27 Mayıs 2012 Pazar
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

İstanbul’un kültür santralı
      

 

Yazı/Text: YELİZ ERKOÇ 

Fotoğraflar/Photos: SAKİNE TUĞUT

 

Bilgi Üniversitesi Santralistanbul projesiyle meydana getirdiği eşsiz atmosferle İstanbul’un kültür sanat hayatında kendine büyük bir yer açtı. Proje, İstanbul’a bizzat hizmet etmiş tarihi elektrik santralı dokusu ve yeniden inşa edilen binalarıyla birçok etkinliğe evsahipliği yapıyor.

 

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin büyük düşü Santralistanbul 8 Eylül’de hayata gözlerini açtı. Kültür ve sanatın da İstanbul’daki santralı olmaya aday bu oluşum, aynı zamanda Bilgi Üniversitesi’nin birçok fakültesini içinde barındıran bir üniversite kampusu. Kampusun kalbi elbette Silahtarağa Elektrik Santralı. 118 dönümlük bu tarihi bina makine dairelerinin dönüştürülmesiyle enerji müzesi ve modern sanatlar müzesi olarak iki ayrı formda tekrar tasarlandı.

Silahtarağa Elektrik Santralı İstanbul’un elektrik ihtiyacını sağlamak amacıyla 1913’de Kağıthane ve Alibeyköy dereleri ağzında kuruldu. Türkiye’nin ve İstanbul’un ilk termik santralı olan yapıda 1914 başlarında üretime geçildi. Tramvaylara, şebeke ve abonelere enerji veren santral 1938’den 1952’ye kadar İstanbul şehrini tek başına besledi. 1952’den sonra Çatalağzı Santralı ve Kuzeybatı Anadolu Santralı ile birlikte şehre elektik vermeye devam etti. Santral 1982’ye kadar enerji üretimini devam ettirdi. Ancak tesislerin çok eskimiş olması ve soğutma suyunun temin edilemez hale gelmesi nedeni ile 18 Mart 1983’de santralın elektrik üretimine zorunlu olarak son verildi. Silahtarağa Elektrik Santrali 2004 yılı Mayıs ayında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından Bilgi Üniversitesi'ne tahsis edildi.

Santral İstanbul’u meydana getiren enerji müzesi ve modern sanatlar müzesi dışındaki diğer öğeler, eğitim ve kütüphane binaları. Bu dev projede birçok mimarın izi var. Ancak ana planlamayı Bilgi Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı Mimar İhsan Bilgin gerçekleştirdi. Bilgin, alanlarında söz sahibi mimarlar olan Emre Arolat, Nevzat Sayın ve Han Tümertekin ile birlikte çalıştı. Üç yıl boyunca her bina en ince ayrıntısına kadar düşünüldü. 2004 yılında başlayan çalışma 8 Eylül 2007’de son buldu. Bu çalışma sırasında bazı binalar baştan yaratılırken bazıları da sadece küçük müdahalelerle inşa edildi. Örneğin, Mimar Han Tümertekin, Silahtarağa Elektrik Santrali’nin Enerji Müzesi kısmı ile ilgilendi. Binanın aslına sadık kalınmasından yana olduğunu belirten Tümertekin, dokunun korunmasına öyle hassas yaklaşmış ki, mekanın girişinde yer alan yürüyen merdivenleri bile, geçmişte yukarıdan yatay olarak inen kömür bantlarının yerine yerleştirmiş. Ayrıca elektriğin ülkemizdeki üretim sürecinin bir tür özeti niteliğinde olan türbin-jeneratör grupları ile 70 yıl boyunca İstanbul’da kullanılan elektriğin dağıtımının yönlendirildiği Kontrol Odası, Enerji Müzesi’nin en ilginç bölümlerinden biri. Titiz bir çalışmayla, uzmanlar gözetiminde temizlenen oda çağının teknolojik donanımını gözler önüne seriyor. Santralın makine dairelerinin dönüştürülmesiyle oluşturulan Enerji Müzesi’nde dünyanın önde gelen ses ve ışık gruplarından United Visual Artists (UVA) tarafından hazırlanan ve ziyaretçilerin kendi hareketleriyle de yönlendirebileceği etkileşimli aydınlatma sistemleri yer alıyor. Enerji Müzesi’nde, özellikle okul çağındaki çocukların enerji, elektrik, akım ve manyetizma gibi konuları deneyerek öğrenmelerini hedefleyen deney üniteleri de bulunuyor. Müze, Bilgi Üniversitesi öğrencilerinden oluşan rehberlerle gezilebiliyor.

