İpuçları
Amerika’nın
en yaşlı ve en zengini BOSTON

Amerika’yı keşfetmeye herkes gibi siz de New York’tan
başladıysanız, 400 kilometre uzağındaki Boston’u görmeden dönmeyin derim. Çünkü
Boston’u görmek için sayılabilecek o kadar çok neden var ki! Öncelikle Boston
Amerika’nın tarihi en eski, en zengin ve en Avrupai şehri.
New York Eyaleti’nin komşusu New England bölgesindeki
Massachusetts Eyaleti’nin en büyük şehri ve başkenti olan Boston 1630 yılında
İngilizler tarafından keşfedilmiş. Avrupa’ya en yakın liman konumunda olması
nedeniyle de Karaipler ile Avrupa arasında ticaretin gelişmesinde büyük payı
var. Amerika’nın ilk ilkokulu ve ilk kütüphanesinin bu şehirde kurulması
kültürel açıdan elit tabakanın yaşadığı bir bölge olmasına da yol açmış. 1700 yılından
itibaren aralarında ünlü Harvard ve MIT’in de yer aldığı üniversitelerin
faaliyete geçmesi de cabası.
Boston ile Cambridge arasında sınır görevini üstlenen
Charles Nehri’nin Cambridge tarafında bulunan bu iki ünlü eğitim kurumu, teknik
olarak Boston sınırları içinde görünmese de Boston’la bütünleşmişler. Bu
nedenle de Boston sokaklarını, caddelerini dolduran şatomsu yapılar, bahçeler
ve parklar buram buram tarih koksa da üniversite öğrencileri sayesinde şehir
cıvıl cıvıl bir kampus görünümünde. Amerika’nın önemli hukukçularından Oliver
Wendell Holmes, Jr.’ın hükümet binası için söylediği ‘Güneş sisteminini yani
evrenin merkezi’ sözleri şehrin Amerika açısından da önemine işaret ediyor.
600 binlik nüfusuyla küçük bir şehir görünümündeki Boston;
62 tarihi bölgesi, binalarının hayran bırakan mimarisi, 2000’i aşkın restoranı,
çok renkil gece hayatı ve hiç bitmeyen sanat aktiviteleri ile yılda 16
milyondan fazla turisti kendine çekerek Amerika’nın en çok ziyaret edilen şehri
de aynı zamanda. Yolunuz doğrudan Boston’a düşmese de, New York’tan 15 Dolar
gibi cüzi bir miktara gidebileceğinizi düşünürseniz yolu Boston’a düşürmemek
için bir neden kalmıyor. New York’un Çin Mahallesi’nden kalktığı için
‘Chinatown Bus’ adı verilen otobüslerle yapılan yolculuk 4-5 saat sürüyor.
Mutlaka yapılması ve görülmesi gerekenler;
Boston Museum of Fine Arts- Batı Yarımküre’nin ikinci en
büyük sanat koleksiyonunun olduğu müze Metropolitan Müzesi’nin bir minyatürü
görünümünde. Ünlü Fransız dahi ressam Monet’nin resimlerinden oluşan koleksiyon
Fransa’dakilerle yarışacak kapsamda. Japon sanatının Japonya dışındaki en
kapsamlı koleksiyonlarını da bu müzede görme şansına erişilebiliyor.
Harvard Museum of Natural History- Camdan oluşturlan çiçek
koleksiyonu 100 yılı aşkın süredir ziyaretçileri kendine çekmeyi sürdürüyor.
MIT Museum- Yeni buluşların, fikirlerin merkezi. Bilimden
teknolojiye, mimariden tasarıma... Geçmiş ve gelecek birarada.
Boston Harbor Islands National Park- Boston Downton’a 45
dakikalık mesafeye dağılmış 34 adadan oluşan Boston Harbor kuş izlemek, balık
tutmak, bembeyaz kumlu plajlarında yüzmek isteyenlere kucak açıyor.
New England Akvaryumu- Denizin tüm canlılarını birarada
görebileceğiniz akvaryum çocuklar kadar büyüklerin de ilgisin çekiyor. Balina
gözleme turları da düzenleniyor.
Isabella Stewart Gardner Müzesi- Venedik stili bir sarayın
içinde yer alan müzede Avrupa menşeli paha biçilmez objeler sergileniyor.
İtalyan Rönesansı’nın ürünleri ve 17. yüzyıl Hollanda resimleri görülmeye
değer.
Boston Common Parkı- Amerika’nın bu en eski parkında kuğu
şeklindeki teknelere binip, dünyanın en küçük asma köprüsünden geçip,
birbirinden güzel ağaçlar ve çiçekler arasında doğayla içiçe bir gün
geçirebilirsiniz. Parkın tam karşısında ise ünlü TV dizisi ‘Cheers’in çekildiği
bar yer alıyor.
Freedom Trail- 16 tarihi bölgeyi kapsayan 4 kilometrelik
yürüyüş Boston Common Parkı’ndan başlayıp şehir merkezi, North End,
Charlestown’ın ardından USS Constitutions’da sona eriyor. Tarih görmek
isteyenler için kısa ve özlü bir tur.
Boston Gondollar- Charles Nehri’nde gondolla Venedik
romantizmi. Söylenenlere göre bu geziler sırasında evlenme teklifleri hayli
revaçtaymış.

