Bilkent İşletme eğitimde sınırları aşıyor

Yazı/Text: TANSEL TÜZEL
Fotoğraflar/Photos: MÜJDE ÇAPRAZ/Bilkent Üniversitesi Arşivi
21 yılda uzun mesafeler katederek dünya üniversiteleri
arasındaki yerini alan Bilkent Üniversitesi’nin İşletme Fakültesi üst düzey
yönetici adayları için İzmir’de ‘Executive MBA’ programını devreye sokuyor.
Türkiye’de ilk kez gerçekleştirilecek uygulama ile öğretim üyesi öğrencilerin
bulunduğu şehre giderek eğitim verecek.

1984 yılında Türkiye’nin ilk vakıf üniversitesi olarak
kurulan Bilkent Üniversitesi, ilk öğrencilerini iki yıl sonra aldı. Bilim,
teknoloji ve sanat eğitimiyle 21 yılda dünyanın seçkin eğitim kurumları arasına
girmeyi başaran Bilkent Üniversitesi öğrencilerine, ‘kaliteli bir eğitim,
renkli bir üniversite yaşamı ve güvenli bir gelecek’ sözü veriyor. Bilkent
mezunlarının bir bölümü dünyanın ve Türkiye’nin saygın üniversitelerinde
öğretim üyesi olarak çalışıyor. 12.000 öğrencisi bulunan kurumda 260’ı
doktoralı 970 öğretim elemanı yer alıyor. Ülkenin yeni nesil yöneticilerini
yetiştirmek amacıyla yola çıkan ve iş idaresi ve işletme eğitimi vererek
yükseköğretim kurumlarını değerlendiren ‘The Association to Advance Collegiate
Schools of Business’ (AACSB) tarafından akredite edilen ilk Türk işletme
fakültesi bölümü olma özelliğine sahip İşletme Fakültesi bir ilki daha hayata
geçiriyor. Eğitimini Ankara dışına taşıyan Bilkent Üniversitesi İşletme
Fakültesi İzmir’de ‘Executive MBA’ programı başlatıyor. Program; yoğun iş
temposu nedeniyle MBA yapamayan, tepe yönetici olmaya aday çalışanlara yönelik
olarak uygulamaya geçirilecek.
Eğitim sistemi nedeniyle zekasını, bilgi ve birikimini tam
kapasite ile kullanamayan öğrencilere öncelikle hayatı öğretmeye yeminli
İşletme Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Erhan Erkut hocalığın dünyanın en heyecan
verici işi olduğunu düşünüyor, “Genç insanlarla iletişimden, bilgi aktarmak ve
beyinleri motive etmekten ve dersane eğitimiyle kapanmış beyinleri açmaktan
bahsediyorum,” diyor. Batı’nın ‘Generation X’ olarak adlandırdığı yeni neslin
vizyonunun zayıf olduğunu ve hedef olarak belirledikleri üniversiteye girişi
başardıktan sonra hemen rahatladıklarını anlatan Erkut, “Ve eğitim olarak
düşündükleri, birilerinin çıkıp onlara bilgi aktarmasını beklemek. Halbuki
düşünce ve yaratıcılığı bundan daha başarılı bir şekilde törpülemek çok zor,”
diyor. Bilkent Üniversitesi’ne beş yıl Amerika ve 20 yıl Kanada
üniversitelerinde çalıştıktan sonra gelen Erkut’un Bilkent’i seçme nedeni,
okulun sağladığı araştırma olanakları, eğitim ve öğrenci kalitesi olmuş. Prof.
Erkut, Bilkent’in endüstri, elektrik ve bilgisayar mühendisliği programlarını
mükemmel buluyor. Bilkent’in bilime açık öğretim üyelerinin bir tılsımı haline
geldiğini ve yurtdışında doktora yapıp da dönmeyi düşünmeyenlerin çoğunun artık
Bilkent bünyesinde olduğunu söyleyen Erkut İşletme Fakültesi Dekanlığı görevine
2005 yılında başladı.
Öğrencilerin tümünde cevher olduğunu ancak bunu ortaya
çıkarmak için ilk yılı yeniden yapılandırmaya ayırdıklarını da belirtiyor.
“İşletme okuyan girişimci ve yönetici olur, finanstan pazarlamaya, özel
sektörden devlete her alanda yönetici yetiştirmek bizim görevimiz. Bu nedenle
katılımcı olması için her derste her öğrenciye kendi başına yapması gereken bir
sunum veya gurup projesi veriyoruz. Tartışmalı aktif bir ortam gençleri kendine
güvenli ve donanımlı hale getiriyor. Türkiye’de yeniliğe ve değişime açık pek
çok Türk şirketi bizim yetiştirdiğimiz özgürlükçü öğrencileri çalışanları
arasına katıyor, ve bunun yanısıra çokuluslu şirketler de kapılarını
öğrencilerimize ardına kadar açıyor. Ve Türkiye’deki yönetici tiplemesi de
hızla değişiyor.”
Erkut, Bilkent’te toplumsal değişimin tohumlarını
attıklarını belirtiyor, “Belki yüz öğrenci yetiştirmek toplumu hemen
değiştirmeye yetmeyecek ama onlar da bizim elçilerimiz olacak ve uzun vadede
bir transformasyon gerçekleşecek.”
