan gizemi
cennete dönüştüren tatil yöresi...

Evlerin dış yüzeylerini kaplamış olan Akdeniz yöresine özgü begonviller, Kaş
denildiğinde ilk akla gelenlerden...
Denize kıvrım kıvrım uzanan bir yarımadanın içinde kalan koya kurulmuş belde,
günümüzde tatilcilerin gözde merkezlerinin başında yer alıyor. Kumsalı olmayan
ilçede tatil yapanların bir kısmı sahildeki kayalıklardan denize girerken, diğer
bölümü de teknelerle gün boyu süren Kekova turuna çıkıp, değişik koylarda
turkuaz renkli, içilesi berraklıktaki sularda yüzüyor. Antiphellos antik kenti
üzerine kurulmuş olan Kaş’ta kentin içindeki tarihi kalıntılar gündelik hayatın
bir parçası olmuş. Limana inerken alışveriş merkezinin karşısındaki lahit
turistlerin gözdesi. Kimse o lahti görmeden gitmiyor Kaş’tan. Likya tipi bu
lahit, Kaş’ın adeta simgesi. Evlerin dış yüzeylerini kaplamış olan Akdeniz
yöresine özgü begonviller de, Kaş denildiğinde ilk akla gelenlerden...
Plajlar
Sapsarı kum ve mavi denizin
buluştuğu kumsallar, Kaş’ın benzersiz plajlarının adresleri. Küçükçakıl,
Büyükçakıl, Akçagerme ile Limanağzı yüzmek için ideal yerler.
Bir doğa harikası olan Kaputaş
plajı ise Kaş’a 19 km uzaklıkta. 192 basamakla plaja inilmesi ve kumunun altın
sarısı rengi plajın çekiciliğini artıran özellikler arasında.

Sur duvarları
Kaş’ın Meis Adası’nı gören kıyılarında
şehir duvarı kalıntıları Helenistik döneme ait. Yaklaşık olarak 500 m boyunca aralıklı olarak uzanan duvarların bir bölümü, Kaş’tan antik tiyatroya giden asfalt
yolun solunda ve deniz kenarında görülebiliyor.
Mavi mağara
Kaputaş Plajı’ndan 500 metre ötedeki Mavi Mağara’ya ancak deniz yoluyla ulaşılabiliyor. Teknelerle girilebilen mağaranın
18 metre genişliği, 10 metre yüksekliği ve 35 metre derinliği bulunuyor. En çekici özelliği ise, su altından yansıyan güneş ışığında buluşan yeşil
ile mavinin dayanılmaz çekiciliği.
Xanthos antik kenti
Kaş’a 45 km uzaklıkta, Eşen Çayı’nın doğu kıyısında kurulmuş Xanthos, Likya Birliği’nin başkenti. Kentin
akropolisinden elde edilen yüzey buluntuları yerleşme tarihinin M.Ö. 8. yüzyıla
kadar uzandığını ortaya koyuyor.
Antik kentte en çok dikkati çeken tarihi yapı, bir savaş anıtı... 8.87 metre yükseklikteki bu anıt mezar, kayalardan oyulmuş masif bir paye ile dört yüzü frizle
çevrili küçük bir mezar odasından oluşuyor. Üstü bir kapak taşıyla örtülü bu
odadaki anıt mezarların kabartmaları, Nereidler Anıtı, Harpyler Anıtı, Payave
Lahdi ve Aslanlı Mezar, 1842 yılında Londra’ya kaçırılmış. Yerlerine de
orijinallerinden alınma alçı kopyalar konulmuş.
Kent surları Roma ve Bizans dönemlerinde onarılarak çeşitli ilavelerle
güçlendirilmiş. Güneyde, M.Ö. 2. yüzyıla ait bir kapı yer alıyor. Bu kapının
arkasında İmparator Vespasianus’a ait dor düzenli Zafer Kemeri mevcut. Güneybatıda
kentin ilk kurulduğu yer olan Likya Akropolisi bulunuyor. Artemis’e ait olduğu
düşünülen bir tapınağın kalıntıları ile bir Bizans Kilisesi de akropoliste yer
alıyor. Kuzeydeki Roma Akropolisi’nde ise görkemli bir manastır dikkati
çekiyor. 2. yüzyıla tarihlendirilen tiyatro, Roma Dönemi’ne ait.

