27 Mayıs 2012 Pazar
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

Çizginin eşsiz neferi…
      



Yazı/Text: TANSEL TÜZEL

Fotoğraflar/Photos: MÜJDE ÇAPRAZ

 

Ünü dünyaya yayılan grafik sanatçısı Gürbüz Doğan Ekşioğlu yeteneğin yanında çok çalışmanın erdemine inanıyor. Sanatçının özgünlüğünü koruyabilmesinin yolunun da yine çalışmaktan geçtiğini biliyor. Sanatçı birkaç eserinin yer aldığı ve 7 Kasım’a kadar Tem Sanat Galerisi’nde sürecek ‘Bizden ve Onlardan’ adlı uluslararası karma serginin ardından Şubat ayında Milli Reasürans Sanat Galerisi’nde açılacak kişisel sergisi için hazırlanıyor.  

 

Türkiye’nin en geniş topluluklarından 250 bin kişilik Ekşioğlu ailesinin bir ferdi Gürbüz Doğan Ekşioğlu. Anadolu’yu ‘tertemiz’ içinde taşıyor. Hayata ilk bakışı şair ruhlu nüktedan babayla, herkesi doyurmaya çalışan şeker gibi bir anneden. Onu dünyayla buluşturan yeteneğinin bir kısmı ‘Tanrı’nın, doğanın ona sundukları’ndan. Geri kalanıysa çalışarak, çok çalışarak kazanılmış. Kendini bildi bileli çalışıyor. Ordu’dan İstanbul’a gelişi; eğitime ulaşabilmek için. Ama hayattaki en büyük arzusu Güzel Sanatlar’la buluşması biraz gecikmeli. İnşaat Fakültesi’nde iki yıllık deneyimin ardından nihayet girdiği Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu’nda yolunu buluyor. Eşini de. Ve araya giren reklam ajansı deneyiminin ardından işini de. “Tatbiki’ye geçince iyi bir talebe oldum, mezun olunca da bir reklam ajansına girdim. İyi para kazanıyordum ama bana, yapmak istediklerime hiç vakit kalmıyordu. Asistanlık sınavını kazanınca ajansın verdiği maaşın yarısına üniversiteye geçtim. O zamanlar Tatbiki yüksek okuldu sonra Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi oldu. Okulda özgürlükçü bir ortam vardı, okurken de çok mutluyduk. Para, bir sanatçı için geri planda olmalıdır her zaman, biz de onu geriye attık ve bu işe başladık. 25 yıl çalıştıktan sonra emekli olup Yeditepe’ye geçtim. Tatbiki’de çok değerli sanatçı hocalarım oldu; şimdi çok değerli bir dostum olan Balkan Naci İslimyeli, Mustafa Plevneli, Engin İnal, Jale Yılmabaşar...”

Ekşioğlu’nun zihni sürekli düşünce üretiyor, elleri düşüncelerini kağıda aktarmakla görevli. Hayatın içinde dolaşırken de küçük defterini yanından asla eksik etmiyor. Vapur, otobüs beklerken de çiziyor. Mutlulukla, eğlenerek sürekli çiziyor. Dünyaya açılmasına neden olan yarışmalara da başlama tarihi okul sıralarına denk geliyor. Ve dünyanın onu tanımasına neden olan da bu yarışmalar oluyor her zaman. Mütevazı ve geri duran yapısına karşın yarışmalara girme nedenini ise şöyle anlatıyor, “Biz Anadolu’dan gelmişiz. Sonuçta annem okuma-yazma bilmeyen bir insan, ama hayran olduğum müthiş bir kadındı. Babam şair ruhluydu, şiirler yazardı, nüktesi kuvvetliydi, bunlar bende sanata dönüşmüş. Ortaokulda diğer derslerimi resimle kurtarırdım. Yoksa tembel bir öğrenciydim. Yarışmaların bana yararı şu oldu; sınavlarda başarısız bir insanım ve bu yarışmalara sınava girmeden özgür irademle eserlerimi yollayabiliyordum. Ve kimsenin onayını almadan özgür iradenizle yolluyorsunuz, bu bana iyi geldi. İlk katıldığım yarışmada ödül alınca hep katılma isteği duydum.”

Yurtdışında tanınması ve fark edilerek büyük ilgi çekmesini de yarışmalara borçlu Ekşioğlu, ayrıca ilk çamaşır makinesi ile kooperatif evinin ilk taksitlerini ödeyebilmeyi de. 

