Tasarımlarıyla
dünyanın dikkatini çektiler
Deneyerek,
görerek, öğrenek yapılmamışlar üzerine kafa yoran Türkiye’nin genç tasarımcıları
Alper Böler ve Ömer Ünal, bugüne kadar hayata geçirdikleri tasarımlarla dünyanın
ilgisini çekmeyi başardılar. Ödüle layık görülen işleri sektörde dünyanın önde
gelen dergilerine haber olan ve en iyiler arasında gösterilen Böler ve Ünal’ın,
Erşah firmasının Parla markası için yaptıkları tasarımlar dikkat çekmişti.

Alper
Böler 32 yaşında, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Endüstriyel
Tasarım Bölümü mezunu. Ömer Ünal 34 yaşında Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar
Fakültesi İç Mimarlık Bölümü mezunu. Tanışıklıkları öğrencilik yıllarından…
1998 yılında başlayan ufak tefek tasarım çalışmalarını 2000 yılında profesyonelliğe
taşıyarak Ünal-Böler Studio’yu kurdular. Önceleri ‘Neler yapabiliriz?’ sorularıyla
yola çıkan Alper ve Ömer iç mimarlık, dekorasyon ve tasarım hedefleri doğrultusunda
ilerlemeye başlar. 2002 yılında Erşah firması için ‘Rodeo’ isimli bir şezlong,
‘Tombik’ isimli bir oturma grubu ile sandalye tasarımı yaparlar. Başarılı tasarımları
dikkat çeken Alper ve Ömer bundan sonra ağırlıklı olarak tasarıma yönelir.
Tasarımda yapılmayanlar üzerine kafa yoran Alper ve Ömer izleyen yıllarda
birbirinden başarılı tasarımlara birlikte imza atarlar. Sırasıyla Nar, Salkım,
Petek, Sema, Kovan, Budak ismini verdikleri tasarımlarla hem Türkiye’nin, hem
de dünyanın dikkatini çekerler.

Budak
Budak
ağaçların sürgün yeridir. Raf ve oturacak yerleri oluşturan sistem herhangi bir
sabitleyici ya da vida kullanmadan tek bir parça olarak başlar. Herbir parça
kendi başına kilitleyici rol oynar.
Birbirine
eklenen parçalarla yapı sağlamlaşır. Dükkanlarda oturma ya da servis yapma amacıyla
düzenlenebilir.
En
iyi tasarım ödülleri
Eylül
2005’te ‘Nar’ adını verdikleri sehpayla İstanbul Tasarım Haftası’nda en iyi
tasarım ödülüne layık görülürler. Onun arkasından Ocak 2006 Köln Mobilya Fuarı’nda
işlerini sergilerler ve ardından Milano Fuarı’na katılırlar. Sektörün önde
gelen birçok yabancı dergilerinde yılın en iyileri arasında gösterilirler.
Tasarımları ve röportajları sektörün söz sahibi dergilerinde yayınlanır.
Avrupa’daki tasarım fuarlarında yer alırlar. Salkım Londra ve Viyana’da
sergilenir. Viyana Modern Sanatlar Müzesi’nden (MAK) en iyi tasarım ödülü alır
ve müze mağazasında satılmak üzere alınır. Genç olmalarına karşın yaptıkları işlerle
Avrupa ve dünyada dikkat çekmeyi başaran iki arkadaş, tasarımlarının sade ama
estetik, estetik ama işlevsel olmasına dikkat ettiklerini belirterek, “Sadeliği,
daha doğrusu ürünün kendisinden gelen, olması doğal olarak gerekli bir estetik
anlayışı tercih ediyoruz. Dürüst bir ürünün kendi estetik değerini yarattığını
düşünüyoruz. Sadece yeni bir görüntü ürünün kullanıcı elindeki ömrünün kısa
olmasına sebep oluyor. Uzun süre sevilecek ve kullanılacak bir ürün iyi bir
tasarımdır bizce,” diyorlar.

Petek
Hafifliği
ve sağlamlığıyla bilinen bal peteği Petek tasarımının esin kaynağı. Salkım
tasarımıyla aynı prensibe sahip olan bu tek kütüphane çok sayıda kitap taşıyabiliyor.
6 milimetrelik çelik tüpler geometrik bir biçim içinde sağlam bir yapı kuruyor.
Amerikan I.D. Magazine tarafından 2006 yılın en yeni iyileri arasında
gösterdi. İtalyan Gioia Casa yılın en iyi 100 tasarımından biri olarak lanse
etti.
Yeni
şeylere kafa yormak önemli
Bilgisayar
başında çizmekle tasarımın bitmediğinin, bunun hayata geçirilerek olup olmadığının,
işlevini yerine getirip getirmediğinin görülmesi gerektiğinin altını çizerek
‘Petek’i örnek gösteren Alper Böler, “Tasarımı bitirdiğimizde istediğimiz şey
olmuştu. Ancak fiziksel olarak dengede durup durmayacağı, kitapları taşıyıp taşıyamayacağı
gibi sorular oluşuyor ister istemez. Bunu anlayabilmek için hayata geçirip
görmeniz gerek. Ancak ondan sonra ‘oldu’ diyebilirsiniz. Yeni şeyler, yapılmamışlar
üzerine kafa yoruyoruz. Her seferinde başka bir şeyle uğraşıyoruz, bir şeyi
tasarladıktan sonra türevlerini yaparak ticari olarak devam edebilirsiniz
isteseniz ama şu an bunu yapmıyoruz biz. Yaparken de bir yandan öğreniyoruz,
daha neler yapılabilir diye. Deneyerek görebiliyoruz. Her zaman istediğimiz,
beklediğimiz sonuçlara ulaşamıyoruz ama deneyim ediniyor ve konu üzerinde kafa
yorarak ilerleyebiliyoruz. Fikirsel bazda da, pratikte de genel olarak yaptığımız
şey sürekli denemek, görmek ve öğrenmek,” diye konuşuyor.