Çağdaş Sanat Müzesi’nin Mimarı Nevzat Sayın. Müze, eski temellerin üzerine yerleştirilen yeni yapılardan oluşuyor. Mimar Sayın, toplam beş bin metrekareye yayılan alanda ne tamamen geçmişten kopmak ne de moderne sırtını dönmek istemiş. Sonuçta yapının dış cephesi alüminyum tüllerle kaplanmış. Yapı, bu malzemeyle gündüzleri güneş ışığı alabilen, geceleri de ışıklandırma sayesinde adeta bir fener işlevine bürünen bir yer haline gelmiş.

Projenin eğitim binaları kısmında eski yapılara nispeten sadık kalınmış. Geneli camlarla kaplı olan binalarda abartısız, sade ayrıntılar hakim. Yapının diğer binalara göre daha çok dikkat çekmesinden kaçınılmış görünüyor.

Eskiden kazan dairesi olan yapı projeyle birlikte kütüphaneye dönüştürülmüş. Bu bölümün projesi yine Nevzat Sayın’a ait. İyi korunmuş olan kazan dairesi bölümünde kazanların cam bölmelerde sergilenmesi düşünülüyor. Halen yapım aşaması devam eden projede Mimar Sayın bazı ayrıntılar için yurtdışındaki uzmanlardan fikir almaya devam ediyor. Yapım aşaması devam eden bir başka proje ise çok amaçlı salonlarla ilgili. Dış cephesinin soyulmuş bir ağacın kabuğundan oluşturulması düşünülen proje, alanın şeffaflığını hedefliyor. Mimarlığını Emre Arolat’ın üstlendiği projede sergi salonları ve fuayelerin içinde bulunduğu alan için çalışmalar devam ediyor.

Santralistanbul kapılarını Çağdaş Sanat Müzesi’nde yer alan ‘Modern ve Ötesi’ adlı sergi ile açtı. Sergi, Türkiye sanatının 1950-2000 arasındaki tarihini kapsıyor. Küratörlüğünü Fulya Erdemci, Semra Germaner, Orhan Koçak ve Zeynep Rona’dan oluşan bir ekibin üstlendiği sergi, Türkiye’deki sanatsal üretimin dönüşüm sürecini ortaya koymayı hedefliyor. Sergide 50 yıllık dönem, bütünsel bir dökümden çok, bir seçki olarak tasarlandı. ‘Modern ve Ötesi’ Bedri Rahmi, Abidin Dino, Aliye Berger, İlhan Koman ve Mehmet Güleryüz’ün de içinde bulunduğu 100’ün üzerinde sanatçı ve sanatçı grubunun yaklaşık 450 eserini biraraya getiriyor. Sergide ‘Modern ve Ötesi’ modern ve çağdaş sanatımızın 50 yılını sanat tarihsel bir bakış içinde ele alırken, Türkiye’nin modernleşme deneyimini sanat aracılığıyla yeniden düşünmeyi, bugünle ilişkilendirmeyi ve tartışmaya açmayı hedefliyor. 29 Şubat 2008’e kadar açık kalacak sergi, kronolojik kurgusuyla resim ve heykel gibi yerleşik ifade araçlarının yanısıra, yerleştirme, fotoğraf, video ve yeni medya gibi anlatım biçimlerine de yer veriyor.

İstanbul’da farklı kültürlerin biraraya geldiği, yaratıcı düşünce ve çalışmaların toplandığı bir kültür, sanat ve eğitim platformu olmayı amaçlayan Santral İstanbul’un vazgeçilmez öğelerinden birini de Uluslararası Rezidans Programı. Silahtarağa Elektrik Santralı’nın lojmanlarının yenilenmesiyle oluşturulan sanatçı rezidans programı Eylül ayında yapılan bir Avrupa Akdeniz işbirliği olan Anna Lindh Vakfı desteğiyle gerçekleştirilen ‘Işık, Aydınlanma ve Elektrik’ başlıklı proje ile kapılarını açtı. Ayrıca, 10. Uluslararası İstanbul Bienali atölye ve eğitim programı proje ortağı olan Santral İstanbul’da, Bienal çerçevesinde düzenlenen paneller, film gösterimleri, sanatçı atölyeleri ve sergiler de yer alıyor.

Bilgi Üniversitesi Santralistanbul projesiyle meydana getirdiği eşsiz atmosferle İstanbul’un kültür sanat hayatında kendine büyük bir yer açtı. Proje, İstanbul’a bizzat hizmet etmiş tarihi elektrik santrali dokusu ve yeniden inşa edilen binalarıyla birçok etkinliğe evsahipliği yapmaya hazırlanıyor. Santral İstanbul, hem geçmişin büyülü atmosferini koruyarak sunmayı, hem de modern çağın nimetlerini gözler önüne sermeyi başarıyor…

 

Santralistanbul pek çok farklı etkinlikle geçmişle geleceği buluşturuyor.

 

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


69132 - unknown - 38.107.179.239