27 Mayıs 2012 Pazar
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey



Tatil köylerini ‘Club’a dönüştürdü

 

 

Magic Life’ın Genel Müdürü Başak Erel, Türkiye turizmine dünya turizmi üzerinden bakarak çıkarımlar yapan ve derhal harekete geçen ender yöneticilerden. ‘Her şey dahil’ kavramının içinin boşaltılması nedeniyle  ‘Her şey içinde’ sistemini devreye sokanlar da Erel ve genç ekibi. ‘Deniz, güneş, kum’ üçlemesinin artık turizme yetmediğinin yıllardır farkındalar. Turizmde hizmet anlayışının hızla değişmesi gerektiğinin de. Magic Life’ları hakikaten ‘magic’ kılan anlayışı da böyle geliştirdiler. Gelen tüm konukları bir kulübün üyeleri kıldılar. Son olarak tatile ‘sanat’ kattılar...

 

Bizim hep tekrarladığımız bir konu var, bütün grubumuzun görüşü bu; ‘Türkiye’nin ucuza satılmaması gerektiği.’ Şu an Türk misafir portföyü de, yabancı misafir portföyü de fiyata karşı çok hassas ve bu da küresel ekonomik değişimden kaynaklanmakta. Ancak Türkiye’deki en büyük tehlike bir takım yüksek mercilerin de ifade ettiği gibi, artan yatak kapasitesi. Biz eğer o kapasiteleri 12 ay hayata geçirebiliyorsak, 12 ay bu yatırımlarla istihdam sağlayabiliyorsak süper. Ama biz bu süreyi üç ayla sınırlıyorsak ve geri kalan dokuz ay personelin yüzde 60’ının işsiz kalmasına sebep oluyorsak bu çok kötü. Çünkü bu durum sezonluk göçlere neden oluyor. Sezonluk göçler; hem yerleşim alanlarının düzenini bozuyor, hem gelişmede bozulmalara sebep oluyor. Ekonomi değişiyor. Diğer taraftan personel yetiştirmede de bir devamlılık sağlayamıyorsunuz çünkü üç ay sonra personel sizin sektörde ne kadar iyi olduğunuza bakmayıp 20 milyon gibi çok ufak fiyatlara yer değiştiriyor. Çaresizce… 7-8 yıl öncesine kadar iyi kötü, Akdeniz çanağında, Antalya’da, sezon 5.5-6 ayken şimdi üç aya indi. Haziranda tesisler doluysa daha önce gelenler de şimdi sürekli oda bulunabildiği için 15 Haziran-15 Temmuz tarihlerinde geliyor. Bu doluluğa rağmen yatak sürekli var, oda sürekli var… Mesela Ruslar 20 Mayıs civarında geliyordu çünkü Ortodoksların tatilleri var. Ama şimdi tüm ülkelerde düzen mahvoldu çünkü her ülke aynı sezona konsantre oldu, 15 Haziran-15 Eylül. Ön ve arka sezon diye bir şey kalmadı. Şimdi büyük grupların bu sezonda yatırımlarını çıkarması için çok büyük fiyatlara satış yapması gerekiyor. Türkiye böyle bir ‘PR’ çalışması içerisinde değil. Fiyatlarımızı yükseltebilmeniz için ya butik otel yapacaksınız ya da sınırlı kapasitelerle çalışacaksınız. Büyükler çok zorlanıyor. Şu sezon gittiğiniz zaman Antalya’da her yer dolu. Ama Rus turistle dolu... Avrupalı da çok büyük bir çekilme var. Devlet bazında araştırma yapılması lazım. Bizim uzun vadeli bir turizm planı oluşturmamız lazım, böyle bir planımız yok, bir takım çalışmalar vardı ama seçimler girdi onlar geride kaldı, KDV ile ilgili bir takım çalışmalar vardı, ne olacak bilemiyorum. Satışta bize indirim uygulanırsa hemen müşteriye yansır ama bunun bir satın alma aşamasına bakmak lazım, içkiye gelen KDV’de hiçbir indirim yapılmadı, bizim gibi her şey içinde bir sistemlerle çalışanlar açısından çok zamlı bir dönem aldı. Oysa son zamanlarda gıda sektörünün, mobilya sektörünün gelişmesi turizmin gelişmesine bağlı. Bu son 10-15 yıldır böyle.”

