Dünyada havayolu
sektöründe neler oluyor? — Havada birleşme çılgınlığı yaşanacak!

ABD’de
Florida Institute of Technology Havacılık Bölümü’nde öğretim görevlisi olan Dr.
Korhan Oyman, dergimiz için havacılık sektöründeki gelişmeleri analiz etti.
Dünyada
satın alma yoluyla birleşme çılgınlığı yaşanacağını öne süren Oyman’a göre
Avrupa pazarında da ilginç gelişmeler yaşanacak.

Dr.
Korhan Oyman
College
of Aeronautics
Florida
Institute of Technology
koyman@fit.edu
1995-1997
yılları arasında; Fransa’nın Airbus’a da ev sahipliği yapan ‘Toulouse’ şehrinde
bir dizi havayolu yönetimi programına katılmıştım. O dönemde ismi Euresas olan
ve Airbus, Rolse Royce, DASA ve de Alenia gibi dev havacılık üreticilerinin
kurduğu bugünkü Air Business Akademi’sinde onlarca önemli sektör yöneticisinin
derslerine katılma imkanı bulmuştum. Dünya’nın en büyük havayolu şirketlerini,
leasing firmalarını, uçak üreticilerini yöneten o isimlerin 1995-97 yıllarında
konuştukları bir tek konu vardı “Mega Havayolu” konsepti.

Doha
Havalimanı 2009’da yenilenecek.
Mega
havayolu konsepti
Mega
havayolu konsepti; satın almalarla büyüyen iki elin parmaklarıyla sayılacak
miktarda devasa ölçekli havayolu şirketlerinin dünya hava taşımacılığı pazarını
kontrol etmesi üzerine kuruluydu. Bağımsız kalmayı başarabilen ufak ölçekli şirketlerde
bu mega firmaların “alliance” adı verilen işbirliklerine dahil olmak zorunda
kalarak birer uydu olacaklardı. Hatta Airbus A-380 uçağı ki; ‘o dönemde adı
A-3XX’di’ sırf bu amaca hizmet etmek için tasarlanmaktaydı. Yani mega taşıyıcılar
mega büyüklükte uçaklarla Londra, Frankfurt, Paris, New York gibi mega
havaalanlarından en düşük maliyet ve en yüksek gelirle yolcu ve kargo taşıyarak
sistemin patronu olacaklardı. Havayolu pazarının yüzde 70’inin Amerika ve
Avrupa’da oluştuğunu düşünürsek bu taşıyıcıların Avrupalı ve Amerikalı olması
da çok doğaldı.

Avrupa’nın
en büyük iki şirketi Lufthansa ile Air France satılığa çıkan Alitalia’ya sahip
olmak için birbirlerinin gözüne bakıyorlar.
İflasa
sürüklendiler
Ancak
2000’li yıllara gelindiğinde dünyadaki politik çalkalanmalar, Amerika’daki
ekonomik durgunluk ve de sürekli yükselen petrol fiyatları Amerika’da
Southwest’in başlattığı, Avrupa’da da RyanAir ve Easyjet’in devam ettirdiği düşük
maliyetli taşımacılık sisteminin bir anda tercih edilen ürün haline gelmesine
sebep oldu. Bu şirketler kısa sürede öyle bir başarı elde edip büyüdüler ki tüm
dünyada mantar gibi yeni kurulan düşük maliyetli havayolu şirketleri bizim mega
taşıyıcı olma hayali kuran firmaların baş rakibi oldular. Sonuçta Amerikan
pazarındaki büyük, eski firmalar bu yeni yetme şirketlerle başa çıkamayıp tek
tek iflasa sürüklendiler ve kurtuluşu rakipleri gibi düşük maliyetli konsepte
dönmekte buldular. Avrupa’da ise durum Amerika’dan farklı bir şekilde gelişti şartlar
gereği. Avrupa’nın büyük taşıyıcıları özellikle Asya, Afrika, Ortadoğu ve Güney
Amerika pazarlarında ülkeler arası ikili anlaşmalarla hala korunuyor olmaları
dolayısıyla genelde söz konusu pazarlardaki monopol, karlı yapılarını
koruyabildiler ve Amerikalıların yaşadığı problemleri yaşamadılar.

