27 Mayıs 2012 Pazar
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


Sonraki Sayfa >>

...Bir dağ Yaşar Kemal...
      

 

Hikaye/Story: MURAT UYURKULAK

 

Babam yaşdönümü ve mezuniyet kutlamalarından, annelere babalara sevgililere tahsis edilmiş günlerden haz eden bir adam değildi. 'Tüketimi artırma komploları' derdi hep. Sanırım siyasi eğilimlerinin olduğu kadar kısıtlı öğretmen bütçesinin de tesiri vardı bunda. Yine de içi rahat etmezdi. Tam aynı tarihte olmasa da, sınav başarıları, mezuniyetler veya yaşdönümlerinden birkaç gün sonra daima aynı tür hediyeyle çıkagelirdi: Kitap... O zamanlar alınırdım, sinirlenirdim bu duruma. Şimdi geriye dönüp baktığımda ise müteşekkirim. Babam sayesinde, belki de birçok akranımdan daha erken okudum Tolstoy'u, Çehov'u, Twain'i, Gogol'ü ve nicelerini...

Onuncu yaşdönümümün birkaç gün sonrasıydı yine, hiç unutmuyorum. Bir elinde sınav kağıtlarını koyduğu dosyası, diğer elinde kalın bir kitapla girdi kapıdan babam, öptü yanaklarımdan, yeni yaşımı kutladı, sağlık ve başarı diledi, kitabı elime tutuşturup sınav kağıtlarını okumaya gitti odasına.

İnce Memed'di kitap. Kalınlığından ürkmüştüm, nasıl okunurdu ve nasıl bitirilirdi ki onca sayfa? Bir kenara koydum İnce Memed'i ve unuttum. Tam bir yıl sonra, bu kez İnce Memed'in ikinci cildiyle geldi babam. Aynı kalınlıkta, aynı ürkütücülükteydi o da.  İkincisini de ilkinin yanına koydum ve baktım. Her nasılsa yan yanalıkları, kapaklarındaki ata binmiş, tüfekli ince siluetlerin ayrı renklerde olmaları hoşuma gitmişti...  İlkinden başladım okumaya ve daha ilk sayfalardan itibaren tuhaf bir büyüye tutuldum. Sonraki günlerde elimden bırakamadım İnce Memed'i. Elimden bıraksam, rüyalarımdan çıkmıyordu. Kitabın başındaki ilk on-yirmi sayfada, kelimeler açısından olsa olsa mucizevi denilebilecek bir görsellikle anlatılan Çukurova gözlerimin önünden gitmiyordu. Sayfalarda ilerledikçe bin türlü hisse kapılıyordum. Abdi Ağa'nın zalimliklerine kızarken, İnce Memed'in pusulardan kurtulmasına seviniyordum. Tanımadığım, telaşa kapılarak tattığım bir tür cinsel haz da alıyordum okudukça... Memed'in Hatçe'yi kaçırdığı, ikisinin yağmur altında yürüyüp bir mağaraya sığındıkları ve ateş yakıp giysilerini kuruttukları sayfalar başımı döndürmüştü. Giysiler kururken onların birbirlerine ait olmalarından neyin kast edildiğini anlamıştım elbet. O bölümün sonunda Hatçe'nin sırtının mağaranın zeminindeki kumda bıraktığı iz, ilerleyen yıllarımın en erotik imgelerinden biri olarak kazındı zihnime... Demirciler Çarşısı Cinayeti, Yusufçuk Yusuf, Ağrı Dağı Efsanesi, Yer Demir Gök Bakır ve aynı inanılmaz kalemden çıkan daha niceleri eşliğinde geçen o yıllar...

Edebiyat, ruhları kavi, kalpleri büyük, bakışları derin yazarların elinde  mucizeye dönüşür. Onlar, hiç mübalağasız, peygamber yarısıdır, yazdıkları da bir nevi kutsal kitap. Bir dağın tepesinde, asa yerine kalemle dikilip, insanlığa kendi manasını idrak etmesi için kelimeler yağdırırlar. Nasıl şahsiyetler oldukları, kendi hayatlarında çekilir olup olmadıkları, insani zaafları falan önemli değildir. Önemli olan, onlara ışıklı, karanlık, loş, renkli, siyah-beyaz, ama her defasında ruhları tutuşturma kuvvetine sahip kelimelerden menkul cümleler kurma özelliğinin bahşedilmiş olmasıdır. Bazıları acılaşıp hayata itimatlarını kaybedebilirler, bazıları o itimatı hakikat hudutlarının ötesinde duyabilirler, bazıları küsebilir bazıları susabilir bazıları durmadan konuşabilirler... Ne olursa olsun, bunun sebebi hayata, dünyaya, insanlara yönelik derin merakları, dev aşkları, ağır hayalkırıklıklarıdır...      

Bizler talihli insanlarız, çünkü İnce Memed'i yaratan o dağ misali dimağ bizimle aynı dili konuşuyor ve aynı dilden yazıyor...

Üstelik bize on yıllardır hiç yılmadan, aynı topraklarda yaşayıp farklı dilde doğan, büyüyen ve düşünen insanların da kendi Memed'lerini yaratabilmelerinin ne muazzam bir zenginlik olacağını anlatıyor... O dağın anlattıklarına kulak vermenin tam zamanıdır...

 

Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


69138 - unknown - 38.107.179.240