27 Mayıs 2012 Pazar
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

Prenslerin en mağruru Burgazada
      



Yazı/Text: OYLUM YILMAZ  Fotoğraflar/Photos: FATİH PINAR

 

Ada gibi ada Burgazada’dayız. Küçük prensin bahçesinde. Burada renkler çok canlı, kokular sarhoş. Bu bahçenin insanları dost, sohbetleri keyifli. Bu adada takvimler hep güz. Denizse hep mavi…

Büyük öykücü Sait Faik’in hayatı bu adada başladı, burada bitti...

 

Bir paket çekirdek, yaklaşık on iki bardak adaçayı ve sonu kaybetmekle biten üç tur kanastanın ardından kalkarsın masadan. Ardında bırakırsın ‘son’ çaybahçesini. Hanidir karanlık çökmüştür adanın her yerine, sonbahar serinliği sonunda kış soğuğu başlarında, adanın elektrik direklerinden çıkan ölgün ışıklar eşlik ederler, ıssız sokaklarda attığın dünyanın en aheste adımlarına… Yazlıkçılar gitmiş, günübirlikçiler elini ayağını çoktan çekmiştir etraftan. Derin derin içine çekersin ada havasını, adaçamlarının kokusunu alırsın, adadasındır, adalısındır işte, şükredersin kadere… Enine boyuna topu topu iki kilometredir oysaki ayaklarının altındaki yer. Prens adalarının üçüncüsü, eskilerin adı gibi zarif Antigonesi, yenilerin Burgaz’ı ve sen de bilirsin herkes gibi, adaların en güzeli, en ada gibi olanı.

Bu ‘en ada gibi ada olanı’ cümlesi mühimdir. Zira öncelikle kendi adasından başka adayı sevmeyen, hatta yıllarca başka adaya adım atmayanlar bile kabul ederler bunu. Büyükadalısı, Heybelilisi, kime sorarsanız sorun hepsi hemfikirdir bu konuda. Küçüklüğü, sevimliliği, kendine özgü karakteristik yerleşim biçimi ve en önemlisi insanı var eder bu fikri. Herkes birbirini tanır burada, en önemlisi, tanımakla kalınmaz, kimse birbirinin yanından selam vermeden geçmez mesela Burgaz’da. Sonra gerçek anlamdaki kozmopolit yapısı eklenir bütün bunlara. Büyükada karışıktır karışık olmasına ama Museviler ağır basar biraz, Kınalı Ermenilerindir daha çok ve Heybeli Müslüman Türklere aittir. Ama Burgaz’da her din, her kültür eşit ölçüde dağılmıştır sanki. Kilisesi, havrası, camisi hatta cemevi, bunun en önemli göstergesidir.

Hemen her İstanbullu bilir, Burgazada denince akla ilk Kalpazankaya ve elbette Sait Faik gelir. Kalpazankaya, diğer adalardan farklı olarak hemen her yerinden rahatlıkla denize girilebilen Burgaz’da denize girilebilecek en güzel yerdir. Yaz günlerinde keyifli bir fayton gezisinin ardından sabahın erken vakitlerinde geldiğiniz Kalpazankaya’dan akşam güneş battıktan çok sonraya kadar vakit geçirir de, vaktin nasıl geçtiğini anlamazsınız bile. Sabah kahvaltısı, deniz, öğle yemeğinde tandır, çam gezintileri, akşam rakı balık sefası sürer gider. Kimileri için Burgazada Kalpazankaya’yla başlar ve biter. Tıpkı Sait Faik için hayatın Burgaz’da başlayıp bitmesi gibi…

İnsan bilinci bir adaysa eğer, bir yazar, bir ada ve bir ada dolusu insan yeterlidir edebiyat için… Türk edebiyatının büyük ismi Sait Faik Abasıyanık, onun yazdığı onlarca ada hikayesi kanıtlar bu cümleyi. Şimdilerde müze olan Burgazadadaki evi, yazmak üzerine, insan üzerine düşünenler için adaya gitmenin yeterli sebebi olabilir. Sait Faik’in evinin etrafında dolanırken, yazıyla ilgili olun olmayın şu çocuksu cümle ister istemez sizin de içinizden geçecektir: “Ben de bu adada, bu evde yaşasam yazar olurdum herhalde!”

Tarihi Ioannes Prodromos Kilisesi ile 1953’te yapılan son derece ilginç bir mimariye sahip camii Burgazada’nın görülmesi gereken eserlerindendir, Mehtap ve Gönüllü caddeleri ise geçilmeleri gereken sokaklarından. Vapurdan indikten sonra sahilde yanyana duran çaybahçelerinden, kafelerden herhangibirine gönlünüzce girebilirsiniz, hepsi birbirinden keyifli olacaktır. Yemek içinse Barba Yani’nin yeri gayet münasiptir.

Ama başta da belirttiğimiz gibi, vapurların bittiği, yazlıkçıların, günübirlikçilerin gittiği vakitte hala adada olabilmektir en mühimi, adalı olmanın, adada olmanın en keyifli hali… Eviniz olmasa da, birkaç günlüğüne konaklayacağınız bir ada pansiyonu ya da otelciğinde… Rıfat Ilgaz’ın bir ada şiirinde dediği gibi, ‘rüzgarında payınız olur en azından böylelikle, olsa olsa bir nefeslik…’  

 

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


69123 - unknown - 38.107.179.240