Türkiye’de
birleşmeler önümüzdeki yıllarda da devam edecek.
Birleşme
çılgınlığı var
Ancak
2005-2006 yıllarında Air France’ın KLM’i, America West’in USAir’i ve de Bi--Lufthansa’nın
Swiss’i almasıyla bizim mega taşıyıcı düşüncesi yeniden kendisine platform
bulmaya başladı. Piyasanın bugünkü durumuna bakarsak bütün dünyada bir satın
alma yoluyla birleşme çılgınlığını görebiliriz. Amerika’da bu yılın başında
yeni birleşen USAir-America West ortaklığının Delta Havayolları’nı almaya çalışması,
Amerika’nın iki numaralı düşük maliyetli şirketi olan Air Tran’ın Midwest
Havayolları’nı satın almak için uğraşması bunun önemli bir göstergesi. Ama en
önemli mücadele Avrupa pazarında. Bütün gözler Alitalia’ya dönmüş durumda.
Avrupa’nın en büyük iki şirketi Lufthansa ile Air France satılığa çıkan
Alitalia’ya sahip olmak için birbirlerinin gözüne bakıyorlar. Bir yandan
British Havayolları’nın en büyük rakiplerinden BMI’in yüzde 30’una sahip olan
Lufthansa bunun dışında Swiss, Air Dolomiti ve Eurowings’i de portföyüne katmış
ve Condor’daki yüzde 24.9’luk hissesinide elde tutmuş ve de Star Alliance
grubuyla da THY dahil bir çok havayolu şirketini liderliği altında toplamıştır.
Aynı şekilde KLM’i satın alarak özellikle Amerika-Avrupa hattında en büyük taşıyıcı
olan Air France de Skyteam grubuna dahil Northwest, Delta ve Continental şirketleriyle
Amerika pazarının en büyük oyuncusu olmayı başarmıştır. Sektörün en büyük
oyuncularından biri de Amerikan merkezli sermaye yatırım şirketi Texas Pacific
Grup’tur (TPG). RyanAir’in yönetim kurulu başkanı David Bonderman’ın sahibi
olduğu TPG aynı anda Avrupa’da Iberia ve Alitalia ile Avustralya’da Qantas
firmalarını almak için faaliyetlerini sürdürmektedir.

Türkiye’de
yeni birleşmeler gözüküyor
Peki
Türkiye’de durum nedir? Türkiye pazarı nasıl gelişecektir? Bizim ülkede de yeni
yeni başlayan satın almalar ve birleşmeler önümüzdeki yıllarda daha da hızlanarak
devam edecektir. THY’nin yüzde 10’unu Franklin Tempelton grubu adına Mark
Mobius’un alması TGP benzeri bir olaydır. Çünkü sonuçta Mutual Fund veya
Investment Bank bir şirketı aldı mı şirketin hisselerinin bir kaç sene sonra
kimin elinde olacağı hiç belli olmaz. Bugün THY’nin belli hissesi Mobius’un yarın
ise bir mega havayolunun olabilir.

Atlas
ve Onur Air müşteri bekliyor
Özel taşıyıcı
pazarında da Pegasus yaptığı atılımlarla belli bir büyüklüğe ulaşmaya çalışmaktadır.
Sonuçta havayolu pazarında tek bir kural vardır, pazar payı. Geçtiğimiz aylarda
İzair’in belli bir hissesini satın alarak yönetimi devir alan Pegasus iç hat ve
tarifeli dış hat pazarlarına ağırlık vererek charter taşımacılığından düşük
maliyetli tarifeli şirket şekline dönüşmektedir. Pazarın diğer üç büyük
oyuncusu Atlas Jet, Onur Air ve Sunexpress’dir. Şu an için şirket değerleri
gerçek değerlerinin çok üzerinde olan bu üç şirketten Atlas Jet ve Onur Air kanımca
müşteri beklemektedirler. Artık tek başına bağımsız bu pazarda yaşayabilmek
gittikçe imkansız hale gelmektedir. Ölçek ekonomilerini kullanan büyük firmalar
pazara en sonunda hakim olacaklardır.

Pazarın diğer üç büyük oyuncusu Atlas
Jet, Onur Air ve Sunexpress...
Geçen yıl
DBA’yı bu yıl da Avrupa’nın en büyük chartercılarından LTU’yü alan Air Berlin
Thomas Cook turizmin sahibi olduğu Condor’u da almak istediğini beyan etmiştir.
Lufthansa’ya rakip olacak bu büyük yeni düşük maliyetli grup aynı zamanda
Türkiye’de faliyet gösteren Sunexpress’in de ortağıdır. Gelecek yıllarda söz
konusu büyüklükteki firmalar mutlaka Türk pazarını ele geçirmeye çalışacaklardır.
Sonuç
olarak havayolu sektörü benim kurslara katıldığım dönemdeki kafa yapısına geri
dönmüş durumda. Bizim pazar ve oyuncuları da bundan mutlaka nasibini alacaklardır.
Yani bu şekilde giderse; gelecekte THY veya Onur ya da Atlas ile uçuyorum demek
gibi bir şansımız olmayacak diye düşünmekteyim. Bindiğimiz uçağın üzerinde
mutlaka bir Lufthansa, Air France, USAir falan gibi bir damga göreceğiz sanıyorum.
n