26 Mayıs 2012 Cumartesi
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey



Akdeniz’in incisi KEMER

 

Antalya’ya 42 kilometre uzaklıktaki Kemer, Antalya kadar önemli bir turizm merkezi. Sahip olduğu tarihi ve doğal zenginlikler her yıl çok sayıda turisti bölgeye çekiyor.

 


Tekirova

Tekirova Kemer’in en önemli turistik beldelerinden biri. Bu şirin Akdeniz köyü Toroslar’ın uzantısı olan Olympos (Beydağları) dağlarının hemen eteklerinde kurulmuş. Yaklaşık 5 km’lik sahil şeridi ile dağların arasında yeşilin her türlü tonunu görmek mümkün. Çam ormanlarının içinde yer alan 500-600 senelik çınar ağaçları, portakal, limon, mandalina ve nar bahçeleri Tekirova’ya doğanın kadar cömert davrandığını gösteriyor. Tekirova’da tarihi değerlerin, kumsalların ve ormanın bu kadar içi içe geçmesi, doğanın bu kadar iyi korunmuş olması insanda hayranlık uyandırıyor. Olympos’un zorlu zirvesinden bakıldığında, karşıda beliren manzaranın gerçek olduğuna inanmak güç.



Beldibi

Bir tarafında dağlar ve ormanlar, diğer yanında deniz olan Beldibi, sahil boyunca uzanan irili ufaklı otelleri ile önemli bir turizm merkezi. Son yıllarda kurulan modern konaklama tesisleriyle büyük bir gelişme gösteren Beldibi, Akdeniz’in hareketli beldelerinden sıkılanlar ve dinlenmek isteyenler için bir nevi sığınak.



Göynük Kanyonu
Göynük Beldesi’nin yaklaşık 15 kilometre yukarısında kalan kanyona ulaşmak için bazı oteller tarafından jeep safariler düzenleniyor. Sabahın erken saatlerinde, rehberler eşliğinde çam ormanları içerisinde trekking yapabilirsiniz. Harika bir manzara eşliğinde yaklaşık 1 saat yürüyerek kanyona vardığınızda, daha ileriye ulaşabilmek için suya girmek zorundasınız. Kanyonun kaynağına vardığınızda göreceğiniz manzara karşısında büyüleneceksiniz.


Olympos
Olympos, sahip olduğu tarihsel değerlerinin yanısıra, 3200 metrelik sahili, endemik bitkileri, Caretta Caretta’ları, Chimera’sı, tüm sportif etkinliklere olanak veren muhteşem doğası ile tüm dünyada haklı bir üne sahip.
Anayoldan portakal ağaçlarının kokusu eşliğinde Olympos’a indiğinizde, bungalov tipi ağaç evlerle karşılaşıyorsunuz. Burası gezginlerin dünya üzerindeki en önemli duraklarından biri. Yörede yapılaşma yasak olduğu için konaklama ağaç evlerde yapılıyor. Olympos plajına antik kentin içerisinden yaklaşık 10 dakikalık bir yürüyüş sonunda ulaşılıyor. Plaja gitmeden önce Olympos antik kentini gezmenizi öneririz. Antik kent, Helenistik Devirde kurulmuş. Şehirde, Geç Roma ve Erken Bizans devrine ait eserler bulunuyor. Antik devirlerden günümüze kadar gelmeyi başaran mabet kapısı, tiyatro, hamam ve agora görülmeye değer tarihi güzellikler. Kent surları ve kuleler ortaçağdan kalma. En ilginç yapı ise, Akçay Deresi’nin 150 metre kadar batısında yer alan tapınağa ait kapı.

Olympos sahili, nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan Caretta Caretta’ların da üreme alanı. Ayrıca yine bölge yakınlarında bulunan Beydağları Olympos Milli Parkı, dağcılıkla ilgilenenler için ideal bir bölge. Burası yaz sezonu boyunca dağcılık aktivitelerine açık.


Phaselis

Kemer’e 15 kilometre uzaklıkta olan Phaselis, M.Ö. 7. yüzyılda Rodoslular’ın kolonisi olarak kurulmuş. Bir yarımada üzerine kurulan antik kent; kuzey, güney ve askeri liman olarak anılan üç limandan oluşuyor. Şehri koruyan surların bir kısmı görülebilir durumda. Kentte bugüne kalabilen yapıların çoğu Roma ve Bizans dönemlerinden. Öteki uygarlıkların izleri ya toprak altında, ya tahrip edilmiş.