Kovan
Tek
bir ikizkenar yamuk şeklinden koltuk, masa ve raf olarak kullanılabilecek çoklu
bir kompozisyon elde ediliyor. Sağlam bir yapıya sahip olan bu tasarım kullanıcıların
hayal gücüne ve kullanım amacına göre farklı biçimlerde kullanılabilir. Ayrıca
her bir yapıya kapak ve çekmece eklenerek çok yönlü bir kompozisyon elde
edilebilir.
Tasarımcıların
girdileri benzer
Tasarımcı
olarak henüz yolun çok başında olduklarını belirten Ömer Ünal, tasarımcıların
dünyanın her yerinde benzer girdilerle çalıştıklarını belirtiyor. Aynı zamanda
farklı coğrafyalarda benzer tasarımların ortaya çıkabileceğini söyleyen Ömer
Ünal, “Dünyanın her tarafında tasarımcılar benzer girdilerle çalışıyor. Aynı
filmleri izliyor, aynı kitapları okuyor, aynı müzikleri dinliyor. Benzer
sonuçlara ulaşmaları da çok şaşırtıcı değil bu yüzden. Bu durumda yerel
kültürel girdiler belirleyici ve ayrıştırıcı oluyor. Bu yüzden hem dünyada akan
mümkün olduğunca fazla bilgiyi takip etmeli, hem de bunları kendi süzgecimizden
geçirip anlamalı, yorumlamalıyız ve kendi sonuçlarımızla ortaya çıkmalıyız,”
diyor. Tasarımın taklit edilmesine ilişkin olarak da şunları ekliyor: “İyi
tasarımlar hep taklit edilecektir. Tasarımın sadece taklit edilmeme amacıyla
karmaşık, zor ve yüksek yatırımla üretilebilecek ürünlere yönlenmesinin yanlış
olduğunu düşünüyoruz. Katma değer tabii ki çok önemli ama sırf taklit edilmesin
diye harcanan zaman, enerji ve paranın daha iyi kullanılabileceğine inanıyoruz.”

Salkım
Üzüm
meyvesinin her bir demetine salkım adı verilir. Kitap raflarında daha az
malzeme kullanma düşüncesinden yola çıkarak geleneksel kanca formunu yeni bir
ürün tarzında uyguladık. Üzerinde taşıdığı kitaplardan çok daha hafif olan bir
kütüphane yapmak mümkün. Tek bir noktadan asılı parçalar ağır bir görüntü
yerine daha hafif bir etki bırakıyorlar. Boşluktaki çok zayıf bir hava
sirkülasyonu bile raf kümelerine hareket vererek daha hafif görünmelerini sağlıyor.
2006 Blickfang Viyana, MAK (Modern sanatlar müzesi), MAK Designshop ödülü
sahibi.
Erşah’ın
başarısı tasarıma önem vermesi
Türkiye'de
üretim yeteneğine sahip, yeni bir şeyler yapmayı, yeni pazarlara ulaşmayı
hedefleyen pek çok firma olduğuna dikkat çekiyor Alper Böler. Birlikte çalıştıkları
Erşah’ın da bunlardan biri olduğunu belirten Böler, “Üreticiler açısından dış
pazarlar, süreklilik ve tutarlılık açısından kilit önemde. Dış pazarlarda da
-özellikle Batı’da- telif haklarının yanından dolaşmak gittikçe zorlaşması bir
yana katıldıkları fuarlarda saygınlıklarını korumak isteyen firmalar bunun
yolunun yeni ve cazip ürünlerden geçtiğini görüyorlar. Bunun farkına varan KOBİ’ler
yavaş yavaş tasarım talep eder duruma geçiyor. Örneğin bizim ilk çalışmaya başladığımız
firmalardan biri Erşah. Tasarımın önemini fark edip, yeniden yapılanma içine
girdiler. Parla markası altında daha fazla orijinal ürün üretmeyi hedef haline
getirdiler. Bu sadece ‘hadi yapalım’ denerek yapılacak bir şey değil.
Bu
süreçte öğrenmek gereken çok şey, yakalanması gereken küresel bir akış var. Erşah'ın
başarılı olması eminiz ki pek çok firmaya yol gösterici olacaktır,” diye konuşuyor.