 

Magic Life Marmaris

 

TUI’nin sahip olduğu Magic Life’ın hem Center Genel Müdürlüğü hem de Satış ve Pazarlama Müdürlüğü görevlerini büyük bir başarıyla yürüten, devreye soktuğu ‘Çok farklı’ kampanyalarla adından söz ettiren Başak

Erel, Türkiye turizmine dünya turizmi üzerinden bakarak çıkarsamalarda bulunan ve derhal harekete geçen ender yöneticilerden. ‘Her şey dahil’ kavramının içinin boşaltılması ve kalitenin düşmesi nedeniyle  ‘Her şey içinde’ sistemini devreye sokanlar da Erel ve genç ekibi. ‘Deniz, güneş, kum’ üçlemesinin artık turizme yetmediğinin yıllardır farkındalar. Turizmde hizmet anlayışının hızla değişmesi gerektiğinin de. Magic Life’ları hakikaten ‘magic’ kılan anlayışı da böyle geliştirdiler. Gelen tüm konukları bir kulübün üyeleri kıldılar. “Önemli olan gelen misafiri mutlu etmek,” diyor Başak Erel, “ Türkiye’nin markalaşmasından bahsediyoruz. Türkiye’ye gelen 10-15 milyon turistin yüzde 90’ının memnuniyetini sağlasak bizim ayrıca bir ‘PR’ çalışmasına gereksinimiz kalmaz. Ve sadece tesisler değil tesis alanları dışındaki yerel bölgelerin de gelişmesi lazım. Muhteşem bir tesise gidiyorsunuz, dışarı çıkıp bir kahve içecek yer bulamıyorsunuz. Mesela Belek’te birkaç yer ama Mısır’a gidiyorsunuz Sharm el Sheikh’de bir ‘Hard Rock-Cafe’ var. Ben kendi grubumuzdan örnek vereyim, Magic Life’ın yüzde 10-15 tur satışı vardır, konaklayanlar için. Aşağı yukarı haftanın iki gününü turda geçiriyor konuklarımız ve bu güzel bir oran. Esnaf her şey dahilden şikayet eder ama biz zaten teşvik ediyoruz, bunu kösteklemek isteyen hiçbir grup olamaz zaten. Bize gelen misafire, dışarıda da bir şeyler sunuyor olabilmek lazım. Biz dünyanın beş ülkesinde tesisleri olan bir grubuz. Şöyle bakıyorum tatile gitmeden önce evinizin geçimini sağlayacak, çocuğunuzun okul şartlarını hazırlayacak ondan sonra tatile gitmeyi düşünebileceksiniz. Lüks bir sektör… O yüzden bütün insan beğenilerini ve hayat tarzlarını yakalamak durumundasınız. Kime ne sunabilirsiniz, bunun yollarını bulabilmelisiniz. TUI’ye bağlı olduğumuz için yaklaşık 50 binin üzerinde satış noktası ile çalışıyoruz. Avrupa’daki tüm ülkelerde TUI’nin kendi tur operatörleri var. Bize 20 farklı ülkeden misafir geliyor ama ağırlığımız Almanya ve Avusturya. Geriye kalan Belçika, Hollanda, Slovakya, Slovenya, Macaristan, Rusya, az sayıda İsrailli, İspanyol ve İtalyanlar var. Ama çok azlar. Eskiden çok daha fazla Anadolu turlarına çıkarlardı. Anadolu turu diye bir tur kalmadı. Türkiye’nin denizi dışında satış yapan sadece birkaç küçük kuruluş var. Bunların devreye girmesi lazım.”