Kentin giriş kısmında su kemerleri görülüyor. Nekropolis, yani kent mezarlığında Roma ve Bizans döneminden kalma çok sayıda lahit ve mezar taşına rastlanıyor. Kentin önemli kalıntıları askeri limanla güney limanı birbirine bağlayan ana caddede yer alıyor. Caddenin iki yanında çarşıyı oluşturan dükkanların kalıntıları, arkada ise hamam ve gymnasion bulunuyor. Hadrian Kapısı ile görülen agorada kente bağış yapan insanları anmak üzere yapılmış bazı yazıtlar bulunuyor. Agoranın karşısında bulunan tiyatro M.S. 2. yüzyılda inşa edilmiş. Helenistik mimarinin özelliklerini taşıyan yapı, 2000 kişi kapasiteli ve muhteşem bir deniz manzarasına sahip. Tiyatronun arkasındaki akropolde bir zamanlar Athena, Herakles, Hermes ve Hestia tapınakları bulunuyormuş. Saray ve devlet binaları da bu bölgedeymiş. Phaselis, tarihi zenginliğinin yanı sıra koy, orman, dağ, deniz birleşmesinden oluşan ideal bir ören ve plaj yeri. Phaselis’in bol çakıllı plajında denize girebilirsiniz, su oldukça berrak. Ayrıca ağaçların altında piknik yapmak da büyük keyif. Phaselis’in muhteşem koyları yat turizmi açısından büyük önem taşıyor. Mavi tura çıkan yatlar bu koylarda demirliyor. Antik kent ve çevresi trekking için de çok uygun.


Phaselis Antik Tiyatrosu, 2. yüzyılda inşa edilmiş. Hellenistik mimarinin özelliklerini taşıyan yapı, 2000 kişi kapasiteli ve muhteşem bir deniz manzarasına sahip.

Chimera (Yanartaş)
Çıralı’da bulunan Chimera, yüzyıllardır ilginç bir doğa olayına ev sahipliği yapıyor. 250-300 metre kadar yükseklikte kayalar kendi kendilerine yanıyor. Anadolu mitolojisinde oldukça geniş bir yere sahip olan bu bölgedeki kayaların, 3500 yıldır yanmakta olduğu söyleniyor. Ateşin bir ejderin ağzından çıktığı gibi efsaneler dilden dile dolaşsa da, asıl sebebi topraktan çıkan yanıcı bir gaz.


Chimera’da kayalar kendi kendine yanıyor.

Çok Kültürlü Mutfak

Kemer’de Akdeniz yemekleri olduğu kadar, fast food da bolca tüketiliyor. Barlar sokağında, diğer turistik yerlerde çokça rastlanmayan, midyeci ve kokoreçcilere karşılaşıyorsunuz.

Kemer’de küçük motellerin restoranları hem çok şirin hem de fiyatları da uygun. Olympos’un girişinde gözleme yiyebileceğiniz birkaç ufak yer bulunuyor. Buradaki restoranlarda vejeteryan mönülere ağırlık verilmiş. Yöreye gelen turistler gönüllü aşçılık yapıyorlar. Taze sebzelerden yapılmış ev yemekleri ve salatalar size yazın sıcağında hafif bir yemek yeme fırsatı veriyor. Buralarda yiyebileceğiniz taze fasulye ve yoğurtlu kızartma gerçekten çok lezzetli. Ayrıca balık da yörenin favori yiyeceklerinden. Çıralı Plajı’nın paralelinde balık restoranları bulunuyor. Mevsimine göre çipura ve levrek en çok tüketilen balıklar.

Jeep safariye katılanlar verilen molalarda dağın kaynak sularından içip, köy ürünü meyve ve gözlemelerden tadıp, alabalık çifliklerinde hazırlanan yemekleri yiyorlar. Akşamları Kemer’de trafiğe kapalı sokaklara masalar kuruluyor, süsleniyor. Çeşitli ülkelerden gelen turistlerle uluslararası hüviyete bürünen yörede pizza, spagetti, tavuk kebap türü yiyecekler sunan restoranlara, müzikli taverna-barlar ve deniz ürünleri üzerine çalışan restoranlar da eklenince yer seçiminde hayli zorlanılıyor. Kavun içinde sunulan dondurma ise yöresel özellikte bir tad.

