Büyük şölen başlıyor

Yazı/Text: AHMET GÜRCAN
2007-2008 NBA Sezonu’nun altı ay sürecek olan
‘play-off’lar öncesi uzun yolculuğu start alıyor. Amerika’nın belli başlı
eyalet ve şehirlerini temsil eden 30 takım, 6 gruba dağılmış şekilde nefes
kesen maratona çıkacak ve nisan ortasına kadar birbirleriyle 82’şer maç
oynayacaklar. Doğu ve Batı’nın en iyi ilk sekizini ortaya çıkaracak olan bu
süreç koç ve oyuncuları dışında reklam yöneticisinden ponpon kızlarına kadar
yüzlerce çalışanıyla her biri birer küçük fabrika olan takımların dev NBA
endüstrisi içinde bu sezonki kaderlerini tayin edecek.

Steve Nash
Ulusal Basketbol Birliği’nin (NBA) 23 senelik patronu David
Stern’in de söylediği gibi globalleşen dünyada memleketlerin birbirlerine
yakınlaşması, iç içe geçmesiyle Eski Dünya ve Yeni Dünya’da oynanan
basketbollar birbirlerinden besleniyor ve aradaki uçurum gitgide kapanıyor.
Japonya’daki son Dünya Şampiyonası’nda birkaç süper yıldızından mahrum olmasına
rağmen yine de çok kuvvetli bir NBA korosuyla oynayan Birleşik Devletler yarı
finalde Yunanistan’a boyun eğerken, finalde aynı Yunan takımı İspanyolların
muhteşem basketbol resitali karşısında aciz kalacak ve 30 sayı fark
yiyeceklerdi. Ve aynı İspanyol Milli Takımı 2007 Eylül’ünde bu defa kendi
evlerindeki Avrupa Şampiyonası finalinde, Amerikalı koç David Blatt (şu an Efes
Pilsen’in başında) yönetimindeki Rusya takımına Amerikan asıllı siyah oyun
kurucuları J. R. Holden’in son saniye basketiyle kaybedecekti. Bütün bu ironik
gelgitler, globalizasyona dikkat çekerken aynı zamanda basketbol oyununun,
fizik ve kuvvet dışında, takım kimyası, momentum, inanç ve kenetlenmeye bağlı
olduğunu dünyaya hatırlattı.
Denklemin Amerika (NBA) ayağına bakılacak olursa son
yıllarda Amerikan Profesyonel Ligi’nde mücadele eden Avrupalı, Latin Amerikalı,
Çinli, Türk ve Avustralyalı oyuncuların sayısının hızla artması zaten bu
gerçeği (globalizasyon) bariz bir şekilde göstermiyor mu? Tek bir dünya ve en
yüksek seviyesinin NBA’de oynandığı, o ligde örneklendiği tek bir basketbola gidiş!
Son üç senenin MVP’lerinin Amerikalı olmaması (Steve Nash –
Kanadalı; 2005 ve 2006, Dirk Nowitzki – Alman; 2007) yine son üç senenin 1
no’lu draft’larından (1 no’lu genç oyuncu seçimi) ikisinin yabancı olması
(Andrew Bogut – 2005; Avustralya, Anrea Bargnani – 2006; İtalya) ve geçen
senenin şampiyonu San Antonio Spurs’un yıldızlarının Manu Ginobili (Arjantin)
ve Tony Parker’ın (Fransa) Avrupa ekolünden gelmeleri bu keyifli değişimi ve
kaynaşmayı illüstre eden diğer veriler. Bu arada NBA takımları lige hazırlık
programları çerçevesinde daha sık Avrupa’yı ziyaret etmeye de başladılar.
Geçtiğimiz günlerde Minnesota Timberwolves İstanbul’da Efes Pilsen’le; Toronto
Raptors da İtalya’da Lottomatica Roma’yla karşılaştılar. İki karşılaşma da çok
yakın bir şekilde Amerikan takımlarının üstünlüğüyle neticelendi fakat bu
maçların daha sık yapılacağı ve belki ileride NBA’in bir Avrupa ayağının
olabileceği söylentileri dolaşmaya başladı. Şimdilik bunu beklemek ve görmekten
başka bir seçeneğimiz yok. Ama NBA takımları son durumlarıyla ve bütün
transferlerin, takasların ve draft’ların ardından son halleriyle yeni sezon
için hazır vaziyetteler. Şimdi bu takımları biraz mercek altına alalım ve