 

Magic Life Bodrum Imperial

 

Magic Life’ların her birine ‘her şey içinde’ sistemi adında yeni bir anlayış getirmelerinin nedenini ise şöyle anlatıyor Erel, “Çünkü standartlaşma yok. Her şey dahil’in içi o kadar boşaltıldı ki biz bu kavramı kullanmak istemiyoruz. Çünkü içerikte bir değişiklik yok. Bizdeki doluluk oranlarına bakarsanız sistemin doğru kurulduğu zaman işlediğini görürsünüz. Bunun standardını koymazsanız içi böyle boşalır. Yan tarafta ‘her şey dahil’i 30 milyona gün satan bir kuruluş var ve mesela misafirim bana ‘Aradaki fark nasıl bu kadar oluyor?’ diyor. O yüzden standart oluşturulması ve o standartlar için gerekli kadrolar kurulması lazım. Hükümetlere göre çalışma olmaması lazım. Turizmde standartlaşmanın devlet politikası olması lazım…”

 

 

Turizme farklı yaklaşımlar ve getirdikleri…

 

Erel, bugünü canlandırarak geleceğin yapıtaşlarını oluşturmanın çabasında. Magic Life Nisan’dan bu yana küresel ısınmaya çarşı farklı eylemlerde bulunuyor. Halihazırda tüm tesislerinde kullanılan suyu arıtarak değerlendiren kuruluş çevreci çalışmalara konuklarını da katma gayreti içerisinde. Belek’teki Waterworld Imperial tesislerinin çevresinde bir orman alanı oluşturmak üzere alınan arazide bakım ve dikim yapıyorlar ve buna katılmaları için çağrıda bulundukları konuklarının da canla başla bu çalışmaya katıldığını görmüşler. Ancak sıcak havalar nedeniyle çalışmalar yavaşlatılmış.

 

Bodrum’da tatil, tatilde sanat... Magic Life ve Ali Poyrazoğlu turizmde bir ilki gerçekleştirdiler.

 

Ali Poyrazoğlu ile çok mutlu konuklar…

 

Başak Erel ilk başından itibaren çeşitli kademelerinde görev yaptığı Magic Life’ın sektöre ‘ses getiren’ bir giriş yapmak amacıyla 2001’de ilk kez çok popüler kültürlü bir açılış yaptıklarını anlatıyor, “Kadroda Hülya Avşar, Sibel Can ve Gülben Ergen var. Bu da bir riskti. Birbirleriyle ‘Pr’ çalışması olan bir gruptu onlar. Ve biz sektörde bir anda bir çıkış yapmak istedik ve bu sayede bir sezonda duyurmuş olduk adımızı. Ama ondan sonraki seneden itibaren çok güzel çalışmalar yaptık. MFÖ, Beyaz, Sertab Erener vardı, ardından taklit edenler mutlaka oluyor, herkes yapınca da sizinki sıradanlaşıyor. İki sene bu şenliklere ara verdik. Her Club’da başka birileri çıkmaya başladı. Canlı müzik, dünyanın dörtbir yanından gelen gruplar çıkıyor. Biz Ali Poyrazoğlu ile çalışmayı ve tiyatroyu riskli  olduğu için seçtik Bodrum’da. Çok cesur bir grubuz. Üstelik ki biliyoruz ki, tiyatroların durumu kış sezonunda bile çok zor. Ali Bey’den çok etkilendik, o kadar kaptırdı ki kendini. Bu sene ağustos sonuna kadar birlikte çalışıyoruz. Çeşitli oyunlar var; mesela yatmadan hemen önce sergilenen ‘midnight theatre’ serinleten bir su oyunu. Okuma günleri yapıyor, kuklalarını da getirdi çocuklar için. Bodrum zaten hep ilgi görürdü ama son beş senedir Türk misafirin ilgisini de çok çekiyor ve son yıllarda Bodrum’da daimi bir misafir portföyümüz oluştu. O misafirlere her sene yeni bir şeyler sunmak lazım. ‘Yaz Festivali’ gibi bir organizasyon yapıyoruz. Türkçe upuzun bir oyun sunuyorsunuz ama paralelde yabancı misafirlerimize de havuzda başka bir aktivite sunuyoruz. Ali Bey bizi şöyle yakaladı; ‘Maneviyat için ne yapıyorsunuz?’ dedi. Biz ‘yoga, o şu bu,’ deyince ‘yok’ dedi ‘ruhumuzu tazelemek için.’ Ve projeyi bir günde bitirdik. Ve hemen başladık. İlk oyunda 700’e yakın Türk misafir vardı ve hepsi seyretmeye geldi, ve oyun çok uzun, buna rağmen çok güzel geçti. Ali beyin şöyle bir kıvraklığı var, entelektüel için de Anadolu’dan gelen için de çekici bir ortam yaratıyor. Özellikle Anadolu’dan gelen misafirlerimizin çoğunluğu bu oyunu ilk kez görüyor, aralarında hiç tiyatroya gitmemiş olanlar da var. Her kesimden ve her yöreden… Parası olup da bu etkinliklere katılamayan geniş bir çevre var. Ali Bey öyle güzel bir ilgi almış ki. Çıkış noktamız bu. Sihirli Dünya’nın içinde sinemalarımız da var, Açıkhava. 11.30’da başlar.”