KALKAN
Kaş’a bağlı bir belde olan Kalkan, görülmeye değer güzellikte bir koyun kıyısında
kurulmuş.

Küçük ama oldukça sevimli bir tatil yöresi olan Kalkan, eski Rum evleri ve
küçük yat limanıyla son yılların en ilgi çeken tatil merkezlerinden biri.
Kalkan’ın içinden denize girilebildiği gibi, sahilden kalkan teknelerle
çevredeki plajlara da gidilebiliyor. Otelleri, pansiyonları, restoranları ve alışveriş
olanakları ile her yıl binlerce turist çeken beldede, bir de yat limanı
bulunuyor.
Patara
Türkiye’nin en güzel kumsallarından
birine sahip olan Patara, çok sayıda tarihi esere de ev sahipliği yapıyor.
Patara, Xanthos ve Letoon antik kentleri görülmesi gereken yerlerin başında
geliyor. Likya tipi Roma Devri mezar anıtları, Zafer Takı, Vespasianus Hamamı
ve M.Ö. 2. yüzyıla tarihlenen 10.000 kişilik tiyatro Patara antik kentinin en
etkileyici yapıları. Zengin bir tarihi geçmişi olan belde, aynı zamanda 20
kilometreye yakın kıyı şeridiyle Türkiye’nin en uzun kumsalına sahip. Koruma
alanı ilan edilen Patara plajı, caretta caretta deniz kaplumbağalarının üreme
alanı. Çölü anımsatan kumları, tertemiz denizi ve çam ormanlarıyla ünlü yöre,
bünyesinde birçok sürprizi saklıyor. Antik kentin büyük bir bölümü, rüzgarlarla
bir yerden bir yere taşınan kumlar altında saklı. Kum taşınmasını önlemek amacıyla
geliştirilen bir proje dahilinde iklime uygun dikilen akasya ve bitki türleri
bölgeye ayrı bir güzellik katarken; koyu pembe çiçekli zakkumlar, çam ağaçlarıyla
bütünlük sağlıyor.

Bezirgan yaylası
Denizden yüksekliği 500 m olan Bezirgan yaylası, Kalkan’a seyahat edenlerin görmesi gereken yerlerden biri. Acentelerin
düzenledikleri turlarla buraya ulaşmak mümkün. Bezirgan’da muhteşem bir manzara
sizi bekliyor. Aşağıdaki minik minik adalara bakarken kendinizi uçakta gibi
hissediyorsunuz. Turistler için köy çevresi ve Bezirgan-Amber arası at turları
düzenleniyor. Yöredeki köy pansiyonlarında konaklayabilirsiniz.
Güvercinlik deniz mağarası
Kalkan’a 2 km uzaklıktaki Güvercinlik deniz mağarası, çok sayıda güvercini barındırması nedeniyle bu adı almış.
Bu mağaraya Kalkan’dan hareket eden teknelerle ulaşabilirsiniz. Görülmeye değer
bir doğa oluşumu.

Kekova
Kaş’tan sonra Uluburun
geçilerek Kekova’ya doğru yol alındığında önce Sıçak Yarımadası ile karşılaşılıyor.
Sıçak İskelesi’nde Aperlai antik kenti, yarımadanın ucunda ise Toprakada ve
Karaada yer alıyor. Bundan sonra Kekova Adası uzanıyor. Bu adadan dolayı tüm
bölge Kekova adıyla anılıyor.
Kekova bölgesinin bu koyları,
her mevsimde doğal liman görevi üstlendiği için yatçıların en favori kıyılarından
aynı zamanda. Kekova Adası’nın kuzey sahili boyunca, antik Apollonia kentinin
M.Ö. 4. yüzyıla ait yazlık yalıları, yer yer su içinde görülebiliyor. Tarih içinde
yörede oluşan tektonik olaylar bazı yalıların deniz seviyesinin altında kalmasına
yol açmış. Simena (Kaleköy) Kalesi bu berrak sularda gezinen yatların, sayısız
koyların ve adaların kuşbakışı seyredilebileceği en iyi yer.