Beldibi yolu boyunca gözleme evleri ve çay bahçelerine rastlıyorsunuz. Ama asıl yaygın olan yiyecek balık. Genelde Alman turistlerin ziyaret ettiği Beldibi’nde Alman mutfağı oldukça popüler. Susamlı omlete mönülerde sıkça rastlanıyor. Ayrıca pide ve pizza yemek isterseniz çok sayıdaki açık hava lokantasından biri arasından tercih yapmalısınız. Çay bahçelerinde taze demlenmiş çay ile birlikte, nefis Akdeniz gözlemesinin de tadını çıkarmayı ihmal etmeyin.




Sualtındaki dünya

Kemer’de çok sayıda dalış okulu ve dalış bölgesi bulunuyor. Kemer Marinası açıklarında 33 metre dipte yatan Paris Batığı, bölgedeki en önemli batıklardan biri. Tekirova açıklarındaki Üç Adalar ise, farklı dalış türlerinin gerçekleştirilebildiği bir bölge. Üç Adalar’da 9 adet resif ve 2 adet sualtı mağarası bulunuyor.



Dantel koyların gölgesinde KAŞ

Kaş, Akdeniz’in mavi sularını, altın sarısı bir kumsal ve güneşle buluşturan, adına yakışan gizemi cennete dönüştüren tatil yöresi...


Evlerin dış yüzeylerini kaplamış olan Akdeniz yöresine özgü begonviller, Kaş denildiğinde ilk akla gelenlerden...

Denize kıvrım kıvrım uzanan bir yarımadanın içinde kalan koya kurulmuş belde, günümüzde tatilcilerin gözde merkezlerinin başında yer alıyor. Kumsalı olmayan ilçede tatil yapanların bir kısmı sahildeki kayalıklardan denize girerken, diğer bölümü de teknelerle gün boyu süren Kekova turuna çıkıp, değişik koylarda turkuaz renkli, içilesi berraklıktaki sularda yüzüyor. Antiphellos antik kenti üzerine kurulmuş olan Kaş’ta kentin içindeki tarihi kalıntılar gündelik hayatın bir parçası olmuş. Limana inerken alışveriş merkezinin karşısındaki lahit turistlerin gözdesi. Kimse o lahti görmeden gitmiyor Kaş’tan. Likya tipi bu lahit, Kaş’ın adeta simgesi. Evlerin dış yüzeylerini kaplamış olan Akdeniz yöresine özgü begonviller de, Kaş denildiğinde ilk akla gelenlerden...

Plajlar

Sapsarı kum ve mavi denizin buluştuğu kumsallar, Kaş’ın benzersiz plajlarının adresleri. Küçükçakıl, Büyükçakıl, Akçagerme ile Limanağzı yüzmek için ideal yerler.

Bir doğa harikası olan Kaputaş plajı ise Kaş’a 19 km uzaklıkta. 192 basamakla plaja inilmesi ve kumunun altın sarısı rengi plajın çekiciliğini artıran özellikler arasında.



Sur duvarları
Kaş’ın Meis Adası’nı gören kıyılarında şehir duvarı kalıntıları Helenistik döneme ait. Yaklaşık olarak 500 m boyunca aralıklı olarak uzanan duvarların bir bölümü, Kaş’tan antik tiyatroya giden asfalt yolun solunda ve deniz kenarında görülebiliyor.

Mavi mağara

Kaputaş Plajı’ndan 500 metre ötedeki Mavi Mağara’ya ancak deniz yoluyla ulaşılabiliyor. Teknelerle girilebilen mağaranın 18 metre genişliği, 10 metre yüksekliği ve 35 metre derinliği bulunuyor. En çekici özelliği ise, su altından yansıyan güneş ışığında buluşan yeşil ile mavinin dayanılmaz çekiciliği.