“Lisedeyken, evimize giren gazeteler Cumhuriyet ve Milliyet gazeteleriydi, oralarda da Turhan Selçuk Ali Ulvi Ersoy, Semih Balcıoğlu, Ferruh Doğan, Tan Oral gibi Türk karikatürün temel taşlarını oluşturan sanatçıları izliyordum. Karikatür şeklinde düşünmediğim halde o konular aklıma geliyordu. Kendi başıma çizmeye başladım ve sonra yarışmaya katıldım ve Türkiye genelinde bir yarışmaydı ve üçüncü oldum. Eşik oldu. Yarış değil de bir düşünceyi paylaşma, ifade etme biçimi bu. Yarışma vasıtasıyla bir yerlere ulaştım. Asıl amacım oydu. Yarışmalarda ben anladım ki, ödül almak çok önemli değil ama teşvik edici. Çünkü hiçbir neden yokken bir iş üretiyorsunuz, bu üretmiş olduğunuz şey bir kazanım ve üretim zaten. İsterseniz ödül de almayın, ödül alırsanız, bu sefer bir dernek, bir vakıf, bir kuruluş bunu yayınlıyor. Şu anda karikatür alanında uluslararası 150 yarışma var. Güzel sanatlarda eğitim görmüş, profesyonel olarak bir başka alandan para kazanan, ama aynı zamanda yarışmalardan da para kazanmak isteyenler bir alan oluşturdu, yeni bir eğilim bu. Bunu internet ve iletişim sağladı. Yarışmalar olağanüstü işleri ortaya çıkartır.”

Öğretme işini tıpkı çizmek gibi büyük bir mutlulukla yapıyor ve “Başlangıçta bana zaman bıraktığı için bu işi seçtim ama son yıllarda anladım ki insanın en önemli görevleri şunlardır; yaşamak için sağlığınızı koruyacaksınız, yaşıyorsanız mutlaka üretmeniz gerekiyor, cam silseniz de, duvar boyasanız da üreteceksiniz, doğa bunun üzerine programlanmış, üçüncüsü de başkalarına karşılık beklemeksizin yardım etmelisiniz. Çıkarcı olmamak gerek. Ama maalesef yaşam çıkar üzerine kurulu. En önemli üretim sizden sonra gelen kuşaklara bildiklerinizi öğretmek. 26 yıl içerisinde ne kadar çok faydam olmuş diye düşünüyorum, en azından 500 kişiye doğrudan bir şeyler öğretmişim.”

Ünlü New Yorker’ın kapaklarında kendini gösteren kedi macerası ise tümüyle tesadüf, “Kırsal alanda geçen bir yaşamımız vardı, hayvan bizde sokakta yaşar, kuş beslenmez, kedi beslenir ama fare yakalasın diye beslenir, köpek kapıda bekçilik yapsın diye beslenir, görevi yoksa beslenmez. Bakılamayan atları yılkıya bırakırlar, mesela ben hatırlarım bir adam vardı görevi köpekleri öldürmekti, çünkü o köpeği beslemek artık aile için zordur, bir giderdir, bırakılır. Eşim veterinerlik okumak istiyormuş ve tesadüfen Güzel Sanatlar’a gelmiş, o kadar sever hayvanları. Henüz kedi hiç çizmemiştim, bir ekim ayında bahçede ufacık bir kedi bulduk. ‘Ölür’ dediler, emek ve hayat verdik. Bir çiçeğin açması gibi büyüyüp serpildi. Sonra kedileri keşfettim. Sonra New Yorker da bana örnekledi kediyi, ‘kent insanı kedi sever’ dediler ve ben de yaptım. Kediyle yaşadıkça onu tanıyıp öğreniyorsunuz çünkü hepsinin kendine has karakteri var ve giderek kedi müthiş bir şeye dönüşüyor hayatınızda. Şu anda yine bir kedimiz var. Hamile bir kedi balkonumuzda doğurdu, onlara bakıp dağıttık, yine bir kedi kapımıza gelmiş, bir gözü çıkmış onu götürüp ameliyat ettirdik. Onun gözü alındı, evde mutlu oynuyor. Kedi başka bir şey. Çok samimi, çok doğal, hayvanla konuşamayınca insana uyum sağlıyor, bacağınızla oynuyor, kucağınızda uyuyor huzur veriyor, bazen çok hırçın bazen çok sakin. Doğada yaşayan bir insan nasıl hayvanlaşıyor, insanlar arasında yaşayan bir vahşi hayvan da insanlaşıyor ama kendi özgün ruhunu koruyor. Tabii kent insanı doğada yaşamadığı için tüm hayvanlar özellikle kediler çok öne çıkıyor. Doğanın bir parçası evinizde yaşıyor. Saksı niye var, çünkü ağaç besleyemediğimiz için saksıda çiçek yetiştiriyoruz.”

Ekşioğlu’nun dünyanın önemli yayınlarına kapak olan, önemli sergilerle dışa açılan yapıtları masalsı imgeler içeriyor oysa sanatçı hayatında ne masal anlatanın ne de masalsı ortamların olmadığını söylüyor, onu besleyen içindeki düşgücü, “Valla ne masal kitabım oldu, ne de masal anlatanım. Kendi oyuncaklarımı kendim yapardım, çamurdan adam, ev aletleri, çelik çomak gibi şeyler yapardım. Limon kabuğuyla top oynar, balık tutardık. Ama hep hayal kurardım.”

Bir sanatçıyı özgün kılanın başlangıçta içgüdü olduğunu ve öyle kalabilmenin koşulunun da çok çalışmak olduğunu biliyor, “Üretiminizin tamamen kendinize ait olması gerekiyor. Sesiniz gibi. Sesinizi birileri taklit edebilir ama o da taklit olur ve aynısı olmaz asla, kendi sesiniz, ya da kendi saçınızın teli kadar size aitse eşi menendi yoksa bu özgün bir eserdir.”

 

 

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


69124 - unknown - 38.107.179.236