Murat Dedeman “TYD Türk
turizminin TÜSİAD’ıdır”

“Bugün itibariyle 250 bin yatağa, 25
bin uçak koltuğuna , 8 bin marina kapasitesine sahip olan ve sektörde 400 bin
kişiye istihdam sağlayan Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği, 22 milyar dolarlık
turizm yatırımını temsil ediyor.”
Turizm
Yatırımcıları Derneği (TYD) Murat Dedeman, Ali Sabancı, Fettah Tamince, İsmet
Güral, Cefi Kamhi, Oya Narin gibi turizm sektörünün önemli isimlerinden oluşan
yeni yönetim kuruluyla iddialı bir yapılanmaya gitti. İşverenlerin ağırlık
kazandığı yeni yönetim kuruluyla ‘turizmin TÜSİAD’ı olmayı hedefleyen TYD’nin
Başkanı Murat Dedeman ile özel bir söyleşi gerçekleştirdik.
Turizm Yatırımcıları
Derneği’nin (TYD) yeni yönetim kuruluna yöneticilerden çok patronların girdiğini
gözlemliyoruz. Bu bize biraz da turizm alanında bir TÜSİAD yapılanmasını anımsatıyor.
Bu durum, sektöre nasıl yansıyacak?TYD, zaten patronlardan oluşan, büyük yatırımcıları
kapsayan bir dernektir. TYD’ye üyelik için kişilerin asgari 54 milyon dolar yatırım
yapmış olması, en az 200 yataklı bir konaklama tesisine sahip olması ya da yılda
10 milyon dolardan fazla turizm geliri elde ediyor olması gerekiyor. Bize
turizmin her dalındaki insan üye olabilir. Yeter ki bu kriterlere sahip olsun…
Dolayısıyla üyelerimiz, büyük yatırımlara imza atmış tesisler ve kişiler. Türk
sanayisinin TÜSİAD’ı neyse, Türk turizminin TÜSİAD’ı da TYD’dir.
TYD’nin
yönetim kurulu üyeleri, bir baskı grubu olarak mı yoksa çıkar grubu olarak mı
sektörde varlığını hissettirecek?
Turizmin
her dalında varız. Tur operatöründen uçakçısına marinacısından otelcisine kadar
turizmin her şeyini temsil ediyoruz. Dolayısıyla Türk turizmine yön veren bir
kuruluş olacağız. Ama dernek olmamız nedeniyle yaptırım gücümüz yok. Türk
turizminde daha üst seviyede yaptırım gücü olan bir üst kurul oluşturulmasından
yanayız. Sektör sorunlarının etkin yönetimi, politikaların belirlenmesi,
planlama, tanıtım, sertifikasyon, denetleme vb. uygulamalar konusunda tam
yetkili olarak hareket edebilecek kamu ve özel sektör temsilcilerinden oluşan
özerk bir Ulusal Turizm Kurulu oluşturulmalıdır. Eğer böyle bir üst kurul oluşturulabilirse;
TYD burada ağırlıklı olarak yerini alacaktır veTürk turizmini yönlendirecektir.
Yönlendirdiği zaman da bir baskı kuruluşu olmasına gerek kalmayacaktır.
Bu üst
kurul uzun vadede gündeme gelecek bir oluşum mu?
Evet,
üzerinde çalışılması gereken bir fikir... Bu kurulda hem özel sektör hem kamu
sektörü yer almalı. Kamunun elindeki yıldızlama, denetleme yetkileri vs. bu
kurula verilmeli. Planlamayı da bu kurul yapmalı. Türk turizminin gerçek
sahibi, yöneticisi bu kurul olmalıdır. Biz de dernek olarak bu kurulda görev
alacağız ama takipçisi olacağız. Üst kurulda bir yanlış yapıldığı zaman, bunu
kamuoyuna lanse edeceğiz.
TYD,
yeni hükümetten neler bekliyor?