Xanthos antik kenti

Kaş’a 45 km uzaklıkta, Eşen Çayı’nın doğu kıyısında kurulmuş Xanthos, Likya Birliği’nin başkenti. Kentin akropolisinden elde edilen yüzey buluntuları yerleşme tarihinin M.Ö. 8. yüzyıla kadar uzandığını ortaya koyuyor.
Antik kentte en çok dikkati çeken tarihi yapı, bir savaş anıtı... 8.87 metre yükseklikteki bu anıt mezar, kayalardan oyulmuş masif bir paye ile dört yüzü frizle çevrili küçük bir mezar odasından oluşuyor. Üstü bir kapak taşıyla örtülü bu odadaki anıt mezarların kabartmaları, Nereidler Anıtı, Harpyler Anıtı, Payave Lahdi ve Aslanlı Mezar, 1842 yılında Londra’ya kaçırılmış. Yerlerine de orijinallerinden alınma alçı kopyalar konulmuş.
Kent surları Roma ve Bizans dönemlerinde onarılarak çeşitli ilavelerle güçlendirilmiş. Güneyde, M.Ö. 2. yüzyıla ait bir kapı yer alıyor. Bu kapının arkasında İmparator Vespasianus’a ait dor düzenli Zafer Kemeri mevcut. Güneybatıda kentin ilk kurulduğu yer olan Likya Akropolisi bulunuyor. Artemis’e ait olduğu düşünülen bir tapınağın kalıntıları ile bir Bizans Kilisesi de akropoliste yer alıyor. Kuzeydeki Roma Akropolisi’nde ise görkemli bir manastır dikkati çekiyor. 2. yüzyıla tarihlendirilen tiyatro, Roma Dönemi’ne ait.



KALKAN
Kaş’a bağlı bir belde olan Kalkan, görülmeye değer güzellikte bir koyun kıyısında kurulmuş.



Küçük ama oldukça sevimli bir tatil yöresi olan Kalkan, eski Rum evleri ve küçük yat limanıyla son yılların en ilgi çeken tatil merkezlerinden biri. Kalkan’ın içinden denize girilebildiği gibi, sahilden kalkan teknelerle çevredeki plajlara da gidilebiliyor. Otelleri, pansiyonları, restoranları ve alışveriş olanakları ile her yıl binlerce turist çeken beldede, bir de yat limanı bulunuyor.

Patara

Türkiye’nin en güzel kumsallarından birine sahip olan Patara, çok sayıda tarihi esere de ev sahipliği yapıyor. Patara, Xanthos ve Letoon antik kentleri görülmesi gereken yerlerin başında geliyor. Likya tipi Roma Devri mezar anıtları, Zafer Takı, Vespasianus Hamamı ve M.Ö. 2. yüzyıla tarihlenen 10.000 kişilik tiyatro Patara antik kentinin en etkileyici yapıları. Zengin bir tarihi geçmişi olan belde, aynı zamanda 20 kilometreye yakın kıyı şeridiyle Türkiye’nin en uzun kumsalına sahip. Koruma alanı ilan edilen Patara plajı, caretta caretta deniz kaplumbağalarının üreme alanı. Çölü anımsatan kumları, tertemiz denizi ve çam ormanlarıyla ünlü yöre, bünyesinde birçok sürprizi saklıyor. Antik kentin büyük bir bölümü, rüzgarlarla bir yerden bir yere taşınan kumlar altında saklı. Kum taşınmasını önlemek amacıyla geliştirilen bir proje dahilinde iklime uygun dikilen akasya ve bitki türleri bölgeye ayrı bir güzellik katarken; koyu pembe çiçekli zakkumlar, çam ağaçlarıyla bütünlük sağlıyor.



Bezirgan yaylası

Denizden yüksekliği 500 m olan Bezirgan yaylası, Kalkan’a seyahat edenlerin görmesi gereken yerlerden biri. Acentelerin düzenledikleri turlarla buraya ulaşmak mümkün. Bezirgan’da muhteşem bir manzara sizi bekliyor. Aşağıdaki minik minik adalara bakarken kendinizi uçakta gibi hissediyorsunuz. Turistler için köy çevresi ve Bezirgan-Amber arası at turları düzenleniyor. Yöredeki köy pansiyonlarında konaklayabilirsiniz.

Güvercinlik deniz mağarası

Kalkan’a 2 km uzaklıktaki Güvercinlik deniz mağarası, çok sayıda güvercini barındırması nedeniyle bu adı almış. Bu mağaraya Kalkan’dan hareket eden teknelerle ulaşabilirsiniz. Görülmeye değer bir doğa oluşumu.



