Çevre konusunda
bizim de yapacaklarımız var!

Bu
yıl olağanüstü sıcak bir yaz geçirdik. Yağışlar yıllık ortalamaların çok
altında kaldı. Büyük şehirlerimize içme suyu sağlayan barajların su seviyeleri
yüzde 15’lere indi. Başkentte durum daha da vahim hale geldi; bu satırların
yazıldığı sırada yüzde 2’lere düşen su seviyesini Kızılırmak suyu ile
destekleme çabası saate karşı bir yarışa dönüşmüştü.
Semih
ORCAN
TUSİD
Yönetim Kurulu Başkanı
Kamuoyunun
çevre sorunlarına yönelik ilgisi bu yaz yaşadığımız politik ortamın sıcak
konularını bile geride bıraktı. Su, enerji ve genel olarak tüm çevre sorunları
her bireyin, kurumun ve hükümetlerin en temel kaygılarından biri haline
gelmiştir ve önümüzdeki yıllarda iklim değişikliği, su ve enerji gibi konular
politik ajandanın en üstünde kalmaya devam edecektir.
Konuya
bir bütün olarak bakmanın, dünya ve ülke çapında önlemler almanın yanısıra
sektör sektör ve adım adım yapacak çok şey vardır. Endüstriyel mutfak ve
çamaşırhaneler de, büyük miktarda enerjinin harcandığı ve ne yazık ki
gereğinden fazla su, gaz ve elektrik tüketen, bol miktarda karbondioksit
emisyonu yapan, verimsiz cihazlarla dolu mekanlardır. Çünkü bu alanlar bugüne
kadar çevre, enerji ve su tüketimi vb. konularda hiçbir çabanın sarfedilmediği
sektörlerdir. Küçük bir restoran mutfağı bile yılda yaklaşık 400-500,000 kWh
enerji kullanmakta, ve 90 tondan fazla karbondioksit emisyonu vermektedir. Öte
yandan büyük bir ticari mutfakta veya bir otelin yiyecek-içecek noktalarında
3-4 milyon kWh enerji tüketilmekte ve bunun sonucu olarak 600-700 ton
karbondioksit çevreye salınmaktadır.
Çevre
konularında her bireye, toplumsal gruba, tüketiciye, yasa koyucuya ve tabii ki
üreticilere ayrı ayrı görevler düşüyor. Bu tür konularda ekonomik tavırlar çoğu
kez yasal önlemlerden ve yasaklardan çok daha etkileyicidir. Bu nedenle
satınalma kararı konusunda etkin olan yatırımcının, mutfak ve çamaşırhane
profesyonelinin ve satınalma sorumlusunun kararları birinci dereceden
önemlidir. Bu grupların çevresel sorunları gözönüne almaları, enerji
verimliliği yüksek cihazları seçmeleri veya bu özelliklere de önem verdiklerini
göstermeleri bile pazardaki koşulların baştan sona değişmesi anlamına
gelecektir.
Elbette
kamunun konuyla ilgili yapacağı çok şey vardır. Her şeyden önce çevre
sorunlarının sektörel bazda ele alınması, yasal zemininin oluşturulması, kontrol
mekanizmasının kurulması, cezaların yanısıra ekonomik teşviklerin uygulanması
gerekmektedir. Örneğin İngiltere’de ETL’de (Enerji Teknoloji Listesi) yeralan
profesyonel cihazları kullanan yatırımcı, ekipman bedelinin tümünü gelir
vergisinden indirebilmektedir.
Nihai
tüketici, yani bir restoranda yemek yiyen müşteri de, bir otelde yaz tatilini
geçiren turist de çevre dostu, enerji verimliliği yüksek cihazlar kullanan
ekolojik tesisler leyhine yaptığı seçimle bu duruma katkıda bulunabilirler.
Doğaldır
ki bu zincirin en temel halkası ekipman üreticileri ve tedarikçileridir. İmalat
yöntemlerinden ürettikleri nihai ürüne, üretimde kullandıkları malzemeden imal
ettikleri cihazların enerji verimliliğine kadar bütün bu konularda kafa
yormanın zamanı gelmiştir. Ağırlama-konaklama sektörünün tüm oyuncuları
proaktif davranmalı, çevre sorunları konusunda üzerimize düşeni yapmaya
başlamalıyız.