 

 

Başak Erel

 

Başak Erel turizmci olmaya gencecik bir kızken karar vermiş. Bilkent’i bitir bitirmez… Ve ‘Almanca olmadan turizm yapılmaz’ diyerek soluğu amcasının yaşadığı Avusturya’da almış. Sene 1990… Altı aylık kurs için gittiği Viyana’da 12 yıl kalmış. Geldiği yer, aldığı yol ona göre ‘Kısmet’ çünkü “Orada da Cem Kınay’la tanıştım, onlar daha öğrenciydi ama dokuz kişilik ufak bir şirketleri vardı, mavi yolculuk yapıyorlardı. ‘Bize gel biletlere yardımcı olacak bir arkadaşa ihtiyacımız var, hem çalışırsın, hem de kursuna devam edersin,” dediklerinde bana da çok cazip geldi. O iki-üç ay diye başlayan macera 12 sene devam etti. Öyle bir maceraydı ki, altı ay diye gittiğim yerde bunca zaman geçirebildim. Çalıştığımız şirketin adı Gulet’ti, sonra Magic Life kuruldu, iki markayı birlikte yürütmeye çalıştık. Önce Gulet çok büyüdü sonra Magic Life çok büyük bir patlama yaşadı. Bu ekibin içerisinde ben her kademede çalıştım. Böylelikle 2002’ye geldik ve bende Türkiye’ye müthiş bir hasret birikti. Her sene ‘dönüyorum’ diyorum, dönemiyorum çünkü merkezimiz Viyana idi. 2000 yılında Gulet yüzde yüz TUI’ye satıldı, satılan ilk şirket o oldu, bütün benim eski patronlarım Magic Life’a geçtiler, ben de Gulet bünyesinde kaldım. Gelmeye karar verince Cem Kınay, ‘Gel bak biz Türkiye^’de böyle bir organizasyona giriyoruz ve satış pazarlamada kuvvetlenmek istiyoruz’ dedi. Ve kalmak üzere geldim ben de. İlk iki sene çok zorlandığımı söyleyebilirim. İlk geldiğim iki sene boyunca zorlanmamın nedeni ekibimi profesyonel kılmak ve o ekibi elimde tutmak oldu. Evli değilim ve çocuğum yok ama 37 yaşında herkesin annesi oldum.”



© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


69428 - unknown - 38.107.179.237