Kekova

Kaş’tan sonra Uluburun geçilerek Kekova’ya doğru yol alındığında önce Sıçak Yarımadası ile karşılaşılıyor. Sıçak İskelesi’nde Aperlai antik kenti, yarımadanın ucunda ise Toprakada ve Karaada yer alıyor. Bundan sonra Kekova Adası uzanıyor. Bu adadan dolayı tüm bölge Kekova adıyla anılıyor.

Kekova bölgesinin bu koyları, her mevsimde doğal liman görevi üstlendiği için yatçıların en favori kıyılarından aynı zamanda. Kekova Adası’nın kuzey sahili boyunca, antik Apollonia kentinin M.Ö. 4. yüzyıla ait yazlık yalıları, yer yer su içinde görülebiliyor. Tarih içinde yörede oluşan tektonik olaylar bazı yalıların deniz seviyesinin altında kalmasına yol açmış. Simena (Kaleköy) Kalesi bu berrak sularda gezinen yatların, sayısız koyların ve adaların kuşbakışı seyredilebileceği en iyi yer. 



Simena (Kaleköy)

Eski Simena antik kenti üzerine kurulmuş olan Kaleköy, bir yarımada. Ulaşım teknelerle sağlanıyor. Karşısındaki Kekova adasında bulunan ve Akdeniz’in büyüleyici mavisinin altında yer alan batık şehir ve antik kalıntılar görülmeye değer. Tarihi Likya uygarlığına kadar uzanan Simena’da pek çok uygarlık kalıntılarına rastlamak mümkün. Kayalara oyulmuş tiyatro ve surlar bunlardan yalnızca birkaçı.



Theimussa (Üçağız)

Kaş’a 36 km uzaklıktaki Theimussa, (Üçağız) üç tarafı denizlerle çevrilmiş koyları ile doğal bir barınak gibi. Yat turizmi açısından önem taşıyan Theimussa (Üçağız), deniz yoluyla Simena (Kaleköy) ve Kekova Adası’na ulaşım sağlıyor. Theimussa’da daha çok mezar kalıntıları yer alıyor.

Finike

Portakal diyarı Finike, sırasıyla Likya, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı egemenlikleri altında kalmış. Limanının marinaya dönüştürülmesi ile birlikte yatçılık, Finike’nin önemli gelir kaynakları arasına girmiş. Bugün antik devirden kalma, Finike kentinin bulunduğu tepenin eteğinde çok az sur kalıntıları görülüyor. Tepenin ortasında iki yapı kalıntısı ile Roma Devrine ait iki Lahit sandukası ve bunların 10 km kadar kuzeyinde bir kayaya oyulmuş Likya mezarı mevcut. 




Myra (Demre)

Demre’ye birkaç kilometre uzaklıkta olan Myra, denize bakan kayalar içine oturtulmuş bir kent. Belki de türünün Anadolu’daki en güzel örneklerinden...Geniş bir alana yayılmış kalıntılar, mezarlar ve Likce yazıtlardan M.Ö. 5. yüzyıla kadar uzanan eski bir kent olduğu anlaşılıyor.



Akdeniz mutfağından özel lezzetler

Bölgede Akdeniz’in tipik mutfak yemekleri ünlü. Yörede arıcılık ve bağcılık da gelişmiş. Karakovan balı ve çam balı, pekmez alınabilecek ürünler. Bol yetişen keçiboynuzundan yapılan keçi boynuzu pekmezi yöreye özgü lezzetlerden. Ayran ve gözlemecilere her yerde olduğu gibi burada da adım başı rastlanıyor. Hemen her yerde Finike’den getirilen portakalları yiyebilir ve portakal suyundan içebilirsiniz.



Keçi kılından kilim
Kaş ve çevresinde el yapımı kilim ve dokumalar üretiliyor. Yöreye özgü “Barak kilimi” ve keçi kılından üretilerek dokunan “kılçar” en ünlüleri. Dastar, tülbent, yemeni  köylüler tarafından üretilerek hediyelik eşya olarak satılıyor. Ayrıca ceviz ağacından süslemeli çeyiz sandıkları, ağaçtan sehpalar, tahta kaşıklar ve oklavalar da yöreye özgü ürünler. Kaş’ın Cuma Pazarı da yöresel eşyaların ve yiyeceklerin bulunacağı otantik bir renk cümbüşü. Çeşitli otlardan, elişi dantel, yazma ve el dokumalarına kadar orijinal birçok eşyayı bu pazarda bulabilirsiniz.



© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


69083 - unknown - 38.107.179.236