şanslarını analiz edelim:
DOĞU – Atlantik Grubu: Boston, New Jersey, New York, Philadelphia,
Toronto, Merkez Grubu: Chicago, Cleveland, Detroit, Indiana, Milwaukee,
Güneydoğu Grubu: Atlanta, Charlotte, Miami, Washington, Orlando.
BATI – Kuzeybatı Grubu: Denver, Minnesota, Portland,
Seattle, Utah, Pasifik Grubu: Golden State, LA Clippers, LA Lakers, Phoenix,
Sacramento,
Güneybatı Grubu: Dallas, Houston, Memphis, New
Orleans, San Antonio.
Atlantik ve belki de bütün Doğu takımları içinde en flaş
ekip Boston Celtics. Eski koçları ve duayenleri Celtics efsanesinin yaratıcısı
büyük Red Auerbach’ı kaybettikten sonra, belki de onun anısına iddialı bir
takım için kolları sıvayan yöneticiler iki NBA süperstarını kadrolarına dahil
ettiler: Minnesota’dan Kevin Garnett ve Seattle’dan Ray Allen. Son iki senedir
Play-off göremeyen yeşil yoncaların hedefi en azından bir Doğu Finali. Boston
deyince herkesin aklına gelen şeylerden bir tanesi basketbol takımları olunca
böyle bir atak kaçınılmaz gözüküyordu. Büyük geleneklerine yakışır bir şey! Bob
Cousy, Bill Russell, John Havlicek; yani Red’in 60’lardaki efsane takımı ve
arkasından 80’lerdeki Larry Bird - Robert Parish - Danny Ainge’li şampiyon
takım. Şimdi de Paul Pierce, Garnett ve Allen. Celtics geri dönüyor!
NY Knicks ve Philadelphia ana kadrolarını takaslarla
süslediler ama bu arada doğal olarak oyuncu da kaybettiler. Neticede güç olarak
geçen seneden çok farklı değiller. Atlantik’de Boston’un esas rakipleri New
Jersey ve Toronto. Toronto, ‘All Star’ Chris Bosh ve Avrupalı yıldızlarına
(Bargnani, Calderon, Garbajosa, Parker…) Miamili üç sayı şampiyonu Jason
Kapono’yu ekledi. Ayrıca Detroit’ten Arjantinli Carlos Delfino geldi. Enerjik
ve savaşan bir takım. Ayrıca tecrübe de kazandılar; bu sene Doğu zirvesini
zorlamaya aday olacaklardır.
New Jersey her zamanki gibi NBA’in Harlem’i… Vince Carter,
Kidd ve Jefferson (büyük güçlüklerle de olsa!) tutuldu. Spektaküler basketbol
oynayan fakat maalesef veteran bir takım. Uzun gençler devreye girebilirse
(Krstic - 2.13 geçen sene sakattı. Iliç - 2.17 geçen sene çok çok az oynadı.
Sean Williams - 2.09, çaylak ilk sıradan draft edildi) ve takım kimyası tutarsa
(ayrıca Portland’dan tecrübeli pivot Jamaal Magloire geldi - 2.11) Jason Kidd
ve arkadaşları harikalar yaratabilir.
Merkez Grubu’ndan iki takım; Detroit Pistons - Cleveland
Cavaliers; geçen sene Doğu Finali oynamışlardı. Detroit bu sene de iddialı
olacaktır şüphesiz. 15.sıradan Dwayne Wade tarzında yetenekli Rodney Stuckney
ve UCLA’nın yıldızı Arron Afflalo draft edildi… Kaldı ki takım da korundu.
Geçen senenin rövanşı tekrar oynanırsa, LeBron James ve Cleveland’ı
geçebilirler. Chicago Bulls çok mücadeleci, sert bir takım. Onlar da meşhur
Fransız tenisçi Yannick Noah’ın oğlu Jaoakim Noah’ı (Florida) 9. sıradan draft
ettiler. Merkez’de Detroit’i zorlayabilirler. Indiana bu sene de çok zor
görünüyor. Milwaukee ise Ersan’ı Avrupa’ya verdi ama bir takım hareketler
yaptılar. 6. sıradan Çinli oyuncu draft ettiler. Yine de işleri zor, çok
sürpriz!
Güneydoğu Grubu, içinde sıçrama yapabilecek pek çok takım
ihtiva ediyor. Bunlar öncelikle Golden State’den Jason Richardson’la
kadrolarını kuvvetlendiren genç Charlotte Bobcats (takımın hisselerinin büyük