Öncelikle
hükümetin, turizmin Türk ekonomisinde en önemli sektör olduğunu kabul etmesi
gerekiyor. Bu sektör yüzde yüz katma değer yaratıyor. Bölgelere yayıldığı
zaman, merkeze toplayan bir sektör değil. İstihdamın yaygınlaşması açısından da
çok önemli bir sektör. Turizm tek başına 50 sektörü etkiliyor. Hükümetin de
turizmin bu önemini, getirdiği döviz girdisini gözönüne alması gerekiyor.
Turizmin 12 aya yayılması isteniyorsa, bölgesel teşvikler verilmeli… Bu teşvikler
olmadan kimse kolay kolay doğuya yatırım yapmaz; hatta bedelsiz arazi tahsisi
yapılması şart. Kurumlar vergisinden istisna, SSK ve vergi indirimi avantajları
de beklentilerimiz arasında…
Hükümetin
politikalarını nasıl buluyordunuz?
AKP
hükümeti genel olarak iyiydi ama bazı çıkışları oldu tabii. İçki yasağı gibi...
Aslına bakarsanız bu hükümetin değil, yerel yönetimlerin bir olayıydı. Kırmızı
hatların içindeki restoranlarda içki içilemez gibi bir düşünce tarzı, maalesef
doğru değildi. Turizm dediniz zaman her şeyin olması gerekiyor. Örneğin
kumarhane de olması gerekiyor. Önemli olan bunların kontrol altına alınması...
Casinolar, turizmin bir parçasıdır. Türkiye’den ciddi oranda bir kitle, kumar
oynamak amacıyla yurtdışına çıkıyor. Bu durumu, lehimize çevirebiliriz diye düşünüyorum.
TYD’nin
uzun vadedeki hedefleri neler?
Bugün
dünya turizminde yüzde 2.5 olan payımızı hızla değişen trendler ve ortaya çıkan
yeni rakipleri de dikkate alarak, Avrupa Birliği müzakere sürecinin tamamlanacağı
2013 yılında yüzde 3.5'e çıkararak, Akdeniz'in 3. büyük turizm ülkesi olmayı ve
ülkemize 40 milyon yabancı turist, 35 milyar dolar döviz geliri kazandırmayı,
10 milyon yerli turist sayısını 20 milyona yükseltmeyi hedefliyoruz. Şu anda doğrudan
1.2 milyon kişiye istihdam sağlayan turizm sektöründe çalışanların sayısı 2013
yılında 2 milyon kişiye, bugün 600 bin olan uluslararası standarttaki yatak sayısı
1 milyona, Türk sivil havacılığındaki uçak sayısı 250 adetten 400'e,
uluslararası standartlardaki marina kapasitesi 8 binden 20 bine, 10 adet olan
golf sahasının 40'a çıkarılmasını hedefliyoruz. Bunları ve diğer turizm yatırımlarını
gerçekleştirmek için biz turizm yatırımcıları olarak 15 milyar dolar yatırım
yapmayı öngörüyoruz.
Hedeflerinizi
belirlerken küresel ısınmanın etkilerini ne kadar dikkate aldınız?
Küresel ısınma,
tüm dünyanın üstünde durması gereken bir konu. Bunun etkileri çok büyük
olabilir ama Türkiye’nin şanslı bir kuşakta olduğunu düşünüyoruz. Türk
turizmini çok fazla etkileyeceğini düşünmüyoruz. Hatta belki faydası bile
olabilir. Küresel ısınmanın getirdiği kâr eksikliği Avrupa’daki birçok kayak
merkezinin kapanmasına neden olacak. Türkiye yüksek bir platoya sahip olduğu
için kar eksikliği olacağını düşünmüyorum. Tabii altyapı eksikliğinin
giderilmesi şartıyla… Altyapı işini halledebilirsek, Türkiye kış turizmi açısından
çok cazip bir noktaya gelecektir.
Türkiye’deki
turizm yatırımlarını nasıl çeşitlendirebiliriz? “Antalya ve Muğla'dan başlayan
sahil şeridinde yeni otel yatırımına izin verilmemesi gerekir” diyorsunuz. Bu
konuda bir girişiminiz olacak mı?