Türkiye’nin en eski ve en deneyimli MBA programlarından
birisini de yine Bilkent’te gerçekleştirdiklerini söyleyen Prof. Erkut,
“2005’ten bu yana Vestel’e Gaziemir ve Manisa’da yönetici eğitimi vermeye başladık,
şimdi iki deneyimimizi harmanladık. Vestel’e verdiğimiz 60 günlük eğitimi
MBA’in kapasitesine getirdik ve açık bir program olarak hayata geçirmeye karar
verdik. MBA programlarının süresi 800-850 saattir, Executive’ler içinse bu süre
600 saaate iner.
Biz de İzmir’de ‘Ege Sanayici ve İşadamları Derneği’nin
ofisinden bir salon kiralayarak bu işe başlamaya karar verdik. Program 98 gün
sürecek. MBA eğitimini Türkiye’de genellikle işletme yerine mühendislik okumuş
ama yönetici olmak isteyen yeni mezunlar alıyor. Bunun yanında ‘Executive MBA’
daha deneyimli, orta-üst düzeye gelmiş yöneticiler için kurgulanmış bir
program. Amacı; yöneticinin bulunduğu şirketten başka bir şirkete transfer
olması değil, aksine bulunduğu şirkette işini daha iyi yapması için ihtiyacı
olan altyapıyı geliştirmek ve böylece tırmanmasına olanak sağlamak. Mesela
mühendislikten gelmiştir, üretimi çok iyi bilmektedir, bir grubu yönetmeye
başlamıştır ama şirket onu üst düzey yönetici yapmak istediğinde birdenbire
fark eder ki finans ve pazarlamadan pek anlamıyor. Executive MBA bu eksikleri
gidermek için hayata geçiriliyor. İş deneyimi ve katılımcıların hedefi çok
önemli. Öte yandan çalışanlara yönelik olduğundan dersler hafta sonları veya
aksamları modüler olarak veriliyor.”
‘Executive MBA’in Amerika ve Avrupa’da sıklıkla uygulanan
bir program olduğunu söyleyen Prof. Erhan Erkut, Bilkent İşletme’nin
şehirlerarası eğitime başlama noktası olarak İzmir’i seçme nedenini de şöyle
açıklıyor, “ Nedenlerden biri Vestel’le çalışırken İzmir’i tanıyıp sevmemiz
oldu, ikinci ve en önemli nedense İzmir’de çok büyük bir potansiyel görmemiz.
Vestel dışında İzmir’de çok sayıda büyük şirket var ve ilk 500’e giren
şirketlerde İzmir ikinci. Üçüncü sebep de psikolojik. Türkiye çapında hizmet
vermeyi hedefleyen bir üniversiteyiz. Dolayısıyla programı yerleşkemizin olduğu
şehirde değil de başka bir şehirde başlatarak bu mesajı vermeye çalışıyoruz.
Bu programı İzmir’de başlatıyoruz. Genel pozisyonumuz şu; hizmet
verebileceğimizi düşündüğümüz her şehre gideceğiz. Ona göre kadrolandırdık
kendimizi. Bu sene 11 yeni öğretim üyesi aramıza katıldı. İşletme
fakültelerindeki öğretim üyesi sayısı 20 civarındadır ve biz bunu 45’e
çıkardık. Şu anda pek çok ilde bu programı aynı anda verebilecek öğretim üyesi
gücüne sahibiz. Şehirlerin bize ne kadar kucak açacağı da önemli. Belki yeni
bir trend de başlar böylece. Endüstrinin geliştiği, ticaretin üst seviyede
olduğu şehirlerde bu tür programlar olması çok önemli. Türkiye’de aile
şirketleri yaygın ve yöneticilerin eğitim düzeyleri farklılık gösterebiliyor.
Bir yerden sonra şirket sahipleri ve yöneticileri eğitimlerini geliştirme
ihtiyacı hissediyor. Çalışan bir yöneticiyi Ankara’ya getirmenin zorluğunun
farkındayız. Biz yönetici neredeyse oraya hizmet götürmek zorundayız. Böyle bir
hizmet seferine çıkmış bulunmaktayız.”
Ekim itibarıyla başvuruların başladığını ancak başvuru
sahiplerinin öncelikle ALES sınavına girmesi ve yüz üzerinden en az 55 puan
almaları gerektiğini söyleyen Erkut, eğitimin toplam iki yıl süreceğini ve ayda
dört gün olacağını belirtiyor, “Bir Cuma-Cumartesi eğitim alırsınız, diğer
hafta sonunu ailenize ayırırsınız. Programın bir gününü (cuma) işverenden, bir
gününü (cumartesi) de çalışandan alıyoruz, pazarları aileye ayırıyoruz. Ücret:
Peşin 32 bin YTL, ya da 5’er binden yedi taksit. İşverenin program ücretinin
önemli bir kısmını ödemesi gerekiyor. Şirket ikna olmazsa şahsın bunu vermesi
kolay değil. Eğitim için alanında uzman olanları tercih ediyoruz. Kadronun
dörtte üçü fakültemizden geri kalanı hem başka üniversitelerden, hem de
yurtdışından olacak. Örneğin Vestel için Amerika’dan üç hoca getirdik. Geldiler
anlattılar ve gittiler. Vaka analizi ile eğitim konusunda çok deneyimliler ve
öğrenciler bu eğitim tekniği sayesinde programda öğrendiklerini gerçek hayata
uygulama imkanı buluyorlar. Bu yöntem programın maliyetini yükseltiyor ama hem
program çok renkleniyor, hem de uygulama ön plana çıkıyor.”