kısmının Michael Jordan’a ait olduğunu hatırlatalım) ve geçen senelere oranla
tecrübe kazanan yine genç ve atletik Atlanta Hawks. Ayrıca Hidayet’in ekibi
Orlando Magic, Seattle’dan Rashard Lewis’i aldı. Miami yıldızlarıyla (Shaquille
O’Neal, Dwayne Wade) ve Washington Gilbert Arenas’ın skor gücüyle mücadele
içinde olacaklar. Bu grubun bu sene çok kıran kırana geçmesi beklenti
dahilinde.
Doğu’nun Favorileri: Detroit, New Jersey, Cleveland. Çıkış
Beklentileri: Boston, Charlotte, Toronto.
Sürpriz: Orlando, Chicago, Miami.
Kuzeybatı’da Denver kadrosunu muhafaza etti. Geçen sene
oynamayan Kenyon Martin de takıma katılacak. Iverson, Carmelo ve Camby ile
beraber güçlü bir takım görüntüsü çiziyorlar. Bu grupta Memo’nun Utah Jazz’ı
var. Geçen sene şampiyon San Antonio ile Batı Finali oynayan bu takım sadece
Derek Fisher’la yollarını ayırdı. Normal şartlarda Nuggets ile Jazz arasında
geçebilir burası. Ancak bütün 2007 draft’ının en sükse yapmış iki takımı olan
Portland ve Seattle da bu grupta bulunuyorlar… Kuzeybatı’da inanılmaz mücadele
yaşanacak. Herkes özellikle Portland’ın maçlarını merakla bekliyor. Draft’ın 1
no’lu oyuncusu Oden’i aldılar ama maalesef bu oyuncu sakatlandı ve belki de
bütün yıl kenarda olacak… New York’a Zach Randolph’u verip Channing Frye’ı
aldılar ve takım olarak tecrübe kazandılar. Geçen sene play-off’u kaçıran
Portland bu yıl bu şansı elde edebilir. Eski Clyde Drexler’lı şaşaalı dönemleri
içinse Greg Oden’ın dönüşünü bekleyecekler. Seattle, 2 no’lu pick (seçim) Kevin
Durant’ı kadrosuna dahil etti ve bunun yanında Boston’dan da 5 no’lu pick Jeff
Green’i aldı. Koç P.J. Carlissimo’yla bambaşka bir Sonics seyredebilir
basketbolseverler… Minnesota ise Garnett karşılığında Boston’dan birçok genç
oyuncu aldı. Ricky Davis de var. Yine de grubun en zayıf takımı olarak
gözüküyorlar.
Pasifik’te geçen senenin flaş ekibi Golden State Jason
Richardson’u kaybetti ama 18. sırada İtalyan süper yetenek Marco Belinelli’yi
aldılar. Buranın yine favorisi Phoenix; yani Steve Nash ve arkadaşları olacak.
Takımı muhafaza ettiler; artı Orlando’dan tecrübeli Grant Hill’i aldılar.
Lakers Derek Fisher’i geri aldı. Kobe’nin yine 50’lik 60’lık maçları olabilir.
Sacramento ve Clippers bu üç takımdan sonra geliyorlar.
Güneybatı Grubu’nun şampiyonu San Antonio yine hem bu
grubun, hem de Batı’nın en büyük favorisi. Lejyonerler takımı Spurs’e bu yıl
ilaveler de var. Brezilya’dan çok yetenekli Tiago Splitter, Yunanistan’dan
şutör Spanoulis ve Venezuela’dan Antony Lever Pedrosa. Daha da renkli ve
kuvvetlenmiş ‘Dünya Karması’ şeklinde şampiyonluğu kovalayacaklar hiç şüphesiz.
Yine burada rakipleri, Dallas (Miami’den Eddie Jones geldi), Houston (Steve
Francis NY’den yuvaya döndü) ve Memphis olabilir. Memphis Grizzlies enteresan
hamleler yaptı. Pau Gasol İspanyol milli takımında birlikte oynadığı ‘Guard’ı
Navarro’yla beraber mücadele edecek bu yıl. Ayrıca 4 no’lu pick Mike Conley
Jr’u aldılar. Orlando’dan da Darko Milicic geldi. New Orleans Hornets’in şanssızlığı
böyle kuvvetli bir bölgede mücadele etmeleri, gerçekten işleri zor!
Batı’nın Favorileri: San Antonio, Houston, Phoenix.
Çıkış Beklentileri: Portland, Seattle. Sürpriz: Dallas, Denver, Utah.

Paul Pierce

Kobe Bryant

Jason Kidd

Manu Ginobili

LeBron James