Simena (Kaleköy)
Eski Simena antik kenti üzerine
kurulmuş olan Kaleköy, bir yarımada. Ulaşım teknelerle sağlanıyor. Karşısındaki
Kekova adasında bulunan ve Akdeniz’in büyüleyici mavisinin altında yer alan batık
şehir ve antik kalıntılar görülmeye değer. Tarihi Likya uygarlığına kadar
uzanan Simena’da pek çok uygarlık kalıntılarına rastlamak mümkün. Kayalara
oyulmuş tiyatro ve surlar bunlardan yalnızca birkaçı.

Theimussa (Üçağız)
Kaş’a 36 km uzaklıktaki Theimussa, (Üçağız) üç tarafı denizlerle çevrilmiş koyları ile doğal bir barınak
gibi. Yat turizmi açısından önem taşıyan Theimussa (Üçağız), deniz yoluyla
Simena (Kaleköy) ve Kekova Adası’na ulaşım sağlıyor. Theimussa’da daha çok
mezar kalıntıları yer alıyor.
Finike
Portakal diyarı Finike, sırasıyla
Likya, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı egemenlikleri altında kalmış. Limanının
marinaya dönüştürülmesi ile birlikte yatçılık, Finike’nin önemli gelir
kaynakları arasına girmiş. Bugün antik devirden kalma, Finike kentinin bulunduğu
tepenin eteğinde çok az sur kalıntıları görülüyor. Tepenin ortasında iki yapı
kalıntısı ile Roma Devrine ait iki Lahit sandukası ve bunların 10 km kadar kuzeyinde bir kayaya oyulmuş Likya mezarı mevcut.

Myra (Demre)
Demre’ye birkaç kilometre uzaklıkta
olan Myra, denize bakan kayalar içine oturtulmuş bir kent. Belki de türünün
Anadolu’daki en güzel örneklerinden...Geniş bir alana yayılmış kalıntılar,
mezarlar ve Likce yazıtlardan M.Ö. 5. yüzyıla kadar uzanan eski bir kent olduğu
anlaşılıyor.

Akdeniz mutfağından özel lezzetler
Bölgede Akdeniz’in tipik mutfak
yemekleri ünlü. Yörede arıcılık ve bağcılık da gelişmiş. Karakovan balı ve çam
balı, pekmez alınabilecek ürünler. Bol yetişen keçiboynuzundan yapılan keçi
boynuzu pekmezi yöreye özgü lezzetlerden. Ayran ve gözlemecilere her yerde olduğu
gibi burada da adım başı rastlanıyor. Hemen her yerde Finike’den getirilen
portakalları yiyebilir ve portakal suyundan içebilirsiniz.

Keçi kılından kilim
Kaş ve çevresinde el yapımı kilim ve dokumalar üretiliyor. Yöreye özgü “Barak
kilimi” ve keçi kılından üretilerek dokunan “kılçar” en ünlüleri. Dastar,
tülbent, yemeni köylüler tarafından üretilerek hediyelik eşya olarak satılıyor.
Ayrıca ceviz ağacından süslemeli çeyiz sandıkları, ağaçtan sehpalar, tahta kaşıklar
ve oklavalar da yöreye özgü ürünler. Kaş’ın Cuma Pazarı da yöresel eşyaların ve
yiyeceklerin bulunacağı otantik bir renk cümbüşü. Çeşitli otlardan, elişi
dantel, yazma ve el dokumalarına kadar orijinal birçok eşyayı bu pazarda
bulabilirsiniz.