Antalya,
turizmin göz bebeği durumunda. Buraya büyük miktarda yatırım yapıldı. Yapılan
tesisler, kalite açısından ve sayı olarak Türkiye’deki yatak kapasitesinin de
üstüne çıkmış vaziyette. Fakat bunu yaparken bazı plansızlıklar doğdu. Örneğin
aşırı yapılaşma oldu. Arz ile talep dengesi birbirini talep eden şekilde olmadı.
Arz, talebin önünde gittiği için fiyatlar çok düştü. Çok güzel tesislerimizi
bedava fiyatlara satar duruma düştük. Aslında bu kadar yatırımın ucunun açık bırakılmaması
lazımdı. Bir yerde önlem alınması gerekiyordu. Örneğin yurtdışında otel yapılacağı
zaman, oradaki diğer turizmcilere danışılır. Yani yeni bir yatırım yapmak o
kadar kolay değildir. Ancak Türkiye’de maalesef öyle olmuyor.
Sadece
yatırımcıya ‘yapmayın’ diyebiliriz
Biz de
dernek olduğumuz için bir yaptırım gücümüz bulunmuyor. Sadece dernek olarak
nerede yatırım yapılması gerektiğine dair yatırımcıyı yönlendirme şansımız
bulunuyor. Hükümet yeni bir tahsise çıkarsa, buna karşı çıkacağız. Ancak bir
üst kurul oluşturulduğu takdirde yaptırım gücümüz artacaktır. Yatırımcı, yatırım
yaparken asıl amacı para kazanmaktır. Eğer yatırımını karlı görmediği bir yere
yatırım yapıyorsa o yanlışı durduramayız ama bir yön gösterici olarak TYD
olarak bu vazifemizi yerine getireceğiz ve onları doğru yönlendirmeye çalışacağız.
Anlayacağınız, şu aşamada yapabileceğimiz yaptırım, ancak yatırımcılara tavsiye
etmemek şeklinde olabilir.
Sektör
TURQUALITY kapsamına alınmalı
•
Ülkemizde tüm turizm üstyapı ve altyapı yatırımları, 2023 Turizm Stratejisi
çerçevesinde hazırlanacak Turizm Master Planı’na göre yapılmalı, yatırım teşvikleri,
kamu kurumlarının bütçe ödenekleri, tanıtım ve pazarlama çalışmaları birbiriyle
uyumlu şekilde uygulanmalı.
• Sektörün
ihtiyacı olan elemanların sayı ve niteliklerinin belirlenmesi için insan gücü
planlaması yapılmalı ve eğitim kurumları ve müfredatları buna göre yapılandırılmalı.
Turizm mesleğinin gençler arasında kariyer hedefi haline getirilmesi daha çok
özendirilmeli.
• Turizmin
çeşitlendirilebilmesi ve ülke sathına yayılması için Master Plan çerçevesinde
belli bölgelerde ve belli turizm ürünlerinde zaman ile kısıtlı, selektif teşvikler
verilmeli.
•
Ülkemizde turizm yönetimi ve tanıtımı destinasyonlar bazında yapılmalı ve
destinasyon markaları yaratılmalı.
•
Ülkemizin ve bölgelerimizin 52 hafta pazarlanması için dünya örneklerindekine
benzer aktivite programları Master Plan çerçevesinde ve yerel yönetimlerin katkıları
ile oluşturulmalı.
• Yurtdışından
Antalya, Dalaman ve Bodrum gibi turizm merkezlerine tarifeli uçak seferlerinin
planlanması ve özendirilmesi sağlanmalı.
• Turizm
sektörümüz TURQUALITY kapsamına alınarak desteklenmeli.
• Orman
arazileri ile doğal ve kültürel varlıklarımızın koruma ve kullanma dengesi
içinde turizm yatırımcıları tarafından değerlendirilebilmesinin önü açılmalı.